devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

kapak fotoğrafı
profil resmi
Burak Şengül
@burakk

67 başlık

83 entri

kuÄŸular

Kuğu (Cygnus), ördekgiller (Anatidae) familyasına ait çok iri ve genellikle beyaz su kuş türlerinin ortak adı. Özellikleri: Erişkinleri siyah uçları olan turuncu gagaları ve siyah yüz çıkıntıları haricinde tümüyle beyazdır. Ergeni başlangıçta mat gri-kahverengidir, daha sonra gri gagası ve siyah yüz izi ile yamalı hale gelir. Boynunu "S" biçimine sokarak ya da gagasını aşağı doğru eğip boynunu dik tutarak yüzer; kuyruğu sivri uçlu ve çoğu kez yukarı doğru kalkıktır. Başını ileriye doğru iyice uzatarak uçar ve uçarken hafif kavisli tuttuğu kanatlarından derin, müzikal ve ritmik bir ses yükselir. Erkek ve dişisi aynı görünümdedir. Türleri: 1:Sessiz Kuğu:(gorsel:11306) 2:Kara Kuğu:(gorsel:11307)(gorsel:11308) 3:Kara Boyunlu Kuğu:(gorsel:11309) 4:Ötücü Kuğu:(gorsel:11310) 5:Ötücü Kuğu:(gorsel:11311) 6:Kuğu:(gorsel:11312)

zargana balığı

Zargana (Belone belone), Belonidae familyasına ait uzun ve ince vücutlu bir deniz balığı türü. 60-70 cm, hatta bazen 1 m uzunluğa varır ve ortalama 18 yıl yaşar. Çaça, hamsi, kıraça ve çamuka gibi küçük balıklarla beslenir. Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır. Kılıç balığının başlıca düşmanıdır. Vücut yapısıyla gayet çevik ve hızlı yüzen bir balıktır. Kendini korumak için su yüzeyine Sıçrayarak da ilerliyebilir. Lezzetli eti ticari açıdan değerlidir. İlkbahardan Sonbahara kadar üreme süresince 30-50000 yumurta döker.Ilık ve sıcak kıyılardan hoşlanır ve her yaz iskele kıyılarında dolaşırlar. Sürü halinde yüzeyde gezen bir balık olduğundan şamandıralı özel bir olta ile avcılığı yapılır. Olta olabildiğince uzağa atılır ve hafif hafif çekilmeye başlanır. Oltanın atıldığı bölgede zargana varsa birkaç tanesi birden yeme atlar. Yakalanan balık oltadan kurtulmak için kendisinden beklenmeyecek bir çeviklikle zik zaklar çizer dışarılara zıplar.Uzun ince yapılı, yelkenbalığına benzer bir okyanus-kıyı balığıdır. Okyanuslarda az rastlanır ama iskele kıyısında bol bulunur ve özellikle şamandıralı olta ile kıyıdan balıkçılığı yapılır. Kemikli kıvrak ve ince yapılı ege ve akdenizde çoklukla bulunan kıvrak hızlı ve gece-gündüz aktif yelkenbalıklarıdır.(gorsel:11305)

kedi balığı

Siluriformes (Yayıngiller), kemikli balıklar üst sınıfına ait, 34 familyayı ve dünyaca 2400 balık türünü kapsayan bir balık takımı. Siluriformes balıkları genelde yassı yapılı tatlı su balıklarıdırlar. Sadece birkaç türleri denizde, çoğu tatlısuda yaşar. Pulları olmayan bu balıkların, ağızlarından bıyıklar sarkar. Bu bıyıklar tat alma ve dokunarak hissetme organlarıdırlar. Ağızları genelde aşağıya doğru yöneliktir, ve bu yemeklerini suyun dibinde aldıkları anlamına gelir. Göğüs ve sırt yüzgeçlerinin tam önünde, dışarı çıkarıp tekrar içeri çekebildikleri dikenlere sahiblerdir. Bu dikenler onları balık yiyen hayvanlara karşı koruması içindir. Tehlikede olan bir balık, bu dikenlerini dışarı çıkarır ve böyle onu yutmak istiyen bir hayvan yutamaz ve bırakır. Siluriformesler Gymnotiformes takımı ile yakın akrabadır. Avrupa'daki en yaygın türü yayın balığı'dır. Bu 3 metre boya kadar varabilen tür Türkiye'ninde her yerinde bulunur. Türkiye'de ayrıca mezopotamya yayın balığı adlı ikinci bir türü mevcuttur. Türlerinin çoğunluğu suyun dibine bağlı bir yaşam sürdürürler ve çok çeşitli gidalarla beslenirler. Çoğu türlerde yumurtaların bakıcılığını erkek balık üstlenir. Akvaryum Türleri:(gorsel:11303) Siluriformes takımı birçok akvaryumcuların sevdiği balık türlerini kapsamaktadır. Bunlardan en yaygınları Loricariidae, Mochokidae, Ariidae, Pimelodidae ve Aspredinidae familyalarına aitlerdir. (gorsel:11302)(gorsel:11304)

anofel

Anofel (Anopheles), yaklaşık 400 türü bulunan bir sivrisinek cinsi. 30-40 türü sıtmaya neden olan parazit taşımaktadır. En bilineni ise en tehlikelisi olan Plasmodium falciparum 'dur. Diğer sivri sinek cinslerinden (Aedes, Culex) de virüs taşıyıcısıdır. Yaşam Evreleri: Diğer sivrisinekler gibi anofeller de 4 evreye sahiptirler: yumurta, larva (kurtçuk), pupa, ve imago(böcek). İlk üç evre çevre sıcaklığına bağlı olarak suda geçer. Yetişkin evresinde dişi anofeller sıtma taşıyıcısı olurlar. Yumurta: Yetişkin dişiler yumurtlama döneminde 50-200 arasında yumurta bırakırlar. Yumurtalar doğrudan suya ya da suda yüzen bir cisme ayrı ayrı bırakılırlar ve kuru havaya dayanıklı değillerdir. 2-3 gün içerisinde yumurtadan çıkarlar. Yumurtadan çıkma soğuk havalarda 2-3 hafta sürebilmektedir. Larva:(gorsel:11300) Sivrisinek larvaları beslenme için kullandığı fırçalı ağzıyla çok gelişmiş bir baş, geniş bir göğüs ve bölümlü bir karına sahiptir. Bacakları yoktur. Diğer sivrisineklerden fark olarak Anofel larvalarının soluk boruları yoktur ve bu yüzden kendilerini su yüzeyine paralel olacak şekilde konumlandırırlar. Larvalar 8. karınsal bölümlerinde bulunan solunum deliği ile nefes alırlar, bundan dolayı da sıklıkla yüzeye çıkmak zorundadırlar. Larvalar zamanlarının çoğunu algler, bakteriler ve yüzeydeki mikroorganizmalarla beslenerek geçirirler. Yalnızca rahatsız edildiklerinde yüzeyin altına dalarlar. Larvalar hem vücutlarıyla yaptıkları sarsıntılı hareketlerle, hem de ağızlarıyla oluşturdukları itici güçle yüzerler. Larva, pupaya başkalaştıktan sonra 4 bölümde veya safhada gelişir. Her safhanın sonunda, Larva daha hızlı gelişimini sağlamak için dış kabuk veya derisini atarak deri değiştirir. Larvalar çok geniş bir yaşam alanına sahip olmasına rağmen, çoğu türler temiz ve kirletilmemiş suları tercih ederler. Anofel sivrisineklerinin larvaları tatlı veya tuzlu su bataklıklarında, mangrov bataklıklarında, pirinç tarlalarında, çimenli hendeklerde, akarsu ve nehir kenarlarında ve ufak, geçici yağmursuyu birikintilerinde yaşarlar. Çoğu türler bitkisel alanları tercih ederler. Bazı türler açık, güneş ışığına maruz kalan sularda bulunurken, bir kısmı da ormanların gölgeli kısımlarında yaşarlar. Birkaç tür ise ağaç oyuklarında veya bazı bitki yapraklarında yaşarlar. Pupa (Larva sonrası evre): Pupa, yandan görünüş olarak virgül şeklindedir. Baş ve göğüs karnın altından dönerek cephalothorax olarak birleşirler. Larva'da olduğu gibi, pupa da nefes almak için sıklıkla yüzeye çıkmak zorundadır, bu işlevi de başgöğüs kısmında bulunan bir çift soluk borusuyla sağlarlar. Pupa olarak birkaç gün geçtikten sonra, başgöğüs kısmının sırt yüzeyi parçalanır ve ergin sivrisinek ortaya çıkar. Yetişkin: Ergin dişi sinek 3-4 hafta yaşarken erkeklerin ömrü birkaç günle sınırlıdır. Yumurtadan ergin hale gelmeye kadarki süreç türlere göre değişiklik göstermektedir ve çevre sıcaklığından fazlaca etkilenmektedirler. Sivrisinekler yumurtadan erişginliğe en az 5 günde ulaşırlar fakat tropikal ortamlarda bu süre 10-14 gün almaktadır. Diğer sivrisineklerdeki gibi, ergin Anofel 3 bölümlü ince bir vücuda sahiptir: baş, göğüs, sırt. Baş, duyusal bilgiler edinme ve beslenmeyi sağlayacak şekilde özlelleşmiştir. Baş, gözleri ve bir çift uzun, çok bölümlü duyargayı barındırır. Duyargalar dişilerin yumurtaları bıraktıkları beslenme alanlarının kokularını kolayca alabilmeleri açısından önemlidir. Ayrıca başta bir adet beslenmeye yardım eden ileri doğru uzanan hortum ve iki duyusal dokungaç bulunur. Karın, hareketi sağlamak üzere özelleşmiştir. Üç çift ayak ve bir çift kanat göğüste bulunmaktadır. Sırt kısmı yemeklerin sindirimi ve yumurtaların gelişimini sağlayacak şekilde yapılanmıştır. Bu bölmeli vücut kısmı dişi kanlı besin getirdiği zaman uzayarak genişlemektedir. Kan, yumurta üretimi için protein kaynağı sağlayacak şekilde zamanla sindirilir ve sırt kısmını doldurur. Anofel sivrisinekleri dokungaçları, uzayabilen hortumları, kanatları üzerindeki yarı saydam siyah ve beyaz bölümlerin varlığıyla diğer sivrisineklerden ayırt edilebilirler. Ergin Anofel kendilerine has dinlenme konumlarıyla da farkedilebilirler: diğer sivrisinekler dinlenirken yüzeye paralel bir konum alırlarken, erkek ve dişi Anofeller karınlarıyla havaya dikilirler. Ergin sivrisinekler genellikle pupa evresini geçtikten birkaç gün sonra çiftleşebilirler. Çoğu türlerde erkekler genellikle akşam karanlığında bir küme oluştururlar ve dişiler de çiftleşmek için bu kümenin etrafında uçuşurlar. Erkekler, balözü ve diğer şeker kaynaklarıyla beslenerek yaklaşık bir hafta yaşarlar. Dişiler de enerji ihtiyaçlarını şeker kaynaklarından karşılarlar fakat onlar yumurtaların gelişimi için ayrıca kanlı yiyecekler de tüketmeleri gerekir. Gerekli kan ihtiyacını karşıladıktan sonra dişiler kanın sindirilmesi ve yumurtaların gelişimi için birkaç gün dinlenmeye çekilirler. Bu aşama sıcaklığa bağlıdır fakat tropikal bölgelerde genellikle 2-3 gün sürmektedir. Yumurtalar tamamen geliştiklerinde dişiler onları bırakırlar ve ev sahibi aramaya devam ederler. Bu döngü, dişi ölene kadar devam eder. Dişiler kapalı ortamda bir aydan uzun bir süre yaşayabilmelerine rağmen, doğa da bu süre 1-2 hafta civarındadır. Ömürleri sıcaklığa, neme, ve ayrıca dopal savunucalrla mücadele ederek kendilerine kan kaynakları sağlayabilme yeteneklerine bağlıdır. Yaşam Ortamı: Sıtma, tropical bölgelerde sınırlandırılmış olsa da Alt Sahra Afrikasının dışındaki çoğu bölgelerde hatta soğuk enlemlerde Anofel türleri yaşamaktadır. (Bkz. Harita). Gerçekten de, geçmiş zamanlarda bu soğuk bölgelerde sıtma salgınları yaşanmıştır, örneğin 1820'lerde Kanada'da Rideau Kanalının inşasında bu olaylar görülmüştür. O zamandan sonra Plasmodium paraziti (Anofel sivrisineği değil) birinci dünya ülkelerinde yok edilmiştir. CDC'nin uyarılarına göre sıtmanın taşındığı "Anofel, yalnıca sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde değil aynı zamanda sıtmanın yok edildiği bölgelerde de görülebilmektedir. Sonraki bölgelerde de hastalığın görülme riski hala bulunmaktadır." Virüs Taşıyıcılığı: Bazı türler sıtmanın zayıf taşıyıcılarıdır çünkü parazitler onlarla birlikteyken fazla gelişemezler. Laboratuvar ortamında sıtma parazitlerinden kaynaklanan hastalıklara dayanıklı olmalarına göre soyların seçimleri yapılabilir. Bu dayanıklı soylar bir bağışıklık mekanizması içerirler ve sivrisineğin karın duvarına enjekte edildiklerinde parazitleri öldürürler. Bilim adamları bu genetik savunma mekanizması hakkında çalışmaktadırlar. Son günlerde umulmaktadır ki, sıtmaya karşı dayanıklı genetiği değiştirilmiş sivrisinekler vahşi olanlarıyla yer değiştirilip, sıtmanın yayılması sınırlandırılabilir veya yok edilebilir. Sıtma Yayılması ve Kontrolü: Anofel sivrisineklerinin davranış ve biyolojilerinin bilinmesi sıtmanın nasıl iletildiğinin anlaşılması ve uygun kontrol stratejilerinin geliştirilmesine yardım edecektir. Bir sivrisineğin sıtmayı iletme kabiliyetindeki faktörler, doğuştan Plasmodium'a duyarlılığı, yuva seçimi ve uzun yaşamını içermektedir. Bir kontrol programı geliştirirken göze anlınması gerekekn faktörlerse; sıtmanın böcek öldürücülere olan duyarlılığı ve yetişkin sivrisineklerin tercih ettiği beslenme ve dinlenme alanları olmalıdırlar. Larva döneminde anofelllerin ihtiyaç duyduğu küçük durgun su birikintilerinin yok edilmesi veya kapatılması sivrisinek yayılımını baskı altında tutar. 21 Aralık 2007 tarihinde PLoS Patojenleri'nde yayınlanan bir çalışmada bir deniz hıyarı olan Bay of Bengal Cucumaria echinata dan elde edilen hemolitik C-tipi lectin CEL-III'in A. stephensi transgenlerinde üretildiğinde sıtma parazitlerinin gelişimini engellediği ortaya çıkmıştır.[1] Bu potansiyel olarak kullanıldığında bir gün genetiği değiştirilmiş parazitlere dayanıklı sivrisineklerin yayılmasıyla sıtmayı kontrol etmek mümkün olacaktır, buna rağmen böyle bir kontrol yöntemi uygulanmadan önce yerine getirilmesi gereken birçok deneysel ve ahlaki konular vardır. Beslenme Tercihleri: Dişilerin yumurtalarını geliştirebilmeleri için mutlaka kana gereksinmeleri bulunmaktadır. Bir önemli davranışsal faktör de hangi Anofel türlerinin insandan (antropofili) veya sığır gibi hayvanlardan (zoofili) beslenmeyi tercih etmeleridir. İnsandan beslenen Anofel çoğunlukla sıtma parasitlerinin bir insandan diğerine iletimini sağlarlar. Çoğu Anofel sivrisinekleri sırf insan veya hayvan ile beslenmezler. Fakat Afrika'daki birincil sıtma vektörleri olan A. gambiae ve A. funestus insancıldırlar ve bu iki tür dünyadaki en etkili sıtma taşıyıcılarıdır. Sıtma parazitleri sivrisinek tarafından alındıklarında, insana bulaşmadan önce sivrisinekle beraber gelişimlerini tamamlamaları gerekmektedir. Sivrisinek üzerindeki gelişme süresi (katkılı kuluçka dönemi) parazit türüne ve sıcaklığa bağlı olarak 10-21 arasında değişmektedir. Eğer bir sivirisinek katkılı kuluçka döneminden uzun yaşamayamazsa, bu durumda hiçbir sıtma parazitini iletemeyecektir. Doğada bir sivrisineğin yaşam döngüsünü tam olarak ölçmek mümkün değildir. Fakat birçok Anofel türü için dolaylı bir günlük hayatta kalma tahmini yapılmaktadır. Tanzanya'daki A. gambiae'nin günlük yaşam tahmini 0.77 ile 0.84 aralığında değişmektedir, yani bu demektir ki bir günün sonunda 77% ile 84% 'ü hayatta kalacaklardır.[2] Ergin bir sivrisinek için bu yaşam süresinin sabit olduğunu varsayarsak, dişi A. gambiae'lardan 10%'undan daha azı 14 günlük kuluçka süresinden fazla bir sürede hayatta kalabilir. Günlük yaşam oranı 0.9'a yükselirse, sivrisineklerin 20% 'sinden fazlası katkılı kuluçka süresinden uzun yaşabileceklerdir. Böcek öldürücülere dayanan kontrol ölçümleri ( İçmekan tortulu sprey) ergin sivrisineklerin nüfuslarından çok onların yaşam sürelerini etkilemektedirler. Beslenme ve Dinlenme Tarzları: Çoğu Anofel sivrisinekleri alacakaranlıksal (akşam üstü veya şafakta aktif) veya noktürnal bir yaşam sürmektedirler (geceleri aktif). Bazı Anofel sivrisinekleri iç mekanlarda (endofajik) beslenirken, diğerleridış mekanları (ekzofajic) tercih edebiliyorlar. Biraz kan ile beslendikten sonra yine bazı sivrisinekler dinlenmek için iç mekanları (endofilik) seçerken, diğerleri dışarısını (ekzofilik) tercih ederler, bu farklılıklar yerel taşıyıcı tipine ve taşıyıcının kromozomsal dizilimine, özellikle de yerleşim tipi ve yerel iklim düzenine bağlı olarak değişmektedir. Noktürnal, endofajik Anofel sivrisinekleri tarafından ısırılmak, böcek öldürücü kullanımı veya evi sivrisineklerin içeri girişini engelleyecek biçimde düzenlemekle (pencere ağları) önemli derecede azaltılabilmektedir. Endofilik sivrisinekler evlerde kullanılan sinek kovucu spreylerle kolayca kontrol edilebilmektedir. Ekzofajik/ekzofilik taşıyıcılar ise ancak kaynak kurutma (beslenme alanlarının yok edilmesi) yolu ile kontrol edilebilirler. İlaçlara Direnç: Böcek öldürücü-kaynaklı kontrol yöntemleri (iç mekan spreyleri) ısırmalara karşı sivrisinekleri öldürmede birincil yoldur. Fakat, birçok nesile aynı böcek öldürücüyle müdahele etmeyi sürdürmekle, sivrisinekler, tıpkı diğer böcekler gibi direnç mekanizmalarını geliştirerek ilaçlara karşı hayatta kalmayı başarabilirler. Sivrisinekler her yıl birçok soy ürettiklerinden dolayı, yüksek seviyeli bir direnci çok çabuk sağlayabilirler. Böcek ilaçları bulunduktan yalnızca birkaç yıl sonra sivrisineklerin bu ilaçlara karşı bağışıklık kazandıkları belgelenmiştir. Bir veya daha fazla ilaca karşı bağışıklık saptanan 125'in üzerinde sivrisinek türü vardır. İlaçlara karşı direncin gelişmesi "Global Sıtmayı Yok Etme Programı" önündeki en önemli engellerdendir. İlaçların bilinçli kullanımı direncin gelişimi ve yayılmasını sınırlandırabilmektedir. Fakat mevcut kullanım kültürü ve alışkanlıkları çoğunlukla sivrisinek popülasyonları içinde bu direncin artışını sağlamaktadır. Oysaki sivrisinekler arasında bu direncin artışını belirlemek mümkündür ve bu potansiyel probleme karşı kontrol programları gözlemler doğrultusunda yöneltilerek tavsiyede bulunulmalıdır.(gorsel:11301)

