devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

kodeste bir adama noel şiiri

  1. charles bukowski'nin bir mahkuma çattığı şiiri.

    "selam bill abbott:
    kitaplarımı, şiirlerimi ve öykülerimi hapishanede diğer
    mahkumlara okuttuğun için sana minnettarım.
    kitaplarımla birkaçının yükünü hafifletebiliyorsam
    ne mutlu bana.

    ama edebiyat, bildiğin gibi, zor gelir
    sıradan insana ( sıradan olmayan insana da);
    benim şiirle aram iyi değildir mesela,
    ben de benimkini okumayı sevdiğim biçimde yazıyorum.

    şiirde düzelme var bence, daha
    insani artık,
    dile getirilen parlaklığın bunda
    payı var. ( w.c. williams geldi ve herkesten
    dili berraklaştırmasını istedi)
    sonra
    ben geldim.

    ama yazmak bir şeydir, hayatsa
    başka bir şey, yazıda biraz ilerleme kaydettik
    ama hayat ( bizim ve onların)
    olduğu yerde sayıyor gibi.

    belki yeterince iyi yazabilir
    ve biraz daha iyi yaşayabilirsek
    hayat da biraz düzelecek
    sırf utançtan bile olsa.
    belki de sanatçı yeterince
    güçlü olamadı,
    belki de siyasetçiler, generaller, yargıçlar ve
    iş adamları fazla güçlüydüler? bu
    düşünceyi sevmiyorum.
    ama geçmişin ve günümüzün sanatçılarını
    düşününce, olanaklı
    görünüyor.

    ( insanlar bu şekilde konuşmamdan hoşlanmıyorlar.
    chinaski, diyorlar, bırak bu ayakları,
    o kadar da büyük değilsin.
    ama
    lanet olsun,
    büyüklükten
    söz eden
    kim?)

    demek istediğim,
    sanat hayatı geliştirmesi gerektirdiği
    kadar geliştiremedi, çok kişisel olduğu
    için belki, geçmişin ve günümüzün şairlerinin
    ve bendenizin;
    kadınlar
    hükümetler
    tanrı
    aşk
    nefret
    esaret
    yoksulluk
    uykusuzluk
    ulaşım
    iklim
    eşler ve
    benzeri konularda aynı sorunları yaşamış
    olmasına rağmen.

    yan hücredeki mahkumun
    noktalama işaretlerini kullanım
    biçiminden ve bir şeyi tam olarak
    ifade edebilme arayışıyla konudan
    uzaklaşmamdan şikayetçi olduğunu
    yazmışsın. arkadaşın amacın
    gevşemek, insanlaştırmak, rahatlamak
    ama hala sözü sayfanın üzerinde mümkün
    olduğunca gerçek kılmak olduğunun farkında
    değil, tereyağı gibi olmalı söz, avokado gibi,
    biftek gibi, sıcak kurabiye gibi, soğan halkası
    ya da ne gerekiyorsa onun gibi, sözcükleri alıp
    yemek gelmeli içinizden neredeyse.

    ( bunu okuduğu takdirde
    "chinaski, karnın açsa sana
    yiyecek bir şeyler söyleyelim!"
    diyecek bir ukala vardır mutlaka
    orada da.)

    ancak
    sanatçı asıl yoldan saptığı halde
    temel bir biçim sahibi olabilir. dostoyevski
    bunu yaptı mesela. asıl öyküyü
    anlatırken üç dört yan öykü anlattı ( romanlarından
    söz ediyorum).
    bach bir ezginin üstüne bir başka ezgi, onun da
    üstüne bir başka ezgi inşa etmeyi öğretti bize,
    mahler benim bildiğim herkesten daha fazla
    saptı ve ben onun sözde biçimsizliğinde
    büyük anlam buluyorum.
    yan hücredeki gibi biçim-kural hastalarının beynini
    yıkamasına izin verme. eline bir time ya da newsweek
    tutuştur.
    mutlu olsun.

    ama kendi tarzımı savunmaya çalışmıyorum
    burada ( ne sana, ne de ona)
    işimi bana kendimi en iyi hissettiren
    biçimde yapma hakkımı savunuyorum.
    ben hep yazar yazdığından sıkılırsa
    okur da sıkılır diye düşünmüşümdür.

    ve mükemmeliyete
    inanmıyorum, bağırsakları
    açık tutmaya inanırım,
    bu yüzden çok boktan yazdığımı
    söyleyen eleştirmenlere katılıyorum.

    sen 19 buçuk yıl yatacaksın
    ben 40 yıldır yazıyorum.
    yaptığımızı yapmayı sürdüreceğiz.
    yaşamayı sürdüreceğiz.
    hepimiz bazen kötü yazar
    ya da kötü yaşarız.
    hepimizin iyi ve kötü
    günleri ve geceleri vardır.

    komşuna noel armağanı olarak
    robert browning'in toplu eserleri'ni göndermem
    gerekir aslında, aradığı biçimi orada
    bulur, ama hipodrom için paraya
    ihtiyacım var, santa anita 26'sında açılıyor, bu yüzden
    benim yerime bir newsweek ver ona ( ne geçmişi, ne şimdisi, ne de geleceği vardır ölülerin)
    ve bu virgülleri doğru koydum mu,
    abbott?

    .
    . . .
    . . . . .
    . . . . . . . .
    . . . . . . . . . .
    . . .
    . . . "
    avatar
    03.07.2016 - 22:52
tümünü gör

entri girebilmek için giriş yapın