devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

  1. charles bukowski'nin uzun ama okumaya değer bir şiiri.

    "berbat durumdayım. burada, hemşirelerin,
    deneysel sinemacıların, güneşin
    altındaki sıcak ve acılı ağaçların yaşamlarını
    sürdürdükleri hollywood'un delongpre bulvarı'nda
    ruhumun bütünlüğünü koruyamıyorum.

    burada, penceremin önünden
    yaşlılar evinden tekerlekli
    koltukların geçtiği
    bu evde.

    daha ne kadar chinaski?
    daha kaç aşk vurulacak gökyüzünden?
    daha kaç kadın?
    daha kaç gün ve yıl?

    acı yürüyor bu odanın gölgelerinde.
    kollarımda hissediyorum,
    ucuz havalandırma cihazının takırtısında.

    bazı şeyleri hatırlayıp odada volta
    atmaya başlıyorum, bir aşağı bir yukarı,
    elimde değil, duramıyorum,
    bir aşağı bir yukarı.

    yalnız kalmaktan hoşnut biriydim eskiden.
    şimdi yıkıldı duvarlarım,
    her şeyin kenarları var.

    ellerine geçirdiler beni -aklını kaçırmış, kapana kısılmış.
    kendi içimden çıkardılar beni.
    çalışıyorlar üzerimde.
    saldırı hiddetli, kesintisiz
    ve sessiz.

    nehirler bentlerin üzerinden akıyorlar.
    yanık kaşar peyniri gibi bir kokusu var güneşin.
    on binlerce yüz, bulvarda.
    varlıkları benimle tamamen ilintisiz.
    insanlarla birlikte yaşıyorum.

    volta atıp duruyorum odada.
    soluk soluğa.

    acıma bir ad taktım.
    "saldırı" koydum adını.

    saldırı, diyorum, lütfen dışarı çıkıp
    beni rahat bırakır mısın?
    lütfen yürüyüşe çıkıp
    bir trenin altında kal.

    dostlarım beni çok şakacı buluyorlar.
    chinaski'den söz et bize, diyorlar sevgilime.

    oo, diyor sevgilim, kocaman koltuğuna
    oturup inliyor.

    gülüyor dostlarım.
    insanları güldürürüm ben.

    saldırı, diyorum, bir şey yemek ister misin?
    bir zamanlar yarış atı mıydın sen?
    neden
    uyumuyorsun?
    neden biraz
    dinlenmiyorsun?

    saldırı da yürüyor benimle odada,
    omuzlarıma sıçrayıp beni sarsıyor.

    lorca yolda vurulmuştu,
    ama burada, amerika'da kimseyi
    kızdırmaz şairler.
    kumar oynamazlar.

    poliklinik kokar onların şiirleri.
    insanların yaşamaktansa ölmeyi
    yeğledikleri bir poliklinik
    gibi.

    burada şairleri vurmazlar

    şairlerin farkında bile değiller.

    gazete satın almak için
    sokağa çıkıyorum.
    saldırı peşimden geliyor.

    harikulade bir genç kızın yanından geçiyoruz.
    gözlerine bakıyorum. o da benim
    gözlerime bakıyor.
    ona sahip olamazsın, diyor saldırı, yaşlı bir
    adamsın sen, yaşlı ve kaçık.

    yaşımın farkındayım, diyorum saygınlığımı takınarak.

    evet, ölümün de farkındasın.
    öleceksin ve nereye gideceğini bilmiyorsun,
    ama ben de seninle geleceğim.

    seni aşağılık orospu çocuğu, diyorum, neden
    bu kadar düşkünsün bana?

    aa, yoldaşım!
    birlikte yıkanıyoruz, birlikte yiyoruz, mektuplarını
    birlikte açıyoruz.
    birlikte şiir yazıyoruz.
    birlikte şiir okuyoruz.

    chinaski miyim, saldırı mı,
    emin olamıyorum.

    kimi acımı sevdiğimi söyler.

    evet, o kadar çok seviyorum ki onu
    kırmızı kurdeleyle, kanlı bir kırmızı
    kurdeleyle bağlanmış olarak
    size hediye ediyorum,
    sizin,
    hepsi sizin.
    onu hiç özlemeyeceğim.

    başımdan def etmek için çaba sarf ediyorum, inanın.

    posta kutunuza sıkıştırabilir
    ya da arabanızın arka koltuğuna fırlatabilirim.

    ama şimdi,
    burada, delongpre bulvarı'nda
    birbirimize mahkumuz."
    avatar
    30.04.2016 - 20:19
tümünü gör

entri girebilmek için giriş yapın