tasmanya canavarı

Tasmanya canavarı (Sarcophilus harrisii) veya Tasmanya şeytanı, bir yırtıcı keseli familyası olan keseli sansargiller'den (Dasyuridae) bir hayvan türü. Bu familyanın şu an yaşayan en büyük temsilcisidir ve Sarcophilus cinsinin tek üyesidir. Ufak bir köpek ebatlarında ama yapılı ve kaslıdır. Şu anda dünyadaki en büyük etobur keselidir. Bugün sadece Tasmanya Adası'nda yaşamaktadır. Anakara Avustralya'da tahminen 14. yüzyıl içerisinde nesli tükenmiştir. Evcil kümes hayvanlarının korunması için 1930'lu yıllarda yoğun olarak Tazmanya'da da avlanmışlardır. 1941 yılında Keseli canavarın koruma altına alınmasıyla adadaki varlıkları kenolsun barenaanya Hükümeti hastalığın etkilerini azaltmak için önlemler almaktadır. İsminin Kökeni: Bu ismini, siyah kürkü, irkildiğinde yaydığı nahoş kokusu, yüksek sesle çıkardığı ürkütücü çığlığı ve beslenirken sergilediği çok hırçın hareketlerden dolayı almıştır. Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir. Doğa bilimci George Harris ilk 1807 yılında hayvanı incelemiş ve Didelphis ursina ismini vermiştir.Daha sonra 1838 yılında Richard Owen tarafından adı Dasyurus laniarius olarak değiştirilmiştir. Ancak bu isim de uzun süre kalmadı. 1841'de Pierre Boitard türü tekrar kategorize etti ve Sarcophilus harrisii adını verdi. Türün en taksonomi incelemeleri 1987 yılında yapıldı ve Sarcophilus laniarius[2] adı verildi. S. harrisii ismi kaldı ve S. laniarius ismi de fosil türleri ile ilişkilendirildi.Tazmanya canavarı Sarcophilus cinsinin yaşayan tek üyesidir. En yeni araştırmalar sonunda, Quoll ile yakın Tasmanya kaplanı (Thylacine) ile ise uzaktan akraba olduğu yönünde bilgiler elde etmiştir. Fiziksel Özellikleri: Tasmanya canavarı, 1936'da son Thylacine'in ölümünden bu yana yaşayan en büyük yırtıcı keselidir. Erkek, baş dahil 65 cm büyüklüğünde, kuyruğu yaklaşık 26 cm uzunluğunda, ağırlığı 8 kg'dir. Dişi ise yaklaşık 57 cm, kuyruk 24 cm, 6 kg ağırlığındadır. Tasmanya canavarının doğadaki ömrü ortalama 6 yıldır, esarette bu süre uzayabilir. Vücut yapısı güçlüdür. Baş, kısa ve geniş, dişler sivri ve kemik parçalamaya uygundur. Kürkü genelde siyah ya da koyu kahvedir. Bir keseli memeli için alışılmadık bir biçimde ön ayakları arkalara oranla biraz daha uzundur. Canavarın yüzünde ve kafasının tepesinde bıyıkları vardır. Bunlar karanlıkta yemek ararken avlarının ve diğer canavarların yerlerini tespit etmede işe yarar. Kışkırtıldığı zamanlar keskinliği kokarcanınkine rakip olabilen bir koku salabilir. Duyma egemen duyusudur, aynı zamanda mükemmel bir koku alma duyusuna da sahiptir. Canavar geceleri avlandığı için görme duyusu en kuvvetli siyah beyazdadır. Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar. Memeliler arasında vücut oranı ayarlanarak yapılmış bir analiz, Tazmanya canavarının yaşayan memeliler arasında en kuvvetli ısırığa sahip olduğunu göstermiştir.Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır. Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir. Üreme: Dişiler genelde cinsel erişkinliğe ulaştıkları ikinci yıldan sonra üremeye başlarlar. Bu noktada senede bir kere doğurgan hale gelirler ve kızgınlık döneminde çoğul ovumlar üretirler.Çiftleşme Mart ayında, gün ve gece boyunca korunaklı yerlerde olur. Erkekler, dişiler için dövüşürler ve dişi canavarlar baskın erkekle çiftleşir. Canavarlar tekeşli değillerdir ve dişiler çiftleşmeden sonra erkek tarafından korunmazlarsa birçok başka erkekle çiftleşebilirler. Gebelik 21 gün sürer ve her biri yaklaşık 0,18 - 0,24 gram olan (pirinç tanesi kadar bir büyüklükte) 20-30 arası yavru yumurta akı kıvamında bir sıvının içinde dünyaya gelir.Yavrular doğdukları zaman vajinadan annenin kıllarına tutunarak keseye giderler. Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır. 4 meme ucu bulunduğu için memeye ilk ulaşan 4 yavru hayatta kalır. Bir meme edinemeyen yavrular genelde anne tarafından yenirler. İstatiksel olarak erkeklere oranla daha fazla dişi hayatta kalır. Dişi Tasmanya canavarının kesesi aynı wombatta olduğu gibi arkaya doğru açılır dolayısı ile yavrular kesenin içindeyken dişinin yavrularla etkileşimde bulunması zordur. Kesenin içinde, beslenebilen yavru hızla gelişir. 15. günde kulakların dış kısımları görünür hale gelir. 16 gün sonra göz kapakları 17. gün bıyıklar ve 20. günden sonra da dudaklar belirir. Yavrunun tüyleri 49. günde çıkmaya başlar ve 90 gün sonunda tüm bir kürke kavuşur. Gözleri 87-93 gün sonra kürkün oluşması ile beraber açılır ve 100 gün sonunda meme ucundaki tutunuşları gevşer. doğumdan 105 gün sonra ebeveylerinin 200 gr. ağırlığında küçük bir kopyası olarak keseyi terk ederler. Kanguru yavrularının aksine canavar yavruları keseye daha geri dönmezler. Onun yerine ekim kasım ayları arasında ilk kez dışarı çıkmadan önce üç ay daha inlerinde kalırlar. Ocak ayında bağımsız hale gelirler. Dişi canavarlar yılın altı haftası hariç yavrularına bakmakla meşguldürler. Ekoloji ve Davranış: Tasmanya canavarları, tüm Tasmanya'ya dağılmış ve oldukça yaygındırlar. Şehirlerin civarları dahil olmak üzere tüm ortamlarda bulunurlar. Özellikle sahil ormanlarının ve kuru sclerophyll ormanları tercih ederler. Tasmanya canavarı gece ve alacakaranlık zamanlarının avcısıdır ve gündüzlerini yoğun çalılıklar veya bir delikte geçirirler. Genç canavarlar ağaçlara tırmanabilirler ama bu irileştikçe daha zor hale gelir. Genelde yalnız hayvanlardır ve sürüler oluşturmazlar[8]. 8–20 km² arasında değişen bir bölgeleri vardır.Tasmanya canavarları küçük bir wallaby büyüklüğündeki avlarla başa çıkabilirler ama pratikte fırsatçılardır ve avlanmaktan daha sık olarak buldukları leşleri yerler. Aslında wombatları tercih etse de, her türlü küçük yerli memelileri, evcil memelileri (koyun dahil), kuşları balıkları, böcekleri, kurbağaları ve sürüngenleri de yer. Diyetleri çok çeşitlidir ve mevcut yemeğe göre değişir.Ortalama olarak her gün kendi vücut ağırlıklarının %15'i kadarını yerler ama durum müsade ederse 30 dakika içinde kendi ağırlıklarının %40'ını bile yiyebilirler. Tasmanya canavarları leşten geriye hiçbir iz bırakmazlar et ve iç organlara ek olarak kemik ve kürk de dahil her şeyi yerler. Bu bağlamda bir leşi hızla silip süpürmeleri sayesinde leşte oluşup çiftlik hayvanlarına zarar verebilecek böceklerin yetişmesini önledikleri için Tasmanyalı çiftçilerin saygısını kazanmışlardır. Yemek yeme, Tasmanya canavarları için sosyal bir olaydır. Canavara atfedilen gürültünün büyük bir kısmı 12'ye kadar hayvanın bir araya gelip yerlerken çıkardıkları bu toplumsal hırıltılardır. Bu sesler sık sık kilometrelerce öteden duyulabilir. Beslenmekte olan canavarlar üzerinde yapılan bir çalışma karakteristik saldırgan esnemeleri de dahil 20 farklı fiziksel duruş biçimi ve canavarların yerken haberleşmek üzere kullandıları 11 farklı ses olduğunu ortaya çıkarmıştır. Genelde baskınlık kurmak için sesler ve duruşlar kullanılır ama dövüşler de olur. En agresifler erişkin erkeklerdir ve yemek ya da eş için kavgalardan dolayı yara izleri oldukça yaygındır. Korunma Durumu: asmanya bir süredir büyük keseli etoburların son sığınağıydı. İnsanların gelmesinden çok kısa bir süre sonra anakaradaki bütün büyük etoburların soyu tükendi. Sadece en küçük ve en iyi uyum sağlayanlar hayatta kaldı. Fosil kanıtları Tasmanya canavarının anakarada yaklaşık 600 yıl öncesine (ilk Avrupa kolonisinden 400 yıl önce) kadar varolduğunu göstermektedir. Soylarının tükenmesi dingolar ve Avustralya yerlileri tarafından avlanılmasına bağlanmaktadır[10]. Dingosuz Tasmanya'da etobur keseliler, Avrupalılar gelene kadar hala aktiftiler. Avrupalıların gelişinden sonra Thylacine'in soyunun tükenmesi daha iyi bilinir ama Tasmanya canavarı da tehdit altındaydı. İlk Tasmanyalı yerleşimciler tadının dana etine benzediğini söyledikleri Tasmanya canavarını yiyorlardı. Canavarların çiftlik hayvanlarını avlayıp öldürecekleri inancı üzerine, tüm şehirsel alanlardan kökünün kazınması için 1830'da bir ödül yasası yürürlüğe girdi. Bunu izleyen yüzyıl boyunca tuzaklar ve zehirleme, soylarını tükenmenin eşiğine getirdi. 1936'da son Tasmanya kurdunun ölümünden sonra canavarlar için olan tehdit anlaşıldı. Tasmanya canavarı 1941'de koruma altına alında ve nüfusu yavaşça kendini toparladı. Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de. Tasmanya canavarı'nın şu anki nüfusunun 100.000 ile 150.000 arasında olduğu düşünülmektedir. 10–20 km² başına 20 canavar. Tasmanya ve Avustralya, Tasmanya canavarlarının ihracını yasaklamıştır. Canavar yüz tümörü hastalığı: İlk kez 1996'da otaya çıkan canavar yüz tümörü hastalığı (devil facial tumour disease - DFTD) Tasmanya'nın vahşi canavarlarını kırıp geçti. Tahminler, hastalığın canavar nüfusunun %20 ile %50'si arasını vurduğu ve ülkenin %65'inde etkili olduğu yönünde. Etkilenen yoğun nüfuslu bölgelerde ölüm oranı 12-18 arasında %100. Tür, Tasmanya'nın Tehdit Altındaki Türlerin Korunması Yasası (Threatened Species Protection Act 1995) ve Avustralya'nın Çevre Koruma ve Biyoçeşitliğin Korunması Yasası 1999 yasalarının 2006 yılı sürümlerinde Hassas olarak listelendi. Bu, türün orta vadede soyunun tükenme tehlikesinde olduğu anlamına geliyor. IUCN şu an için bu türü tehdit altında görmüyor. En son değerlendirildiğinde asgari endişe (IUCN Kırmızı Liste|LC) olarak listede yer aldı.Hastalığın yayılması ve hastalıktaki değişimleri takip edebilmek amacı ile vahşi Tasmanya canavarı nüfusları izlenmektedir. Saha izlemeleri, belirlenmiş bir alan içerisindeki canavarların yakalanması ve hastalık için kontrol edilmeleri ve etkilenmiş hayvanların sayısının belirlenmesinden oluşuyor. Aynı alan hastalığın zamanla yayılmasını nitelendirmek amacı ile tekrar tekrar ziyaret edilmektedir. Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir. Türetilmiş diğer bölgelerdeki uzun vadeli izlemeler bu sonuçların kalıcı olup olmayacağını ve nüfusların toparlanıp toparlanamayacağını gösterecek[12]. Saha elemanları ayrıca hastalanmış canavarların yakalanıp vahşi nüfustan arındırılmalarının etkinliğini araştırıyor. Hastalıklı canavarların vahşi nufüslardan ayıklanmasının, hastalığın yaygınlığını azaltması ve daha çok canavarın gençlik yıllarını geçerek üremesini sağlaması umut ediliyor.[12] Taroona'nın banliyösü Hobart ve Batı Tasmanya açıklarındaki Maria Adası'ndaki tesislerde hastalıksız canavarlardan oluşan iki "sigorta" nüfus yerleştirildi. Anakaradaki hayvanat bahçelerinde ıslah edilmeleri de başka bir seçenek. Tasmanya ekosistemindeki varlığı 2001 yılında yasadışı olarak doğaya salınmış kızıl tilkinin yayılmasını engellediği için Canavar sayısındaki düşüş aynı zamanda bir ekolojik sorun olarak da görülmekte.[13][15] Tilkiler Avustralya'nın tüm eyaletlerinde problem yaratan istilacı türlerdir ve tilkilerin Tasmanya'da yayılması Tasmanya Canavarı'nın kendini toparlamasına köstek olacaktır. Kültürel referanslar: Tasmanya canavarı, Avustralya'da simge haline gelmiş bir hayvandır, Tasmanya Ulusal Parklar ve Vahşi Yaşam Servislerinin ve "Şeytanlar" diye bilinen Avustralya futbolu takımının simgesidir.(gorsel:11295) İhracındaki sınırlamalar yüzünden Tazmanya Canavarı esarette sadece Avustralya'da görülebilir. Bilinen son denizaşırı canavar 2004 yılında Kaliforniya'da öldü. Buna rağmen Danimarka Prensi Frederick'in ve Tasmanya'lı eşi Prenses Mary'nin ilk oğullarının doğumundan sonra Tasmanya Hükümeti Kopenhag Hayvanat Bahçesine bir çift Tasmanya canavarı hediye etti. Bunlar Avustralya dışında bilinen tek Tasmanya canavarlarıdır. Belki de Tasmanya canavarı, uluslararası kamuoyunda en çok Looney Tunes çizgi karakteri "Tasmanian Devil" ya da "Taz"'a ilham olması ile bilinir. Tasmanya canavarı ile vücut bulduğu çizgi karakter arasındaki tek benzerlik doymak bilmez iştahları ve utangaçlıklarıdır.(gorsel:11296)(gorsel:11297)(gorsel:11298)(gorsel:11299)

zehirli ok kurbağası

Zehirli ok kurbağası (Dendrobatidae), Anura (kurbağalar) takımının Orta ve Güney Amerika’da yaşayan bir familyası. 175 kadar keşfedilmiş türü bulunmaktadır. Dünyanın en zehirli hayvanlarıdır. Bir insan onlara dokunduğunda felç olabilir. Kendisini takip eden mavi halkalı ahtapotun zehri siyanürden 10.000 kat daha güçlü olmasına karşın, Zehirli ok kurbağasını yakalayamamıştır. Bu kurbağayı yutan bir insan 1 dakikadan az bir zamanda yaşamını yitirir. Batrakotoksin (Batrachotoxin) denilen zehri bilinen en etkili zehirden bile 250 kat güçlüdür. Boyu yalnızca 2,5 cm olmasına rağmen, bir insan ona dokunduğu anda vücuduna 400 farklı alkali zehir yayılmaya başlar. Zehir kana karışırsa 1 dakika içerisinde öldürebilir. Derisindeki zehir 30.000 fare ya da 150 insanı öldürebilecek güçtedir. Bilimciler bu zehri bir sinek ve karınca türünü yemesi nedeniyle derisindeki keselerde ürettiğini keşfetmişlerdir. (gorsel:11294)

keseli karınçayiyenler

Keseli karıncayiyen (Myrmecobius fasciatus) veya Numbat, yırtıcı keseliler (Dasyuromorphia) takımı içerisinde yalnız başına Myrmecobiidae familyasına konulan bir keseli. Özellikleri: Keseli karıncayiyenin dış özellikleri, uzun bir burun, burnundan kulaklarına varan kara bir çizgi, sırtının arka kısmında bulunan 6 - 7 beyaz çizgi ve gür bir kuyruktur. Gri-kahverengi veya kızıl olabilen postu kısa tüylüdür. Uzunluğu 30 cm ve kuyruğu 15 cm kadar olur. 200 gram ağırlığa ulaşır. Yayılım: Keseli karıncayiyenler Avustralya'nın güneybatısı'nda, okaliptüs ağaçlı bölgelerde yaşar. Eskiden Avustralya'nın bütün güneyinde rastlanırdı, ancak çoğu yerlerde avlanarak soyu tükenmiştir. Beslenme: Keseli karıncayiyen genelde termitler ile beslenir. Ara sıra karınca ve böcek de yer. Aynı eteneli bir memeli olan karıncayiyen gibi tırnaklarıyla çürük ağaçları, yaprakları ve yeri kazarak avını uzun ve yapışkan dili ile toplar. Yaşam Şekli: Keseli karıncayiyen gündüz aktiftir, bütün gününü telaşlı bir şekilde sağa sola koşup, yiyecek bulmakla geçirir. Gece olunca başka bir hayvanın terk ettiği bir inin veya içi boş bir ağacın içinde ot ve yapraklarla hazırladığı yuvanın içine yatar. Üreme zamanın'ın dışında yalnız yaşar. Üreme: Avustralya'da yaz mevsimi sona ererken (Ocak - Nisan) 4 yavru doğar ve ilk aylarını annesinin memelerinde asılı şekilde sarkarak geçirirler. Keseli karıncayiyen'in kesesi olmadığı için, yavrular sadece annenin karnındaki uzun tüylü postun arasına saklanarak korunur. İlk aylardan sonra yavrular bir ine saklanır. Dişi geceleyin yavruları emzirip gündüzleri yiyecek arar. Eylül ayından itibaren yavrular kendi başına yiyecek aramaya başlar ve yaklaşık 9 aylık olunca annelerinden bağımsız olurlar.(gorsel:11292) (gorsel:11293)

savannah monitörü

Öncelikle bu bilgiler evde bakılan savannah mönitörü içindir... Gerçekten Savannah monitorü beslemek istiyorsanız öncelikle maddi anlamda büyük sorumluluk almanız gerekir çünkü bu türde manevi değerler tamamen maddiyatla alakalıdır. Parmak boyunda aldığınız dostunuz kısa sürede büyüyüp , ihtiyaçları misli misli artacaktır. Gelin beraber maliyet giderlerine bakalım ; 1-Özel kocaman bir teraryum! (en az 200x70x50) 2-Bir sürü ısıtıcılar 3-MVP ampuller 4-UVB BESLENME(gorsel:11289) *(Beslenme giderleri en fazla olan egzotik canlı türlerinden biridir) Gerçekten bu giderleri karşılayabileceğinizi düşünüyorsanız dostunuzla birlikte 15 hatta 20 yıl birlikte güzel vakit geçirebilirsiniz. Not: Dikkat etmeniz geren bir diğer konu ise : Gerçekten çok sağlam kuyruk vuruşları vardır.Keskin pençe ve dişlerinin izlerini ömür boyu taşıyabilirsiniz. SAVANNAH MONITORU ALIRKEN Savannah monitoru alırken mutlaka vahşi doğadan alınmadığına(wild caught) , ev ortamında üretilmiş (captive born) bir yavru olmasına dikkat edin. (Büyük boy almanızı hem karakterini çözmeniz hemde size alışmasını zorlaştıracağı için tavsiye etmem). Almadan önce mutlaka hareketli olup olmamasına dikkat ediin , hatta en agresif olanını(defans içgüdüsü) tercih edin. NE KADAR BÜYÜR(gorsel:11287) Erkekler 120 cm , Dişiler 90 cm boyutuna ulaşabilir. Şuana kadar görülen en uzun boy 1.50 cm olarak kayıt altına alınmıştır. Not: Ne kadar büyük alanda beslemeye başlarsanız o kadar hızlı büyürler. YAŞAM ALANI(gorsel:11288) En önemli kısım !! Tüm monitor türlerinde almadan önce MUTLAKA yaşam alanını eksiksiz tamamlamalısınız. Piyasada bu ölçülerde hazır teraryum olmadığı için , özel teraryum yapmanız gerekmektedir.(www.egzotikturkiye.com dan size özel teraryum seçeneklerine göz atabilirsiniz) Önden sürgülü kapı sistemi olmasına ve 3 tarafının ahşap malzemeden kullanılmasına dikkat etmelisiniz.Gerekli sirkülasyon detaylarına dikkat edip,taban malzemesi için nem tutan malzeme seçmeniz faydalı olacaktır. 240x120x120cm teraryum en uygun ölçüdür. Fazlası her zaman size ve dostunuza artı değer olarak geri dönecektir. 8) Monitor türleri kazmayı çok severler dolayısı ile taban kısmını sağlam , çizilmez ve su geçirmez olduğunu kontrol edin. NEM VE SU Savannah Monitorleri tropikal hayvanlardır ve yüksek nem ihtiyacı duyarlar.Nem aralığı %50-%70 arasında olmalıdır.Güneşlenme alanı ve soğuk alan arasında nem farkının farklı olması kabul edilebilir ve normaldir.Nem yapmak üzere üretilmiş özel ürünler kullanabilir yada sprey yaparak istediğiniz nem oranını sağlayabilirsiniz. Temiz su her gün kabında bulundurulmalıdır.Kabın büyük olması ara sıra banyo yapması için avantaj sağlar fakat rutin temizlik yapılması gerekir.Bununla birlikte dışkılarını suya yapmaları kaçınılmazdır, hastalıkların ve ortam temizliğini korumanız için su kontrolü önemli rol oynar.(Akvaryumlar için üretilen temizleme motorlarını kullanabilirsiniz) BESLENME Uzman araştırmacıların rapor sonuçlarına göre evde beslenen monitor türleri tam anlamıyla doğal yaşamındaki yüksek besin değerlerini alamazlar.Canlınıza yemek verirken mutlaka twizers(sürüngen cımbızı) kullanın, ASLA parmağınızla yada avucunuzla yedirmeye çalışmayın.Ufakken daha çok böcek türleri vermeyi deneyin.Orta boya geldiğinde haftada bir az biktarda kediler için üretilen konserve mamalardan verebilirsiniz.Büyüdüğünde daha çok çiğ et vermelisiniz. Böcekler : Çekirge , Un kurdu , Morio Kurdu , Dubia , Tartara , Karides Diğer : Fare türleri , Bıldırcın yumurtası , Haşlanmış yumurta , Anole Türleri , Küçük tatlı su balıkları Bebekler her gün doyana kadar beslenmeli.Obezitenin önüne geçmeniz için banyo yaptırabilir , egzersiz ve sindirim sürecini hızlandırabilirsiniz.(Savannah Monitorleri obeziteye eğilimli canlılardır ve yaşam süreleri kısalır).Haftanın 3 günü vereceğiniz besini D3 kalsiyum takviyesiyle sunmalısınız. Büyüdüklerinde her gün beslenme yerine vereceğiniz miktara göree dengeli bir beslenme programı hazırlamalısınız. IŞIK ve ISI Teraryum ortamını 2 kısımda ele alırsak ; 1- Orta kısım : 24°C (saklanma kısmı) 2-Güneşlenme kısmı : 50°C-60°C (kaya üstünde güneşlenme alanı) Not: 3x50w halojen lamba alanın büyüklüğüne göre yetebilir. Gece sıcaklığı 20°C derecelere kadar düşebilir.Eğer daha fazla düşüyorsa seramik ısı ampulu yada ısıtıcı ped kullanabilirsiniz. TERMOMETRE , NEM ÖLÇER MUTLAKA KULLANMALISINIZ !! (2xTermometre 1xHidrometre) UVB 5.0 veya üzeri ampul kullanmanız şarttır. EVCİLLEŞTİRME(gorsel:11290) Bu durum tamamen canlının karakterine ve sizin sabrınıza bağlıdır.En iyi yöntem cımbızla yemek verirken yavaşça elinize temas etmesiyle başlar ve tecrübe ile hızlanır. (gorsel:11286)

blenny'ler

Familya karakteristikleri: Fazla uzun olmayam bedenleri ve küt kafa yapıları bu türün belirleyici özelliklerinden dir. Erkekleri dişilerine oranla daha canlı renklere sahiptir ve akvaryumlardaki boyları 6 cm civarındadır .Kayalılklara saklanmayı sevdiğinden kayalıklı akvaryumlar küçük dehlizler isterler . yumurtalarını da bu dehlizlerde biriktirerek ürerler. yemleme ve besleme: Blennyler omnivor yani hem etçil hem otçul beslenirler .etli flake yemleri yerler. Akvaryum koşulları: Bazı blennyler agresive olabilirler Özellikle yerel türler alınırken diğerleri ile ve türdeşleri ile uyumu araştırılmalıdır. türleri: 1:article bicolour:(gorsel:11278) 2:Horseface Blenny:(gorsel:11279) 3:MidasBlenny:(gorsel:11280) 4:Peacock Blenny:(gorsel:11281)

batfish

Familya karakteristikleri: Batfish karakteristik tatlı su melek balıklarına benzeyen görünümleriyle diğer balıklardan kolayca ayrılır .çabuk büyüyen bu akvaryumlar özellikle aynı türden birkaç balıkla birlikte beslenecekse geniş bir akvaryuma gereksinim duyarlar. yemleme ve besleme: yemlemesi özel istekleri olan canlı shirimplerden dolayı güçleşe bilir ticari yemlerle de beslenmesi mümkün olsada yeni başlayanlar için yemlemesi güç bir balıktır . akvaryum koşulları: Batfishler sakin ve barışçı balıklar olsalarda çabuk büyüdükleri göz önüne alınarak yeterli büyüklükteki akvaryumlarda ve benzer boydaki balıklarla birlikte beslenmesi daha doğru olur. türleri: 1:Bat Fish:(gorsel:11274) 2:Bat Fish:(gorsel:11275) 3:Bat Fish:(gorsel:11276) 4:Circular Batfish:(gorsel:11277)

bassletler/dottybackler

Familya karakteristikleri: Grammidae familyası, Bassletler cüce Bassletler Royal Gramma, gibi türler akvaryumlarda başarıyla bakılabilirler. Bu balıkların bakımı oldukça kolaydır.kayalık dehlizleri seven bu balıkların royal gramma gibi türleri türdeşlerinden hoşlanmazlar ve genellikle tek olarak akvaryuma konulurlar . Pseudochromidae familyası Pygmy Basslet, Dottyback'ler Flash-back Gramma, Neon-back Gramma, Sunrise Dottyback gibi türlerden oluşur, Royal Gramma balığının karakteristik özellikleri Grammidae türlerine benzese de grammidaeler gibi karaiplerde değil indo-pasifik okyanusunda ve kızıl denizde bulunur. yemleme ve besleme: Doğada küçük kabuklularla ve planktonlarla beslenen bu balıklar ev akvaryumlarında donmuş ya da canlı yemlerle beslenebilirler bu türe ait bir çok balık tane yemleri sevmez. akvaryum koşulları: Türdeşlerine genellikle hoşgörüsüz davranırlar büyük ve bol kayalıklı akvaryumlarda ancak bir kaç adedi birarada beslenebilir .Beslenmesi kolay ve güzel görünümlü balıklardır. türler: 1:bicolor dottyback:(gorsel:11270) 2:diadema dottyback:(gorsel:11271) 3:fairy basslet:(gorsel:11272) 4:sguare spot Basslet:(gorsel:11273)

angelfish

Familya karakteristikleri: Angel balıkları ve Butterfly balıklarının benzerliklerine rağmen birbirlerinden farklı iki grupturlar. Bu iki türün omurga yapıları birbirinden farklıdır, Angellar doğal ortamlarında 60cm e kadar büyüyebilirler. Bir çok tünün ergin ve jüvenil görünümleri birbirlerinden farklıdır. Özel yemleme huyu olan özellikle de sünger yiyen türleri beslemesi zordur. Rock beauty ,pomacantus imperator gibi türlerin sert tabiatlarýndan dolayı kendinden küçüktürlerle aynı akvaryumda bakılmaz. Yumurta yayarak üreyen bu balıkların ev akvaryumlarında üretilmesi hemen hemen imkansızdır. Yavrularının da değişik planktonlara gereksinimleri vardır . yemleme ve besleme : angellar bitkisel ve hayvansal olmak üzere çeşitli bir menüye sahiptirler .Küçük hayvancıklar ,karides ve midyeler süngerler algler menülerinin değişik parçalarından bir kaçıdır . Akvaryum şartlarında bir çok türlerinin değişik isteklerinin (plankton, süngerler gibi) olması besleme sorunu yaratabilir. Yiyecekleri karides gibi etli yemler canlı kayaların üzerindeki organizmalarla beslenebilir. Akvaryum koşulları: Bir çok Angel su koşullarına oldukça duyarlıdır.Bu koşullardaki olası sapmalar onlar için çok tehlikeli olabilir .Flame angel gibi bir kaç türünün dışında yeni başlayan ve yeterli uzman servisi almayanlara önerilmesi doğru olmaz .Yerel özelliklerini isteyen bu balıklar geniş yüzme alanları kayalıklar gibi istekleri dikkate alınanarak akvaryuma alınmalıdır .Ayrıca alınması düşünülen bir angel eğer reef akvaryumuna sahipseniz reef e uygun olup olmadığını dikkate almalısınız . Türler: 1:regal angel fish:(gorsel:11266) 2:Flame Angelfish:(gorsel:11267) 3:Koran Angelfish:(gorsel:11268) 4:majestic angelfish:(gorsel:11269)

