üçlü priz
üçlü priz, tek prizi üç prize dönüştüren gayet kullanışlı her eve lazım alet. üçlü priz benzeri: üçlü prize takılı üçlü prize üçlü priz ...
kül tabağı
çeşitli boylarda olabilen, içine sigara külü koymakta kullanılan cam, porselen, metal vb. kap.
sedirlik
Genellikle köy evlerinde kullanılan güzel bir dekarasyondur
askerlik
Vatanı için bayrağı için namusu için yapılması gereken mecburi vatan hizmetidir...
kahpe
orospu bir kisiyi nitelemek icin kullanilir, kahpe genellemelerde kullanilabilir. kahpe bizans, mahsuni serif'in amerika katil isimli manzumesinde gecen "kahpe millet" ibaresi vs gibi.
bayrak
Türk bayrağı her zaman Türk milleti için önemi anlamı çok derindir. Türk bayrağı oluşumu çok zor savaşlar neticesinde meydana gelmiştir. Genel olarak şunu diyebiliriz ki Türk bayrağı önemi, binlerce şehit toprağımızın mücadelesi bu hususta ki Türk Bayrağı'nın önemini en güzel şekilde ifade eder.
Türk bayrağı, ulusumuzun şeref simgeleri olan hilal ve yıldızı ile dünyada ve ülkeler arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin şeref ve onurunu büyük bir inançla simgeleyen şeref abidesidir.
Ülkemizin ulusal değerlerini taşımaktadır, geçmişte yaşadığımız savaşların ve cephelerde daima hürce dalgalanan milletimizin şanlı bayrağıdır. Kötü günde iyi günde daima her yerde bizi uluslar arası göklerde temsil eden ulusumuzun şeref simgesidir. Türk Bayrağının ülkemizce önemini anlatmaya çalışırsak; kısaca bu gün Türk bayrağı uğruna şehit verdiğimiz askerlerimizin tabutlarının üzerinde dahi Türk bayrağı örtülmektedir, Bayrağımızın önemini belki bir nebze de olsa bize anlatır… Nasıl ki okullarda hastanelerde vb. bütün kurum ve kuruluşlarda yer alıyorsa, hayatımızda da büyük bir yere sahip olmakta ve daima göklerde dalgalandırmaktayız.
Bilindiği gibi bayrağımızın oluşum şekli aziz şehitlerimizin bedenlerinden akan kanların bir arada toplanmasında ve o an yerdeki kanın üzerinde bir ışık parçası şeklinde görünen hilal ile yıldızın esrarengiz ve göz kamaştıran duruşuyla Türk Bayrağı oluşmuştur, ve bu gün şanlı ve şerefli Türk Bayrağı göklerde dalgalanmaktadır.
Türk bayrağı; Devletlerin, milletlerin ulusların halkının sembolü olarak tarif eden değerdir. Birlik ve beraberliğini temsil eden her zaman önemli kutsal manalar ve değerler taşımıştır. Hiç bir bayrağın şekil ve renkleri rastgele meydana gelmemiştir. Türk bayrağı ülke ve milletimizin varlığı ve bağımsızlığını temsil eder. Türk bayrağının üzerinde ki al renk şehitlerimizin kanını üzerinde ki Hilal ve Yıldız ise bir efsaneye göre cephede şehit olan askerlerin kanının birikimi üzerine gökyüzünde ki Hilal ve yıldızın yansımasından Türk bayrağının oluştuğu yönündedir. Mithat Cemal Kuntay " Bayrakları bayrak yapan üstünde ki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır." dizesinde ki bu satırlar Türk bayrağının tarihine hitaben yazılmıştır. Türk bayrağı tarihinde bir çok zafere tanıklık etmiş ve bir çok zaferde ellerde taşınmış kutsal değerdir. Bayrak üzerine günümüze kadar süregelen bir çok şiir, bir çok anı yazılmıştır. Tarih boyunca bayrak uğruna savaşıldı binlerce şehit verildi Mehmet Akif Ersoy'un "Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor..Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor..." dizesinde ki bu satırlar en güzel anlatımlı Türk bayrağı örneğidir.
