devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

romatoid artritin eklem dışı tutulumunu gösteren bulgular

  1. romatoid artritte eklem dışı belirtiler:
    Kronik ve sakat bırakabilen bir eklem hastalığı olan romatoid artritin çeşitli eklem dışı belirtileri vardır. Bu belirtiler klinikte romatoid nodül gibi sık görülen iyi huylu olanından, felty sendromu ya da vaskülit gibi ağır olanlarına kadar, geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilir. romatoid artritin sistemik olarak ortaya çıkışı, kronik hastalıkların seyrindekine ilave olarak kümülatif şekildedir, tam anlamıyla gelişen lezyonlar çok önemli olup, hatta yaşamla bağdaşmayabilir. Burada tam olmasa da, romatoid artritin başlıca eklem dışı belirtilerini gösteren sınıflamalara örnekler ve klinik belirtilerden bahsedilmektedir.

    Romatoid Artrit uzamış bir seyirle giden, kronik, eklemlerde yaygın inflamasyonla giden nedeni bilinmeyen bir hastalıktır.* Sistemik bir hastalık olmasına rağmen öncelikle eklemleri seçer. Birçok hastada fazla ağrılı olmaksızın iyi kontrol edilebilen, bazılarında ise çok ciddi olabilen eklem dışı belirtilere neden olur. Bunlarda; romatizmal nodüller ve sjögren sendromu gibi iyi huylu olabildiği gibi felty sendromu veya periarteritis nodozanın nekrotizan vasküliti gibi sıklıkla öldürücü komplikasyonlara da yol açabilir(!).

    Bu tutulumların kesin sayısını tesbit etmek güçtür. Buna karşın; p. bacon'ın yaptığı; romatoid artritde eklem dışı belirtilerin sıralaması fikir verebilir.
    avatar
    01.10.2020 - 04:50
  2. deri altı nodülleri
    Romatoid Artrit için hastaneye yatan hastaların yaklaşık yarısında görülebilen bir belirtidir.
    Nodüllerin nasıl ortaya çıktığı tartışmalıdır. Bazısı lokal bir vaskülit nedeniyle oluştuğunu düşünürken, diğerleri travmatik faktörlerden (dirsek veya sakrum nodülleri gibi) bahsetmektedir. Bir kısım nodüllerin ortaya çıkışında ise metotreksatın rolü tartışmasızdır.
    Histolojik olarak bu nodüller, merkezinde histiyositlerle çevrili fibrinoid nekrozu olan, etrafında ise fibrolenfoplazmositlerden oluşur. En sık yerleşim yeri; dirsek, parmak ve dizde cilt altında, 1-2 mm'den birkaç santimetre çapına kadar değişen boylarda olabilir. plevra, akciğer, karaciğer gibi iç organ nodülleri tanımlanmıştır. İç organ nodülleri ülkemizde daha az görülmektedir. Romatoid Artrit seyrinde, nodüller, birdenbire veya yıllar sonra ortaya çıkabilir. Kural olarak nodüller ağrısız olup; romatoid arttitin tümüyle dışlanması haricinde, kendiliğinden gerileme eğilimi yoktur. Ancak işlevsel ve estetik olarak rahatsız ettiği durumlarda cerrahi olarak çıkarılabilir. Nodüller nodülektomi sonrasında da yenileyebilirler.
    avatar
    01.10.2020 - 12:30
  3. Hematolojik bozukluklar
    Anemi:
    Genelde hafif, orta, enflamatuvar olarak gelişen, demir düşüklüğü ile birlikte normokrom kansızlıktır. Diğer taraftan serum demiri düşükken, organizmanın demir deposu olan ferritin yanıltıcı bir şekilde normaldir. Hastalığın hecmeleri esnasında aneminin ağırlaşmasında; enflamasyonla birlikte kemik iliği sitokinlerinin kırmızı seri elemanlarının olgunlaşmasını tamamen önlemesi söz konusudur. Hastalık remisyona girince de kısmi bir düzelme olur.

