timuçin esen
- https://twitter.com/EsenTimucinFans/status/1368898795036147714
https://www.youtube.com/watch?v=6akijyRsHWw
Sâzende Timuçin... Bir sâzende ruhuna sahip olduğundan, bir başka sâzende; sâzendelerin hası Müslüm Gürses'in biyografisini milyonlara izlettirdi.
" Sâzende ve Virtüoz
Bir müzisyenin, parmaklarının ucuyla enstrumanına dokunarak onu çalmaya başlaması, sadece fiziksel ilişkiden ibaret değildir. Müzisyenin içinde olanın, yavaş yavaş enstrumanın lisanıyla ifade edilmeye başlandığı andır o an. Biraz daha ileriye gideyim: fiziksel ilişki açısından iki bedenin 'tek vücut' haline geldiği, hatta iki ruhun, müzisyenin ve enstrumanının ruhlarının kaynaştığı andır. Enstrumanla samimiyet kurmak zordur. Enstrumanın kendisini icracısına açması, zaman ister. Enstruman, kendisine dokunan ellere dokunur, o elin parmaklarının samimi olup olmadığınıi kendisini gerçekten isteyip istemediğini adeta hisseder. Altı üstü birkaç tane telin gerili olduğu bir tahta parçasından ibaret gibi görünür bir enstruman, ama bence onun da kendisine göre ölçüleri vardır. Bir kişiliği vardır. Hayatında hiç enstruman çalmamış ya da çalmaya çalıştıysa da başaramamış kimseler için bu söylediklerim anlamsız ve tuhaf şeyler gibi görülebilir belki ama, iyi ve gerçek bir sâzendeye enstruman çalabilmenin sırrını sorduğunuzda, alacağınız cevaplar muhtemelen böyledir. Size enstrumanıyla bütünleştiğini; adeta tek vücut haline geldiğini; enstrumanıyla sağladığı uyumdan aldığı lezzeti, hayatta belki de hiçbir şeyden almadığını söyleyecektir. Enstruman çalmak, bir enstrumana güzel sesler çıkartabilmek, gönül işidir. Bu sadece ustalıkla, virtüoziteyle izah edilebilecek bir şey değildir: Virtüozite, teknik anlamda gelişmişlik demektir. Enstruman üzerinde basılması zor pozisyonları basarak çalabilmek, hız gibi becerileri kazanabilmektir virtüozite. Doğru ve hiç kimsenin çalamadığı hızda ve biçimde çalabilmek, güzel çalmaktan daha önemlidir virtüoz için bir anlamda. Virtüozite, bence enstrumanı terbiye etmek, onun üzerinde hakimiyet kurmak demektir. Enstrumanla kurulan tek taraflı bir ilişkidir virtüozite. Virtüoz olmayı, aslan terbiyeciliğine benzetirim. Virtüoz, aslan terbiyecisinin koskoca ve yırtıcı bir aslanı terbiye etmesi gibi, enstrumanını terbiye etmeyi başarmış bir terbiyeci gibidir. Biraz da bencilliktir virtüozite. Ama bir enstrumanla kaynaşmak, ona samimiyetle yaklaşmak, onunla bir şeyleri paylaşmak daha başka bir şey. Bu durumu 'virtüoz olmak'la kolay kolay izah edemiyorsunuz. Virtüozite, enstrumanınızla giriştiğiniz bir rekabetin sonucudur. işin içerisinde, yüreğiniz pek olmayabilir. Sürekli parmaklarınıza bakarsınız, doğru basamadığınız zaman hiddetlenip enstrumanı yumruklayabilirsiniz. çünkü rekabet hissi, insanı hırçınlaştırır. Hele bu, enstrumanınızla aranızda bir çekişmeye dönüşmüşse, vay o zavallı enstrumanın haline. Sizden bol bol dayak yer durur. Virtüozite, bir tür 'varlık ispatı'dır.