Son günlerde Bayrak yakma,bayrak yırtma,ayaklar altına alarak çiğneme,asılı olduğu direklerden indirme,okul bahçelerindeki bayrakları indirme ve Atatürk heykellerine saldırılar başladı..Bayrağımıza yapılan saygısızlık aslında Müslüman Türk Milletine karşı duyulan düşmanlığın dışa vurumudur…Bölücülerin tamamı Müslüman Türk Düşmanıdır..Müslüman Türk’e düşman sadece bölücüler değildir..Sözde Müslüman olanların büyük çoğunluğu da Türk Bayrağına karşı teröristler gibi davranıyorlar…
Bayrağın taşıdığı manayı anlamakta zorluk çekenler,bayraÄŸa yapılan saygısızlık karşısında sessiz kaldıklarını görüyoruz…â€â€Bayrak hepimizin bayrağıdır.â€â€â€diyenlerden dahi ses çıkmıyor…KonuÅŸtuklarında mangalda kül bırakmayan bu zevatlar Müslüman Türk’ün namus simgesi olan bayrağımıza sahip çıkmıyorlar..
Türk Bayrağının ayaklar altına alınarak çiğnenmesi ,aynı zamanda bu ülkede yaşayan herkesin namusuna leke sürmekle eş değerdir…Milletimizin bağımsızlık sembolü bayraktır..Bayrağı olmayan milletler bağımsız sayılmazlar..Bayrak ,aynı zamanda Müslüman olan bir insanın ibadet etme hakkını da korur…Özgür değilseniz,ibadet etme şansınız yok demektir…Bayrak milletimizin onur kaynağıdır…Yüce Türk Milleti’nin en kutsal değeridir..Bu değere uzatılan her el mutlak suretle kırılmalıdır..Bayrağa düşmanlık asla hoş görülemez.görülmemelidir..
Bazılarıyla konuÅŸtuÄŸunuzda “â€bende bayraÄŸa sahip çıkıyorumâ€â€ diyorlar…Bunlara soruyorum…Bayrağımız yakılırken,yırtılırken,ayaklar altına alınırken sesini çıkarmayanlarla birliktesiniz…Onlarla yan yanasınız..Aynı siyasi partiye oy veriyorsunuz..Aynı mekanlarda yan yanasınız…Fırsatı bulduÄŸunuzda ,bayraÄŸa sahip çıkanları “â€Ä±rkçılıklaâ€â€ suçluyorsunuz..Türk Bayrağına sahip çıkmak ırkçılık mıdır? Size göre Milletimizin bağımsızlık sembolü ,namusumuzun simgesi olan bayraÄŸa sahip çıkmak ırkçılıksa,â€â€ben ırkçıyımâ€â€ var mı baÅŸka söyleyeceÄŸiniz?
pkk
Bunlar hangi günahın bedeli
pkk
Şerefsizler türk düşmanları cocuk katılleri dağdaki it sürüleri ermeni tohumları katiller...
ateÅŸ sevdiÄŸine deyince yanar
Bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı? ... Biliyordum, seni seviyorum derken yeni bir alfabe keşfettiğimi, kimsenin okuma yazma bilmediği bir ... Kül olmuş ateş yanar mı?
aÅŸk
Bir kimseye ya da bir ÅŸeye karşı duyulan aşırı sevgi ve baÄŸlılık duygusudur â¤ï¸ï¸
112
Devletin korsan ticari aracıdır
papara
Bir ceşit fırça yeme şekli
9 ışık
Dokuz Işık, Ülkücü Hareket'in merhum Başbuğu Alparslan TÜRKEŞ'in, Türk milletini ahlâkta, san'atta, ilimde ve teknikte en ileri ve medenî ülkeler seviyesine çıkarmak için, Türk Devletini güçlü ve Türk Milletini mutlu yapmak için, modern teknikler ile çağdaş ilmin
verilerinden faydalanarak, Türk milletinin imkân ve şartlarını da göz önünde bulundurarak hazırladığı DOKTRİN'DİR.
