geceye bir söz bırak
- " Bedevi
ihtiyar bedevi adam çadırının girişinde durmuş, ay ışığı altında dalgalı kum tepeciklerine bakıyor. Ne tarafa dönülürse dönülsün manzara değişmiyor, rüzgârla onun dağıttığı kum haricinde hiçbir ses yok.
çadırının içinde oğulları ve yeğenleri iki batılı ve onların kılavuzlarıyla birlikte oturmuş, çayın sonunu içiyor, muhabbet ediyor, ara ara kahkahalara boğuluyor. Batılılar Amerika'dan gelmiş fotoğrafçılar, Bedevileri arayarak Rubülhali çölü boyunca yüzlerce kilometre seyahat etmiş bulunuyorlar.
Daha öncesinde, akşamın altuni ışığında, uzun boylu olanı onun eski mekanizmalı Lee-Enfield tüfeğiyle poz verirken bir fotoğrafını çekmişti. Artık pek fazla hatırlamadığı bir savaşta Britanyalılara yardım ettiği zaman tüfek kendisine onlar tarafından verilmişti. Oğulları onu her kullandığında ona güler, onu bir Kalaşnikof'a geçmeye ikna edememişlerdir. Adam inatçıdır, çelik mekanizmayı her çekişinde bir saflık olduğunu söyler.
Fotoğraftan sonra, ihtiyar adam her biri deve kamburu yüksekliğinde ama daha düz olan ufak kum yığını tepeciklerine çevirmişti tüfeğini. Bunları böyle yapan rüzgârdır, demişti ihtiyar adam. Ufak tepeciklere hep birlikte bakıldığında bazı tepecikler düzleşip yenileri çıkarken, bunların tamamı çöl zemininde tek yönde hareket eden tek bir canlı varlık gibidir.
iyi bir fotoğraf çıkabilir bundan, der adam.
Batılı kafasını sallar, kamerasından bakmaya başlar; ihtiyar adam yemen otunu çiğnemeye devam eder. Sonunda batılı ona doğru döner ve sessizce, bana dünyanın güzelliğini gösterdiğin için teşekkürler, der.
ihtiyar adam tepecikleri bilhassa özel bir şey olarak düşünmemiştir ama evet, batılı onların fotoğrafını çektikten sonra, ne kadar güzel olduklarını görebilmektedir. Batılının teşekkürüne nasıl karşılık vereceğini bilemez bu nedenle gülümsemekle yetinir.
Ama şimdi, ayın aydınlattığı kumlara baktığı sırada şöyle düşünür: Sen tümseğin oraya geldin, ben de seni bir yabancı olarak karşıladım. Hepimiz birbirimize yabancıyız; birbirimize verebileceğimiz tek şey, dünyadaki güzel şeyleri nasıl gördüğümüzü göstermektir. Bu uçsuz bucaksızlığı kaldırılabilir kılan tek şey budur."
( Yağmur Damlaları Arasındaki Mesafe - Justin Ker - Sayfa: 135, 136)
tümünü gör