gece maymungiller

Gece maymunugiller veya Durukuligiller (Aotidae) Yeni Dünya maymunları grubundan bir primat familyası. Familyanın tek cinsi Aotusdur. Gece maymunları, kuru burunlu maymunlar grubu içerisinde cadı makigiller'in yanında tek gece faal türleri içeren familyadır. Bu Orta- ve Güney Amerika'da yaşayan familyanın tür sayısı tam olarak açıklığa kavuşmuş değil; Güncel sınıflandırmada 14 ayrı tür kabul edilmekte. Özellikleri: Gece maymunları küçük maymunlardır; boyları 24 – 37 cm (artı 31 – 40 cm kuyruk), ağırlıkları 0,7 - 1,2 Kiloya kadar varır. Dağlık bölgelerde yaşayan türlerde post daha uzun olur. Renkleri kahverengi ve koyu gri arası değişir. Göğüs ve göbek kısmı sarımsı veya kavuniçi tonlar ile daha açık renkli olur. Gerdan kırmızımsı veya gri olabilir; bu fark ile türler ikiye bölünür (sınıflandırmaya bakınız). Kuyruk uzun ve yünlüdür, birçok diğer yeni dünya maymunlarından farklı olarak tutunmak için kullanılamaz. Arka bacaklar atlayarak ilerleme yöntemine uyum sağlamış ve bundan dolayı uzundur. Yayılım: Gece maymunları Orta- ve Güney Amerika'da yaşar. Panama ve Kolumbiya'dan, Brezilya ve Peru üzerinden Bolivya, Paraguay ve Arjantin'in kuzeyine kadar varan bir coğrafyada yaygındırlar. Çeşitli orman türlerinde bulunurlar; Tropik yağmur ormanları yanında daha kuru ormanlarda da raslanılırlar. Dağlık bölgelerde 3200 Metre yüksekliğe kadar raslanırlar. Yaşam Şekli: Gece maymunları ağaçta yaşar. Ağaçta dört ayak üstünde veya atlayarak ilerlerler. Neredeyse hepsi gece faaldir. Sadece yayılım alanının en güneyinde yaşayan popülasyonlarda belli bir gece-gündüz ritimi yoktur. Geceleri ayışığına muhtaçtırlar; karalık gecelerde daha az faal olurlar. 2 - 5 bireyden oluşan aile grupları içinde yaşarlar. Grup içerisinde anlaşmazlık çok nadir görülür. Birbirlerinden hiçbir zaman 10 Metreden fazla uzaklaşmazlar, ve uyurken de birbirlerine yaslanırlar. Çok sayıda farklı seslerle anlaşırlar. Kendi bölgelerini savunmak, diğerlerini bir tehlikeye karşı uyarmak veya bulunan bir gıda kaynağını diğerlerine göstermek için ayrı sesleri tespit edilmiştir. En çok dikkati çeken sesleri, geceleri çıkardıkları baykuşa benzer seslerdir. Bu seslerle çiftleşmek için partner aradıkları tahmin edilir. İngilizce adları owl monkeys (=„Baykuş maymunları“) bu seslerinden dolayı verilmiştir. Beslenme: Gece maymunları en fazla meyve ile beslenir. Meyvenin kıt olduğu zamanlarda yaprak, çiçek veya başka bitki bölümleri ile de beslenirler. Bunun yanında uçan böcekleri havadan kaparlar. Beslendikleri av hayvanlarının bazıları çekirgeler, gece kelebekleri, böcekler ve örümceklerdir. Üreme: Gece maymunlarının üremesi sırf tutsak yaşayan türlerden tanılır, ve bundan dolayı tanılan üremeleri doğada yaşayanlardan farklı olabilir. 130 - 140 günlük bir gebelikten sonra tek bir yavru doğar. Nadir olarak ikiz de doğabilir. Yeni doğan yavru 100 Gram olur ve içgüdüsel annenin karnına tutunur. Birkaç gün içinde yavruya bakma işini baba ele geçirmeye başlar. Baba yavrusunu sürekli kucağında taşır, onunla oynar, kucağında uyutur ve sadece emzirilmesi için anneye verir. İlk haftalarda büyük kardeşleride yavruyu taşır ama fazla ağırlaşmaya başlayınca bu işi babaya burakırlar. 6 hafta sonra ilk kez katı gıdalarla da beslenmeye başlayıp, 7 ay sonra sütü tamamen bırakırlar. Diğer maymun familyalarıyla karşılaştırıldığında bu familyanın yavrularında ilk 6 ay içinde ölüm oranı çok daha azdır. Bunun sebebi ailenin yoğun bakımı olduğu düşünülür.Tutsak yaşayan bireyler 25 yaşına kadar varmakta Sınıflandırma: Gece maymunlarının üremesi sırf tutsak yaşayan türlerden tanılır, ve bundan dolayı tanılan üremeleri doğada yaşayanlardan farklı olabilir. 130 - 140 günlük bir gebelikten sonra tek bir yavru doğar. Nadir olarak ikiz de doğabilir. Yeni doğan yavru 100 Gram olur ve içgüdüsel annenin karnına tutunur. Birkaç gün içinde yavruya bakma işini baba ele geçirmeye başlar. Baba yavrusunu sürekli kucağında taşır, onunla oynar, kucağında uyutur ve sadece emzirilmesi için anneye verir. İlk haftalarda büyük kardeşleride yavruyu taşır ama fazla ağırlaşmaya başlayınca bu işi babaya burakırlar. 6 hafta sonra ilk kez katı gıdalarla da beslenmeye başlayıp, 7 ay sonra sütü tamamen bırakırlar. Diğer maymun familyalarıyla karşılaştırıldığında bu familyanın yavrularında ilk 6 ay içinde ölüm oranı çok daha azdır. Bunun sebebi ailenin yoğun bakımı olduğu düşünülür.Tutsak yaşayan bireyler 25 yaşına kadar varmakta.(gorsel:11265)

amerikan pikası

Islıklı tavşangiller veya cüce tavşangiller (Ochotonidae), tavşanımsılar (Lagomorpha) takımı içinde sınıflanan bir memeli familyasıdır. İçerdiği 30 türün hepsi, bünyesindeki tek cins olan Ochotona´da toplanmıştır ve pika olarak da adlandırılırlar. Dış kuyrukları olmayan, ön ve arka uzuvları kısa ve kulakları yuvarlak olan bu küçük hayvanların "ıslıklı" olarak adlandırılmaları, yuvalarına girerken alarm sinyali olarak kullandıkları tiz sesler nedeniyledir. "Pika" adı ise, olasılıkla Tunguzca´daki piika sözcüğünden türemiştir.(gorsel:11257)

keseli sıçangiller

(gorsel:)Keseli sıçangiller (Latince: Didelphidae) keselilerin Didelphimorphia takımına ait tek familya. Sadece Amerika'da bulunurlar, ve Avustralya kıtası dışında yaşayan en büyük keseli familyasıdır. Keseli sıçan adı yanında opossum da gayet yaygındır. Özellikleri: Keseli sıçanlar diş görünüşleri ile farelere veya sıçanlara benzer. 8 – 50 cm uzunluğa, 13 gram ila 5 kg ağırlığa kadar varırlar. Postları sık, kısa, yünümsü ve karmaşık renklidir. Kuyrukları çoğunlukla kendilerinden daha uzun olur. Birçok tür kıvrak kuyruğunu tırmanırken tutunmak için kullanır. Bacakları kısa olur ve her ayaklarında beş parmakları vardır. Yayılım: Keseli sıçanlara tüm Orta- ve Güney Amerika'da rastlanılır. Yaşam alanını daha kuzeye doğru, ABD'ye ve hatta Kanada'nın güneyine kadar genişletmeyi başarmış olan tek tür kuzey keseli sıçanıdır. Tropik ormanlardan bozkırlara kadar varan, birbirinden farklı yaşam alanlarında raslanırlar. Bazı türler insanlara ayak uydurup, insanlardan faydalanmayı öğrenmiş ve böylece daha da yayılmayı başarmıştır. Yaşam şekli ve Beslenme: Keseli sıçanlar genelde gece faal olur ve yalnız yaşarlar. Çoğu türler ağaçlarda, diğerleri yerde yaşar. Yüzen keseli türü hatta suda yaşamaya uygun bir vucut yapısına sahiptir. Keseli sıçanlar etçil veya her şey yiyicidir. Küçük türler sadece böcekler ile, büyükleri ise böceklerin yanında küçük memeliler ve kuşlar ile de beslenebilirler. Bunların yanında leş, meyve, tohum ve yapraklar da yerler. Üreme: Keseli sıçangiller familyasında sadece az sayıda türlerin bir kesesi vardır. Kesesi olmayan türlerde, kesenin bulunması gereken yerde, altında 7 ila 27 adet memenin saklı olduğu bir deri örtüsü vardır. Keseli sıçanların gebelik süresi 12 - 14 gün civarında olarak çok kısadır, ve böylece bütün memelilerin arasında en kısa gebelik süresidir. Daima çok sayıda yavru dünyaya gelir. Yavruların gelişme süresi de gayet kısadır. Çoğu türlerin ömürleri 1 - 2 yıl civarındadır. Sınıflandırma: Keseli sıçangiller, Fare keseli sıçanıgiller ile birlikte Ameridelphia (Amerika keselileri) üst takımını oluşturmaktadır. Ameridelphia taksonu Chiloé keseli sıçanı haricinde bütün Amerika'da yaşayan keselileri içine almaktadır. Son zamanlarda birkaç yeni cinsler ortaya sürülmüştür (Cryptonanus, Chacodelphys und Tlacuatzin), ama bunlar henüz tüm zoologlar tarafından kabul edilmiş değildir. Hyladelphys kalinowskii adlı türün sınıflandırılması da hala tartışmalıdır.

armadillo

Ortalama 75 cm. uzunluğundadır. Armadilloların vücudu bir tür zırhla korunur (ismini de İspanyolcada zırhcık anlamına gelen kelimeden alır), bu özelliğiyle tesbih böceğine benzerler. Temel yiyeceği böceklerdir. Yiyecek bulmak için toprağı kazarlar, koku alma duyuları çok geliştiğinden böcekleri bulabilirler. Toprağı kazarken çok hızlı davranır ve bu süre içinde burunları toprak ile temas hâlinde olduğundan nefesini tutarlar. Armadilloda yumurtalıklarda yalnız bir tane yumurta oluşmasına rağmen üreme olayları sonucunda dört tane yavru meydana gelir. Armadilloların bir defada 4 yavruları olur. Bu olay bir annenin her defasında tek yumurta dördüzleri doğurmasına benzer ve 4 yavrunun da cinsiyetleri aynıdır. Ayrıca yapay besiyerlerinde üretilemeyen cüzzam etkeninin (M. leprae) üretilmesinde kullanılır. Armadillo, Brezilya'da yapılacak olan 2014 Dünya Kupasının maskotu olarak belirlenmiştir. Armadillo'nun maskot olarak çizimine ise "Fuleco" adı verilmiştir.

bradypus variegatus

Tembel hayvanlar, Orta ve Güney Amerika'da yaşayan Megalonychidae, Bradypodidae familyalarına ait 6 türü kapsayan orta büyüklükteki memelilerdir. Bilim adamlarının çoğu tembel hayvanları Folivora alttakımında sınıflandırırken, bazıları onları Phyllophaga grubunda toplar. Bu iki grubun da adı, ilki Latince'de, ikincisi ise Eski Yunanca'da "yaprak seven" anlamındadır. Bu metin genellikle ağaçlarda yaşayan tembel hayvanlarla ilgilidir. Geçmiş jeolojik zamanlarda, Megatherium gibi büyük yer tembel hayvanları Güney Amerika'da ve Kuzey Amerika'nın bazı kısımlarında yaşamışlardır, fakat insanların gelişinden sonra onlar da diğer bazı hayvanlar gibi birden yok olmuşlardır. Bazı kanıtlar, diğer Kuzey Asya, Avustralya, Yeni Zelanda ve Madagaskar faunalarında olduğu gibi, Amerikan megafaunasının yok olmasında insanların eylemlerinin etkili olduğunu ileri sürmektedir. Bununla beraber, Buz Çağı'nın sonunda meydana gelen eş zamanlı iklim değişimi de bazı durumlarda rol oynamıştır. Özellikleri: Tüm memeliler arasında en yavaş hareket eden hayvanlar olarak bilinirler. Dakikada en fazla yarım metre kadar hareket ettiği hesaplanmıştır. Tembel hayvanlar, günde 15 ila 18 saat uyuyarak en çok uyuyan hayvanların başında gelirler. Kalan zamanda ise yemek yerler ve tutundukları ağaç dalını değiştirirler. Pek fazla yemek yemeyip su içmedikleri de bilinmektedir, bu nedenle doğaya en az zararı olan hayvanlar olarak tanınırlar. Tembel hayvanlar, keskin pençeleri sayesinde dalların üzerinde tersine doğru asılı bir şekilde yaşarlar. Yere ise yalnızca ağaç değiştirmek veya boşaltım yapabilmek için inerler. Sürekli ters asılı oldukları için iç organlarının yerleri bile diğer memelilerden farklıdır. Hatta tüyleri de ters yöne uzar. Yaşadıkları Kosta Rika'daki tembel hayvanların ana ölüm kaynakları elektrik tellerine takılmaları ve kaçak avcılardır. Tembel hayvanlar ağaçlarda yaşamaya uyum sağlamalarına rağmen iyi yüzücülerdir. Görünüm: Tembel hayvanlar kısa, düz başlı, büyük gözlü, kısa burunlu, uzun bacaklı ve ufak kulaklı hayvanlardır. Ayrıca genellikle 6-7 cm uzunluğunda küt bir kuyruk taşırlar. Bütünüyle, tembel hayvanların vücutları genellikle 50 ila 60 cm arasındadır. Grimsi kahverengi tüyleri vardır. Ömürleri 30-40 senedir.Tembel hayvanların kürkü özelleşmiş işlevlere sahiptir: deriden çıkan kıllar diğer memelilerinkinden zıt yönde çıkarlar. Çoğu memelide kıllar ekstremitelere doğru çıkarlar, fakat tembel hayvanlar bacaklarıyla vücutlarının yukarısında çok zaman geçirdiklerinden, kılları tembel hayvan aşağı doğru sallanırkenki kötü hava şartlarında koruma sağlamak için ekstremitelerin tersi yönünde çıkar. Kıllarının ters çıkmasıyla, ters asılı oldukları sırada yağmur sularından en az etkilenerek üzerlerinden akıtmalarını da sağlar. Nemli şartlarda kürk, onlara kamuflaj da sağlayan simbiyotik siyanobakterilerin iki türünü barındırır. Kürkleri genellikle koyu kahverengidir, fakat ara sıra yabani tembel hayvanların kürkünde bu bakterilerden dolayı yeşil bir renklilik görülür. Bakteriler, tembel hayvanların kendini yalaması sırasında onlara besin de sağlar. Kalın uzun tüylerinin altında çok daha yumuşak başka bir kürk tabakası bulunmaktadır ki bu da karınca veya et yiyen küçük canlılardan ve sudayken de aç balıklardan korunmalarını sağlar. Tembel hayvanların pençeleri tek doğal korunması olarak iş görür. Pençeleri, insan avcılarını uzaktan caydırır, ağaçlardan aşağı sallanırlarken pençeleriyle bir yere tutunduklarında, aşağıdan vurulsalar bile yere düşmeyebilirler. Köşeye sıkışmış bir tembel hayvan saldırganlarına bütün gücüyle vurabilir, onları korkutarak kaçırabilir. Tembel hayvanların belirgin savunmasızlığına rağmen avcılar bu özel şeylerle başedemezler: ağaçlardaki tembel hayvanlar iyi kamufle olurlar ve çok yavaş hareket ederek dikkati çekmezler. Sadece nadir bulunan ziyaretçileriyle yerde karşılaştıklarında yaralanmaya açık kalabilirler. Tembel hayvanların ana avcıları; jaguarlar, harpy kartalı ve insanlardır. Hareket: Tembel hayvanlar sadece gerekli olduğu zaman, onda da çok yavaşça hareket ederler; onlarla aynı ağırlıkta bulunan diğer hayvanların yarısı kadar kas dokuları vardır. Avcılarından gelen ani bir tehlikeyle çok nadir olsa da daha hızlı hareket edebilirler (dakika da 4,5 metre) fakat bunu yaptıklarında enerjilerinin büyük bir kısmını harcarlar. Yerdeki en fazla hızları dakika da 1,5 metrededir. Çoğunlukla dakikada 15-30 cm ilerlerler. Beslenme: Yaşayan tembel hayvanların hepsi hepçildir. Bazı böcekleri, küçük sürüngenleri ve leşleri yiyebilirler, fakat asıl besinleri çoğunlukla tomurcuklar, ince filizler, yapraklar ve temel olarak Cecropia ağaçlarıdır. Hayat biçimleri olağanüstü şekilde ağaçlarda yaşamaya uyum sağlamıştır. Enerji ve besin değeri açısından oldukça fakir olan ve kolayca sindirilemeyen yapraklar ana besin kaynaklarını oluşturur; tembel hayvanlar yaprakları bile sindiren simbiyotik bakterilerin bulunduğu kısımlara ayrılmış, özelleşmiş, yavaş-sindiren oldukça büyük bir mideye sahiplerdir. İyi beslenen bir tembel hayvanın vücut ağırlığının üçte ikisini midesi ve içindekilerinin ağırlığı oluşturur ve sindirim sürecinin tamamlanması 1 ay kadar ya da daha uzun sürebilir. Buna rağmen yapraklar çok az enerji sağlarlar ve tembel hayvanlar bunun üstesinden ekonomik dağılımlar yaparak gelirler: çok düşük metabolizma oranları (onların boyutundaki yaratıklardan beklenenin yarısından daha az) ve hareketli olduklarında vücut sıcaklığının 30 ila 34 0C, dinlenme halindeyken daha düşük sıcaklıklarda kalmasıyla. Boşaltım: Yere idrarlarını ve dışkılarını yapmaya haftada bir kez gibi inerler. Sindirim sistemleri çok yavaş olduğu için boşaltımı ayda bir de yapabilirler, çünkü tembel hayvanın midesindeki bir besini sindirebilmesi bir ayı dahi bulabilmektedir. Üreme: Gebelik süreleri altı aydır. Yavrular hemen hemen beş haftalık olana kadar annelerine sarılarak yaşarlar. Özellikle hindistan cevizleriyle kamfule olabilecekleri palmiye ağaçlarının taçlarına kısmen yuva yaparlar. Yeni doğmuş tembel hayvanlar genellikle annelerinin kürklerine tırmanırlar fakat ara sıra düşerler. Tembel hayvanların yavruları da çok kuvvetle tırmanır ve düşmelerinden dolayı nadir olarak ölürler. Bazı durumlarda düşmelerinde ölümleri doğrudan olmaz, anneler isteksizce, güvenli ağaçlardan ayrılmayı yavrularını sınayarak denerler. Dişiler normalde her yıl bir yavru doğrurur, fakat bazı zamanlar tembel hayvanların düşük düzeydeki hareketliliği, dişilerin erkekleri bulmasını bir yıldan fazla uzatabilir. Ekoloji: Güney ve Orta Amerika'daki yağmur ormanlarının dışında yaşayamamalarına rağmen, bu tembel hayvanlar çevreyle oldukça başarılı yaratıklardır; toplam enerji tüketiminin ve bazı alanlardaki karasal memelilerin toplam biyomasının neredeyse yarısından sorumludurlar. Yaşayan altı türün sadece biri, Bradypus torquatus, günümüzde nesli tehlike altında olarak sınıflandırılır. Güney Amerika'nın yağmur ormanlarının devam eden yıkımıyla, diğerlerinin de bu konuma gelmesi olasıdır. Sınıflandırma: Yaşayan tembel hayvanlar Megalonychidae (iki-parmaklı tembel hayvanlar) ya da Bradypodidae (üç-parmaklı tembel hayvanlar) olarak bilinen iki familyanın birinde bulunurlar. Yaşayan bütün tembel hayvanlar aslında "üç ayak parmaklı"dır; ama iki parmaklı tembel hayvanların "iki el parmağı" vardır. İki parmaklı tembel hayvanlar genellikle üç parmaklı tembellerden daha hızlı hareket ederler. her iki çeşit de aynı ormanlarıda, çoğu alanda iki-parmaklı tembel hayvanlardan bir tür, üç-parmaklı tembel hayvanlardan bir tür baskın olacak şekilde bulunurlar. Fakat, birbirlerine benzerlik önerilerinin uzağında olan yaşayan tembel hayvan cinslerindeki gerçek akrabalıklar biyolojik adaptasyonlarıyla yalancı çıkarılır. İki-parmaklı tembel hayvanlar günümüzde yaşayan üç-parmaklı tembel hayvanlardansa yer tembel hayvanlarının bir grubuna daha yakın akrabadır.Bu yer grubu Megalonychidae, ağaç-tırmanıcı atalarının soyundan gelmişler ya da iki-parmaklı tembel hayvanlar gerçekten (tekrar?) ağaçlara çıkan yer tembellerinin küçükleri de olsalar, günümüzde tatmin edicek kadar kesin değildir. İkinci olasılık daha uygun görünür, ayrıca tırmanadabilen küçük yer tembel hayvanları Acratocnus ve Synocnus, iki-parmaklı tembellere daha akrabadır, ve bunlar birlikte büyük yer tembelleri Megalonyx ve Megalocnus ile ilişkilendirilirler. Üç-parmaklı tembel hayvanların evrimsel geçmişi tam olarak bilinmemektedir. Özellikle yakın akrabalar, yere ait ya da değil, henüz tam olarak tanımlanmamıştır. Yer tembellerinin monofiletik bir grup teşkil etmediğini söylemek gerekir. Daha doğrusu, soylarının bir dizisini oluştururlar ve Holocene'e kadar bilindiği kadarıyla çoğu tembel hayvan aslında yerde yaşayalardandır. Ünlü Megatherium örneğin yaşayan tembellere çok yakın olmayan yer tembellerinin bir soyuna ait ve onların yerde yaşayan akrabaları küçük Synocnus ya da büyük Megalonyxe benzemektedir. Başka bir deyişle, Mylodon, son yer tembellerinin kaybolduğu sırada, bunların hiçbirine sadece uzaktan akrabaydı.(gorsel:11236)

uçan sincap

Düşündüğümüz bu hayvan her zıpladığında 30-40 metre kadar uçabilir. (gorsel:11233)

basiliks

ANAVATANI :Orta Amerika ORTALAMA YAŞAM : 8 yıl BOY : 60-80 cm Yaşam Alanı:(gorsel:11226) Vivaryum ortamı kurmaya karar verdiyseniz Basilisk’ler tam size göredir. 120x60x90 cm Vivaryum 2 yaşında erişkin boya ulaşan dostunuza ömür boyu yetecektir. Belgesellerde koşan sürüngeni hatırladınız mı ?? Evet Basilisk egzersizi seven ve tırmanmaya bayılan bir türdür dolayısı ile ne kadar geniş alan o kadar mutlu Basilisk denklemini düşünerek bir Vivaryum planı yapmalısınız. Basilisk’ler utangaç canlılardır ve güneşlenmelerinden saklanmalarına kadar bir sürü alanda yapay bitkiler kullanmanızda fayda olacaktır. Taban malzemesi olarak sürüngenler için özel üretilmiş yüksek nem tutan ürünler tercih etmelisiniz. Ahşap , kaya , yapay bitki ve dallarla hoş bir ortam oluşturabilirsiniz. Isı Derecesi: Gece sıcaklığını seramik ampullerle sağlayabilirsiniz.Ortalama 26 C olmalıdır.(ampullere tırmanıp yapışmaması için önlem alınız) Gündüz sıcaklığı için 2x50w spot ampul ile 37 C sıcaklık sağlayabilirsiniz.(güneşlenme alanı için verilen değer) 12 saatlik gece-gündüz dengesini mutlaka kurun. MUTLAKA NEM ÖLÇER VE TERMOMETRE KULLANIN ! UVB: Mutlaka 10.0 UVB lambası kullanın. D3 sentezi yapması için temel unsurlardan biri.Ayrıca MTB hastalığına eğilimli dostunuza aksatmadan bu ihtiyacını karşılamanız gerekir.(Günde 12 saat) Not: UVB ile canlı arasında 25 cm olmalı ve her 6 ayda bir değiştirilmeli.(Yeni reptisun 10.0 = 1yıl ) Beslenme: Basilisk’ler etobur canlılardır. Diyet menülerinde ; Çekirge , morio kurdu , un kurdu , dubia , tartara gibi protein ve kalsiyum açısından zengin yemler olmalıdır.Veriğiniz besin öğelerini zengin mineral ve vitamin içeren gıdalarla besleyin ki Basilisk gerekli zengin değerleri vücuduna alabilsin. ASLA DIŞARIDAN YAKALANAN YEMLERİ VERMEYİN VE ÖLÜ YADA YARISI KOPMUŞ GIDALAR SUNMAYIN !! Haftada 3 gün mutlaka D3 sürüngen kalsiyum takviyesi ile sunum yapın. Su içmesi için her gün değişimini yaptığınız geniş bir kap yada Vivaryum yapıyorsanız özel temizleme motorları kullanın. Evcilleştirme: Daha öncede belirttiğim gibi bu tür utangaç ve pek ele alınmayı sevmeyen bir yapıya sahiptir. Elinize aldığınızda stres belirtisi gösterirse hemen Vivaryuma koymanız gerekir. Birden çok Basiliks: Erkek Basiliskler başka bir erkekle aynı ortamda olmak istemezler ve kavga kaçınılmaz olur.Bu bağlamda yeteri alanınız varsa erkek Basiliskinize bir harem oluşturabilirsiniz. Önemli: Ölü böcekleri rutin temizleyin(su alanı çok fazla olduğu için böcekler kısa sürede ölebilir). En az 1 en fazla 3 hafta ortalamasıyla tüm yaşam alanını steril etmeyi unutmayın. 2 günde bir mutlaka temizleme motorlarını son derece dikkatli bir şekilde temizleyin. Taban malzemesini her ay değiştirin.(gorsel:11227)(gorsel:11228)(gorsel:11229)