Ülkücü Hareket'in Başbuğu merhum Alparslan TÜRKEŞ, Yeni Ufuklara Doğru isimli kitabında, DOKUZ IŞIK ile ilgili olarak şunları yazıyor:
“Türk Milleti, kendi millî tarihini, örf, âdet ve ananelerini kendi millî hasletlerini dikkate alan, modern ilmi ve tekniği önder alan yüzde yüz yerli ve millî bir idare sistemi kurmalıdır. Çünkü her milletin idare sistemi kendi şartlarına, tercihine ve millî özelliklerine göredir. Herhangi bir milletin sistemini olduğu gibi almak gerçeklere uymaz. ..... Aydınlar, kapitalist ve komünist
sistemleri aynen tatbike çalışıyorlar. Bunların hepsi taklitçiliktir. Her milletin durumunun baÅŸka olduÄŸunu nazarı dikkate alarak, biz diyoruz ki, yeni millî bir doktrin, bir sistem lâzım. Bu doktrin Dokuz Işık'tır.â€
“Bu millî doktrin her şeyini Türklüğün tarihinden almış olan, modern ilmi, tekniği önder kabul etmiş olan bir görüştür. Bunun kuvvetini almış olduğu temel kaynak MÜSLÜMANLIK VE TÜRKLÜKTÜR. Türk insanına karşı sonsuz sevgi, insan haysiyetine karşı sonsuz saygıdır. Niye temel kaynak Müslümanlık ve Türklüktür? Çünkü, bu millet Müslüman
Türk milletidir. Türk olarak binlerce yıllık şanı, şerefi var. Bin yıldır Müslümanlığı benimsemiştir. Son 50-60 yıl içindeki aydınlar dine cephe almışlar, Müslümanlığı tanımamışlar, O'nu zararlı göstermişlerdir. Onlar diyor ki; Avrupa Hıristiyan olduğu için ileri
gitti. Biz Müslüman olduÄŸumuz için geri kaldık. Bu böyle deÄŸildir. Ana meseleleri kavrayamayan taklitçi aydınlar yetiÅŸtirdiÄŸimiz için geri kaldık.â€
“Geri kalmanın dinle alâkası yoktur. Varsa bile, bu da, dinin bazı din adamlarınca yanlış telkin edilmesi yüzünden olmuştur. Müslümanlık en mütekâmil dindir. İlme değer vermiş, ilmin, tekniğin ileri gitmesini sağlamıştır. Orta Çağda medeniyet, Doğu'da Müslümanlar
sayesinde kuruldu. O medeniyet İslâm Medeniyeti'ydi. Bugünkü Avrupa Medeniyeti, orta çaÄŸdaki, İslâm Medeniyeti'nden doÄŸmuÅŸtur.â€
“Bugün birçok batılı âlimin de ilmen tespit edip, kabul ettiği gibi, Batı Medeniyeti'nin temeli eski Yunan, eski Roma Medeniyeti, Hıristiyanlık değil, Türk-İslâm Medeniyeti'dir. Bu nasıl olmuştur? Türk- İslâm Medeniyeti'nin en yüksek zamanlarında, Haçlı Orduları Müslüman
memleketlerine girmiÅŸ; Avrupa bu büyük medeniyeti gördüğünde hayret etmiÅŸ, orduları geri dönerken, o medeniyetten ilhâm almışlardır. Haçlı seferleri yüz yılarca sürmüştür.â€
“Bir çok Avrupalı âlimler İspanya'da, Endülüs Emevileri'nin hüküm sürdüğü tarihlerde Endülüs'te ilim tahsil etmişlerdir. Müslümanlardan ilim almışlardır. Riyaziye ilminin, onun bir kolu olan alcebra (cebir) ilmini Endülüs’ten öğrenmişlerdir. Astronomiyi
