devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

romatoid artritin eklem dışı tutulumunu gösteren bulgular

  1. PLöROPüLMONER TUTULUM

    romatizmal plörezi
    En fazla görülen akciğer tutulum şekli olup, genelde orta derecede, bazen iki taraflı olabilir.
    romatoid artrit hastalığı bu bulgu ile de başlayabilir. Ponksiyon sıvısı; eksüdatif tipte, proteinden zengin(4g/dl, bulanık, glükozu düşük(l0-50mg/dl), LDH yüksekliği ve lenfosit hakimiyetinde(100-3000/mm3, tipik olan formlarda) ve romatoid faktör ihtiva eder.

    tüberküloz plörezide de glikoz düzeyinin düşük olduğu unutulmamalıdır.
    Kompleman yoğunluğunun düşük olması kuraldır. Romatoid artritin süresi ve şiddeti ile ilişkisizdir.

    plevral biyopsi, nadiren romatizmal nodülleri olsa da nonspesifik bir iltihabı gösterir.

    ponksiyon, tüberküloz ve tümoral lezyonlar gibi ayırıcı tanıların yapılmasında çok faydalıdır. Bu plörezi kortikoisteroid tedavisine duyarlıdır.

    diffüz intestiyel akciğer fibrozu
    akciğerierin parenkimal tutulumu için en klasik örnektir. Plörezinin aksine, geç ortaya çıkar ve erkek seropozitif ve nodülü bulunan hastalarda daha sık görülür. Kliniği idiopatik akciğer fibrozuna benzer. Sıklığı değişik olarak bildirilmektedir; sadece radyolojik tanı yapılırsa nadir, solunum fonksiyon testlerine göre değerlendirilirse daha sıktır(% 20). Gerçekten de uzun süre devam eden ağır şekilleri ve restriktif sendromla birlikte olan gerçek akciğer fibrozunun nadir olması muhtemeldir. ' bal peteği' görünümleri* seyrektir. Fibrozun patogenezi tartışmalıdır. Mezenşimal hücrelerin artan reaktivitesi sorumlu tutulabilir. Tedavisi fibrozun eskiliğine ve bronkoalveoler lavajdaki polinükleer hücre( sikatris oluşumu) veya lenfositoz(inflamasyon) durumlarına bağlıdır. Prognozu umumiyetle karanlıktır.

    diffüz interstisyel pnömopati
    ince kesitlerle yapılan tomografik(scanner) incelemelerindeki ilerlemeler ve metoteksat kullamını öncesi akciğer tutulumunun olup olmadığı konusunda yapılan sistematik araştırmalar; tomodansitometrik görüntüde gitgide daha sık olarak kirli cam görünümüne rastlanmaktadır.

    akciğer grafisi normal veya mikro-nodüler olabilir, nadiren de bal peteği görünümüyle (fibrozun tamamen yerleştiği durumlarda) karşılaşılabilir. Yüksek ayrıntınlı ( resolution) tomografik incelemelerde; en çok kaidelerde olmak üzere mikronodüller, " kirli cam" denilen interstisyel lezyonlar görüntülenir. Bazen de mediyastinal adenopatiler gözlenebilir.

    Bu tür tetkiklerin prognoza olan faydası bilinmiyor. bronkoalveoler lavajda; sıvı ilk başta lenfositten zengin ve CD4 /CD8 oranı yükselmiş hücrelerle doludur.(Kronik tutulum). Bu tip tutulumun seyri değişkendir. Sıklığı %20 civarında olabilir. Prognozu bilinmiyor ve gerekirse tedavisi konusunda bir konsensus bulunmuyor. yüksek dozda kortikoterapi etkili gibidir. metoteksatın faydası bilinmiyor.

    tıkayıcı bronşiolit
    Nadir fakat ciddi bir hastalıktır. Bazen ani olarak genellikle d-penisilamin, salazopirin veya altın tuzları gibi ilaçların kullammıyla ortaya çıkar. Klinik olarak kuru öksürükle birlikte olan dispne ve ' kuş sesi' gibi tarif edilen çok karekteristik rallerin varlığı ile tanınır. *

    solunum fonksiyon testleri; distal küçük hava yollarında lokalize(bronkodilatatörle düzelmeyen) ciddi bir obstriktif sendromu gösterir. Seyri, ilacın kesilmesine rağmen gittikçe kötüleşebilir.

    organize olmuş pnömoni ile olan tıkayıcı bronşiolit
    kuru öksürük, dispne, krepitan raller, ateş, radyolojik olarak az çok sistemli halde gezici olabilen alveoler infiltratlar ve hecmelerle seyreden bir klinik tablo vardır. Histolojik olarak, organize olmuş pnömonik lezyonlarla, alveol içi ve bronş içi hücre proliferasyonu mevcuttur. Tıkayıcı bronşiyolitin aksine kortikoterapiye iyi yanıt verir.

    bronşektazi
    romatizmal poliartrit ve bronş dilatasyonu birlikteliği çok uzun zamandan beri bilinmektedir. Eski ve ciddi romatoid artrit esnasındaki bronş genişlemesi; genişlemiş bronşların tekrarlayan infeksiyon hecmelerinin uyandıracağı eklem hastalığından daha fazladır. Sebep sonuç ilişkisi henüz yerleşmemiştir.
    Ayrıca kömür madeni işçilerinde görülen değişken seyirli romatizmal nodüllerin akciğer yerleşimlerini, romatoid artrit ve akciğer silikozuyla birlikte yaptıklan klasik caplan-colinet sendromu gibi kömür madenierindeki çok özgül formunu hatırlatmak gerekir.

    iatrojenik pnömopati
    Metotreksat etkisinin iyice anlaşıldığı, kortikoterapiye duyarlı ağır dispneyle ortaya çıkan pnömopatinin metotroksat olan hastaların %1-2'sinde görüldüğünü hatırlatmak uygun olur.
    avatar
    02.10.2020 - 16:48
tümünü gör

entri girebilmek için giriş yapın