    Romatoid artritte; belirgin özellikleri olmadan diğer anemilere de rastlanır. Yapılan tedavinin komplikasyonu olarak ortaya çıkan anemiler, ülsere bağlı kanamalardan olanlar ve metotreksatın makrositer anemisi ya da çok nadir olan otoimmün hemolitik anemiler sayılabilir. Diğer kan elemanlarının azalmasına bağlı anemiler nadirdir. Özellikle d-penisilamin ya da altın tuzlarının kullanımı sırasında, olguların % 40 ila 49'unda; çok hafif bir eozinofili olabilir. Özellikle başta vasküliti olanlar olmak üzere, bazı romatoid artrit türleri çok yüksek lökositoz ve yoğun bir eozinofili ile birlikte olabilir. Hatta bazısı romatizmal hastalığın tanısında rol oynayabilir. Eozinofili sıklığı olguların % 18 ila 42'sinde olabilir.

    Trombositler, inflamatuvar sendromla eş zamanlı olarak hafif yükselmiştir. Bu bağışıklık inflamasyonun kaybolmasıyla kendi kendine düzelir.
    avatar
    01.10.2020 - 12:34
  4. felty sendromu ( felti sendromu)
    nötropeni(mm3'de 1000'den az) ağırlıklı lökopeni; romatoid artrit, splenomegali ve lökopeniyle birlikte olan felti sendromunun (mm3'de 1000'den az lökopeni) özelliğidir.

    Anemi ve poliadenopati gibi diğer belirtiler de mevcuttur. Kural olarak uzun süren, seropozitif, sıklıkla nodüllü ve antinükleer faktörler ve kompleman yetersizliği ile birlikte olan romatoid artritlerde ortaya çıkan felty sendromu nadir ve ürkütücü bir romatoid artrit komplikasyonudur. Sıklıkla eklemler açısından fazla ilerleyici olmayan fakat mutlaka DRB1*04 ve/veya DRB1*0404 gibi risk alellerini taşıyan romatoid artrit hastalan söz konusudur. (HLA-DRB1 allelleri: DRB1*0101, DRB1*0401, DRB1*0404 ve DRB1*0405) kaynak

    Bu sendromun fizyopatolojisi bilinmiyor. Lökopeninin nedeni polinükleer hücrelerin aşırı kaybıdır. felty sendromunun ağırlığı, özellikle polinükleer hücrelerin çekilmesiyle ortaya çıkan tekrarlayıcı infeksiyon epizodlarıdır. Tedavisi zordur. Altın tuzları, lityum, metotreksat v.b. gibileri önerilmektedir. Bu tedavilerin etkisiz kalması ve nötropeninin devam etmesi durumunda splenektomi, granülosit büyüme faktörleri ya da siklofosfamid tedavilerine başvurulabilir. felty sendromu, artmış büyük granüllü CD57+ lenfositler(kronik T hiperlenfositozu) ile seyreden ve psödo-felty sendromu olarak adlandınlan diğer olgulardan ayırdedilmelidir.

    kanın hiperviskozite sendromları oldukça nadirdir.
    avatar
    01.10.2020 - 12:46
  5. retikülo-endotelyal sistem tutulumları
    romatizmal hastalığın * seyri sırasında hastaların % 50-70'inde artrit hecmelerinde oluşan satellit adenopatiler olabilir. Kural olarak eklem tutulumunun iyileşmesiyle adenopatiler de düzelir. Histolojik olarak iyi huylu bir foliküler hiperplazi mevcuttur. Uzun süre devam etmesi halinde diğer tanılar düşünülmeli ve lenfoma araştırılmalıdır.