Müslümanlardan öğrenmiÅŸlerdir. Daha sonra Endülüs Devleti'nin yıkılması ile oradaki ilim kitaplarının Avrupalılarca kaçırıldığı ve bugün Avrupa kitaplıklarında bulunduÄŸu bir gerçektir. Daha birçok Müslüman Türk âlimlerinin büyük buluÅŸları vardır. En son, Fatih'in İstanbul'u fethetmesiyle ilim Avrupa'ya gitmiÅŸtir. İstanbul'u terk eden âlimler İtalya'da İslâm fikrini söylemiÅŸler, ondaki büyüklüğü anlatmışlar, ondan ilhâm alarak Rönesans’ı baÅŸlatmışlardır. Görülüyor ki, Avrupalıların ileri gitmesinin sebebi Hıristiyanlık, Türklerin geri kalmasının sebebi Müslümanlık deÄŸildir.â€
“Milletler dinsiz yaşayamaz. Her milletin bir dini vardır. Din toplum için de sosyal bir müessesedir. Bu müesseseyi, hiçbir toplum hayatından söküp çıkaramamıştır. Komünistler din düşmanıdır ve derler ki, din milletleri uyuşturan bir afyondur. Fakat onlar bile bunu
söküp atamamıştır. Bugün Rusya'da kilise her şeyiyle yaşatılmaktadır. Toplumun hayatını mutlu kılmayı düşünen, toplumu yüceltmek isteyen aydınlar bunu nazarı dikkate almalıdırlar. Bunu size ilmî olarak söylüyoruz. Bir de, işin öteki cephesi var. Dinin insanları kötü yoldan
çeviren, mutluluÄŸa götüren esasları olduÄŸunu biliyoruz.â€
“Demek ki Dokuz Işık'ın temel kaynaklarından birisi budur; Türklük ÅŸuuru, İslâm imanı, İslâm ahlâk ve fazileti...â€
“Dokuz Işık'ın diğer kaynağı İNSAN SEVGİSİ, İNSAN HAYSİYETİNE SONSUZ SAYGI'dır. Türk milleti olarak, bizim millî karakterimizin bir hususiyeti vardır. Biz Türkler ne başkalarına uşaklık etmeyi, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyiz. İnsanlık haysiyetine saygı duymayan, Türk insanına karşı gönlünde sevgi taşımayan, Türk
milletini, Türk halkını hor gören zihniyete karşıyız. Dokuz Işıkçılar olarak bizler, Türk halkını, Türk insanını Allah'ın mukaddes bir emâneti telakki etmekteyiz. İdareci ve aydınların milletimizin bütün fertlerine bu anlayış içinde hizmet etmeleri, hangi mevkide olurlarsa olsunlar, mevki farkı, zenginlik farkı gözetmeksizin herkesin hakkına, hukukuna riayetkâr olmaları, ancak gönüllerinin insan sevgisi ve insan haysiyetine sonsuz saygı ile dolu olmasına baÄŸlıdır.â€
“Dokuz Işık, dokuz ana ilkeye dayanır. Bunlar:
1. Milliyetçilik,
2. Ülkücülük,
3. Ahlâkçılık,
4. Toplumculuk,
5. İlimcilik,
6. Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik,
7. Köycülük,
8. Gelişmecilik ve Halkçılık,
9. Endüstricilik ve Teknikçilikâ€tir ki, biz bu ilkeleri, bundan
sonra ki bölümde sırasıyla, Ülkücü Hareket'in merhum Başbuğu Alparslan TÜRKEŞ'in yazdıklarını iktibas ederek anlatmaya çalışacağız...