king kalifornia yılanı

Evde Bakımı: King Snake ‘lerin kolay bakımı ve düşük maliyet ihtiyaçları bu türü en popüler yapan özelliklerinden bir kaçı. Amerikanın her bölgesinde bulunması ana vatanı hakkında size cevap vermektedir. Her bölgede bulunması dememden sizde rahatlıkla her koşula adapte olmasını anlayabilirsiniz.Bununla birlikte çok fazla renk kombinasyonu olması. ebekler 25-30 cm arası yumurtadan çıkarlar ve yetişkin boyutu olan 1.82 cm ölçüsüne ulaşırlar. Ortalama yetişkin ölçü oranı 92-121 cm’dir(Cinsiyetine göre değişmektedir).Geniş kütlesi çok olmadığı için ufak boy sınıfına girmektedir. Yaşam Süresi: Ortalama ömrü 20 yıldır. Genç yaşta döllenmiş yumurta verebilirler. Yaşam Alanı:(gorsel:11217) Yavru bir King Snake ayakkabı kutusu kadar bir alanda yaşayabilir fakat büyüdüğünde en az 75 lt ‘lik bir terra yapmanızı öneririm.(www.egzotikturkiye.com ‘dan size özel teraryum seçeneklerine bakabilirsiniz.) Ne kadar büyük alan o kadar mutlu King Snake düşüncesi her zaman aklınızda bulunsun. King Snake ‘ler kaçma uzmanıdır bu yüzden gerekli önlemleri almalısınız. Bu tür doğasında diğer yılan türlerini de yediği için mutlaka tek bakılmalıdır.(Sadece çiftleşme dönemi bir araya getirmenizi öneririm) Birden fazla King Snake aldıysanız onları da mutlaka ayrı yerlerde tutun.Büyüdüklerinde ayrı yerlerde yem yedirip , gözetim altında tanıştırın.Agresif bir tutum gördüğünüz an mutlaka ayırın. Isı Derecesi ve Işık: Bu tür ekstra bir uv ışığı yada ışık sistemi ihtiyacı duymazlar.(Yaşam alanı doğal ışık alıyor ve yılanınız gece-gündüz kavramını algılayabiliyorsa) Direk güneş ışığına mağruz kalmadığından emin olun (Kalıcı hasar verebilir) Yaşam alanında sıcak ve soğuk alan olmasına dikkat edin. MUTLAKA ISITICI KABLO YADA PED KULLANIN. Bazıları sadece üst kısmına ampul yada seramik ısıtıcı takarlar ama bu yanlış bir yöntemdir ve dezavantajları vardır. Sıcak alan için ortalama 29-30 C ve soğuk alan için ortalama 23 C derece ısı sağlamalısınız. ASLA ISITICI KAYA KULLANMAYIN.(Ciddi yanıklar oluşturabilir) Gerekli sirkülasyon alanı oluşturmanız gerektiğini unutmayın. Taban Malzemesi: Sürüngenler için üretilen az nem tutan malzemeler kullanabilirsiniz. Yağlı ahşap malzemeden üretilmiş malzemelerden ve kedi kumu tarzı ürünlerden uzak durun.Genel kural ; Koku yapmayan ve iş gören bir taban malzemesi kullanmanız. Size önerim kalsiyum karışımlı kum kullanmanız.(Sürüngenler için üretilen)Bebekken gazete kağıdı yada havlu kağıt. Dostunuzu mutlaka ayrı bir yerde besleyin.Bu hem taban malzemesinin besine yapışmasına engel olur hemde yaşam alanınıza elinizi soktuğunuzda sizi av olarak hissettirmez. Beslenme: Doğal ortamlarında ufak kuş türleri , rattlesnake , kemirgenler ve ağzına sığan tüm memeli türleri ile beslenirler. Ev ortamında donmuş fare türleri ile beslemenizi öneririm.(www.egzotikturkiye.com ‘dan isteğiniz boyutta dondurulmuş ürün bulabilirsiniz) Canlı vereceğiniz yem ısırabilir ve kalıcı hasar verebilir ,strese sokabilir ve agresif yapabilir ! Gövde boyundan geniş olmayan ölçüde besin sunmalısınız. Besledikten sonraki 48 saat süresince alinize almamaya çalışın(Strese girip kusabilir ve güçsüzleşebilir.) Haftada 1 kez beslemeniz yeterlidir , eğer besin ufak geldiyse ekstra besin verebilirsiniz. Obeziteden mutlaka uzak durmasını sağlayın ! Su İhtiyacı: İçine girebileceği boyda kap tercih etmenizde fayda var eğer çok nem yaparsa su miktarını az koyabilirsiniz.Mutlaka her gün değişim yapmalısınız. Elinize Alıştırma: Doğaldır ki her canlı gibi ilk geldiğinde utangaç ve defansif bir davranış sergileyebilirler. Kuyruğunun ucunu titretip strike(atak) yapabilirler ,elinize almak istediğinizde kaçmaya çalışıp , korkabilirler. BU TAMEMEN NORMAL VE SİZİN ONA ZARAR VERMENİZİ İSTEMEDİĞİ İÇİN YAPTIĞI DOĞAL BİR HAREKETTİR ! KESİNLİKLE CESARETİNİZ KIRILMASIN ZATEN BUNU İSTEDİĞİ İÇİN YAPTIĞINI UNUTMAYIN ! Rutin olarak ele alınan , itinayla yaklaşılan bir King Snake aynı şekilde sizede yakın davranıcaktır.Sabırlı ve kararlı olmanız gerekir. Zamanla bir elinizden diğer elinize yavaşca ve onun istediği yönde alıştırarak güzel iletişim kurabilirsiniz.Baş tarafına mümkün olduğunca dokunmamaya çalışın ilk etapta ,tecrübe edindikçe hareketlerinizin sınırını belirleyin. ASLA DERİ DEĞİŞİM DÖNEMİNDE ELİNİZE ALMAMAYA ÇALIŞIN ! Sizi tam olarak göremediği için tehdit olarak algılayabilir ve strese sokabilir.Renk soluklaşmasından rahatlıkla deri değişim dönemini anlayabilirsiniz. KEYİFLE VE GÜZEL GÜNLERDE BÜYÜTMENİZ ÜMİDİYLE…(gorsel:11218)(gorsel:11219)

denizatı

Denizatı, yılan iğnesinin de dahil olduğu Syngnathidae familyasından Hippocampus cinsine ait olan balıklardır. Tüm dünyada ılıman ve tropikal sularda bulunurlar. Denizatların boyutları 16 milimetre ile (yakın zamanda keşfedilen Hippocampus denise 35 santimetre arasında değişen türleri bulunur. Denizatı ve yılan iğnesi türleri erkek hamileliğinin görüldüğü tek türler olarak bilinmektedirler. Denizatı alt vücuttaki arka yüzgeç ve kafada solungaçların yanındaki göğüs yüzgeçleri ile tam bir balıktır. Bazı deniz atı türleri kısmen saydamdır, bu yüzden akvaryumlarda orada olmalarına rağmen görünmezler ve resimlerde pek sık görülmezler. Denizatı nüfusu son yıllardaki aşırı avlanma nedeniyle tehlike altına girmiştir. Denizatı geleneksel Çin şifalı bitki biliminde kullanılmaktadır ve her yıl 20 milyon denizatı bu amaçla yakalanıp satılmaktadır. Denizatlarının ihracatı ve ithalatı 15 Mayıs 2004'den beri CITES tarafından kontrol edilmektedir. Deniz ejderleri denizatlarının yakın akrabalarıdır fakat daha büyük vücutları ve yaprak benzeri uzantıları vardır, bu uzantılar sayesinde yüzen deniz yosunu ve esmer suyosunu yataklarının arasında saklanabilirler. Deniz ejderleri larvamsı balıklar ve Amphipodalarla beslenirler. Mysid (deniz bitleri) gibi küçük karides benzeri kabuklu hayvanlarla, avlarını küçük ağızlarına çekerek beslenirler. Bu amphipodaların birçoğu, deniz ejderlerinin yaşadığı esmer suyosunu ormanlarının gölgesinde büyüyen kırmızı algle beslenir. Not:deniz akvaryumlarında bakılabilir. Çoğalma: Çoğu denizatı türlerinin hamileliği yaklaşık olarak iki ile üç hafta arasında sürer. Erkek denizatında dişi tarafından bırakılan yumurtaları taşıdığı kuluçka kesesi bulunmaktadır. Çiftleşen çift kuyruklarını birbirlerine sararlar ve dişi uzun bir tüp olan ovipositoru erkeğin kesesine getirir. Yumurta tüpten yukarıya erkeğin kesesine ilerler ve burada erkek daha sonra yumurtaları döller. Embriyolar on gün ile altı hafta arasında gelişirler, bu süre türe ve su koşullarına bağlı olarak değişmektedir. Erkek doğum yaparken, tüm bebek denizatları çıkana kadar boşaltır. Erkeğin kesesi yumurtalar için tuzluluğu ayarlar, yumurtalar olgunlaşmaya başladıkça dışarıdaki oranla eşitlemek için yavaşça arttırır. Yumurtadan çıkan yavrular ebeveynlerinden bağımsızdır. Bazıları gelişme zamanlarını okyanus planktonlarıyla geçirirler. Bazen, erkek denizatı yeni çıkmış yavruları tüketebilir. Diğer türler (H. zosterae) hemen yaşama deniz dibi canlısı (bentos) olarak başlar. Denizatları genellikle tek eşlidir, ancak bazı türler (H. abdominalis gibi) sürü halinde yaşamayı sevmektedirler. Tek eşli çiftlerde, erkek ve dişi birbirlerini sabahları ve bazen akşamları aralarındaki bağı kuvvetlendirmek için kur yaparak karşılarlar. Günün geri kalanını birbirlerinden ayrı olarak yiyecek aramakla geçirirler. Denizatları hızlı hareket eden gözleri vardır, bu sayede avları ve avcıları vücutlarını hareket etmeden izleyebilirler. Yapraklı deniz ejderi gibi, avlarını yutmakta kullandığı uzun bir burnu vardır. Yüzgeçleri küçüktür, çünkü kalın su bitkileri arasında gitmektedir. Denizatının uzun, kavrayıcı kuyruğu vardır, bu sayede deniz yosunu gibi desteklere sarılarak akım tarafından sürüklenmesini engeller.(gorsel:11216)

vaÅŸak

Vaşak, kedigiller (Felidae) familyasından Lynx cinsini oluşturan orta büyüklükte etçil omurgalı ve yabani hayvan türlerinin ortak adı. Özellikleri: Kediye benzemekle birlikte normal kedi ağırlığından 5 kat daha ağırdırlar. En irileri 30 kg civarında olan bayağı vaşaktır. Kulakları normal kediye kıyasla daha uzun ve uçları tüylüdür. Kış bastırdığında ise sadece kulaklarının üzerindeki tüyler değil tüm vücudu kalın bir tüy tabakası ile kaplanır. Adeta kışın gelmesi ile mantolarını giyerler. Patilerinin genişliği karda yürümelerini kolaylaştırır.Afrikalı vaşaklar, vücuduna oranla Afrika'nın en hızlı ve en tehlikeli hayvanıdır.Örneğin bir antilobun boynuna atılıp onu yere çekme yeteneğine sahiptir. Gövdelerine göre küçük kalan başları ve kısa kuyrukları ile ilk bakışta ürkütücü gözükseler de görünüşleri kesinlikle etkileyicidir. Renkleri kum renginden koyu kahveye kadar değişir. Evcilleştirlebilirler. Yaşam Şekli: Vaşak türleri arasında görünüş farklılıkları mevcuttur. Engebeli arazilerde ve genellikle çam ormanlarında yaşarlar ama açık ormanlık araziler ya da diğer coğrafi mekanlarda da rahatlıkla yaşamlarını sürdürebilirler. Hatta denizden 3000 metre yükseklikte yaşayan vaşaklar bulunmaktadır. Sadece iyi bir dağcı değil aynı zamanda iyi birer yüzücüdürler.Çok hızlı ve çevik bir hayvan olduğundan kar tavşanı, kemiriciler, ördek, yer kuşları, balık gibi hayvanları kendilerine kolaylıkla av yaparlar. Her vahşi kedide olduğu gibi avını mükemmel gözler ve yaklaştığını hissettirmez. Vaşaklar ara sıra avlanırken birlikte hareket ederler. Özellikle tavşan gruplarını avlarken birlikte hareket ettikleri görülür. Avlanma zamanı olarak geceden ziyade gündüzü tercih ederler. Üreme: Çiftleşme döneminde egemenlik alanının dışına çıkarlar. Genellikle de Ocak sonu ya da Mart başı arasında çiftleşirler. Dişi vaşakların hamileliği yaklaşık 70 gün sürer ve 2 ila 3 yavru doğurur. Yavrular annelerinin bir dahaki çiftleşme dönemine kadar ayrılmazlar. Dişi vaşaklar 21 aylıkken erkek vaşaklar ise 33 aylıkken erginleşirler. Korunma Durumu:Doğal hayatın bir parçası olan vaşaklar insanoğlunun tehdidi altındadır. 600 kadar vaşağın yaşadığı Norveç'te sadece 2 ay içinde 117 vaşak avcılar tarafından öldürülmüştür. World Conservation Union (~Dünya Koruma Birliği) açıkladığı nesli tehlike altındaki 120 memeli türü arasında vaşaklara da yer verilmiştir. Vaşakların avlanılması yaşadıkları ülkede hala yasaklanamamıştır.(gorsel:11214)

tibet mastif köpeği

Tibet mastifi kökeni Tibet olduğu sanılan büyük iri ve güçlü bir köpek türüdür. Tibet mastiflerinin boynunda aslanınkine benzer yele vardır. Tibet mastifi dünyanin en pahallı köpeği unvanına sahiptir. Tibet Mastifi, Hindistan, Çin, Nepal ve Tibet'teki yerel kabileler tarafından kendi koyunları leoparlardan korumak için kullanılmaktadır. "Tibet mastifi" adı aslında yanlış bir isimdir çünkü bu gerçek bir mastif değildir. Mastif adı bu köpeğe büyüklüğünden dolayı Tibet'e gelen ilk Avrupalı ziyaretçiler tarafından verilmiştir. Tibet dağ köpeği ya da Himalaya dağ köpeği bu cins için daha doğru bir isim olurdu. Tibet Mastifi, köpek beslemek isteyen kişilerin rüyalarını süsleyen ancak aşırı pahallı olmasından dolayı birçoğumuzun uzaktan baktığı köpek türüdür. 1 milyon dolar gibi rakamlara satılan Tibet Mastifi özellikleri ile de tüm hayvan severleri büyülemeye devam ediyor. Tibet Mastifi fiyatı neredeyse her yerde bir milyon dolar olarak geçse de bu köpeğin gerçek fiyatı bu değildir.Tibet Mastifi yaklaşık olarak 10 bin TL gibi rakamlara satılmaktadır ancak ülkemizde safkan bir Tibet Mastifi bulmanız bir hayli zordur. Bu yüzden safkan köpek almak için yurtdışına çıkmanız ve köpeği ülkeye sokmak adına özel izinler çıkarmanız gerekebilir. Kaçak yollar ile getirilen köpeklerin büyük bölümünün ırkının kırık olduğu biliniyor. Tibet Mastifi Özellikleri: arasında büyük yani iri ve güçlü olmaları yer almaktadır. Kulakları V şeklinde aşağıya doğru sarkık olan bu köpeklerin büyük bölümünde duyma problemi olduğu biliniyor. Aslana benzer bir yeleğe sahip olması bu köpeği diğer köpeklerden farklı kılan en büyük özelliğidir. Yaklaşık ömürleri 15 yıl olan bu köpeklerin iyi bakılmaları durumunda 20 yıl dahi yaşadıkları biliniyor.Aşırı zeki olmaları ile bilinen Tibet Mastifi birçok ülkede güvenlik amacı ile kullanılmaktadır. Safkan ırkların Amerika Birleşik Devletlerinde olmasından dolayı burada satılan köpeklerin 1 milyon dolar gibi rakamlara satıldığı biliniyor. Bir çılgınlık yapıp bu köpeğe bu kadar para veren kişilerin köpeklerin yavrularını alıp dağıtmasından dolayı Tibet Mastifi eski önemini koruyamamıştır.İlerleyen yıllarda bilinçsiz yavru dağıtılmasından dolayı Tibet Mastifi pazarının ciddi anlamda zarar görmesi ve bu köpeklerin çok düşük fiyatlara satılması bekleniyor. Ülkemizde 10 Bin TL gibi rakamlarda Tibet Mastifi adı altında satılan köpeklerin safkan olmadıklarını, hatta bu satılan köpeklerin büyük bölümünün Kars çoban köpeği olduğunu bilmenizi isteriz. Bir gün elinize safkan bir Tibet Mastifi geçecek olursa zengin olduğunuzu anlayın ve bu köpeğin ölmesini beklemeden elinizde olan Tibet Mastifi cinsi köpeği paraya dönüştürmeye bakın. Emin olun bir çılgın çıkıp elinizdeki bu köpeği satın alacaktır.(gorsel:11212)

mustang

Mustang (okunuşu: Masteng), genelde Amerika Birleşik Devletlerinin batı eyaletlerinde sahipsiz, başıboş gezen yabanileşmiş atlardır. Çoğunlukla yaban atı (İngilizce wild horse) olarak nitelendirilse de, gerçekte evcil attan (Equus ferus caballus) türeyen yabanileşmiş at (İng. feral horse) demektir. 1900'lerde iki milyon nüfusa sahip oldukları tahmin ediliyor. 2008 yılı rakamlarına göre 33.000 kadar mustang vardır. Günümüzde ABD'de Bureau of Land Management tarafından korunup kollanmaktadır. Adlandırma: Türkçeye İngilizce mustang kelimesinden geçen ödünç kelimedir. Ödünç kelimeler, alıntı kelimelerden farklı olarak, orijinal [3] yazımıyla yazılırlar. İngilizceye de Meksika İspanyolcasında kullanılan mesteño (eril) / mesteña (dişil) ('sahipsiz, başıboş dolaşan hayvan; yılkı') kelimesinden geçmiştir. Özelliği:Tabiatta tamamen doğal bir seçilim ile doğmakta ve hayatta kalmaktadırlar. Bu sebepten ötürü çok güçlü bir genetiğe sahiptirler. Diğer (evcil) türlere göre daha sağlam kemik ve tendonlara sahip atlardır. Tarih: Amerika'nın keşfinden sonra 1493 yılında İspanyollar tarafından Yeni Dünya'ya (Florida ve Meksika) sokulan atlar genelde Fas kökenli Berberi atı, Portekiz kökenli Sorraia ve İspanya kökenli Endülüs atı gibi at ırklarının karışımları olan İber at ırklarıdır. İspanyollarca Amerika'ya sokulan atlarla tanışan ve onu kullanmasını öğrenen ilk yerliler Pueblo Kızılderilileri olmuştur. Kızılderililer atlarla tanışmadan önce köpekleri çekim hayvanı olarak kullanırlardı. Komançilerin masteng atlarını (Komançice cobe) benimseyip onu güçlerinin odağına oturtmaları onları Teksas'taki en güçlü Kızılderili grubu hâline getirmiş ve Teksas-Kızılderili savaşlarında Beyazlara rakip olan en büyük güç durumuna gelmişlerdir.(gorsel:11211)

cyphonia clavata

Başından dışarıya doğru büyüyen bir karınca türü. Tüm bedenini avcılardan gizleyen ve başından çıkan bir uzantıya sahiptir.(gorsel:11210)

dikenli ejderha

Dikenli Molok da denen bu ejderhalar efsanevi ejderhaların minik birer kopyası. En fazla 15 santim olan boyuyla zararsız bir hayvan. Geniş ve yayvan bedeni dikenlerle dolu. Çölde yaşar, sabahın erken saatlerinde bu dikenlerin üstünde oluşan çiy tanelerinin ağızlarına akması sayesinde su arama zahmetine girmeden haftalarca yaşayabilirler. Duruma göre bukelamun gibi renk değiştirebiliyor.(gorsel:11209)

venezüella kaniş güvesi

Henüz 2009’da keşfedilmiş yeni bir güve. Hangi taksonomik gruba ait olduğuna karar verilemediğinden henüz Latince resmi bir adı yok. Güvenin en dikkat çeken özellikleri altı ayaklı olması, bir kaniş köpeğininki kadar bol tüyleri ve boynuz gibi uzayan desenli antenleri…(gorsel:11208)

mavi deniz tavşanı

Deniz Kertenkelesi ve Mavi Ejderha olarak da biliniyor, bir deniz salyangozu türü. Okyanusların sıcak sularında bulunurlar, midelerindeki gazla dolu bir kese sayesinde yüzeyde kalırlar. Bilim insanları bu hareket kabiliyetinin rüzgar sayesinde olduğunu düşünüyorlar. Diğer deniz salyangozları gibi Glaucus da hermafrodittir, arada yamyamlık özellikleri de gösteriyor.(gorsel:11207)

kesikli ova tenreÄŸi

Afrika ve Madagaskar’da yaşayan bu tenrek, yılanlarda ve böceklerde görülen, ses dalgalarıyla yönünü ve avını bulduğu bilinen tek memeli.(gorsel:11206)

umbonia spinosa

Ağustos böcekleriyle akraba olan bu huni kabuklu böcek, bitkilerin özünü emebilmek için uzun bir hortum kullanır. İlginç görüntüsünün nasıl oluşmuş olabileceği bilim insanlarında büyük merak uyandırıyor.(gorsel:11205)

burma boynuzlu keçi

Burma boynuzlu keçi ya da burgu boynuzlu keçi veya yılan yiyen keçi (Capra falconeri), kuzeydoğu Afganistan, kuzey ve orta Pakistan, Hindistan'ın Cemmu ve Keşmir eyaletinin bazı kesimleri ile Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan'ın güneyinde yaşayan en iri yaban keçisi türüdür. Tehlikedeki türler kategorisinde olan burma boynuzlu keçi nüfusu 2.500 bireyden daha azdır. Anadolu'ya Türkler gelmezden önce görülmeyen Ankara keçisinin burma boynuzlu keçiden köken aldığı düşünülüyor.(gorsel:11204)

komondor köpeği

Temel Özellikleri: Efendisine itaatkar ve saygılıdır, ancak kendisine emanet edilen sürüye saldıran kurtlara ve ayılara karşı acımasız davranır. Komondor birkaç dakika içinde en güçlü düşmanının bile üstesinden gelebilir. Neler Yapar?: Issız ve uzak bölgelerde kullanılan tipik bir sürü çobanıdır. özellikle geceleri çok dikkatlidir. Karla kaplı bölgelerde, polis köpeği olarak çok başarılı biçimde kullanılmıştır. Köpek yetiştiricileri yakın zamanlarda bu türün kişiliğini biraz yumuşatmışlardır. Böylelikle Komondor insana eşlik eden köpek olarak da kullanılmaktadır. Kökeni: Soyu Tibet köpeklerinden gelen Komondor, göçmen Macarlar tarafından yüz yıl kadar önce Macaristan'a getirildi. Dünyanın diğer bölgelerinde 1920'de, köpek gösterilerinde sergilenmeye başlandıktan sonra yayıldılar. Familya: çiftlik köpeği, koyun sürüsü koruma köpeği Ortalama Ömür: 10-12 yıl Kilo Erkek/Kilo Dişi: 35-37/31-33 kg Boy Erkek/Boy Dişi: 69-71/64-66 cm(gorsel:11203)

kızıl panda

Küçük panda (Ailurus fulgens), Kızıl panda olarak da bilinir, etçiller (Carnivora) takımından çok ürkek ve tehlike altında olan bir tür. Üstünü yalayarak temizlerken bir kediyi andırdığı için "Kedi ayısı" da denilir. Zoolojik sınıflandırılmasının ayrıntıları hala tartışılmaktadır. Özellikleri:Küçük pandanın uzunluğu 120 cm ve ağırlığı 4,5 kg'a varır. Ömrü doğal ortamında 9-10 yıla, hayvanat bahçesinde ise 14 yıla varabilir. Dış görünüşü ile ilk bakışta bir rakuna benzer ama rakundan daha zariftir. Üstü kızıl kahverengi veya bakırımsı kahverengi, altı ise parlak siyah renktedir. yüzü genelde beyaz renktir ve kızıl kahverengi gözyaşı damlalarını andıran işaretler vardır. Burnu kısa ve siyah renk, kafası yuvarlağımsı ve kulakları orta büyüklükte ve sivri olur. Kuyruğu siyah-beyaz halkalıdır. Küçük panda pek ses çıkarmaz. Kendi aralarında iletişim kurmak için ötermiş ya da gıcırdarmış gibi sesler çıkarırlar. Yayılımı:Küçük panda Himalaya'nın doğusunda Nepal'dan Çin'in Yunnan iline kadar uzanan bir coğrafyada yaygındır. Bu bölge içerisinde ılıman alanlarda 10-25 °C, dev ormangülü rhododendron, büyük bambu ya da meşe ormanlarını ve 2000-4600m yüksekliği tercih eder. Davranış:Küçük panda çok yetenekli bir tırmanıcıdır. Geceleri yiyecek arayışına çıkar, gündüzleri ise ağaçların dallarında uyuyarak geçirir. Sıcak havaya hiç katlanamaz; 25 dereceden daha sıcak havalarda sorun yaşayabilir. Zaten bu yüzden bütün gününü yüksek ağaç dallarında ya da mağaralarda uyuyarak geçirir. Tehlike sezdiklerinde ulaşılamayan ağaç dallarına ya da kayalık aralıklarına kaçarlar. Kaçmaya imkânları olmadığı takdirde iki ayak üstünde durarak olduklarından daha büyük görünmeye çalışır ve sivri tırnaklı ön ayakları ile kendilerini savunurlar, ve düşmanlarının üzerinde böylece bayağı derin yaralar bırakabilirler. Küçük panda tehlikeli bir hayvan değildir, ama köşeye sıkıştırıldığında kendini savunmasını iyi bilir. Beslenme:En fazla yediği madde bambu filizleridir. Ayrıca kökler, otlar, meyveler, tohumlar, fındıklar yer ve ara sıra böcek, küçük kemiriciler, kuş yavruları avlar ve yumurta yer. Üreme:Küçük panda genelde yalnız yaşar ve ancak aralık ile şubat aylarındaki üreme zamanında bir eş arayışına çıkar. 120-140 gün süren bir gebeliğin sonunda 1-4 arasında yavru dünyaya getirirler. Yavrular 12 hafta yuvaya bağlı kalır ve en erken 18 ay sonra kendileri üreyebilir olgunluğa ulaşırlar. Erkek, yavruların bakımında çok nadir yardımcı olur. Münih Hellabrunn hayvanat bahçesinde bir küçük panda Çin'in güneybatısında çok fazla avlanılmıştır. Küçük pandanın postu ile halk tarafından çok tutulan şapkalar, kuyruğu ile de toz almak için küçük süpürgeler üretilmiştir. Küçük pandanın yaşadığı bölgenin insanları onun postunun kullanımını hatta geleneklerinin kaçınılmaz bir parçası haline getirmişlerdir; evlenen bir damat düğün eğlencesinde küçük panda postu taşımaktadır. Ayrıca yasadışı avlanıp yurtdışında ki hayvanat bahçelerine cüzi bir fiyat karşılığı satılmakta ve yaşadığı ormanlar hızla daraltılmaktadır Küçük panda UICN tarafından 1996 yılında tehlike altında türler listesine eklenmiş, ve bugün bulunduğu tüm ülkelerde koruma altına alınmıştır. Sınıflandırma:Küçük pandanın zoolojik sınıflandırılması kolay değildir ve bu yüzden sınıflandırılması çok kez değiştirilmiştir. Frédéric Georges Cuvier adlı bilimcinin 1825 yılında bu türü bilim dünyasına ilk kez tanıştırdığından bu yana, sınıflandırılmasının her noktası çok kez tartışılmıştır. Hatta küçük pandanın etçiller takımına ait olduğundan şüphelenenler bile vardır. İlk başta sırf dış görünüşleri dikkate alınarak rakungiller familyasına yerleştirilmiştir. Daha yeni zamanlarda DNA analizleri yapılmış ve ayıgiller familyasına uygun görülmüştür. En yeni molekülerbiyolojik araştırmalar yapıldıktan sonra tek başına Ailiridae adında bir familyaya konulmuştur. Ama tartışmalar hala devam etmektedir.(gorsel:11201)(gorsel:11202)