    Felty sendromu dışında da; % 2-3 arasında splenomegali vardır.
    avatar
    01.10.2020 - 14:30
  6. raynaud sendromu
    Raynaud sendromu romatoid artrit hastalannın %2 ila 5'inde rastlanırsa da tipik kapillaroskopik anormallik göstermez.
    avatar
    02.10.2020 - 02:01
  7. sistemik vaskülit
    Uzun sürmüş ve ağır seyreden seropozitif, nodüllü romatoid artrit hastalığının seyri sırasında bazen; periarteritis nodozayı tıpa tıp taklit eden(böbrek tutulumu hariç) sistemik vaskülit tablosuna rastlanabilir. Ortaya çıkış sıklığı milyonda 10 kadardır. immün kompleks mekanizmasıyla oluşmuş bir vaskülarit söz konusudur. Bu
    romatizmal vaskülarit esnasında; polinükleer hücrelerin anti-sitoplazma antikoru(anca) ya da anti-endotelyal hücre antikoru, kompleman düşüklüğü veya kriyoglobülinemi bulunabileceği belirtilmektedir.

    Klinik belirtiler çok farklılık gösterir. Kötü prognoz için belirleyici bir değeri olmayan tırnak altı mikro-infarktüsleri gibi basit belirtiler olabildiği gibi, az çok derin olan deri ülserasyonları, varis ülserleri, vasküler purpura, el ve ayak parmaklannda gangrenler gibi daha ciddi diğer deri lezyonlan görülebilir. Genel hastalık belirtileri ateş, zayıflama, genel durum bozukluğu olabilir.

    Merkez sinir sistemi tutulumu nadirdir. Periferik sinir sistemi tutulumu; periarteritis nodozaya benzeyen, asimetrik duyu - motor bozukluğu yapan mültinevritlerle gider.

    Daha sık olarak, fakat daha iyi bir prognoz gösteren; subjektif ve objektif bulgular gösteren sadece duyusal polinevrit söz konusu olabilir.

    Böbrek tutulumu nadirdir. Proteinin varlığı, romatizmal vaskülitin böbrek tutulumundan ziyade, renal amiloidoz veya ilaçlara bağlı bir komplikasyonu düşündürür. amiyotrofi, diffüz miyalji gibi kas tutulumları da gözlenebilir.

    Mide-barsak tutulumu da; perforasyon, ülser, karın ağrısı yapabilen peri-arteritis nodozanınkine birebir benzerlik gösterir.

    Sero-pozitif, uzun sürmüş ve ağır seyreden bir romatoid artriti olan erkek hastada klinik tanının konması nispeten kolaydır. romatizmal vaskülarit tanısı histolojik olarak konur. Esasında fibröz bir endarterit olan tırnak yatağı lezyonundan ziyade nekrozan vaskülarit tanısını doğrulayan; cilt veya hasta bölgenin distalindeki nöromüsküler lezyondan alınan biyopsi en iyisidir.

    Prognozu karanlıktır. Refrospektif araştırmalara göre ortalama sürvi hastaların% 57 'sinde 5 yıldır.

    Uzamış bir remisyondan sonra dahi olguların dörtte birinde yeniden alevlenme bulunmuştur.

    Ciltte bir vaskülarit bulunması, vücudun en az 3-4 üyesinde(kol ve bacaklar) nörolojik bir tutulum olmasıve kompleman(C4 fraksiyonu) düşüklüğü kötü prognoz belirtileridir.

    Tedavisi oldukça zor olup; mültinevrit tipinde periferik nörolojik ve müsküler tutulumu olan periartris nodozanın tedavisine(yüksek dozda intra-venöz kortikoid ve
    immünosüpresif) çok benzer.

    Duysal poli-nevrit ve tırnak altı infarktüsü gibi iyi huylu şekillerinde basit kortikoterapi yeterlidir.