Böylece, merhum Alparslan TÜRKEŞ'in, 1965 yılında, CKMP'ne Genel Başkan seçilmesiyle birlikte, Milliyetçilik Türkiye'de ilk defa, bir ideoloji, hatta bir parti ideolojisi haline geldi... Getirildi... Bunu, Ülkücü Hareket'in Başbuğu merhum Alparslan TÜRKEŞ şöyle ifade
ediyor:
“Millet ve ülkemizi bölüp yıkmak isteyen her türlü yabancı ideoloji zehirlerinin panzehiri Türk milliyetçiliÄŸi ideolojisidir. Türk MilliyetçiliÄŸi bugün, bir dernek veya grup çalışması olmaktan çıkmış, partimizin ideolojisi olmuÅŸtur.â€
Merhum TÜRKEŞ, DOKUZ IŞIK'ta da şöyle yazıyor:
“Amacımız, millî sınırlarımızın içinde yaşayan yurttaşlarımızı, hiç bir ayırım
yapmaksızın, din, mezhep ve ırk farkı gözetmeksizin kucaklamak, sevmek, insanca yaÅŸama ÅŸartlarına kavuÅŸturmaktır. Millet ve ülke bütünlüğümüzü bölücü, her türlü sınıfçı, mezhepçi ve ırkçı sistemlerin amansız düşmanıyız... Sınıfçı sosyalizme, kapitalizme, bunların birer sapması olan komünizme, faÅŸizme ve nasyonal sosyalizme karşıyız. BaÅŸka milletlerin bir kültür ve tarih ürünü olan bu yabancı ideolojilerin Türk devlet felsefesinde yeri yoktur.â€
Gerçekten de, DOKUZ IŞIK'ta her türlü sınıfçılığa ve işçi veya işveren iktidarına karşı çıkılıyor, milletin altı sosyal dilimden yani, köylü, işçi, serbest meslek mensubu, esnaf, memur ve işverenden meydana geldiği gibi, yönetim ile Millet Meclisi'nin de bu altı sosyal dilim tarafından teşkil edilmesi gerektiği ifade ve iddia ediliyordu ki, bu Türk milletinin Millî Bütünleşmesini sağlayacağı gibi Millî Demokrasi'nin kurulmasını da temin edecektir.
Altı sosyal dilim kendi içinde teşkilâtlanacak ve Millet Meclisi bu sosyal dilimlerin temsilcilerinden oluşacak böylece hem siyasal katılım sağlanmış olacak... Hem de bu sosyal dilimler kendi bünyelerinde oluşturacakları tasarruf ve yatırım sandıkları vasıtasıyla, üretime katılacaklardı... Böylece sermaye, tabana yayılmış olacak, gelir dağılımındaki adaletsizlik azalacak ve sosyal adalet gerçekleşecekti... Böylelikle de sosyal dilimlerin mensupları
çalıştıkları fabrikanın ve işyerinin mülkiyetine, yönetimine ve kârına ortak olacaktı... Bu şekilde, üçüncü bir sektör olan MİLLET SEKTÖRÜ doğacaktır ki, millet sektörü Dokuz Işık'ın orijinal tezlerinden biridir... Millet Sektörü, bugün artık iyice laçkalaşmış olan ikili
karma ekonomi düzenini dengeleyecek ve üçlü bir karma ekonomi düzeni haline dönüşmesini sağlayarak, düzene çekidüzen verecektir...
Millet Sektörü'nün temeli, sanayi mülkiyetinin, üretim vasıtaları sahipliğinin yaygınlaştırılmasıdır... Millet Sektörü'nün esası, vatandaşın küçük tasarruflarının bir sandıkta biriktirilerek büyük sermayeler halinde ve vatandaşın kontrolü altında yatırıma sevk edilmesi ve kârının vatandaşa dağıtılmasıdır...
DOKUZ IŞIK, siyasette Başkanlık Sistemi ile üç yüz üyeli Tek Meclis görüşünü savunmaktadır... Tek Meclis bugün için belki bir anlam ifade etmeyebilir ama bu fikrin ortaya atıldığı zaman Türkiye'de Millet Meclisi'nin yanında bir de Senato'nun bulunduğu hatırlanırsa, Tek Meclis tezinin manâsı daha iyi anlaşılabilir... Tek Meclis, çabuk karar alabilme ve icrada süratli hareket edebilmek... Başkanlıksa, Türk milletinin tarihî tecrübesi ile çağdaş yönetim anlayışına uygunluk ve güçlü idare demektir.
DOKUZ IŞIK iş hayatında da emek-sermaye barışı ile her iş kolunda millî, tek ve mecburi sendikacılık görüşünü ileri sürmektedir.. Gerçekten de İşçi ve İşveren sosyal dilimleri arasındaki zıtlaşma ve çekişmeler ile bunlardan doğan grev ve lokavtlar milletimize çok pahalıya mal olmakta ve ülke kalkınmasında kullanılabilecek enerji, emek ve zaman bir bakıma boşa harcanmaktadır... Millî Tek ve Mecburi Sendikacılık ile İşveren karşısında güçlenen İşçi Sendikaları, hem temsil ettiği sosyal dilimin haklarını daha iyi savunabilecek ve hem de İşveren kesiminin haklı taleplerini daha rahat karşılayabilecektir.. .Bu da, başka birtakım tedbirlerle birlikte emek-sermaye barışının kurulmasını temin edebilecektir... DOKUZ IŞIK'ın temel prensibi, emeğe hak ve saygı, sermayeye güven'dir...
