devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

  1. uçurtmalar kirlenmez kitabının yazarı.

    23.12.1980 de Almanya Hamburgta doğan Melda Zirek ilkokul 4.sınıfa kadar Almanyada kaldı.Sonra Türkiyede Muğlaya gelerek ortaokul ve liseyi burada okuyarak mezun oldu.istanbul üniversitesi Diş Portez bölümünü bitirdi ve durmayarak Turizm otelcilik ve işletme okuyarak mezun oldu,tercümanlık ve organizasyon işleri yaptı.Bu meslekten sonra küçüklükten beri içinde olan yazarlık tutkusunu açığa çıkararak Alfa yayınlarından Bulantı kitabını piyasaya çıkardı.Kitapta Neslihan adındaki bir uyuşturucu kuryesinin hayatını ve yaşadığı zorluklarını anlatıyordu.Kitaptaki Neslihan karakterinin yaşadığı aile ve sosyal yaşamındaki zorlukları anlatılıyor. Sonra ikinci kitabı Pala çıktı.Bu kitapta 1930-1950 yıllardaki Türkiyenin durumu ve Almanyaya çalışmaya giden ilk işçiler anlatılıyor.Pala romanın önemli bir özelliği ise kitapta anlatılan karakter,yazar Melda Zirek'in babası olmasıdır Ardından üçüncü kitap Jöle kadınlar.Bu kitaptada hayata tutunamamış damatlar,başarısız iş adamları ve hayatı devamlı sorgulayan ve kuşkuyla bakan insanlar anlatılmakta.. bu üç kitap yazar Melda Zirek'in basın dünyasında tanınmasına yol açtı.özellikle ulusal basın bu kitaplar hakkında geniş bir haber ve övgüleriyle bahsettiler Dördüncü kitabı Vicdan Manifestosu.Korede savaşmış bir gazinin hayatının anlatıldığı bu romanda yaşadığı gerçek bir hayattan kesitlen sunmakta ve en son kitabı 2016 yılında çıkan Uçurtmalar Kirlenmez kitabı postiga yayınlarından çıktı.çöpçülük yapan bir gencin yaşadıklarının anlatıldığı kitap gerçekten yazdıklarıyla göz dolduruyor


    uçurtmalar kirlenmez Kitaptan bir Alıntı...

    Hiçbir yere ait olamama, ait olduğunu hissettiğin yerde bu kez bir hiç olduğunu hatırlatanlara…
    Hafif uyuşmak istiyorum. Belki sevişerek, belki düşleyerek, belki de içerek. Ne içtiğimin önemi olmadan kadehe tüm anılarımı boca edip; bir yudumda içime hapsetmek. Enkazı kökünden kaldırmak; usta bir işçi gibi. Yılmayan, inatçı; kendi içindeki enkaza odaklı usta bir işçi. Toza, kire, çamura aldırış etmeyen tam bir işçi. içimdekilere savaş açan zavallı işçi.
    Sen baş edebilir misin ki onlarla? Koskocaman bir yama gibi duran yaşam enerjinin son çırpınışlarına aldırış etmeden ne büyük bir azimle çalışıyorsun? Toy işçi… Bedelini bedeninle ödediğin kaç saraya sahipsin? Peki gönlünün sarayına girebilmek için kaç beden ödendi? Kaç kişi yaşayabilmek için bedeninde öldü, söyle işçi?
    Yavaş yavaş ölüyorsun, fark etmeden de yaşıyorsun kıyıda köşede. Yada yavaş yavaş yaşıyorsun; ölüme doğru itildiğinin farkında bile değilsin.
    Korkuyorsun biliyorum. En çok da kendinden. Ha bir de ölümden. En çok da yaşlanarak ölmekten. Bir de yalnız ölmekten.
    Tüm ölümler yalnız gerçekleşmez mi peki?

    Enkaz altında zevkle acı arası inleyen; iş üstü, üzerine çullanan koca yığının altındaki fahişeden ne farkın var? Ellerin kirli, kulakların duyduğun onca sözlerden sonra kir pas içinde, gördüklerin cabası. Peki dil? Nereye dokunacağını bilir. En kirlisi de o değil mi? Yüreği ve zihni kirleten, dil yarası…
    Ve bunca kirlenmişlikler arasında temiz kalan tek şey uçurtmasıydı. Unutma çocuk! Uçurtmalar kirlenmez.


    http://meldazirek.com
    avatar
    25.06.2016 - 17:58
tümünü gör

entri girebilmek için giriş yapın