    Metotreksatın da bazı olgularda romatizmal nodüller yaptığı ya da cilt, nörolojik ve solunum sistemini etkileyerek sistemik vaskülarit tablosuna neden olduğunu bilmekte yarar vardır. Çünkü ilacın kesilmesiyle kural olarak bu tablo gerileyecektir.
    avatar
    02.10.2020 - 02:04
  8. KASLARIN İLTAHABİ TUTULUMLARI
    Romatoid artrit seyrinde iki tip kas tutulumu görülebilir. İlki; romatoid artritli eklemlerin etrafındaki kaslardaki amiyotrofi( interossöz amiyotrofi), çok nadir olan diğeri de; interstisyel lenfosit ve plazmosit infiltrasyonuyla giden miyozitlerdir. Ancak bu ikincisini artık nerdeyse terkedilen d-penisilamin veya salazoprin ya da anti-malaryal alımının yapması muhtemel komplikasyonu olarak ortaya çıkan miyozitlerden ayırdedilmelidir.
    avatar
    02.10.2020 - 14:39
  9. KARDİYOVASKÜLER TUTULUMLAR
    Olguların %1 'inden azında semptom veren perikardit vardır. ekokardiyogram bu perikarditlerin yaklaşık % 40'ını ortaya çıkarır, otopsi serilerinde ise olguların %25 ila 40'ında bulunur.

    Kliniği değişkendir. Kural olarak, seyri kortikoterapiye duyarlıdır. Muhtemelen perikardit, sıklıkla erkek hastalarda, romatizmal eklem hastalığının hecmeleri sırasında kendini gösterir. Tamponad ya da konstriktif perikardit nadirdir. Bazen perikardda romatizmal nodüller bildirmiştir.

    Endokard tutulumu çok nadirdir. Otopsi serilerinde; olguların %20'sinde kapak lezyonları bildirilmiştir. Klinik olarak semptom veren lezyonlar nadir, fakat ileri derecede ciddidir. Endokardda da romatizmal nodüller bildirilmiştir. Hatta amiloid ya da nodüle bağlı ritim bozukluğu ve çok nadir olarak da inflamatuvar aortit tanımlanmıştır. Koroner arterler de romatizmal vaskülite bağlı olarak tutulabilir.
    avatar
    02.10.2020 - 14:44
  10. GÖZ TUTULUMU
    kuru göz şeklinde belirti veren keratokonjonktivitis sicca en sık görülen göz bulgusudur. Hastalığın geç dönemlerinde görülür, ancak hastalığın şiddetiyle ilişkili değildir. Eskimiş, ağır, nodüllü sero-pozitif kronik romatoid artrit, ciddi göz komplikasyonu gösterebilir. Bunlardan sklerit sıklıkla derideki mikro-infarktüsler ya da sistemik bir vaskülarit tablosuyla birliktedir. Klinikte kızarmış, yaşlar akan bir gözle karşılaşılır. Muayenede; az çok yüzeyel olan( episklerit veya derin sklerit) inflamasyona uğramış bir kornea bölgesiyle karşılaşır.

    Episklerit iyi huylu olsa da, sklerit ağır bir komplikasyondur.
    Görme kaybı riski önemli derecede olup; yüksek doz kortikoid tedavisini zorunlu kılar.

    Skleritle oluşan lezyon; sklera üzerinde, o bölgenin inceldiğini gösteren morumsu esmer bir sikatris(skleromalasi:mavi sklera) bırakır.

    Arteriyor üveit, iritis v.b gibi diğer göz tutulumlarına romatoid artrit seyrinde rastlanmaz.

    uzun süreli kortikoid tedavisinde katarakt ortaya çıkabilir.

    saliver salgı sistemi ve lakrimal salgı sisteminin tutulumu hastalann 2/3'inde mevcuttur. Fakat sıklıkla semptom vermeyip; sistematik muayene ile bulunur. ( schirmer testi, rose bengal testi, break-up testi ve parotis sintigrafısi, sialometre). Burada sekonder sjögren sendromu söz konusudur.
    avatar
    02.10.2020 - 14:52