balon balığı

Pasifik Okyanusu’nda yaşayan bu balık türü 50 santimetreye kadar genişleyebilir. Balon balığı, son zamanlarda ürkütücü haberlere konu olarak, bir kabus gibi ortaya çıkan, zehirli bir balıktır. Genellikle Akdeniz, Ege ve Marmara Denizleri’nde, taşlı ve yosunlu alanlarda yaşamlarını sürdüren balon balıkları, su diplerinde yatarak, kafasının üst bölümünde yer alan gözleri ile küçük canlıları ya da diğer balıkları avlamaktadırlar. Baharın gelmesi ile beraber, daha çok Nisan ve Mayıs aylarında, kışı geçirdikleri derin sulardan sahil bölgelerine, kimi zaman da acı su bölgelerine yönelerek, Temmuz ile Eylül arasındaki süreçte üremelerini gerçekleştirmektedirler. Bir üreme döneminde, yaklaşık olarak 10 ile 20.000 adet yumurta arasında yumurta döken balon balıklarının özel olarak avcılığı yapılmamaktadır. Eti zehirli ve bu nedenle de değersizdir. Balon balıkları, Tetraodontidae familyasına aittir. Bilimsel ismi, Lagocephalus sceleratus’tur. Balon balıkları, kimi zaman 110 cm’lik bir boya kadar ulaşabilmektedir. Ağırlıkları ise, en fazla 7 kg olabilmektedir.Balon balıklarının fiziksel özellikleri ise, sırtının koyu renkli olması ile açıklanırken, ek olarak ise siyah, kahverengi, ve üzerinde siyah ya da koyu yeşil renkli noktaların sırt kısımda bulunduğu bilgisi verilebilmektedir. Bu tür balıkların karın bölgeleri beyaz renklidir. Yan taraflarında iki adet gümüş renkli şerit bulunan balon balıkları, bu yönleri ile ayırt edilebilmektedir. Balon balıkları, tetradoksin adı ile bilinen, güçlü bir zehirli madde içermektedirler. Bilhassa kas kasılmalarına yol açan ve felce bile neden olabilen tetradoksin maddesi, neredeyse tüm kurbağa balıkları türlerinde (balon balıkları) bulunmaktadır. Her ne kadar zehirli olmasından dolayı avlanmasa ve yenilmese de, Japonya’da bu balık türü bir takım işlemler geçirmesinin ardından yemek için hazır hale getirilebilmektedir. Balon balığının zehrinin kaynağı olan tetradotoksin maddesi, 300 dereceye kadar ısıtıldığında bile bozunmamaktadır. Aynı zamanda bu zehir, tatsız, kokusuz ve renksizdir.Japonya’da ve bu balıktan yemek yapılan ülkelerde, balon balığı yemeğinin hazırlanması, belirli yasalar ile kontrol altında tutulur. Ayrıca, bu balığın yemeği, konusunda çok iyi bir eğitim almış ve uzman aşçılar tarafından yapılmaktadır. Yanlış bir işlem, balığı tüketen insanı öldürmeye yetmektedir. 1984 yılında, Japonya’daki tüm restoranlarda satışı yasak olan bu balığın, en lezzetli yerinin karaciğer bölgesi olduğu rivayet edilse de, aynı zamanda en zehirli yerinin de karaciğer olduğu bilinmektedir. Balon balığı, suda karşılaşılması halinde zehirli ya da zararlı değildir. Bu balığın zehirli özelliği, yenildiği anda ortaya çıkmaktadır. Yani, denizde yüzerken ya da balığın ellenmesi hallerinde, kişilere herhangi bir tehlikeli durum yaratmamaktadır.(gorsel:11199)

cüce ipek maymunuu

Cüce ipek maymunu (Callithrix pygmaea) Marmosetgiller familyasından bir primat türü. Doğduğunda yalnızca 15 gramdır. Kuyruk hariç ortalama 136 mm boyunda olan bu hayvanların kuyrukları çoğu zaman vücutlarından daha büyük olur. Bu özellikleriyle beraber, Güney Amerika kıtasının en küçük maymunu ünvanını kazanmıştır Küçücük boylarına rağmen 5 metre sıçrayabilen cüce ipek maymunları, Yukarı Amazonlarda, Peru, Ekvador, Kolombiya, Bolivya ve Brezilya'da yaşamaktadırlar.(gorsel:11198)

pabuç gagalı

Pabuç gagalı (Balaeniceps rex) ya da pabuç gagalı leylek, leyleğe benzeyen çok büyük bir kuş türüdür. Adını çok büyük ve ayakkabıya benzeyen gagasından alır. Genel biçim itibariyle leyleğe benzese ve daha önceden leyleksiler (Ciconiiformes) takımında sınıflandırılmış olsa da diğer yaşayan kuşlarla olan akrabalık ilişkisi tam olarak belirlenememiştir. Bazı otoriteler pelikansılar (Pelecaniformes) takımı içinde sınıflandırmaya başlamıştır. Monotipik Balaenicipitidae familyasındaki monotipik Balaeniceps cinsinin tek türüdür. Erişkin kuşlar genel olarak gri tüylere sahip iken genç kuşlar daha kahverengi tüylere sahiptir. Afrika'nın tropikal doğu bölgesinde, Sudan'dan Zambiya'ya kadar büyük bataklıklarda yaşarlar. Taksonomi ve Sınıflandırma:Pabuç gagalı, bazı kuş derileri Afrika'dan Avrupa'ya getirildikten sonra ancak 19. yüzyılda sınıflandırılmıştır. Çok daha sonraları canlı örnekler bilimsel topluluğa sunulabilmiştir. Ancak kuş Eski Mısırlılar ve Araplar tarafından tanınıyordu. Geleneksel olarak leyleklerle (Ciconiiformes) bağlantılı olan pabuç gagalı, ilgisiz birçok taksonu "Ciconiiformes" takımına alan Sibley-Ahlquist kuş sınıflandırmasında da aynı takımda kalmıştır. Ancak son zamanlarda anatomik karşılaştırmalarla pelikanlara biyokimyasala kanıtlarla da balıkçıllara[3] daha yakın akraba olduğu öne sürülmüştür. Yakın zamanda yapılmış bir DNA araştırması da pabuç gagalının Pelecaniformes takımının bir parçası olduğunu önerir. Sınıflandırma konusundaki tartışma Ciconiiformes ile Pelecaniformes takımları arasındaki sınırın nereye konacağı ya da sınır konması gerekip gerekmediği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Karabataklar ve benzerleri muhtemelen gerçekten de Pelecaniformes takımında yer almadığından günümüzdeki bazı otoriteler Pelecaniformes takımının ana grubu ile Ciconiiformes takımını birleştirme yolunda gitmektedir. Pabuç gagalı ve hamerkop (Scopus umbretta) pelikanlar ile leylekler arasındaki kayıp halka olabilir. Fiziksel Özellikleri:Uzun boylu bir kuş olan pabuç gagalının ortalama boyu 110 ila 140 cm. arasındadır ve bazı bireyler 152 cm. boya kadar erişirler. Kuyruktan gagaya olan uzunluk 100 ila 140 cm arasında, kanat açıklığı da 230 ila 260 cm. arasındadır. Ağırlığı 4 ila 7 kg. arasında değişir.Yaklaşık ortalama 5,6 kg ağırlığa sahip olan erkek kuş yaklaşık ortalama 4,9 kg. ağırlığa sahip olan dişiden daha büyüktür.Türün kendine özgü en büyük özelliği saman sarısı renginde olan ve üzerinde grimsi izler bulunan çok büyük ve şişkin gagasıdır. Culmen (ya da üst gaga uzunluğu) 18,8 ila 24 cm. arasındadır.Gagaların keskin kenarları yakaladıkları avın kafasını koparmaya ve av ile birlikte gagaya alınan bitkilerden kurtulmaya yarar. Pelikanlar gibi üst gaga gemi omurgası şeklindedir ve ucu sivridir. Koyu renkli bacaklar oldukça uzundur ve tarsus uzunluğu 21,7 ila 25,5 cm. arasındadır. Pabuç gagalının ayakları muhtemelen su bitkileri arasında avlanırken ayakta durmasını kolaylaştırmek için oldukça büyüktür ve orta parmağı 16,8 ila 18,5 cm. arasındadır. Balıkçıl ve turna gibi diğer uzun bacaklı ve suda yürüyerek avlanan kuşlara nazaran boyunları daha kısa ve kalındır. Süzülmeye çok iyi adapte olmuş olan kanatları geniştir ve kanat kiriş uzunluğu 58,8 ila 78 cm. arasındadır. Uçuş Düzeni:Süzülerek uçarken pelikanlar ve Leptoptilos cinsi leylekler gibi kanatlarını düz olarak açar ve boynu getiye doğru çekilmiş olarak uçar. Dakikada 150 olarak tahmin edilen kanat çırpma hızı büyük leylek türleri dışında kuşlar arasında en düşük kanat çırpma hızlarından biridir. Yaklaşık yedi saniye süren ve tekrar eden kanat çırpma ve süzülme yöntemleri ile uçuş mesafesi büyük leylekler ile And kondoru (Vultur gryphus) arasındadır. Ürktüklerinde bulundukları yerden en fazla 100 ila 500 m. öteye uçarak kaçarlar.Pabuç gagalılar nadiren uzun mesafe uçarlar ve 20 m. olan minimum avlanma mesafesinden uzun uçtuklarına çok az rastlanır. Erişkin kuşların tüyleri mavi-gri renktedir ve uçuş tüyleri daha koyu arduvaz-gri renklidir. Göğüsta koyu renkli sapları olan uzun tüyler bulunur. Genç kuşların tüyleri erişkinlere benzer ancak daha koyu gridir ve kahverengi tonları vardır.Yeni yumurtadan çıkan pabuç gagalıların gagaları orta büyüklüktedir ve gümüşi gri renktedir. Yavrular 23 günlük olduğunda gaga belirginleşir ve 43 günlük olduklarında asıl büyüklüğüne erişir. Tanımlama:Yakın mesafede kendine özgü özellikleri sayesinde kolayca tanımlanabilir. Uçarken kendine has gagası görülemediği durumlarda silüeti leylek ya da kondora benzer ancak tüyleri ayırt edici olarak mavi-gri renktedir. Sıradışı başka bir özelliği de kuyruğunun da kanatları ile aynı renkte olmasıdır. Kötü görüş koşulları altında boyutlarının ve kanat açıklığının yaşadığı yerlerde bulunan diğer kuşlarla karşılaştırılması tanımlanmasına yardımcı olur. Uçarken leyleklerle aynı uzunluğa sahip olan ayaklarını geriye doğru düz olarak uzatır ve ayakları kuyruğunu geçer. Diğer kuşlarla benzer olan kanat-kuyruk oranı tanımlama için kullanılamaz. Dağılımı ve Yaşam Alanı:Pabuç gagalı Sudan'ın güneyinden Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusu, Ruanda, Uganda ve Tanzanya'nın batısı boyunca merkezî tropikal Afrika'da tatlısu bataklıklarında yaşar. En çok sayıda popülasyonları Uganda'nın kuzeybatısında ve buraya komşu Sudan'ın güneyinde, ayrıca Uganda'nın sulak havzaları ile Tanzanya'nın batısında bulunur. Kenya'da, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, Kamerun'un kuzeyinde, Etiyopya'nın güneybatısında ve Malavi'de münferit kuşlara rastlanmıştır. Botswana ve Kongo Nehri'nin yukarılarında da konuk olarak geldikleri gözlemlenmiştir. Pabuç gagalının dağılımı papirüs ve akciğerli balıkların dağılımıyla örtüşür. Göçmen değildir ancak habitat değişikliği, besin varlığı ve insanlar tarafından rahatsız edilme nedenleriyle mevsimsel olarak sınırlı mesafede yer değiştirirler. Genel olarak tatlısu bataklıklarında yaşarlar. Bu türün bulunduğu hemen hemen tüm su havzalarında Cyperus papyrus ile Phragmites ve Typha cinsi sazlıklar bulunur. Her ne kadar dağılımları orta Afrika'daki papirüs dağılımı ile örtüşsede bu tür yalnızca papirüs bulunan yerlerden çok karışık bitki örtüsü olan yerleri tercih eder. Nadiren çeltik tarlaları ile su baskınına uğramış tarlalarda avlanırken görülürler. Davranış ve ekoloji:Yavaş hareketleri ve uzun süre "heykel gibi" kıpırdamadan ayakta durması dikkat çekici özellikleridir. İnsan varlığından çabucak etkilenirler ve yakınlarda bulunan insanlardan ürkerek yuvalarını terkedebilirler. Genellikle balıkların nefes almak için yüzeye doğru gelmek zorunda oldukları az oksijenli sularda avlanmayı tercih ederler. Bu büyüklükte bir kuş olarak istisnai durumlarda yüzen bitki örtüsü üzerinde tünerler. Tipik olarak çamurlu sularda avlanırlar ve yalnız dolaşan pabuç gagalılar yoğun popülasyonlarda bile minimum avlanma mesafesi olan 20 m. aralıklarla birbirlerinden uzakta avlanırlar. Bu tür yavaş hareketlerle avını pusuya yatarak bekler. Avlanırken çok yavaş hareket eder ve uzun süre hareketsiz kalır. Diğer büyük boyutlu suda yürüyerek avlanan kuşların aksine bu tür yalnızca görme duyusunu kullanarak avlanır ve dokunarak avlanma yöntemini kullanmaz. Avını gördüğünde hızlı ve şiddetli bir şekilde saldırır. Ancak avın büyüklüğüne göre ilk saldırıdan sonra avını yakalaması 10 dakika kadar sürebilir. İlk saldırıların yaklaşık %60'ında avını yakalayabilir. Sıklıkla ilk saldırı sırasında avla birlikte su ve bitkide gagaya girer ve gaganın kenarlarından dışarı çıkarlar. Ara sıra su aygırlarının suya battıkları sırada balıkları su yüzüne doğru itmelerinden pabuç gagalılar faydalanır. Pabuç gagalı daha çok balık ile beslense de su havzalarında bulunan omurgalılarının çoğu ile beslenir. Tercih ettikler avlar arasında Protopterus aethiopicus ve Senegal bişiri (Polypterus senegalus) ile Tilapia cinsi balıklar ve Clarias cinsi yayınlar bulunur. Diğer avlar arasında kurbağalar, su yılanları, Varanus niloticus ve yavru timsahlar bulunur. Nadiren kaplumbağalar, salyangozlar, kemirgenler ve küçük su kuşları yedikleri de bildirilmiştir. Keskin kenarlı, devasa ve çok açılan gagası sayesinde pabuç gagalı büyük avlar avlayabilir. Bu tür tarafından yenen balıklar 15 ila 50 cm. boyunda ve ortalama 500 g. ağırlığındadır ancak 1 m. boyunda akciğerli balıklara saldırdıkları görülür. Yaklaşık 50 ila 60 cm. uzunluğunda yılanları avlarlar. Üreme:Yalnız yaşamayı tercih eden pabuç gagalıların bu özelliği üreme alışkanlıklarına da yansır. Genellikle koloniler hâlinde yuva yapan balıkçıllar, karabataklar, pelikanlar ve leyleklerin aksine pabuç gagalıların yuvalarının sayısı kilometrekareye üç yuvadan azdır. Üreme dönemindeki pabuç gagalı çifti yaklaşık 2 ila 4 km2'lik bir bölgeyi diğer kuşlara karşı oldukça gayretli bir şekilde savunurlar. Yaşadıkları bölgenin en kuzey ve en güney ucunda yağmurlar durduktan sonra yuva yapmaya başlarlar. Daha orta bölümlerde ise sonraki yağmurlu mevsimde yumurtlamak için yağmurlu mevsimin sonunda doğru yuva yapmaya başlarlar. Erkek ve dişi kuş birlikte yaklaşık 3 m. çapında bir alanı temizledikten sonra yüzen bir platforma yuva yapar. Genellikle suya gömülü olan bu paltform 3 m. derinliğinde olabilir. Yuvanın kendisi 1 ila 1,7 m arasındadır. Hem yuva hem de yüzen platform su bitkilerinden yapılır. Sudan'da yuvalar erişkin bir kişiyi taşıyabilirken Zambiya'da taşıyamamaktadır. Bir ila üç adet beyz yumurta yumurtlanır. Bu yumurtaların boyutu 80–90 mm boyunda ve 56–61 mm. genişliğindedir ve ortalama 164 g. ağırlığındadır. Kuluçka süresi yaklaşık 30 gündür. Hem erkek hem de dişi kuluçkaya yatar ve yavruları besleyip korur. Besinler doğrudan erişkinlerin boğazından yavruların gagalarında kusularak çıkartılır. Pabuç gagalılar nadiren birden fazla yavru yetiştirir ancak en büyüğün ölmesi ya da zayıf olması durumunda yedek olarak daha fazla sayıda yavru yumurtadan çıkar. Yavrular 105 günde palazlanır ve genç kuşlar 112 günde uçabilir. Ancak uçmaya başladıktan sonra bir ay kadar daha ebeveynler tarafından beslenirler. Genç pabuç gagalılar cinsel olgunluğa üç yılda erişirler. Ses:Pabuç gagalı normal olarak sessizdir ancak yuvada iken gaga takırdatarak ses çıkarırlar.Bu takırtılı sesleri çıkarırken erişkin kuşların ayrıca inekler gibi böğürdükleri ve yüksek perdeli sesler çıkardıkları da görülmüştür. Üreme döneminde hem erişkinler hem de yavrular iletişim için gagalarını takırdatarak ses çıkarırlar. Yavru kuşlar yenek istediklerinde insan hıçkırığına benzer sesler çıkarırlar. Korunma durumu:Popülasyonlarının 5.000 ila 8.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir ve çoğu Sudan, Uganda, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusu ve Zambiya'daki bataklıklarda yaşar.BirdLife International yaşam alanı yok olması, insanlar tarafından rahatsız edilme ve avlanma tehditleri ile bu kuş türünü hassas türler arasında listelemiştir. İnsanlarla İlişkileri:Bu tür, ornitologlar tarafından Afrika'da en çok görülmesi istenen ilk beş kuş türü arasında sayılmaktadır.Antik Mısırlılar tarafından yapılmış ve pabuç gaga(gorsel:)lıyı resmeden tasvirler bulunmaktadır.Doğu Afrika’da yaşayan bir kuş türü. 19. yüzyılda keşfedilen Shoebill’in kanat genişliği 7 metreyi buluyor. Shoebill saldırı esnasında oldukça hızlı ve güçlüdür. Not:Resim indirmeyi ne kadar istesemde ve uğraşsamda olmadı :/

hairy frogfish (kurbağa balığı)

Deniz altı çölünün başka bir üyesi olan kurbağa balığı dilediği anda kumun içinde görünmez hale gelebilir.(gorsel:11194)

araptavşanı

Kırtavşanı, adatavşanı, yerköpeği veya daha çok bilinen adıyla araptavşanı (Allactaga williamsi) Orta Anadolu Bölgesi ve Batı Anadolu Bölgesi ovalarıyla Doğu Anadolu'nun yayla ve steplerinde görülür. Türkiye'de yaşayan diğer türlerinden A. elater genellikle Iğdır-Kars dolaylarında, A. euphratica Şanlıurfa civarında yayılım göstermektedir. Çok fazla bilinen ve rastlanılan bir tür değildir. Bitki örtüsü bozulmamış, seyrek otlu, zemini sert, 350 ila 2 bin 600 metre yüksekliğe kadarki doğal alanlarda yaşar. Gececil bir kemirgen türüdür. Kanguru gibi zıplayarak yol alır. Yaşadığı yerlerde kalabalık koloniler kurar. Herhangi bir tehlike ile karşılaştığında hızlı manevralarla yuvasına girip yuva ağzını hemen kapatır. Jerboa olarak da bilinir. Arap ülkelerinde özellikle Suriye’de avlanılıp yenilir. Türkiye'de tarım nedeniyle hızla sayıları azalmış, özellikle Fırat arap tavşanının nesli tükenmek üzeredir. A. williamsi ve A. euphratica IUCN tarafından kırmızı listeye alınmıştır. Adı "tavşan" olsa da huşfaresinin de girdiği dipodidæ (araptavşanıgiller/araptavşanları) takımına girer. Tavşan ise kemirgen bile değildir, kemirgenlerle çok yakın akraba olan lagomorpha (tavşangiller/tavşanlar) takımına girer.(gorsel:11192) Diğer bilgiler:Kanguru tavşan köstebek sincap ve fareyi andıran sevimli yaratığa Arap tavşanı dense de özellikle Anadolu'da da yaşayan bir fare türüdür(gorsel:11193)

8 ender yaban kedisi türü

1:And Kedisi(gorsel:11183) And kedisi (Leopardus jacobita), oldukça ender rastlanan ve yaşam alanları Bolivya, Peru, Arjantin ve Şili dağlarında ağaçların bittiği bölgelerle sınırlı olan bir yaban kedisidir. Toplam popülasyonu sadece 2500. Bu kedi, bir ev kedisinden biraz büyük olup, yaklaşık 60cm boyuna ulaşabiliyor. Dağlarda manevra yapmasını kolaylaştırıcı bir ağırlık dengesi de oluşturan uzun, tüylü bir kuyruğa sahip. Esaret altına alınan bir üyesi yok. Nesli tükenme tehlikesi var. 2:Pallas Kedisi:(gorsel:11184) Pallas kedisine (Otocolobus manul), Manul da denir. Evcil bir kedi boyundadır. Ancak yoğun kürkü sebebiyle daha ağırdır. Diğer kedilerden farkı, ince değil yuvarlak gözbebekleri olması ve daha az dişi vardır ki bu ona basık yüz şeklini kazandırır. Pallas kedisi, doğu Avrupa‘dan Sibirya‘ya kadar yayılır. Orta Doğu ve Asya‘nın yükseklerinde dolaşır. Yine de nadir bulunur. Pallas Kedisi Projesiyle bu canlıları korumaya almaya çalışıyorlar. Nesli, tehdit altında. 3:Margay:(gorsel:11185) Margay (Leopardus wiedii), oselotu andırsa da, bir ev kedisi kadar küçüktür. Bunun yanında daha uzun bacaklara sahiptir ve mükemmel bir tırmanıcıdır. Bölgesi, Meksika‘dan Brazilya‘ya kadardır. Geceleri avlandığı ve yağmur ormanlarında saklandığı için nadiren görünür.Nesli, tehdit altında. 4:Balıkçı Kedi:(gorsel:11186) Balıkçı kedi (Prionailurus viverrinus), Güney ve Güneydoğu Asya’da bulunur ve su bulunan alanlarında (elbette daha çok balık bulunur) yaşamayı tercih eder. Kedi ailesinin en iyi yüzücüsüdür. Balıkçı kedinin yaşam alanı insanlar tarfından yıkılıyor. Üstelik bazı ülkelerde bu kediyi avlıyorlar. Birkaç sene önce bir Rus çift ve ev kedisiyle birlikte yaşayan bir balıkçı kedi uzun süre popüler olmuştu. Nesli tükenme tehlikesi var. 5:serval:(gorsel:11187) Serval (Leptailurus serval), yaklaşık 120cm uzunluğunda Afrikalı bir yaban kedisi. Afrika ovasında yaşar. Küçük başı ve uzun bacakları var ve bunlar çimler arasında avını kovalamada avantaj sağlıyor. Bu kedi oldukça akıllıdır da. Serval, evcil hayvan olarak en çok tercih edilen yaban kedisidir. Nesli, normal düzeyde. 6:Kara Kulak:(gorsel:11188) Karakulak (Caracal caracal) Afrika ve Asya‘da yaşar. Ortalama 90cm boylarındadır. Karakal, dağları ya da çölü tercih eder ve diğer kedilere nazaran daha uzun süre susuzluğa dayanabilir. Sık rastlanmasa da, Karakulaklar vahşi hayatta bolca bulunur ve bazen de evcil hayvan olarak beslenir. Nesli, normal düzeyde. 7:Afrikalı Altın kedi:(gorsel:11189) Afrikalı Altın Kedi (Profelis aurata) her zaman altın renkli değildir. Aslında renkleri çok değişiklik gösterir. Altından gümüş rengine kadar farklı renkler alabilir. Koyu noktalara ve göğüs ve karın kısmında daha açık renkli tüylere sahiptir. Rengi yaşam süresi boyunca da değişebilir. Altın kedi, yağmur ormanlarına ve ekvatoral Afrika‘ya has bir canlıdır. Ender görülen bu kedi, yakalaşık 80cm uzunluğunda ve 36 kg ağırlığa ulaşabilir. Nesli, tehdit altında. 8:Benekli kedi:(gorsel:11191) Benekli kedi (Felis margarita), Afrika çöllerinde, Arap Yarımadası‘nda ve Batı Asya‘da yaşar. Bir ev kedisi kadardır. Daha kalın ve uzun tüylere sahiptir. Geniş kafa yapısı ve parmak arası tüyleri vardır. Bu tüyler, pençeleri dış ortamdan ve patileri de sıcak yüzeyden korur. Pek çok ülkede benekli kedi avı yasaklanmıştır. Nesli, tehdit altında.

