fight club
- türkçe'ye dövüş kulübü olarak çevrilen 1996'da yayınlanan bir chuck palahniuk kitabı.
* aynı adla david fincher tarafından filmi çekilmiştir.
filmi ilk kez izleyeceklere tavsiyem:
şizofreni, benlik ikileşmesi, çoklu kişilik bozukluğu, id ego süperego kelimelerinin anlamlarını öğrenin. aksi halde film basit bir dram-aksiyon filmi olur.
kitapta ve filmde geçen birkaç repliği paylaşıyorum*:
her gün işe gidiyorsun. akşamları erken uyuyorsun. ve bunun karşılığında aldığın tek şey koltuk takımı. gerçekten acınası bir durumdasın.
ancak her şeyini kaybettikten sonra gerçekten özgür olabilirsin.
insan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında insanı öldüren de hep sevdiğidir.
bir zamanlar sahip olduğun şeyler gün gelir senin sahibin olur.
insanlar ölmekte olduğunuzu sanarlarsa, bütün dikkatlerini size veriyorlardı. bugün sizi son kez görüyor olmaları gibi bir ihtimal varsa, sizi gerçekten görüyorlardı.
kendini çok zorlama, güzel şeyler onları hiç beklemediğin anlarda olur.
hiçbir şey durağan değil. mona lisa bile dağılıyor. her şey parçalanıp dağılıyor.
"eğer ne istediğini bilmezsen." diyor kapıcı, "bir bakarsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş."
bir gün öleceğinden korkmak yerine, işe bu gerçeği kabullenerek başlayabilirsin.
dövüş kulübüne bir kez gittiniz mi, artık televizyonda futbol seyretmek, muhteşem bir seks yapma fırsatınız varken oturup porno seyretmeye benzer.
sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır. zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız, herkesin hayatta kalma şansı sıfıra düşer.
neyi neden yaptığını bilmiyor, sonra da ölüp gidiyorsun.
hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur! hiçbir zaman halimden memnun olmayayım. hiçbir zaman kusursuz olmayayım. kurtar beni tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar beni!
tümünü gör