erbug.net
- kendisinin muhammed ali hakkındaki yazısı:
RAHAT UYU şAMPiYON
ilkokul ikinci sınıftaydım. Radyoyu büyüklerin akşam ajansı için , biz çocukların Pazar sabahları ”Radyo Tiyatrosu” için dinlediğimiz yıllardı.
Henüz televizyonla tanışmamıştık. Spor haberlerinin görüntülerini güncelliğini tamamen yitirdikten sonra, sinemada, film başlamadan hemen önce ”Ziraat Bankası sunar” başlığıyla bir iki dakikalık siyah beyaz film olarak izleyebilirdik ancak.
Halit Kıvancın seslendirmesiyle ”Metin Oktayın şahane golüyle Galatasaray Altay'ı 1-0 yendi” haberini duyardık ama çok uzaktan çeken kamera çoğunlukla golü kaçırmış olduğu için taçsız kralı sevinirken görebilirdik ancak..
Yurt dışı spor haberlerinde de nedense sadece Dünya Ağır Siklet şampiyonları olur ve sebebini bilmediğim bir şekilde bu haberler çok ilgimi çekerdi.
Bu şampiyonların haberleri gazetelerde ”Yarın sabaha karşı Amerikanın şikago şehrinde Dünya şampiyonu Floyd Patterson Sonny Liston'la dövüşecek” diye verilirdi.
Sonny Liston'a sempatim henüz dünya şampiyonu olmadan başlamıştı. Pattersonu iki defa yenmesiyle daha da arttı.. Liston'u neden severdim hiçbir fikrim yok. Babam sürekli ” O adam eski gangster, banka soyguncusu ”diye beni soğutmaya çalıştıkça daha çok sarılırdım Sonny ye.. Hatta zenci hakları savunucusu genç Cassius Clay (nasıl okunacağını bilmediğimden Casyus Clay diye telafuz ederdim.. sonraları Kesyus Kley diye okunduğunu öğrenince dehşete düşmüştüm) ortaya çıkıp tüm kamuoyunun sempatisini toplamaya başladığında bile ben hiç tanımadığım dev adamdan vazgeçmiyordum.. Dünya şampiyonu Patterson'u ilk raundda yere sermiş bir adamdı. ikinci kez karşısına çıktığında Pattersonu yine ilk raundda yendiğini ancak 48 saat sonra gazeteden öğrenebildik.
ilkokulu bitirip ailemden uzak yatılı okula gittiğimde bile annem gazeteden Liston'la ilgili haberleri keser ve bana yollardı. Ayda bir ulaşan mektuplardan çıkan fotograflardan Listonu birinci raundda deviren Clay'e karşı sempatim giderek arttı.
Sonraları, Amerikada zenci hakları için başkaldıran, Vietnam Savaşına karşı çıkan, savaşa gitmeyi reddedip bu nedenle hapise girmeyi göze alan, adını Muhammed Ali olarak değitirip geri kalmış ülkelerin umudu haline gelen bu genç adam benim de idolüm oldu.. ”Kelebek gibi uçarım.. Arı gibi sokarım” diyordu ve dediğini yapıyordu..
Kendisine Cassius diye hitap eden gazetecilerin üzerine yürüyor ”My name is Muhammed Ali” diye bağırıyordu. Bu da bu coğrafyadaki fakir halkları çok mutlu ediyordu..
Sonra belki de aldığı darbelerin etkisiyle Parkinson oldu. Hayatının en büyük mücadelelerinden birini verdiği hastalığa dün yenik düştü..
çocukluğumun ve gençliğimiz en önemli renklerinden biriydi. iyi ki benimle aynı dönemde yaşamış. Rahat uyu şampiyon..
tümünü gör