beta balığı

Betta (Betta splendens), doğal yaşam alanı Asya (Tayland, Malezya, Kamboçya ve Vietnam) olan, yaklaşık 4-6 cm boyunda bir balık türü. Özellikle erkeklerin yüzgeçlerinin görkem ve güzelliği, asaletini yansıtan vakur duruşuyla dikkat çeken bir türdür. Beslenme:Canlı yem betalarda renklerin daha canlı ve güzel olmasında etkilidir. Kuru yem de verilebilir. Bunun yanında belli aralıklarla (haftada bir kez uygundur) haşlanmış ıspanak verilmesi kabızlığı giderir. Betaların bağışıklık sistemleri içinse sarımsak oldukça etklidir. Akvaryumda:Balığın yaşam süresi 2-3 yıl, nadiren 5-6 yıl civarındadır. Anabolikler ile 7 yıla kadar uzayabilir. Erkek betalar birbiriyle geçinemezler. Dişilerin boyları erkeklere göre daha kısadır. Tek bir erkek ve dişi beta, barışçıl balıklarla karma akvaryumda beslenebilir. Ancak bu uyum da balıkların karakterlerine göre değişmektedir. En uygunu dişi ve erkek betaları ayrı akvaryumlara almaktır. Birden fazla dişi genelde sorun çıkarmadan bir arada yaşayabilmektedir. Erkek beta, yumurtaları köpükten yaptığı yuvada korur. Sanıldığı gibi kavanozda uzun zaman yaşayamazlar. Hele ki bu narin balıkların bilinçsizce bardak ya da kadehte beslenmesi kesinlikle yanlış bir davranıştır. Fanustaki betaya nispeten yeterince büyük bir akvaryumda yetişen beta daha hızlı ve sağlıklı gelişim gösterecektir. Bitkilendirilmiş, geniş bir akvaryumda bakılması gereken bir balıktır. Hacmi en az 35 litre olan akvaryumlarda bakılmalıdır.Erkek betalar üreme sırasında dişiyi sıkarak yumurtaların dökülmesini sağlar. Bu esnada erkek hemen dökülen yumurtaları ağzına toplayarak köpük yuvaya taşır ve yerleştirir. Bu işlem bir süre tekrarlanır. Bu sırada dişi beta bir süre ölü gibi yüzebilir ancak bu normal bir durumdur. Çiftleşmeden hemen sonra dişi mutlaka ayrılmalı ve başka bir tanka konulmalıdır. Bundan sonra yavrular serbest yüzmeye başlayıncaya kadar erkek tarafından bakılacaktır. Yavrular yüzmeye başlayınca erkek de ayrılmalı ve yavrular Artemia gibi ilk besinler ile beslenmeye başlanmalıdır.İyi bir erkek en az 500 köpük yapar. Kimi erkekler çok sakindir. Kimileri ise agresif davranırlar. Renk değiştirebilme özelliği vardır. Genelde yaşadıkları ortam oksijen bakımından fakir, durgun sulardır. Anavatanı Tayland (Siyam) olan bu balığın yaşam alanı ağırlıklı olarak pirinç tarlaları ve buna benzer yoğun bitkili sulardır. Bu yüzden beslendikleri akvaryumun bol bitkili olması doğal ortam sağlamak için gereklidir. Bunun için kullanılabilecek en uygun bitki Elodea ve saz bitkisidir. Ciğerli balık denilen türdendir. Belirli aralıklarla su yüzeyine çıkıp oksijen alırlar. Yani çok az oksijenli suda hayatlarını havadan aldıkları oksijenle sürdürebilirler. Bu balıklarda genelde beyaz benek ve kuyruk erimesi hastalıkları görülür. Ancak tedavisi mümkündür. Beyaz Benek için önlem olarak suda ani ısı değişimleri olmamalı ve kuyruk erimesinde de tedavi için 2 günde bir temiz dinlenmiş su ile %30 oranında su değişimi yapılmalıdır.Erkeği:(gorsel:11177) Dişileri:(gorsel:11178)

kakadu balığı

Latince Adı: Apistogramma cacatuoides Coğrafik Kökeni: Rio Ucayali ve Amazonas (Peru); Rio Solim Yaşam Alanı: Yavaş hareketli nehir kolları, durgun sular ve derelerin tabanında yaprak bulunan alanlarında yaşarlar. Bulundukları bölgelere göre ya da bazı durumlara bağlı olarak yılın belirli zamanlarında suları siyah, beyaz ve berrak olabilir. Beslenme Biçimi: Öncelikli olarak etçildir ve doğada çoğunlukla omurgasızlarla beslenir. Pul ve granül kuru yemleri kabul etselerde artemia, su piresi, kan kurdu gibi canlı ve dondurulmuş yemler de düzenli olarak verilmelidir. Davranış Biçimi: Orta derecede agresif. Kendi Türlerine Davranışı: Orta derecede agresif. Yüzme Seviyesi: Taban - Orta Cinsiyet Ayrımı: Erkekler nisbeten daha büyüktür. Renkleri daha parlaktır. Yüzgeçleri daha ihtişamlı görünür. Üreme: Dekor arasındaki boşluk veya yarıklara düz yumurta dökerler, dişi yumurtaları korur. Üreme döneminde dişi çok agresif olur, küçük akvaryumlarda erkeğin ayrılması gerekebilir. Sıcaklık: 22°C - 29°C En Fazla Büyüdüğü Boy: Erkek 7.5 cm. - Dişi 5 cm. En Az Akvaryum Hacmi: 60 litre (bir çift için) Su Sertliği: Çok yumuşak - Sert pH: 5.0 - 7.0 Zorluk Seviyesi: 3 Genel Yorum: Amerika'da oldukça popüler balıklardır ancak ülkemizde henüz fazla tanınmamışlardır. Üremeye yatkın olsalar da yumurtaların çıkması için yumuşak, uygun su şurtları gerekmektedir. Küçük akvaryumlarda birden fazla erkek bulundurulmamalıdır. Doğada rengi pek canlı olmasada akvaryumda yapay seleksiyonlarla daha renkleri türleri üretilmiştir. Double Red, Triple Red gibi varyasyonları vardır. Double (2) ve Triple (3) adı, renkli olan yüzgeç sayısına bakarak verilmiştir. Toptancılardan akvaryumculara gelen ithal balıklar genellikle zayıf düşmüş balıklar olur ve alındığında büyük oranda balık bir kaç gün içinde kaybedilir. Balıklar alındığında kuru yeme alışık olmadığından çok iyi bir şekilde canlı artemia veya su piresiyle beslenmeli kondüsyon kazandırılmalıdır. Uygun su şartları sağlandığı zaman, geniş akvaryumlarda canlı doğuranlarla ve barışçıl Amozon türleriyle bakılabilir.(gorsel:11176)

aslan balığı

Aslan balığı (Pterois), Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus'un batı kısımlarında mercan kayalıklarda yaşayan zehirli deniz balıklarından oluşan bir cinstir. İnsanlar için tehlike teşkil ederler. Kıyıya yakın yerler ile 50 metre derinlik arasındaki kısımlarda yaşarlar. Yetişkinleri 40 cm uzunluğa değin erişebilirler. Gözlerinin üzerinde ve ağızlarının altında pervane benzeri pektoral yüzgeçlere iyedirler. Üst kısımlarında bulunan iğnelerin insan ile teması sonucunda birkaç gün süren yanma, terleme ve solunum zorluğu görülebilir, hatta ölüme bile neden olabilir. (gorsel:11174)(gorsel:11175)

gasterosteus pungitius

Dikenli balıkgillerden bir balık türü (Gasterosteus pungitius). 4-7 cm'lik uzunluğuyla tatlı su balıklarının en küçüklerindendir. Erkeği su bitkileri arasında yuva yaparak yavrularına bakar. Yırtıcı ve kavgacıdır.(gorsel:11172)

fangtooth balığı

Fangtooth önadlı bu balık Avustralya civarında yaşıyor. Korkunç bir yüzü olan bu balık maksimum 17 santimetre. Kafasında yüzlerce sümüksü boşuklar bulunuyor. 94 milimetelik dişleri alt ve üst damağında yer alıyor. Ağızlarını Dişleri yüzünden kapatamazlarmış.(gorsel:11170)(gorsel:11171)

fener balığı

Vücudu çok yassıdır, büyük bir kafası ve çok büyük bir ağzı vardır. Sırtında iki yüzgeci ve dikenleri vardır. Bu dikenlerin birisi diğerlerinden çok daha uzundur ve ağzının önüne kadar sarkar. Bu dikenin ucunda bulunan ve fener balığı ile bir simbiyoz içinde yaşayan bakteriler, ışık üretirler. Fener balığı bu "fener"ini olta olarak kullanır; ışığı merak edip tam ağzına kadar yaklaşan küçük balıklardan beslenir. 300-350 metre derinliklerde yaşarlar.Bu ilginç balıklar, avlanma şekilleriyle ünlüdür. Sırtındaki dikenlerden biri diğerlerinden daha uzundur ve burada yaşayan bakteriler ışık üretirler.Bu ışık sayesinde avını cezbeden fener balığı, ağzına kadar yaklaşan küçük balıkları yutarak beslenir.Diğer ilginç bir özellik ise bu balıkların bazı alt türlerinde dişiler, erkeklerden çok büyüktür ve erkekler gelişimlerini tamamlamak için hayatlarının büyük bir bölümünü dişi bir partnere yapışık geçirirler. Büyük olan dişi-Küçük olan erkek.(gorsel:11168)(gorsel:11169)

yapraklı deniz ejderi

Yapraklı deniz ejderi (Phycodurus eques), denizatı ile ilgili olan bir tuzlu su (deniz) balığıdır. Phycodurus cinsinin tek üyesidir. Bu canlılar güney ve batı Avustralya sularının yerlisidir ve genellikle sığ, ılık sularda kalırlar. Adları görünümlerinden gelir, uzun yaprak görünümlü çıkıntılar tüm vücutlarından çıkmaktadır. Bu çıkıntılar itici amaçla kullanılmazlar, yalnızca kamuflaj için kullanılırlar. Yapraklı deniz ejderi, boynunun kabarık kısmındaki göğüs yüzgeci ve kuyruğun sonuna yakın olan sırt yüzgeci ile ilerler. Bu küçük yüzgeçler neredeyse saydamdır ve su üzerinde sakince ilerlerken yüzgeçlerini ince ince dalgalandıkları için zor farkedilirler, bu nedenle suda yüzen bir deniz yosununu andırırlar. Denizatı gibi, adı bilinen bir yaratığa (efsanevi bir yaratık) benzerliğinden gelmektedir. Deniz canavarı standartlarına göre büyük olmamasına rağmen, denizatlarından çok büyüktürler, 45 santimetreye (18 inch) kadar büyüyebilirler. Plankton, deniz yosunları ve diğer küçük yiyeceklerle beslenirler ve insan dışında herhangi bir canlı tarafından avlanmazlar. Dişiler yumurtalarını erkeklerin kuyruklarında biriktirirler ve yumurtalar burada olgunlaşır. Kirlilik, endüstriyel atıkların karışması ve görüntülerinden etkilenerek toplayan dalgıçlar nedeniyle tehlike altındadırlar. Bu tehlikeler nedeniyle Avustralya hükümeti tarafından koruma altına alınmışlardır. İlgili bir tür olan Otlu deniz ejderi yeşil renklidir, ot benzeri yüzgeçlere sahiptir ve Yapraklı deniz ejderinden daha küçüktür, bununla birlikte National Geographic dergisinin Kasım 2006 sayısına göre yapraklı ve otlu deniz ejderleri aynı tür içinde olabilirler. Yapraklı deniz ejderi Güney Avustralya eyaletinin resmi deniz amblemidir. (gorsel:11166)(gorsel:11167)

piranalar

Güney Amerika'daki akarsularda yaşayan, küçük ama yırtıcılığıyla dikkat çeken bir düzineyi aşkın balık türü Pirana adıyla bilinir. Piranalar etçil ve otçul olarak iki sınıfa ayrılır. Bu balıklar tatlı su balıklarıdır, tuzlu su da (deniz gibi) yaşayamazlar. Bu balıklar tetralar gibi, saldırgan olmayan çok renkli birçok akvaryum balığının akrabasıdır. Piranalar çok geniş bir alanı kaplayan Amazon havzasındaki akarsularda ve Orinoko gibi yakınındaki ırmaklarda yaşarlar. İçlerinden 4-5 tür özellikle tehlikelidir. Ancak pacular (otçul piranalar) saldırgan değildir. Nitelikleri:Piranaların en belirgin özelliği iri ve sivri dişleridir. Güçlü kaslara bağlı alt ve üst çenesinde sıralanmış olan ustura gibi dişler ağız kapandığında birbirlerine sıkıca kenetlenir. Böylece pirana kendinden çok daha iri olan avından büyük parçalar koparabilir. En büyük pirana türü Brezilya'nın doğusunda yaşayan ve uzunluğu 60 santimetreyi bulabilen kara piranadır (Pygocentrus piraya). Piranaların son derece yırtıcı olduğu eskiden beri söylenip yazılmıştır[kaynak belirtilmeli]. Gerçekten binlerce balıktan oluşmuş büyük sürüler halinde yaşayan piranaların suya giren ya da düşen sığır ve kapibara gibi iri hayvanlara saldırdığı bilinmektedir. Ancak çoğu pirana türü diğer balıklar ve suya düşen meyve, tohum gibi bitkisel maddelerle beslenir. Piranalar ailelerine çok bağlıdır ama kan kokusuna dayanamaz. Örneğin pirananın annesi yaralanmışsa ve pirana kan kokusunu duyarsa hemen annesini yer. Yani huy ve fiziki yapıdan (diş ve kaslar) binevî köpek balıklarına benzerler. Kimi bölgelerde insanlar piranaların bol bulunduğu suların yakınlarına bile girmek istemezken, kimi bölgelerde piranalarla ilgili hiçbir saldırı olayına rastlanmamıştır. Bu balıkların özellikleri çok açken, üreme zamanında ya da büyük sürüler halinde dolaşırken büyük hayvanlara saldırdıkları sanılmaktadır[kaynak belirtilmeli]. Dişi piranalar yumurtalarını su bitkilerine yapıştırır, erkekleri de bunları yavrular gelişip çıkıncaya kadar korurlar. Pirana Anatomisi:Sırt yüzgeci: Sırt yüzgeci balığın dik durmasını sağlar. Bir nevi omurga görevi yapar. Yağ yüzgeci: Bu yüzgecin ne işe yaradığı bilinmez. Karasin grubu tüm balıklarda vardır. Etli bir yapıya sahiptir. Kuyruk yüzgeci: Balığın su içinde ilerlemesini sağlar. Sağa ve sola hareket ettirerek balık suyu yarar ve ilerler. Ayrıca dümen görevi yapar ve balık kuyruğu sayesinde yönlenir. Anal yüzgeç: Sırt yüzgeci ile birlikte omurga görevini üstlenir balığın dengede ve dik durmasını sağlar. Ayrıca kimi balıklarda üremeye yardımcı olur. (Lepisteste olduğu gibi) Karın ve göğüs yüzgeci: Balıkta kol bacak yerine geçerler. Bu yüzgeçler sayesinde manevra yaparlar. İleri geri yaptıkları hareketler ile balık ani fren yapabilir ya da yavaşlayabilir. Kumu karıştırmak ya da yumurtalarına oksijeni bol su yönlendirmek için göğüs yüzgeçlerini kullanırlar. Piranalarda Beslenme:Pygocentrus türleri doğada avlanarak beslenen canlılardır. Akvaryumda da bu güdü ile beslenirler. Yem attığınızda bazen korkak davranışlar sergilerler. Aslında bu korkak davranışlar avını yanıltmak ve onu kaçmasını engellemek içindir. Geri çekilip bir iki kere yaklaşıp kaçarlar ve daha sonra aralarından bir balık ilk ısırığı alır. Balığın kaçışı kalmamıştır ve saliseler içinde diğerleri de saldırır. Sürü oluşturacak kadar minimum sayıda balık beslemiyorsanız. Balık bu güdüleri kaybedecek ve parçalama işini bırakacaktır. Böyle bir durumda ufak parçalar halinde yem vererek balığı beslemek gerekir. En az 5-6 balık ile oluşturulacak küçük sürü balıkların birbirinden kuvvet almasını sağlar ve kendilerinden 3-4 kat büyük bir canlıya bile saldırabilirler. Piranaların saldıramayacağı avın boyu sürüdeki balık sayısına bağlıdır. Onlar saldırırken tek vücut olurlar ve hepsinin oluşturduğu kütleden daha büyük bir canlıya saldıramazlar. Genelde leş vb. şeylerle beslenirler. Fakat sürekli olarak bu tür yiyecekler bulamayıp açık sularda gördükleri hareketli canlılara da saldırırlar. Serrasalmuslar türleri ise asalak balıklardır. Genelde pygocentruslardan fırsat bulamazlar. O yüzden genel beslenme şekilleri başka balıklar üzerindendir. Kendi boylarında ya da daha büyük balıkların yanlarında dolaşıp acıktıkça balıktan parçalar kopartırlar. Balık bir hafta veya daha kısa zamanda iyileşecektir. Ancak bu arada yeni bir yarası daha olacaktır. Balık kaçana kadar peşinde dolaşıp durur ya da artık balığın kaçacak hali kalmaz yaralarından dolayı hastalanmıştır ve ölecektir ki o ölmeden onu parçalayıp yer. Aslında işlerini garantiye alıp hiç aç kalmayan balıklardır. Pygocentruslar uzun zaman aç kalıp daha sonra haddinden fazla beslenirler. Serrasalmuslarda bu yoktur. Bir pygocentus'a nazaran daha büyük cüssesi vardır fakat buna rağmen daha da küçük mideleri vardır. Az yiyerek karınlarını doyurabilirler ve kuraklık zamanında daha fazla hayatta kalma şansları vardır.(gorsel:11164) Çene yapısı:(gorsel:11165)

ara papağanı

Mavi-sarı ara (Ara ararauna), uzun kuyruğu ve sarı-mavi tüyleriyle tanınan bir papağan türü. Güney Amerika'nın bataklık ormanlarında, Panama, Brezilya, Bolivya, Paraguay ve Trinidad'da ürer. Trinidad'da nesli tükenen türler arasındadır. Tanıtım:76–86 cm (29.9-33.9 inç) boya ve 900-1300 gr (2-3 libre) ağırlığa ulaşabilir. Bu da onları dünyanın en iri papağanlarından biri yapar. Mavi kanatları ve kuyruğu, siyah çenesi, altın rengi alt kısımları ve yeşil alnı ile canlı bir görününümdedirler. Kabuklu yemişleri kesmede gagaları çok kuvvetli ve testere gibidir. Çıplak yüzü beyazdır. Bazı kuşlar alt taraf renginde ve özellikle göğüslerde daha çok portakal rengi ve kavuniçi renktedir. Yetiştirme:Çarpıcı ve şaşırtıcı görünüşleri ve konuşma yeteneklerinden dolayı bu kuşların bir tekinin fiyatı Kuzey Amerika 'da $1000-$2000 in üzerindedir. Çok iri oluşları ise onların evcilleştirilmesini zorlaştırır. Geleneksel ev hayvanlarından olan kedi ve köpekten daha farklı olarak sahiplerinden daha fazla efor ve bilgi isterler. Zeki ve sosyaldirler. Evcil hayvanlar ile iyi ve sevimli ilişki kurarlar. Sahipleri ile bir kişi olarak bilinirler. Sahiplerine çok yakın bağ ile bağlıdırlar. Beslenme:beslenme diyetleri çeşitli karışımlardan olmalıdır. Yalnız hububatlar ile beslemek vitamin eksikliği gibi problemlere yol açar. Karışım diyeti hububatlar ile birlikte kabuklu yemişler ve kuru meyveler, taze sebzeler (yeşillik ve kökler) ve meyveler olmalıdır. En önemlisi de yüksek yağ içeren gıdalardan kaçınmalıdır. Bazı yiyecekler grup olarak kuşlar ve papağanlar için zehirlidir. Kiraz, gülgillerin meyve çekirdeği, avokado, çikolata, kafein papağanlar için zehirdir. Çikolata ve kafein kuşlar tarafından insanlardaki gibi metabolize edilemez. Gülgiller tohumları glikoz molekülleri içerir ve avokadolar persin içerir ki bunlar zehirli bileşiklerdir.(gorsel:11163)

ejderhaları anımsatan ilginç kuş

Çok ilginç bir kuş resmi, Gagası mavi, Yüzü ve çenesi yeşil, gözleri etrafı ve kafa üstü sarı, boynu siyah, vucudu gri. Renklerinden daha çok ilginç olan yanı ise kanatlarından uzanan tüyler ve kuyruğu. Kanatların altındaki tüyler ve kuyruğu çok uzun.(gorsel:11160)

sincap

Özellikleri:Vücudunun üst kısmı açık sarıdan kırmızımsı kahverengine ve siyaha kadar değişir. Alt tarafı tamamen beyazdır. Omurgalı hayvanların içine girer. Kışın, kıl uçlarında siyah pigment miktarı artar. Bu nedenle kırmızı renkte olanlar, kışın daha koyu görünür. Kuyruktaki tüyler uzundur ve kuyruklarını kıvırıp sırtlarına değdirebilirler. Gözleri iri ve parlaktır. Kulakların ucunda (kışın daha fazla) tüy demeti bulunur. Arka ayakları daha uzun ve daha güçlüdür. Boyları 18-25 cm, kuyrukları 14-20 cm dir. Ağırlığı 15-51 gr dır. Gebelik süresi 30-40 gün olmakla birlikte yavru sayısı 3 ila 7 arasında değişir. Yaşam süresi yaklaşık 10 yıl olan bu memeliler, çoğunlukla ağaçlarda yaşar. Otoburdur. Yaşam alanı:Ormanlık ve ağaçlık bölgeler, parklar ve korularda yaşarlar. Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur. Çiftleşme dönemi dışında yalnız yaşarlar. Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen bütün zamanlarını ağaçların üzerinde geçirirler. Ağaç gövdesinde baş aşağı ve baş yukarı hızla inip çıkabilirler. Gündüzleri işlektirler, sabah ve ikindi vakti daha hareketlidir.0-3 aylıkken eve alınan sincaplar evcilleştrilebilr. Evcilleştiklerinde oldukça hareketli ev arkadaşları olabilmektedirler. Yaşadıkları Yerler:Akdeniz adaları ve İzlanda hariç tüm Avrupa’dan, Japonya’ya kadar dağılmıştır. Türkiye’de Batı Karadeniz bölgesinde Bolu'da, Trakya, Doğu Karadeniz bölgesi Trabzon, Kuzeydoğu Anadolu’da (Kars civarı),Orta Akdeniz Toros Dağlarında yaşar. Ceviz ve meşe ağaçlarını çoğaltabilmek amacı ile son yıllarda Kayseri civarında dağıtılan sincaplar yaşama alanı bulmakta ve ağaçlandırma ya katkı sağlamaktadır. Üreme:Çürümekte olan dallardan 30-40 cm çapında, ağaçların tepe kısmında ya da köke yakın büyük dalların ayrıldığı çatallarda ya da ağaçkakanların açtıkları deliklerdeki oyuklarda, küre şeklinde yuva yaparlar. Yuva ağzının altta olması nedeniyle kuş yuvalarından rahatlıkla ayırdedilebilir. Yuvanın içini yosun ve otla döşerler. Bir yerleşim bölgesinde aynı hayvan birden çok yuva yapar ve kullanır. Yılda 1-2 kere, 2-7 yavru doğururlar. (Ancak bir yılda 40 yavru doğuranları da görülmüştür.) Anne yuvadan ayrılırken yuvanın ağzını ve yavrularını otlarla örter. Ortalama ömrü, 7 yıldır. Beslenme:İğne yapraklı ağaçların tohumlarını dişleri ile kozalakları ısırarak serbest bırakırlar. Meşe palamutları, ceviz, badem, fındık, tomurcuklar, mantarlar, taze ağaç kabukları, böcekler, salyangozlar ve kuş yavruları ile beslenirler. Tohumları ve kabuklu yemişleri tek tek toprağa gömerek saklarlar veya kovuklarda depolarlar. porsuk ağacının tohumları insanlar için zehirli olmasına karşın sincaplarca çok sevilir. Sincaplar sakladıkları tohumların bir kısmını bulamazlar. Toprak altında unutulan bu tohumlar, yeni ağaç fidanlarının yetişebilmesine yardımcı olur. Sincaplar, postları için avlanırlar ve (yasak olmasına karşın) avlanma nedeniyle Türkiye’de sayıları hızla azalmaktadır. Kırmızı listede soyları tehlikede olmayan hayvanların yer aldığı nt statüsündedir. Ancak Türkiye’deki durumları daha hassastır. Gündüz yırtıcıları tarafından da avlanmaları sayılarındaki azalmayı desteklemektedir. Kızıl sincaplar, yayılmacı türlerle rekabet edemeyebilir. Örneğin İngiltere’de yerli tür olmasına karşın sonradan Britanya adasına getirilen boz sincap tarafından yaşama alanının işgali nedeniyle rekabet edememiş ve sayıları giderek azalmıştır. Türlerin Bazıları: 1:Anadolu Sincap (gorsel:11154) 2:Callospermophilus lateralis türü bir yer sincabı. (gorsel:11155) 3:Boz Sincap (gorsel:11156) 4:Kızıl Sincap (gorsel:11157) 5:Sibirya Çizgili Sincap (gorsel:11158) 6:Hint kırmızı Sincap (gorsel:11159)

makigiller

Makigiller (Lemuridae), makimsiler (Lemuriformes) grubunun en çok tanılan maymun familyası. Tüm makimsiler gibi sadece Madagaskar'da bulunurlar. Eskiden bu familya'ya koyulan kedi makisigiller ve oyuncu makigiller artık ayrı familyalara ayrılmaktalar. Böylece makigiller familyası artık 20 yaşayan ve 2 soyu tükenmiş türden oluşur. Köken Bilimi:Bilimsel adları, Latince lemures sözcüğünden gelir ve gecenin ruhu ya da hayalet anlamına gelir. Bu isim, iri ve parlak gözleri ile tuhaf çığlıkları nedeniyle verilmiştir. Özellikleri:Familyanın yaşayan türleri 24 – 57 cm uzunluğa (kuyruk 32 – 65 cm) ve 0,7 - 4 Kg ağırlığa ulaşırlar. Soyu tükenen Pachylemur cinsi daha da büyüktü. Postları yumuşak, yünlü, çoğu gri, kahverengi ve siyahımsı varyasyonlarda olur. Vücut zayıf, bacaklar incedir. Arka bacakları ön bacaklarından uzundur. Tüm nemli burunlu maymunlarda olduğu gibi ikinci ayak parmağı tırnaksız, temizlik parmağı olarak evrimselleşmiştir. Diğer parmaklarının hepsinde tırnakları olur. Yayılım:Tüm makimsiler gibi makigiller de Madagaskar adasında yaşar. Mongoz makisi ile kahverengi maki insanlar tarafından Komor adalarına da salınmıştır. Hem adanın batısında bulunan kuru ormanlarda hem de doğudaki tropik ormanlarda yaşarlar. Adanın ormansız, dağlık merkezinde raslanılmazlar. Yaşam alanı:Bu maymun familyası ağaçta yaşamayı tercih eder. Sadece Halka kuyruklu maki (Lemur catta) (ve büyük ihtimalle soyu tükenmiş Pachylemur cinsi) yerde de yaşar. Ağaçlarda dört ayak üstünde tırmanıp atlayarak ilerlerler. Çoğu diğer makimsilerden farklı olarak sırf gece aktif değil, daha çok gündüz aktif olurlar, veya belli bir gece güngüz ritimleri olmaz. Gruplar içinde yaşar ve farklı sesler ile anlaşırlar. Kata türünde 30 ayrı anlamlı ses şekilleri tespit edilmiştir. Beslenme:Makigiller ağırlıklı olarak otoburdur; meyve ve yaprak ile beslenirler. Bambu makileri bambu ile beslenir. Bazı türler farklı derecede bir miktar etçil de beslenir; böcek, örümcek, kırkayak veya küçük omurgalılar yerler. Üreme:Familyanın çoğu türlerinde dişilerin bir çift memesi olur ve tek bir yavru doğurur, ancak üç çift memesi olan vari cinsi (Varecia) ikiz veya üçüz doğurur. Varilerde gebelik 90 - 100 gün, diğerlerinde ise 125 - 150 gün sürer. Makiler annelerinin tüylerine tutunacak kadar büyümeden önce, anneleri onları ağızlarında taşır veya yapraklardan yaptığı bir yuvaya bırakır. Birkaç ay sonra anne sütü keser ve yavrular 2 - 4 yıl içinde ergenleşir. Makiler yaklaşık 18 sene yaşayabilirler. Tehdit:Makigiller familyasının neredeyse her türü soyu tükenmekte olan hayvanlar listesinde yer alır. Bunun nedenleri ormanların yok edilmesi ve avlanılmalarıdır. Sınıflandırma:Makigiller 5 yaşayan makimsi (Lemuriformes) familyasından biridir. Familya 6 cinse ve 20 türe bölünür.(gorsel:11151) Bazı türleri: 1:Kahverengi maki (Eulemur fulvus) (gorsel:11152) 2:Sanford makisi (Eulemur sanfordi 3:Ak başlı maki (Eulemur albifrons) (gorsel:11153) 4:Kızıl maki (Eulemur rufus) 5:Kızıl alınlı maki (Eulemur rufifrons) 6:Yakalı kahverengi maki (Eulemur collaris) 7:Gri başlı maki (Eulemur cinereiceps) 8:Kara maki (Eulemur macaco) 9:Mavi gözlü maki (Eulemur flavifrons) 10:Taçlı maki (Eulemur coronatus) 11:Kızıl karınlı maki (Eulemur rubriventer) 12:Kuyruksüren makisi (Eulemur mo