DOKUZ IŞIK köy ve köycülük meselesine de özel bir önem atfetmekte ve bu konuda da orijinal bir tez olan Tarım Kentleri projesini teklif etmektedir... Tarım Kentleri esas olarak dağınık köylerin toplulaştırılmasını, hizmetin ve şehirlerde bulunan imkânların köylünün ayağına götürülmesini, sanayinin bütün yurda dengeli bir şekilde dağıtılmasını, dolayısıyla bölgelerarası dengesizlikler ile şehre göçün kontrol altına alınmasını ve bu suretle gecekondulaşma meselesine de kaynağında çare bulunmasını hedef almaktadır... Tarım
Kentleri'nin hedefi kalkınmayı köye götürmektir...
DOKUZ IŞIK kalkınma ve sanayileşme meselesine de özel bir ehemmiyet vermektedir... DOKUZ IŞIK Türkiye'de yıllardır uygulanan merkezden çevreye sanayileşme politikasını yanlış bularak, yerine çevreden merkeze doğru bir sanayileşme politikasının kurulması
gerektiğini ifade ve iddia etmektedir... Böylece bölgeler ve şehirlerarası kalkınmışlık dengesizlikleri ortadan kaldırılabilecektir...
DOKUZ IŞIK, her sahada olduğu gibi, kalkınma yolu bakımından da taklitçiliği reddetmektedir. İleri milletlerin çağına ulaşmak için, onların geride bıraktıkları mesafeleri aynen yürümemize gerek yoktur. Millî dinamizm ve potansiyeli, bir harp zamanı dikkati ve heyecanıyla seferber ederek, Türk milletini çağlar üzerinden aşırarak, atom ve füze çağına ulaştırmak, DOKUZ IŞIK'ın temel hedeflerinden biridir ve bu da orijinal bir tezdir.
DOKUZ IŞIK en büyük önem ve ehemmiyeti, her şeyin sebebi ve gayesi olan İNSAN'a ve O'nun eğitim ve öğretimine vermiş... Milliyetçi Eğitim Sistemi isimli bir eğitim projesi hazırlayıp, kamuoyuna duyurmuştur. Bu proje şimdiye kadar uygulanmış olsa idi, Türkiye'nin
bugün yaşamak zorunda kaldığı meselelerin hepsi de daha meydana çıkmadan bertaraf edilebilecekti... Ne kadar acı...
DOKUZ IŞIK'ta, bize göre, dikkat edilirse tespit edilebilecek, çok mühim bazı özellikler vardır... Bir defa dokuz ilke rasgele sıralanmamıştır; Milliyetçilik ile başlayıp Endüstricilik ve
Teknikçilik ile biten sıralamada soyuttan somuta doğru bir gidişin olduğu açıkça görülmektedir... Bu, DOKUZ IŞIK'ın maddeden ziyâde manâya öncelik ve ehemmiyet verdiğini göstermektedir ki, bu da, İslâmiyet'e riayetin açık bir göstergesidir.