Ama enstrumanla dostluk, varlığı; o üstesinden zor gelinir 'ego'yu enstrumanda gizlemek anlamına gelir. Sâzendelik böyle bir şey olsa gerektir. Rahmetli hocamız Neyzen Fuat Türkelman'ı hatırlarım. Onun çok kısa bir süre ney talebesi olmuştum. 'Ney çalmak' ifadesine fena halde kızardı. 'Ney çalmak istiyorum' dediğinizde biraz istihzâ ile 'aman sakın benim neyimi çalıp götürmeyesin'diye takılır; işin doğrusunun 'ney üflemek' olduğunu güzel bir lisanla ifade ederdi.( bu ifade, sadece Fuat Türkelman hocaya ait değil tabii ki. Bütün usta neyzenler, bunu 'ney üflemek' olarak ifade ederler.) Ona ruhunuzdan üflersiniz çünkü. Başka türlü ses çıkaramazsınız, çıkarsanız bile tat alamazsınız. Yine konservatuardaki talebelik yıllarımda bir kânun dersinde kânun hocam merhum Fikret Kutluğ, verilen ödevi gayet güzel ve kusursuz çaldıktan sonra bana şunu söylemişti: 'Evladım, sanatçı olmak demek bir sazı kusursuz çalabilmek veya bir eseri kusursuz icrâ edebilmek demek değildir. Sanatçı olabilmek tevâzu sahibi olmayı başarabilmek demektir' demişti, hiç unutmam. Bizim eski musiki emanetini hocalarından teslim alıp bir sonraki kuşaklara teslim etmeye çalışan, geçmiş ile bugün arasında bir tür köprü vazifesi görmüş olan saygıdeğer hocalarımızın sanata, sanatçılığa musikiye,sâzende ve hânendeliğe yaklaşımı böyleydi. Kendilerinden sanatçı âhlakı açısından önemli şeyler öğrendik, nur içinde yatsınlar, mekânları cennet olsun.
Enstruman çalmak, müzisyenliğin mütemmim cüz'ü olması bakımından önemli. Varlığı, egoyu enstrumanda yok etmek bakımından önemli. Sayılamayacak kadar çok yararları vardır enstruman çalabilmenin. Keşke herkes bir enstruman çalabilse diye düşünürüm. Hatta daha ileri gidip, 'ne yapıp edip herkes bir enstruman çalmalı' diye de düşündüğüm olur. Saygıdeğer Ahmet Turan Alkan, eski tarihli bir yazısında babaları uyararak, 'bir türküyü iyi veya kötü söyleyemeyen delikanlıya kızınızı vermeyin, yine bir türküyü iyi veya kötü söyleyemeyen kızı da oğlunuza alarak koç yiğidinizi yakmayın' diye tavsiyede bulunuyor. Bu çok önemli bir durum. Ama ben biraz daha ileri gidip babaların, kızlarını verecekleri delikanlıya veya oğullarına alacakları kızlara, enstruman çalmayı bilip bilmediklerini de sormayı tavsiye ediyorum.
Konuya dönecek olursak; virtüoz olmak başka bir şeydir, bizim musiki kültürümüzün ifadesiyle sâzende olmak başka bir şey. Birinde insan enstrumanın peşine takılır, kendini enstrumanı ile vareder, diğerinde ise enstruman insana tabi olur. Virtüozite, insanın kibrini arttırır, sâzendelik ise sabrını geliştirir, insanın kendisini eğitmesini sağlar, benliğini dizginleyip tevazuunu artırır. Virtüoz, dinleyiciyi büyüleyip etkilemek, kendisini övdürmek derdindedir, kendini beğenmiştir, sâzende ise güzel icra derdindedir. nefsini terbiye etmiş, sabrı ve tevazuyu öğrenmiş olmalıdır. Virtüoz, kendisini alkışlatmak, sürekli beğenilmek ve kendi varlığını abideleştirmek derdindedir...Sâzende ise bir medeniyetin, bir musiki kültürünün bütün yükünü ve ağırlığını adeta kendi omuzlarında hisseder... Sorumlu olduğunu düşünür. Kendisi için değil, ait olduğu kültür ve medeniyet için icra eder. Virtüoz batılıdır...Onun için dış görünüş önemlidir. Sâzende doğuludur, Anadoluludur, istanbulludur... Onun için kalp önemlidir. sâzendenin sazının sesi, kalbinin sesidir... Onun için dinleyenin kalbine ulaşır. Virtüoz 'ben'dir... Sâzende ise 'biz'. "
(Müziği Düşünmek - Yalçın çetinkaya - Sayfa: 230,231,232)
tümünü gör