mantis karidesi

Tavus mantis karidesi, harlequin mantis karidesi veya boyalı mantis karidesi olarak bilinen Odontodactylus scyllarus, Guam’dan Doğu Afrika’ya Hindu-Pasifik’te yaşayan büyük mantis karideslerindendir. Özellikleri:O. scyllarus genellikle 3 ila 18 santimetre arasında değişen, büyük ve çok renkli mantis karideslerinden birisidir.Bu karideslerde çoğunlukla yeşil renk hakim olmakla beraber turuncu ayakları ve sert ön kısımlarında ise leopar deseni bulunmaktadır. Dairesel polarize ışık görebilme kabiliyetlerinin, CD ve benzeri optik depolama cihazlarında kullanılabilirliğini belirlemek için bilimsel çalışmalara yol açmıştır. Ekoloji:Odontodactylus scyllarus oyuklarda yaşadığından, mercan resiflerinin 3 ila 40 metre derinliklerindeki gevşek alt katmanlarında “U” şeklinde delikler oluşturarak yaşarlar. O. scyllarus kürek şeklindeki yırtıcı uzantıları ile bir darbecidir.Aktif bir avcı, tüketim için karından bacaklılar,kabuklular ve midyeleri tercih eder ve avının yumuşak dokularına erişinceye kadar darbeleriyle parçalar. Saatte 80 km hızla avını darbelediği bildirilmiştir. Dünyada yaşayan en hızlı darbeci hayvandır. Darbeleri, 22 kalibrelik bir tabancanın etkisi gibi, vuruş başına 91 kglık bir güçle vurur. Ayrıca uzantılarının yüzeyi, kırılmaya çok dayanıklı bir şekilde katmanlı ve oldukça yoğun olarak hidroksiapatitten oluşur. Darbeleriyle en kalın akvaryum camını kırabilir. Vücudunun bileşim maddesi, potansiyel sentez ve mühendislikte kullanımı için araştırılmaktadır. (gorsel:11146)(gorsel:11147)

lorisiler

Lorisiler (Lorisiformes) primatlar (Primates) takımının bir infra takımı. Lorigiller ve Galagogiller familyalarını kapsar. Diğer bir infra takım olan makimsiler ile birlikte nemli burunlu maymunlar alt takımını oluşturur. Özellikleri:Lorigiller gayet küçük primatdır. Uzunlukları 7 – 40 cm ve ağırlıkları 0,1 - 2 Kg arası değişir, ve kuyrukları çok kısadır. Postları dikkati çekmeyen gri ve kahverengi tonlu renklerde olur. Lorigiller yavaş tırmanıcı olarak aynı uzunlukta ön ve arka bacaklara sahiptir, ama galagogillerin arka bacakları daha uzun ve böylece zıplayarak ilerlemek için elverişlidir. Tüm nemli burunlu maymunlarda olduğu gibi lorisi maymunlarda da ayağın ikinci parmağı tırnaksız bir temizlik parmağıdır. Diğer bütün parmaklarında tırnakları olur. Kafa yuvarlakımsı ve gözler iridir. Yayılımları:Lorisiler Afrika'nın güneyinde - ama Madagaskar'da değil - ve Güney- ve Güneydoğu Asya'da yaşarlar. Galagogiller sırf Afrika'da, lorigiller ise her iki kıtada yaygındır. Yaşam alanları ormanlar ve ağaçlı bölgelerdir. Bazı türler sadece tropik ormanları tercih ederken bazı diğerleri kuru ormanlarda veya savana ikliminde de yaşar. Yaşam Şekli:Lorisilerin her iki familyası gece aktif, ağaçta yaşayan türlerden oluşur. Bunun dışında yaşam şekilleri gayet farklıdır; galagogiller hızlı hareket eder, zıplayarak ilerler ve soydaşları ile sesli çığlıklarla iletişim kurarken, lorigiller dalların arasında saklı, yavaş hareket ederek, sessiz bir hayat sürdürür. Beslenme:Beslenmeleri çok çeşitlidir; bazıları sırf meyve ve ağaç suları ile beslenirken diğerleri her şey yiyici veya hatta sırf etoburdur. Bu farklılıklar sırf türler arasında değil, yaşam alanı ve şartlarına bağlı olarak tek bir türün farklı popülasyonlarında da değişik olabilir. Sınıflandırma:Lorisilerin kardeş grubu makimsilerdir (Lemuriformes). Birlikte nemli burunlu maymunlar grubunu oluştururlar. Bu iki grubun farklılıkları genetik araştırmalar ile sağlam bir temele dayandırılmış olsa da, aralarında pek fazla dıştan görünen fark yoktur. Örneğin kulak yapısı ve beyine kan iletişimi iki grupta farklıdır. İç sistematik tamamen açıklığa kavuşmuş değildir. Güncel sınıflandırmalarda toplam 30 tür ayrıt edilir.(gorsel:11144)(gorsel:11145)

hispaniolan

Hispaniolan batı hint adalarında yaşayan solenodon türlerinden biri ve en ilginç hayvanlardandır..SOLENODON, uzun burunlu bir fareye benzer. Tanrekgiller sınıfından olan, bu az rastlanır hayvan, kızıl bir sincap büyüklüğündedir ve pas renginde uzun ve kaba tüylü bir kürkle kaplıdır. Hayli uzun başı, uzun ve sivri bir burunla son bulur. Uzunluğu 20 santimi geçen kuyruğu çıplak ve pulludur. Solenodon'un vatanı Orta Amerika'daki Batı Adaları'dır. Solenodon'un, müze vitrinlerinin dışında pek ender görülmesine şaşmamak lâzımdır. Zira bu hayvan dünyada gerçekten az sayıdadır, gündüz saatlerinde hiç toprak yüzüne çıkmaz. Ormanın tabanındaki çürümüş kütüklerin ve gevşek kayaların altını kazarak, kendine böcekler, yılanlar ve ini toprağın altında olan hayvancıklar arar. Kovalanınca, devekuşu gibi başını bir deliğe soktuğu ve geri kalan vücudunu açıkta bıraktığı rivayet edilir. Fakat âdetleri hakkında verilen bu bilgilerin doğruluğundan pek emin olamayız. Çünkü bunlar tamamen tahmine dayanan bilgilerdir. İki etken, esasen az rastlanan bu hayvanın büsbütün azalmasına yol açmaktadır. Bir kere gayet ağır ürer. Eldeki bilgilere bakılırsa, bir defada yalnız bir yavru doğurur. İkincisi, tabiî düşmanlarının azlığına rağmen, evcil kedilerin, köpeklerin ve bu bölgeye yeni sokulan mongo'nun, neslini tüketmekte âdeta elbirliği etmeleridir. Solenodon'un menşeinin esrarı: Solenodon'un nereden geldiği ve nasıl olup da Batı Hint Adaları'nın fakir hayvanlar topluluğunun üyesi olduğu, bir sırdır. Amerika kıtasında akrabası yoktur. Yaşadığı yerdeki akrabaları ise ona uzaktır. Belki de Küba ile Haiti adalarının veya çoktandır dalgaların altına gömülmüş bir kıtanın mevcut olduğu devirden kalma bir yaratıkta. Ama elde, bu tahminleri kuvvetlendirecek herhangi kesin bir delil bugüne kadar henüz bulunmuş değildir. Solenodon'lar belli bir aile teşkil ederler (Bilim adı: Solenodotidae). İki çeşidi vardır: Koyu "sarı kafalı «Küba solenodonu» ile daha koyu bir kahverengi olan «Haiti solenodonu». Bu hayvanların, burunlarının ucundan kuyruklarının ucuna kadar uzunlukları ortalama olarak 60 santim kadardır.sarı kafalı küba solenodonu olarak bilinen hispaniolanlar, uzun sivri burunlu bir fareye benzerler ve tanrekgiller sınıfındandırlar. 20 santimetreden biraz daha uzun olan bu hayvan, ısırdığı kurbanına zehir enjekte edebiliyor.(gorsel:11143)

çıngıraklı yılan

Çıngıraklı yılanlar (Crotalinae), engerekgillerin Asya ve Amerika'da bulunan bir alt familyasıdır. Bu alt familya, başın her iki tarafında, burun deliği ve göz arasında bulunan çukur şeklindeki ısı sensörü organlarının (çukur organ) varlığı ile ayrılırlar. Çıngıraklı yılanlar tanımlanmış 18 cinsi ve 150 türü bulunur. Bunlardan 7 cins ve 54 türü Eski Dünya'da, 11 cins ve 97 tür Yeni Dünya'dadır.Bunlar ayrıca Amerika kıtasında bulunan tek engerek alt familyasıdır. Bu alt familyanın tip cinsi Crotalustur (çıngıraklı yılan), bunun tip türü C. horridustur (çizgili çıngıraklı yılan).Bu yılanların boyutları 30-45 cm'den (Hypnale hypnale) maksimum 3.65 m uzunluğa (Lachesis muta) kadar erişebilir. Lachesis muta dünyanın en uzun engereğidir.Bu grubu eşsiz yapan başın her iki tarafında, burun deliği ve göz arasında, bulunan derin bir çukurdur. Bu çukurlar kızıl ötesi radyasyona karşı duyarlıdır ve yılana besleneceği avının yerini ve belki de küçük sıcak kanlı avın boyutunu tartmasında yardım eden altıncı bir his verir.Çukur organının yapısı karmaşıktır ve pitonlarda ve boalarda bulunan termoreseptif dudaksı çukura benzer ancak ondan daha fazla gelişmiştir. Organ derindir ve maksiller kavitede bulunur. Membran kulak zarına benzer ve çukuru eşit olmayan iki bölüme ayırır. İki bölümden büyük olanı dışarıya dönüktür. İki bölüm dar bir tüp veya boru ile birbirlerine bağlanır. Bu tüpler çevredeki bir grup kasla açılıp kapatılabilir. Yılan bu tüpü kontrol ederek membranın her iki yanındaki hava basıncını da dengeleyebilir.Zehri öldürücü olan ve oldukça tehlikeli bir yılan türüdür. Bir çok kişi tarafından da özellikle bilinen bir yılan türüdür. Özellikle bebek çıngıraklı yılanlar daha da tehlikelidir.(gorsel:11141)

engerek snake

Engerek, engerekgiller (Viperidae) familyasından Vipera cinsini oluşturan çeşitli zehirli yılan türlerine verilen genel ad. Uzun, kıvrık ve içi boş olan ikişer tane zehir dişleriyle bunların gerisinde daha küçük yakalama dişleri mevcuttur. Başları üçgen şeklinde ve kuyrukları küttür. Daha çok geceleri avlanırlar. Engerek; (Lat. Vipera) Omurgalı hayvanlardan Sürüngenler sınıfının Engerekgiller familyasından bir yılandır. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında yaşayan 10 kadar türü vardır. Zehirli yılanların en kuzeyde yaşayan grubu olan engerekler, doğurgan hayvanlardır. Suda yaşayan birkaç türü olmakla birlikte çoklukla çalılık, çakıllı ve bol güneş alan topraklarda yaşarlar. Topraktaki köstebek ve fare deliklerine yerleşir, kışı buralarda geçirirler. Kafaları geniş, yassı, üçgen biçiminde boyundan ayrı görünümde, şakakları şişkindir. Üst çenedeki dişlere bağlı keseciklerde zehir bulunur. Boyları 50 cm ile 2 m arasında değişir. Engerekgiller, (Lat.Viperidae) Omurgalı hayvanlardan Sürüngenler sınıfının Pullusürüngenler takımının Olukluzehirdişliler bölümünden bir familyadır. Yüz kadar yılan türü içeren bu familyanın üyeleri doğurgandır. Başlarının üçgen biçiminde olmasıyla tanınırlar. Kuyrukları kısadır.En ilginç özellikleri avlarını avlayış biçimleridir. Oldukları yerde kalarak avlarının kendilerine gelmesini bekleyen bu yılanlar zehirledikleri hayvanların izinden giderek ölüsünü bulurlar. Bu izleme sırasında damaklarındaki tat ve koku alma organlarından yararlanırlar.(gorsel:11140) Ülkemiz Türkiye’ de de oldukça yaygın bir şekilde bilinen engerek yılanı, fazlasıyla çevik hareket edebilen bir yılandır. Yağmurdan sonra genelde ortaya çıkmayı tercih eden ve ısırdığı kişinin sevk ettiği zehir nedeni ile kan basıncını düşürebilen bir yılan türüdür.

kakadu papağanı

Kakadular, doğal yaşam alanları Avustralya ve Güney Pasifik Adaları olan büyük papağanlardır. Büyük bir çoğunluğunu beyaz olmakla birlikte, siyah, gri-pembe, hatta bir iddiaya göre mavi olanları bile var. Onları tanımlayan özellikleri başlarının üzerindeki ruh hallerine göre kaldırdıkları ve indirdikleri tüyleri. Tozlu papağanlar oldukları için, astım hastası olan evlere uygun değildirler. 60-90 yıla kadar yaşayabilirler. Hatta bazı türler 120 yıl bile yaşayabilir! Bilinen 21 Kakadu türü var ama biz en sık rastlananlarını işleyeceğiz. Yandaki menüden ulaşabilirsiniz. Karakter:Kakadular genellikle şöyle tanımlanırlar : “güzel, sevecen ve yumuşacık.” Bu kesinlikle doğru. Bana göre şu dünyadaki en tatlı papağanlar. Sevdirmeyi fazlasıyla seven, evcil insanlarıyla eş ilişkisi kurmaya en yakın papağanlardır. Çok çok meraklı ve oyuncudurlar. Kemirme onlar için çok büyük bir ihtiyaçtır ve gagaları da çok güçlü olduğu için eğer yeterli oyuncağı ve oyun alanını sağlamazsanız, evinizde ne kadar kemirilecek şey varsa hepsini kemirilmiş bilin. Bir kakadunun gaga kuvvetinin bir köpeğin çene gücüyle eşit olduğunu belirtelim! Güçleri bir yana, papağan türleri arasında ilgiye en çok ihtiyaç duyan papağanlardır. Kakaduları şımartmamalısınız! Bunun için ellerinden geleni yapıyor olsalar bile. Onlara bağımsızlığı ve tek başlarına oyun oynamayı mutlaka öğretmelisiniz. Aksi takdirde, size gereğinden fazla bağlanacak, size yaklaşan herkese karşı kıskançlık geliştirecek, sizden ayrı kalmaya dayanamayacak, siz yanından ayrıldığınızda bağıracak, bir dolu davranış bozukluğu geliştirecektir. Bir de not düşmek istiyorum. Kakadular cinsel erişkinliğe ulaştıktan sonra bahar aylarında hormanlar sebebiyle beklenmedik davranışlarda bulunuyorlar, hiçbir şey yokken ısırma, daha fazla bağırma gibi. Gagaları çok güçlü olduğu için, bir Kakadu’yu özellikle bu aylarda yüzünüze çok yaklaştırmamalı ve omzunuza almamalısınız. Türleri: 1:Galah Kakadu (gorsel:11133)(gorsel:11134) 2:Sülfür Kakadu (gorsel:11136) 3:Moluccan Kakadu (gorsel:11137) 4:Goffin Kakadu (gorsel:11138) 5:İnka Kakadu (gorsel:11139)

tırtıl

Tırtıl gündüz ve gece kelebeklerinin larvasıdır. Göğüs bölümlerinde üç çift bacakları vardır. Tırtıl büyüdüğünde kelebek olacağını gösteren hiçbir ipucu vermediğinden, larvaya iyi bir örnektir. Çoğu tırtılın uzun gövdesi 13 bölümden oluşur. Başın ardındaki ilk üç bölüm, kelebeğin kanatlarının ve bacakların bağlandığı göğüs bölümüne dönüşecektir. Bu bölümlerdeki bacaklar sert ve parlaktır. Etli, yumuşak ve küt uçları yüzeylere tutunmayı sağlayan küçük kancalarla donanmış öbür bacaklar, tırtıl kelebek olduğunda kaybolur. Tırtılların kancalı bacakları beş çiftten az olabilir ama hiçbirinde beş çifti aşmaz. Tırtıllar annelerinin yumurtladığı ağacın yapraklarını yiyerek beslenirler.Tırtıllar renkleri ve desenleri sayesinde kolay kamufle olurlar. Bu yüzden diğer canlılar tarafından fark edilmeleri kolay değildir. Tırtıllar, kelebek olma zamanlarında pupa adı verilen bir kozaya girerler.Bu kozada birkaç gün kaldıktan sonra ıslak kanatları olan bir kelebeğe döneşeceklerdir,1-2 saat sonra tamamen kuru kanatları olmasıyla birlikte bir kelebek olurlar.Yapraklarla beslenirler.(gorsel:11127)(gorsel:11128)

semender

(gorsel:11118)Kuyruklu kurbağalar ya da Semenderler (Caudata ya da Urodela), iki yaşamlıların yaklaşık 500 türünün ortak adıdır.Vücutları uzunlamasına ve uzun kuyrukludurlar. Nesli tükenmemiş olanlar Urodela olarak gruplandırılırken bilinen tüm fosil kalıntıları ve nesli tükenmiş türleri ile beraber Caudata adı altında gruplandırılırlar. Amfibyumlar (iki yaşayışlılar) sınıfının semendergiller (Salamandridae) familyasından kertenkeleye benzer hayvanlara verilen genel ad.Yumuşak derileri pulsuzdur ve parmaklarında tırnak bulunmaz. Kertenkelelerin ise derileri pullu ve parmakları tırnaklıdır. Normal olarak semenderlerin ön ayaklarında dört, arka ayaklarında beş parmak bulunur. Ayaksız türleri de vardır. Semenderlerde deri solunumu güçlüdür. Nemli derilerinin altları kılcal damar bakımından zengindir. Oksijeni derileriyle doğrudan doğruya alabilirler. Çoğunlukla tatlı sularda yumurtlarlar. Çıkan larvalar belli bir dönem solungaç solunumu yapar, sonra akciğer solunumuna geçerek karaya çıkarlar. Türlerinden bi kaçtanesi: 1:Göcek kara semenderi (Köyceğiz'den Fethiye'ye kadar olan bölgede yayılış gösterir)(gorsel:11114) 2:Lekeli semender (Erzincan, Bitlis, Adana, Mersin, Hatay ve çevre iller)(gorsel:11119) 3:Küçük semender (Kuzey Batı Bölgelerimiz)(gorsel:11121) 4:Antalya semenderi (Antalya)(gorsel:11122) 5:Kafkas semenderi (Kuzeydoğu Anadolu)(gorsel:11123) 6:Şeritli semender (Akdeniz Bölgesi)(gorsel:11124) 7:Benekli semender(Muş, Bitlis, Malatya)(gorsel:11125) 8:Urmiye semenderi(Şırnak)(gorsel:11126)

ferret

Feret (Mustela putorius furo), Sansargiller ailesinden, gelinciklerle ve kokarcalarla akraba, küçük bir etçil memeli. Daha çok tavşan avlamakta kullanılan evcil feretler çoğunlukla kahverengi, siyah, beyaz ya da bu renklerin karışımından oluşmuş renkli kürke sahiptirler. Evde'de bakılmaya başlamıştır çokta keyifli hayvanlardır. İdararı felaket koktuğunu biliyorum. Yurt dışında satışlar vardır ama yakında Türkiye geleceğini biliyorum. 2.000 TL satış fiyatı olucağını ve kısırlaştıralarak verileceğini biliyorum. (gorsel:11112)

danaburnu böceği

Avrupa danaburnu (Gryllotalpa gryllotalpa), Gryllotalpidae familyasından bitkilerin toprak altı kısımlarını yiyerek zarar veren bir böcek türü. Özellikleri:3,5 - cm. boyunda, vücudunun üst kısmı açık veya koyu kahverengi renkte, kısa, ince, sık, kadife gibi tüylü, alt tarafı sarımsı renktedir. Antenleri kısa, petek gözleri küçüktür. Ön bacakları yassı ve kısa olup, toprağı kazmaya elverişlidir. Ön tibia'ların yan taraflarında dikenimsi çıkıntılar bulunur. Ön kanatları genellikle kısadır. Arka kanatlar ise kapalı olduğu zaman kuyruk şeklinde arkaya doğru uzanır. Yaşam Alanı:Avrupa danaburnu toprak altında, 10 – 20 cm. derinlikteki galerilerde yaşamasına rağmen geceleri toprak yüzeyine çıkarak faaliyette bulunur. Kumlu-killi, kumlu ve hafif toprakları sever. Üreme:Çiftleştikten sonra dişiler, Mayıs-Haziran aylarında yumurtalarını toplu olarak toprak içindeki odacıklara bırakırlar. 10 - 20 günde açılan yumurtalardan çıkan nimfler yaz boyunca gelişir ve kışı 2. veya 3. nimf döneminde geçirirler. İlkbaharda tekrar faaliyete geçerek beslenme ve gelişimlerini devam ettirirler. 5 nimf dönemi geçirdikten sonra Temmuz-Ağustos aylarında ergin olurlar ve ikinci kışı ergin olarak geçirirler. Ertesi ilkbaharda yeniden yumurtalarını koymaya başlarlar. Böylece genellikle iki yılda bir döl verirler. Zararları:Birçok sebze ve süs bitkisine zarar verir. Genç bitkilere zararı daha fazla olur, zarar gören bitki solar veya kurur. Oldukça yüksek ses çıkarırlar ve insanların korkmasına sebep verirler. Yaşam süreleri oldukça kısadır. Kullanımı: Danaburnu (Lazca: ğvap'a [ Fındıklı ], ğap'a [ Ardeşen ], lagodi [ Pazar , Doğu Karadeniz bölgesinde Laz geleneğine bağlı olarak yapılan atmacacılıkta, atmacanın (Lazca: sift'eri) yakalanacağı yemlik kuşu (kızıl sırtlı örümcek kuşu; Lazca: ciceğeni [ Ardeşen ], cicğani [ Fındıklı ], cicxina [ Arhavi ] ğaç'o [ Hopa ]) tutabilmek için araç olarak kullanılır. Bir başka deyişle atmacacılıkta ilk aşamadır. Hatay yöresinde de kuşları yakalamakta kullanılırken ismi meşuş ve keseğen olarak halk arasında bilinir. (gorsel:11108)(gorsel:11109)

geyik böceği

(böcek) Geyik boynuzunu andıran sağlam çeneleriyle, orman ve tarım ağaçlarını kemirerek beslenen, 20-60 mm boyunda kın kanatlı böcek. Bilimsel Adı:Lucanus cervus(gorsel:11106)

chinchilla

Çinçilla (Chinchilla), çinçillagiller familyasının bir cinsi olan kemirgenlerdir. Kökeni aslen Güney Amerika olup, önceleri mavimsi boz postu yüzünden avlanmış ve neredeyse nesli tükenme aşamasına varmıştır. Bugün de ev ve kürk hayvanı olarak kullanılmaktadırlar. Kürkü:Çinçilla'nın, bu soğuk iklim tavşanının kürkü, santimetrekaresinde 25.000 adet kılla hayvanlar arasında en sıkı kürk şampiyonudur.Karşılaştırma yapmanız açısından 25 yaşında bir erkekte 600 adet/cm2 saç olduğunu hatırlatalım. Bu inanılmaz yoğunlukta, her bir folikülünde 60-80 adet kıl-saç bulunan kürk iki katmandan oluşur. Birinci katmandaki kısa tüyümsü, yünümsü kılların kalınlığı sadece 12-16 mikron, ikinci tabaka kılların kalınlığı 24-28 mikron,uzunluğu ise 4–8 mm'dir. Bu kadar yoğun kürkün içinde diğer hayvanlarda yaşayan hiçbir asalak, parazit yaşayamaz. Çinçilla'da, deri altında ne ter ne de yağ bezleri bulunur. Hayvan suya düştüğünde hemen ıslanır ve o kadar ağırlaşır ki su yüzeyinde kalamaz, batar. Nemlenmiş Çinçilla kürkünü kurutmak ve tüyleri kabartmak için volkanik kül ve çok küçük, mikronik tozlar kullanılır. Çinçilla nasıl bir hayvandır? Bakımı oldukça rahat. Yetişkinleri sadece 500gr ağırlığında oluyor. Kedi köpek tavşan gibi kendine alıştırabilirsin Tüyü çok yumuşaktır hazır yem ile besleniyor. Haftada 2 kez özel tozu ile toz banyosu yaptırıyorsunuz. Kafes boyutu:1 adet için 50x50x50 gibi ölçü yeterli. Fiyatları tuzludur biraz 200-250 tl vardır en az :)(gorsel:11104)(gorsel:11105)

tespih böceği

Tespih ya da tesbih böcekleri (Isopoda), Malacostraca sınıfından, suda ya da karada yaşayan, yedi çift bacaklı kabuklu takımıdır. Fosillerine en az 300 milyon yıl önceki dönemlerda rastlanır. 3 mm den 45 cm e (Bathynomus giganteus) kadar değişik boylarda olsalar da genelde ufak hayvanlardır. Bugüne kadar 10.000[2] türü tanımlanmıştır. Bunlardan 4.500 kadarı denizlerde, 500 kadarı tatlısuda, diğer 5.000 kadarı da karada yaşar.(gorsel:11103) Adlandırma:Tespih böceği adını, bazı karacıl türlerinin dokunulduklarında savunma amaçlı olarak vücutları üzerine tatu (armadillo) gibi kıvrıldıklarında tostoparlak tespih tanesi gibi görünmesinden dolayı almıştır. Insecta sınıfından gerçek böceklerle ilgisi yoktur; karides, yengeç ve krillerle akrabadır. Türkçede takım için eş bacaklılar ya da eş ayaklılar adı da kullanılır. Bu ad, takımın Latince bilim adının çevirisidir ve o da Eski Yunanca ἴσος (isos) «eşit» + ποδός (podos) «ayak/bacak» kelimelerinden türetilmiştir.