İkinci özellik de, DOKUZ IŞIK'ta bir takım dengelere bilhassa itinâ ve dikkat gösterilmesidir ki, bu dengeleri şöylece sıralamak mümkündür:
Fert-Cemiyet, Tarım-Sanayi, Madde-Manâ, Devlet-Millet, Doğu-Batı, Muhafazakârlık-İnkılâpçılık, İdealizm-Realizm... Meselâ, hem Toplumculuk ilkesinin hem de Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik ilkesinin birlikte bulunması DOKTRİN'de fert-cemiyet dengesine; hem Köycülük hem de Endüstricilik ve Teknikçilik ilkesinin birlikte bulunması DOKTRİN'de
tarım-sanayi dengesine; hem Ahlâkçılık hem de İlimcilik ilkesinin birlikte bulunması DOKTRİN'de manâ-madde dengesine; hem Milliyetçilik hem de Gelişmecilik ve Halkçılık ilkesinin birlikte bulunması DOKTRİN'de muhafazakârlık-inkılâpçılık ilkesine; hem Ülkücülük hem de Endüstricilik ve Teknikçilik ilkesinin birlikte bulunması DOKTRİN'de
idealizm-realizm dengesine, v.d; dikkat ve itinâ gösterildiğini ispat etmektedir ki, bunun önem ve ehemmiyetini izah bile gereksizdir... Tabii ki, bu özelliği bilmeyen ya da bilmek istemeyen birtakım kimseler DOKTRİN'de, ilkeler arasında çelişki var sanıyorlar... Ne yapalım, varsın öyle sansınlar!..
Kutlu Türk milleti mutlu ve müreffeh, kutsal Türk devleti de güçlü ve büyük olmalıdır. Bu amacı biz, Müslüman ve Dokuz Işıkçı Türk Milliyetçileri, Milli Doktrin DOKUZ IŞIK ile gerçekleştireceğiz!
bet
Kötü manasına gelen bir kelimedir
aşk sözleri
Seni bir serçenin göz yaşları kadar çok ama çok seviyorum hani serçeler ağladıkları vakit ölüyorlarmısya son bir nefes alıyorum veriyorum seni arıyorum bulamıyorum yani yaşıyorum öylesine... Bayram ülker
melisa özer
Cana yakın mükemmel üstü çalışkan bir kişi seni tanıdığım için çok mutluyum iyiki varsın...
bayramulker
çok teşekkur ederim saygıdeğer hocam saygılar...
ötanazi
Tedavisi mümkün olmayan kronik hastalıklarda,hayattan umudunu kesmiş hastanınağrısız bir metodla ölüme izin verilmesi ve tıbbi yardımı kesilerek ölüme terkedilmesi olayıdır.
keke
Abi amca bir nevi kendinden büyük kişilere söylenilen söz
zeynep
2015 yılında kız çocuklarına en çok verilen isimdir.
yine vaka
Entri girmek isterken vaka çıkması 😜
ha bir fazla ha bir eksik
kırdılarmı seni...boşver ...sen sus yaradan konuşsun...gerçekten haksız yere kırdılarsa gönlünü, seni melek'ler savunsun Ne beddua et nede darıl ne de kalbin yansın ...sen affetki onlar UTANSIN...
dilruba
Dilruba Karakteristik Analizi; Herzaman doğrucu ,Eğlenceli, Sakin, içine kapanık , Becerikli , Hümanist , Bilimsel araştırmalara meraklı, Gizemli gibi karakteristik özelliklerinde oldukları tespit edilmiştir.
7 nisan 2016 yazarlar buluşması
İnteraktif sözlüğün rutin ve süregelen buluşmalarından biridir @bayramulker @veysiarslan @112ayse @metin112 @nurani @erhan @filiz @hmk
hacıhüsrev mahallesi
Ortalık duman ortalık viran ortalık beyaz kokuyor sanki hastasıymışız, dedeeeeeee
herkes kendi kıçını örtmeli hayatta
Kimse kımsenin Hakkı'nda bilmeden yorum yapmamalı, yargısız infaz edilmemeli bi sorsana halini belki bir çıkmaza girmiş neden elinden tutmuyorsun da iyice dibe atıyorsun yapma önce Adam sonra insan ol ...
karaca mağarası
Gümüşhane`nin Torul ilçesine bağlı Cebeci köyü içerisindedir. Mağrada damlataşı şekilleri, sarkıtlar, dikitler, sütunlar, org desenli duvarlar, mağra çiçekleri, mağra incileri ve traverten basamakları gibi birçok doğa harikasını birarada görebilirsiniz. Ayrıca Karaca Mağrasının havası astım hastalığı başta olmak üzere birçok solunum hastalığına iyi gelmektedir. ...
gümüşhane
Pestıl, köme, kuşburnu ile meşhur Karadeniz'in şirin bir ili.