devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

  1. 14 Ağustos 1973...

    " doğduğu eve

    Levni'nin minyatürler çizdiği yerde miydin
    Muhibbi'nin şiirler yazdığı yerde miydin
    O gün zümrüdüanka camlarına kondu mu
    Gökyüzünde şehrayin kandilleri yandı mı
    Kapında birikti mi fosforlu pervaneler
    Gözlerini tavana gömdü mü divaneler
    Hünkar iskelesi'nden bir çerağ gönder bana
    Binbir çiçek tozuyla mihman olayım sana
    Göreyim, kokusuyla baygın odalarını
    ölümden kurtarayım aşkın adalarını
    Bu deniz, köpürdükçe köpürüyor yurdumda
    Her dalga, kırkayaklı verem oldu ardımda
    Ey şimdi tenhalarda pelerinler giyen ev
    Döner diye, gülümün yolunu bekleyen ev
    Aruzun, evrene taht kurduğu yerde miydin
    Avcıyı bir ceylanın vurduğu yerde miydin
    ötelere kapalı siyah perdeleri aç
    Bahçende mi kurudu kökünü yakan ağaç
    O'nunla büyülendi nağmeler; yıkıldı bend
    Meftun oldu yeniden ruhumuza nihavend
    ipek bakışlarınla aşk hüzzama boyandı
    Bir sandıkta uyuyan hatıralar uyandı
    Kokusuyla büyülü akvaryumda balıklar
    Rüzgar hala o günkü mutluluğu sayıklar
    Neva bir cemre düştü içimize dünyadan
    Duvarlar mestanedir bu hanende rüyadan
    Tükendi güzellikler şehrinin karmaşası
    Garibname'ye döndü aşığın en paşası
    Ey şimdi O'ndan kalan sesleri dinleyen ev
    Hasretiyle yıllardır ağlayıp inleyen ev
    ürkek bir lamba gibi hatırlar seni birgün
    Bana gelmez, bilse de gamlı halimi hergün


    Odasına

    Birgün seni müzeler cavidanı sayarlar
    Ruhumu mumyalayıp mahzenine koyarlar
    En güzel rüyaları koynunda gördü gülüm
    iffetli aynalarda saçını ördü gülüm
    Bilmiyor, hayalini duvara astığımı
    Volkan gibi konuşup, kan gibi sustuğumu
    Hangi köşene koydu oyuncak bebekleri
    Ayıları, kuşları, ıslak kelebekleri
    Kitaplar okudu mu acılarıma dair
    Düşlerine girdi mi kan tüküren bu şair
    şair ki, doludizgin bir yangında bunalan
    Kendi ruhundan kopan çığın altında kalan
    içinde en belalı yolların kıvrandığı
    Cinnetlilerin bile O'nu deli sandığı
    Bir dünya atlasında vesikalık bir adam
    Ardında gölgesiyle kıvrılan puslu idam
    Ey nesih yüzlü oda, söyle bana derinden
    Birgün bu gam heykeli ölürse kederinden
    Gülüme haber salıp çığlıklar atar mısın
    Sen de soylu şairi bir pula satar mısın? "

    (Hüznün Lalesidir Dünya - Nurullah Genç - Sayfa: 12,13,14)

    Timuçin hadi söyle ! Küçük bir çocukken, Ken bebeğini, oyuncak bebeklerini, peluş ayılarını odanın hangi köşesine koyuyordun :) Aklıma ne geldi; birgün, Timuçin fan sayfasına, Timuçin'in eski bir komşusu, Timuçin'in anne babasının halen Ayrancı'da, Timuçin'in çocukluğunu geçirdiği evde yaşadığını yazmıştı, okumuştum.
    avatar
    14.08.2023 - 00:43
tümünü gör

entri girebilmek için giriş yapın