deniz halkalı solucanlar

Deniz halkalı solucanları, (Lat. Polychaeta), halkalı solucanlar şubesine ait genellikle denizel türleri içeren bir altsınıftır. Polychaeta'yı diğer gruplardan ayıran en önemli kısım parapotlarının bulunmasıdır. Her parapod bir dorsal kol (notopodium) ve ventral kol (neuropodium) dan oluşur. Her kolun içinde ona desteklik veren kitinli çubuk (acicula) bulunur. Ayrıca parapodların içinden dışarı çıkan çok sayıda kitin kıl (seta) bulunur. Boy uzunlukları genellikle 5-10 cm arasında olur. Annelidlerin en geniş sınıfıdır ve yaklaşık 5300 türü vardır. Solunum basit bir şekilde vücut duvarından difüzyonla olur. (gorsel:11102)

çiyanlar

Çıyanlar (Chilopoda), çok hızlı hareket eden, uzun vücuda sahip, eklembacaklılar şubesine ait bir Çok bacaklılar sınıfı. İri türleri zehirlidir, [1][2] birçoğu dişleri küçük olduğundan deriyi delemez, Antarktika dışında her yerde yaşarlar. Arı'larda olduğu gibi şahdamar, göz gibi organlar sakınılmalıdır, ısırılan yere buz konulmalıdır. Boyları 1 mm ile 30 cm arasıda değişir. Akrep, örümcek ve küçük böcekleri yiyerek beslenir. Tesbih böceğinin bir akrabası olup, daha yavaş ve zararsız olan diğer çöpçül kırkayaklarda (Diplopoda) her boğumda iki çift bacak varken, Çıyanlardada bir çift bacak olması ikisini ayırteder. Etçil beslenen Çıyanların irilerinin utangaç olsa da tehdit esnasında ısırabilmesine karşın Kırkayaklar ise genel kanının aksine sokmaz ve ısırmaz, dokunulduğunda veya tehlike sezince hemen kıvırılıp ölü taklidi yapar, bazı dev kırkayak türlerinin kitinli derisinden tehlike anında kıvrılınca salgıladığı antibiyotik toksin nedeniyle ezilmesi alerjilere yol açabilir. Göze dokunulursa su ile yıkanmalı, yutulmamasına dikkat edilmelidir. Gösterişli türleri pet olarak evcilleştirilebilir. Bilinen en sosyal kırkayak türü Tanzanya asıllı Pembe ayaktır. Asabi olmayıp, evcilleştirildikten sonra kıvrılmamaktadır. Tropik iklimlerde'deki çıyanlar en fazla 30 cm olabilirler. Böcek olmaktan çok karides türevi eklem bacaklılar'dır.(gorsel:11101)

pseudobiceros hancockanus

Yassı Solucanlar Pseudobiceros hancockanus, yassı solucanlar şubesine ait Pseudobiceros cinsine dahil bir deniz yassı solucan türüdür. Yan tarafında turuncu ve beyaz bantlar taşıyan dalgalı vücudu ile tanınır. Yaklaşık 11-15 cm. boyundadır. İndo-Pasifik, Maldivler, Fiji, Avustralya ve Japonya'da 250C'ye varan ılıman sıcaklıklardaki sularda, 15 metre derinliğe kadar bulunur.(gorsel:11099)

guinea pig-cavia-kobay

Türlerin devamı: 13:Ridgeback (gorsel:11092) 18:Texel (gorsel:11097) 14:Satin (gorsel:11093) 19:tüysüz Guinea Pig (gorsel:11098) 15:Sheba (gorsel:11094) 16:Silkie (gorsel:11095) 17:Teddy (gorsel:11096)

tasmanya kaplanı

Tasmanya kaplanı ya da Tasmanya kurdu (Thylacinus cynocephalus), 20. yüzyılda soyu tükenen Avustralya'ya özgü büyük bir etçil keselidir. Avustralya'nın Avrupalılar tarafından iskanından sonra soyu tükenen birçok türden sadece biri olmasına rağmen en büyüğü ve en ünlüsüdür. Diğer kıtalarda ki kurtlar ve kaplanlar (kaplan ve kurt plasentalı memelilerdir ve keseli Thylacine ile akraba değillerdir) gibi Thylacine de doruk yırtıcı idi ve hem boyutu hem de genel biçimi adını aldığı kuzey yarı-küreli yırtıcılara benzemekteydi. Tasmanya kaplanının yaşayan en yakın akrabasının,tasmanya canavarı veya numbat olduğu sanılıyor. Tasmanya kaplanı, her iki cinsinin de kese taşıdığı bilinen, iki keseli memeli türünden biriydi.(Diğeri, yüzen keseli.) Erkek tasmanya kaplanı, üreme organlarını kapatan ve koruyucu bir kılıf gibi davranan bir keseye sahipti.(gorsel:11077)

tarihi tehlikeli hayvanlar

Smilodon (Kılıç Dişli Kaplan) Kılıç dişli kaplan (Smilodon) olarak tabir edilen kaplanlar normalde kılıç dişli kedilerdir. Amerika kıtasının açık alanlarında bulunmuştur. Koloni şeklinde yaşamışlardır (1 erkek 10 dişi). 20 cm boyundaki dişleri oldukça serttir. Bunları avlarının işini bitirmek için sapladığı düşünülür. Nesilleri 10,000 yıl önce tükenmiş olan Smilodon’ların ismi Danimarkalı doğa bilimci ve fosil bilimci Peter Wilhelm Lund tarafından konulmuştur. Peter Wilhelm Lund, bir Smilodon fosilini Lagoa Santa, Minas Gerais, Brezilya’da bulmuştur.(gorsel:11075) 2:Tüylü gergedan ya da Yünlü gergedan (Coelodonta antiquitatis) Gergedan cinsine ait nesli kesilmiş bir türdür. Yaşam alanları Batı Avrupa ve Sibiryanın stepleriydi.Genetik olarak en yakın olduğu tür Sumatra gergedanıdır. (gorsel:11076)

vombatgiller

Vombatlar (Vombatidae), yaklaşık bir metre uzunluğunda, 4 ayaklı, kısa bacaklı, kısa kuyruklu keselilerdir. Güneydoğu Avustralya ve Tazmanya'nın ormanlık ve dağlık bölgelerinde yaşarlar. Dışkıları kare şeklindedir. 3 türü vardır: Bayağı vombat (Vombatus ursinus) Kuzey kıllı burunlu vombatı (Lasiorhinus krefftii) Güney kıllı burunlu vombatı (Lasiorhinus latifrons)(gorsel:11074)

blue parrotfish

Mavi Papağan Balığı o kadar parlak bir mavi renktedir ki, iri pullarının ardındaki bir ışık tarafından aydınlatılıyor gibi görünmektedir. Bazen daha koyu renkte çizgileri ve lekeleri de bulunur. Uzunluğu yaklaşık olarak 90 cm’yi bulan bu balıklar Batı Atlantik sularında yaşayan bir türdür. Birleşik Amerika ile Panama arasında bulunur. Gündüzlerini dipte otlamakla geçirir. Geceleri solungaç boşluklarının üst kenarlarındaki salgı bezinden jelâtinimsi bir madde salgılarlar. Bu madde bir süre sonra balığın tüm vücudunu saran şeffaf bir uyku tulumu halini gelir. Uyku tulumu, papağan balığını koku yoluyla kendisini bulan müren balıklarından korur. Hatta müren balığı yanından geçerken avına çarpsa bile onu fark edemez.(gorsel:11073)

ay-ay

Ay-ay Daubentoniidae familyasının tek üyesidir. Madagaskar’da yaşayan oldukça nadir bir makimsi maymun türü.. Uzun parmaklıgiller familyasının tek yaşayan üyesidir. Familyanın, büyük Ay-Ay (Daubentonia robusta) adında diğer bir türünün soyu tükenmiştir. Ay-ay gece ortaya çıkan en büyük primattır. Kuyruğunu saymazsak 30-37 cm boyunda, kuyruğu ile birlikte 44-53 cm boyunda ve 2,5 kg ağırlığındadır. Kürkü siyahtır. Kuyruğu, sincap kuyruğu gibi tüylüdür. İri, parlak kırmızı gözleri vardır. Uzun kesici dişleri kemirgen dişini anımsatır. Parmakları ince ve uzundur. Orta parmak diğer hepsiden 3 kat daha uzun olabilir. Çoğunlukla Madagaskar’ın yağmur ormanlarında ve nadiren de adanın batısındaki kuru ormanlarda yaşar. Ay-ay’lar ağaç dalları ve yaprakları üzerinde yaşarlar. Yuvalarını yuvarlak biçimde yapmaya özen gösterirler. Yavrulama dönemleri geldiğinde sadece tek bir yavru doğururlar. Ay-ay günümüzde çok azaldığından soyu tükenme tehlikesi altına girmiştir.(gorsel:11072)

panda karıncası

Bu ilginç görünümlü karınca, Mutillidae ailesine ait bir karınca türüdür. Normalde, parlak kızıl veya turuncu renklerinden ötürü kadife karıncaları olarak bilinirler. Ancak kimi zaman siyah-beyaz, gümüş, altın, vb. renklerde olabilirler. İşte bu canlıların siyah-beyaz olanlarına "panda karıncası" adı verilir. Bu parlak ve net renklere sahip olmalarının nedeni, bu renklerin aposematik sinyaller veriyor olmasıdır: yani avcılarını uyarıcıdırlar. Karıncalar, bu parlak renklerle çok açık bir mesaj verirler: "Çok güçlü ve acı veren bir iğnem var, ona göre!" Kimi zaman bu acı verici iğnelerinden ötürü "inek öldürücü karınca" olarak da bilinirler. Gerçek karıncaların aksine Mutillidae ailesinin işçileri, dronları ve kraliçeleri bulunmaz. Böyle bir iş bölümü ve cinsiyet ayrımı olmamakla birlikte, Vespoidea süperailesindeki diğer karıncalar gibi haplodiploit cinsiyet belirleme sistemlerine sahiptirler. Aileye ait 3.000 ila 5.000 farklı tür olduğu düşünülmektedir.

bearded dragon (pogona – sakallı ejder)

Devamı :) Işıklandırma:Teraryum içerisinde uygun bir alan ışıklandırma bölgesi, diğer bölgeler ise serin bölge olmalıdır. Işıklandırma bölgesinde Bearded Dragon hem ısınma ihtiyacını gidermeli hem de güneş ışığından yararlanmalıdır. Güneş ışığı, ev ortamında her zaman sağlanamayacağı için bir adet UV lamba bu ihtiyacı karşılar. UV lamba günde en az 10 saat açık kalmalıdır. Isınma için ise uygun bir spot lamba yeterli olacaktır. (gorsel:11071) Işıklandırma alanı’nın ısı derecesi 39-40 derece, serin alan ise 25-29 derece arasında olmalıdır. Yem ve su kapları serin alana koyulmalıdır. Bu serin alana koymak için çeşitli dekor malzemeleri kullanılabilir. Işıklandırma bölgesine ise üzerine çıkıp ışıktan yararlanabilmesi için bir kaya ya da tahta parçası koyulmalıdır. Taban Malzemesi:Bearded Dragon teraryumunda taban malzemesi olarak, sürüngenler için özel olarak hazırlanan kalsiyum içeren ince kumlar tercih edilebilir. Bu sürüngenlerin bazı zamanlarda kum yemesinden dolayı taban malzemesi seçimi önem taşır. Taban malzemesi iri çakıl ve kumlardan oluşmamalıdır.

bearded dragon (pogona – sakallı ejder)

Sürüngenler ailesindendir öncellikle :) Tanıtım:Avustralya çöllerinde yaşayan Bearded Dragon (Pogona – Sakallı Ejder), son yıllarda teraryum’da beslenmeye başlanan popüler bir Kertenkele türü haline gelmiştir. İnsanlardan korkmaması, ele gelmekten hoşlanması ve uysallığı dolayısıyla popülerliği günden güne artmaktadır. Ömrü yaklaşık olarak 15 yıldır.(gorsel:11068) Beslenme:Bearded Dragon, ağırlıklı olarak etçil ve az da olsa otçul bir sürüngendir. Yetişkin Bearded Dragon günde birkaç kez, yavrular ise günde azar azar olmak üzere 3-4 defa beslenir. Yavruların beslenmesi gelişimlerini tamamlamaları için ağırlıklı olarak etçil olmalıdır. Öğünlerinin küçük bir kısmı ise sebze ve meyve şeklinde olabilir. 1 yaşından itibaren ise et ve sebze oranı yarı yarıya olacak şekilde ayarlanmalıdır. Daha ileri yaşlarda etçil beslenme azaltılmalı, ağırlıklı olarak otçul beslenmelidir. Beslenme tek tip değil, çeşitli olmalıdır. Severek yediği temel yem kaynağı olarak; un kurdu, çekirge, hamam böceği, cırcır böceği, ipek böceği gibi küçük böcekler yer alır. Yavrular için ise fasülye böceği, meyve sineği gibi küçük böcekler temel yemlerdir. Bu tür böcekleri doğadan alıp vermenin bir takım sakıncaları bulunur. Çünkü bu böcekler tarlalarda yapılan ilaçlama neticesinde kimyasala maruz kalabildiklerinden, Bearded Dragon için sorun teşkil eder. Bu böcekleri ev ortamında çeşitli yöntemlerle üretebilir veya satın alabilirsiniz.Bearded Dragonlara verilmemesi gereken böcekler arasında ilk akla gelen Ateş böceği’dir. Bu böcekler Bearded Dragon’un sağlığını ciddi anlamda bozar. Aynı doğada yaşamayan böcekler de Bearded Dragon’a verilmekten kaçınılmalıdır. Un kurtları Bearded Dragon için temel yem olmakla beraber, aşırıya kaçılması durumunda yağlanmaya neden olarak, hayvanın hareketsizleşmesine neden olacaktır. Bearded Dragon’ların hem etçil hem de otçul olduğunu ve yaşları büyüdükçe otçul ağırlıklı beslenmeleri gerektiğine değinmiştik. Bu sürüngenler her türlü yeşillik, sebze ve meyve’yi de yiyebilir. Herhangi bir ayrım gütmezler. Ancak portakal gibi turunçgillerin verilmesi tavsiye edilmez. Beslenme dışında teraryum içerisinde bir kapta her zaman temiz ve taze su bulundurulmalıdır. Son olarak yavru Bearded Dragon’ların vitamin ve kalsiyum ihtiyacını karşılamak için, yemlerine vitamin ve kalsiyum damlaları, haftada birkaç kez olmak üzere damlatılmalıdır. Daha yetişkinlere ise haftada bir kez yeterli olacaktır. TERARYUM Bearded Dragon çöllerde yaşadığı için elbette teraryum da buna uygun olarak hazırlanmalıdır. Teraryum seçerken geleceği de düşünerek en az 100x50x50’lik bir teraryum yapılması ideal olacaktır.(gorsel:11070)

euathlus pulcherrimaklaasi

Bir Tarantula türüdür öncelikle:) Doğal Yaşam Alanı: Ekvador (Çalılık Türü) Yetişkin Gövde Uzunluğu: 7 cm Türe Özgün Davranış Biçimi: Pterinochilus Murinus ve Chromatopelma Cyaneopubescens'e benzer olarak çalılık türlerine dahil edilebilir. Tırmanmayı seven hareketli bir yapıya sahiptirler. Kabuk değiştirme dönemlerinde ağaç türlerine benzer olarak yüksek ve geniş ağlar örerler. İlginç davranış şekilleri ve görüntüleriyle kıymetli fakat nadir tarantulalardır. Bakımı: 30x30x20 yada 30x30x40(UxGxY) boyutlarında bir teraryumda beslenmeli, teraryumun içerisinde tırmanabileceği ağaç dalı bulundurulmalı ve su ihtiyacı için birkaç günde bir ağına su püskürtülmelidir. Isı 24-26°C, nem 70% civarında tutulabilir. (gorsel:11066)

sepet yıldızı

Bu deniz yıldızı türü kollarında bulunan mikroskobik kancalarla minik avlarını yakalayıp ağzına doğru yavaşça götürür. Genellikle geceleri avlanır fakat beslenmek için gündüzü bekler. NOT:Resmi yükleyemedim kusura bakmayın:)

zürafa biti

Bu hayvanların erkekleri dişilerinden 2-3 kat uzundur. Bu uzun boyunlarını diğer erkeklerle kavga etmek amacıyla kullanırlar.(gorsel:11065)

tarsier primatı

Bu küçük primatların göz bebekleri beyinlerinden daha büyüktür. Bu hayvanlar sıçrama ve tırmanma konusunda çok beceriklidirler. Bir ağaç dalına tutunduklarında onları daldan ayırmak gerçekten çok güçtür.(gorsel:11064)

guinea pig-cavia-kobay

Bu Guinea Pig dediğim canlı Cavia-Kobay diyede bilinir öncellikle... Tarihi:Orta ve Güney Amerika, evcil kobayın atası olan yabani kobayın yurdudur. Yabani kobaylar ve diğer kobay türleri tüm Güney ve Orta Amerika’ya yayılmışlardır. Yabani kobay, mara (pampa tavşanı), kapibara (su domuzu) gibi türlerden oluşan kobaygiller, kemirgenler arasında en geniş aileyi oluştururlar. Yaklaşık on bin yıl öncesine tarihlenen ilk evcil Guineapiglerin kemikleri Peru’da bulunmuştur. Tıpkı bugün olduğu gibi o dönemde de Güney Amerika’da kobaylar etleri için besleniyordu. Guinea Piglerin yetiştirilmesinden kadınlar sorumluydu. Gerektiğinde kesip yemeğini pişiren gene kadınlardı. Özellikle İnka döneminde evcil kobayların yetiştirilmesi iyice yayıldı. İspanyolların Güney Amerika’yı keşfetmeleriyle beraber evcil Guinea Pig'ler Avrupa’ya taşınmaya başlandı. Zamanla Avrupa’da ve tüm dünyada evlerde beslenen popüler bir hayvan haline geldi. Son yıllarda Türkiye'de de popüler olmaya başlayan kobaya, sıklıkla guinea pig ya da ginepig denmeye başlanmıştır. Bu isimler kobayın doğrudan İngilizce karşılığından alınmıştır. Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde ginepig diye bir madde yoktur. Yaşam alanı:Evcil Guinea Pig'in atası olan yabani Guinea Pig Güney Amerika’da özellikle And Dağları eteklerinde yaşamaktadır. Burada bir erkek, dişiler ve yavrulardan oluşan klanlar halinde yaşarlar. Yavru erkekler büyüdüklerinde klandan ayrılarak diğer klanlara katılır ve kendi haremlerini kurarlar. Guinea Pigler doğada bütün gün gizlenerek yiyecek ararlar. Otlar, tohumlar, kökler, çiçekler temel besin kaynaklarıdır. Tehlike anlarında hiçbir zaman çok uzaklaşmadıkları inlerine kaçarlar. Evde bakmak için kafesleride var boyutlar canlı rakamına göre değişir. Beslenme:Evcil kobaylar tamamıyla vejetaryen olup, ot, tohum, meyve, sebze, kök ve dallarla beslenirler. Birçok evcil hayvan mağazasında satılan hazır Cavia yemleri tohumlardan, preslenmiş ot ve baharatlardan (pellet) oluşur. Ayrıca fıstık ya da çekirdek gibi kuruyemişler de bu yemler içinde yer alır. Guinea Pİg, tıpkı insanlar gibi C vitaminini kendi vücutlarında üretemezler. Bu sebeple kobaylara verilmesi gereken hazır yemlerde kesinlikle C vitamini takviyesi bulunması gerekir. Ayrıca zaman zaman domates ya da maydanoz gibi C vitamini açısından zengin meyve ve sebzelerle beslenmeleri gerekir. Guinea Pig günlük lif ihtiyaçlarını otlardan karşılarlar. Bu sebeple evde beslenen Guinea Pigler her gün ot ve saman vermek gerekir. Ayrıca kafeslerinde her zaman temiz, taze su bulundurmak gerekir. Bakım:Guinea Pig geniş alanlara ihtiyaç duyar. Bu sebeple kafeslerinin mümkün olduğunca büyük olması gerekir. Mağazalarda satılan çoğu kafes, yeterli büyüklükte değildir. Ayrıca son dönemlerde, özellikle Almanya’da Guinea Piglerin bahçelerde geniş ve korunaklı alanlarda beslenmeleri gittikçe popülerleşmektedir. Kışın ve soğuk havalarda dışarıda tutulmaları sakıncalıdır çünkü çok çabuk üşütüp ölebilirler. Yazın, fazla güneşte bırakılmamalıdır. Guinea Pig kafeslerinin zeminleri, evcil hayvan mağazalarında satılan küçük evcil hayvanlar (tavşan, kemirgen ve sürüngenler) için üretilen talaşla doldurulur. Gazete kâğıdı çok çabuk ıslanıp, geç kuruduğu için hijyenik değildir; bakteri üremesine sebep olur. Bu sebeple hiçbir şekilde kullanılmaması gerekir. Ayrıca kafeste, kobayların diledikleri zaman içlerine girip uyuyabilecekleri ya da saklanabilecekleri ağaç kavukları ve yuvalar olması gerekir. Kemirgenler için özel üretilen suluklarda her daim temiz su bulunması gerekir. Ayrıca kafeste her zaman ot, saman ve hazır yem bulundurulmalıdır. Guinea Pİgler her gün en az bir saat serbest bırakılmalıdır. Serbest bırakıldıkları odalarda kablolara ve zehirli çiçeklere dikkat etmek gerekir. NOT:Beslemiş biri olarak mükemmel bir canlıdır duyguları vardır bi nevi Köpek görevini alırlar sadece küçüktürler bakımınıda düzenli yaptıktan sonra hiç bi sıkıntı çıkmaz ama çok ürkeklerdir sabırlı olmak gerekir size alışması 1-2 ay sürebilir karakterine göre değişir bu ve yetiştiği yere göre Biraz masraf yaptıktan sonra sizde mutlu olursunuz canlınızda mutlu ve rahat olur Kendilerine özgü sesleri vardır kuşlar gibi öterler önceden duymayan kuş ötüyor sanır :)) Türleri: 1:Peruvian (gorsel:11079) 5:Coronet (gorsel:11083) 9:Himalayan (gorsel:11088) 2:Abessian (gorsel:11078) 6:Alpaca (gorsel:11085) 10:Lunkarya (gorsel:11089) 3:Sheltie (gorsel:11080) 7:Agouti (gorsel:11086) 11:Merino (gorsel:11090) 4:Amerikan (gorsel:11082) 8:American Crested (gorsel:11087) 12:Rex (gorsel:11091)

dünyanın en tehlikeli sürüngeni

Kara Mamba(Black Mamba):Bir yılan familyasındandır. Oldukça tehlike olan Kara Mamba’ nın en önemli özelliği saldırgan yapıda olmasıdır. Küçük olmasına karşın hiçbir canlı onunla karşı karşıya kalmak istemez. Yaklaşık boyu olgun Kara Mamba Yılanlarında 4,5 iken olgunluğa erişmemiş Kara Mamba Yılanlarında ise 2,5 metre civarındadır. Oldukça hızlı olmasıyla da bilinen bu sürüngenler tek bir ısırıkta neredeyse 100 kişiyi öldürecek bir potansiyel zehir salgılar. Hemen müdahale edilmezse ölüm kaçınılmazdır. Dişi Kara Mamba Yılanı her yumurtladığında 9 ile 14 arasında yumurta bırakmaktadır. NOT:Ağızlarını içi siyah renkte olduğu için bu isimle anıldıklarını biliyorum.

en çalışkan hayvan

Karıncalar 'En çalışkan hayvanlar listesi'nde ilk sıradadır daha sonra... Kunduz:Kendi evini inşa edip tahta parçalarından bir şaheser ortaya koyabilen bu hayvanlar dünyanın en çalışkan hayvanlarından biri olarak bilinir. Kunduz denildiğinde kimseye muhtaç olmayan ekmeğini taştan çıkaran bir canlı olarak düşünebiliriz. Çardak kuşu:Çevresindeki dişi çardak kuşlarının dikkatini çekebilme uğruna adeta bir inşaat mühendisi havasında yuva yapma başarısı gösteren bu kuş türü, çalışkanlığı kadar çapkınlığı ile de ön planda. Eşek:Yer yüzünde tüm yükü çekip de atasözlerine, deyimlere, birçok önemli söze konu olan bu hayvan, bıkmak usanmak nedir bilmeyen bir enerjisi ile insanoğluna hizmet için var. İnatçılığı ile ün yapmış bu hayvan, çalışkanlığı ile de ön planda. Arılar:Onlar çalışkanlık konusunda bitmek tükenmeyen enerjileri, dinlenmek de nedir dedirten mücadeleleri ile hem insanlık, hem doğanın fizyolojik yapısı hem de kolonileri için üstün hizmette bulunmaya devam ediyor. Arıların çalışkanlığı kadar üst düzey akılcı ve stratejik iş birliği, tüm insanlığa da birer örnek teşkil ediyor.