devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

geceye bir söz bırak

  1. " Mart, senenin bu bahar ayı, velev birkaç günlük güneşli, parlak günleriyle cidden vürudunu tebşir etmeye başladı, hatta badem erik gibi bazı aceleci ağaçlar bile çiçeklerini açtılar.

    Artık denilebilir ki senenin kokulu çiçek ayındayız, çiçeklerden pek ince zevklerle mütehassis olanlar gözlerinden, odalarından onları daima ayırmak istemezler, hatta bazıları onlardan türlü türlü manalar çıkartırlar... çünkü onlara göre çiçekler lisan -ı hal ile adeta konuşurlar... Hatta fransızların pek meşhur şükufe-perestlerinden Matmazel Clarisse Jurenvinil çiçeklerin başlı başına tabiatta bir 'langue' (dil) teşkil ettiğini oldukça büyük bir ciltle yazmadı mı?... Acaba bu baharda bize çiçekler ne söylüyorlar, geçen baharda olduğu gibi her halde bir 'if' (porsuk ağacı) gibi bize daima 'mahzuniyet' (tristesse) mi ilka ediyorlar? Bir fransız şairi:

    ' Daima yeşilliğini mufaza eden ağaçları, çiçekleri sevmem, çünkü onların yeşillikleri içinde daima bazı siyahlıklar, gölgelerinde soğukluk, yapraklarında sivri bir dikenlik vardır. Hem onlar tabiatta hiçbir şey kaybetmeyen , hiçbir şeyden korkmayan gibidirler. Daha doğrusu onlar bana hissiz görünürler. işte bunun için onlar beni o kadar alakadar etmezler. '
    diyor. Hakikaten öyledir. Yaz ve kış yeşilliğini muhafaza eden ağaçlar dehrin şedaidine karşı bi-hiss kalmış zi-ruh vücudlara benzemezler mi? (...)"

    (Türk çiçek Kültürü üzerine Cevat Rüştü'den Bir Güldeste - Nazım H. Polat - Sayfa: 97)
    avatar
    27.02.2023 - 00:42
tümünü gör

entri girebilmek için giriş yapın