edat
- EDAT, BAÄžLAç, üNLEMLER
6.EDATLAR
Tek başlarına anlamları olmayan, ancak daha çok isim soylu kelimelerden sonra gelerek,
bu kelime ile cümledeki başka kelimeler arasında çeşitli anlam ilgileri kuran veya cümleleri
birbirine bağlayan, böylece söz diziminde bir gramer görevi üstlenen kelimelerdir. Edatların
varlık, kavram veya hareket ifadeleri yoktur. Tek başlarına anlamsızdırlar. Kelime yapımına
elverişli değillerdir: ile, için, gibi, dive, dolayı, ötürü, karşılık, rağmen, üzere, başka, gayrı,
maada, aşkın, daha, değin, dek, kadar, kere, kez, beri, önce, sonra, evvel, doğru, karşı, dair,
göre, nazaran gibi.
Edatlar şekil bakımından kelimedirler, fakat işleyişleri bakımından isim çekim eklerine
yaklaşırlar. Söz diziminde kelimeler arasında çeşitli bakımlardan ilgi kurar, daha çok
kendisinden önce gelen isim veya isim soylu kelime gruplarını kendisinden sonraki bir fiile
bağlarlar. Bu yönleriyle hal eklerine benzer bir fonksiyon üstlenirler. Ancak edatlar isim hal
eklerinden şu yönleri ile ayrılırlar:
1. Edatlar tek başlarına kelime olup, ses ve şekil bakımından yapılarını korurlar, ilgi
kurdukları isimle benzeşmezler.
2. Ayrı kelime olduklarından, isimlerden ayrı yazılırlar (ile, için gibi ekleşme eğilimi
gösterenler istisnadır).
3. Sebep, benzerlik, vasıta, başkalık, miktar, yer ve yön, zaman, aitlik ifadeleriyle isim
veya isim fonksiyonu taşıyan kelime gruplarını kendilerinden sondaki fiil şekillerine zarf
olarak bağlarlar.
Edatları isim ve fiillerden ayıran belli başlı iki özellikleri vardır:
1. Tek başlarına bir anlam taşımamaları.
2. çekime girmemeleri.Edatlar sonlarına geldikleri isim unsuruna ekli veya eksiz bağlanırlar. Bazı edatlar ismin
yalın haliyle, bazıları yaklaşma veya uzaklaşma hâli ile kullanılırlar: uçak ile, çiçek gibi, dağ
kadar; eve doğru, eve kadar, okula ait, anneme göre, akşama dek; bundan dolayı, sabahtan
beri, paradan başka, çalışmaktan yana, kitaba dair, bundan böyle, senden taraf gibi. isimlerin
valin hâli ile birleşen çekim edatları zamirlerin ilgi haliyle kullanılırlar: benim gibi, senin için,
onun kadar, bizimle /bizim ile, seninle gibi.
Edatlar vurgusuzdur. Vurguyu kendilerinden önceki isme atarlar.
6.1.Kullanılışlarına Göre Edatlar
6.1.1. isimlerin yalın, zamirlerin ilgi haliyle birleşen edatlar: ile, için, kadar, gibi.
6.1.2. isimlerin yalın hali ile birleşenler: ara, üzre (üzere), sıra, içre, diye.
6.1.3.isimlerin yaklaşma hali ile birleşenler: kadar, göre, doğru, karşı, ait, taraf, dair,
rağmen, değin, dek, nazaran.
6.1.4.isimlerin uzaklaşma hali ile birleşenler: beri, önce, evvel, sonra, geri, dolayı, ötürü,
böyle, yana, maada, gayri, nâşı, öte, taraf.
6.2. işlevlerine Göre Edatlar
6.2.1.Vasıta ve Beraberlik Edatları
Vasıta ve beraberlik edatları şunlardır: ile, ile beraber, ile birlikte. “ile” edatı ismi fiile
bağlar. Vasıta ifadesi, fiilin gösterdiği hareketin hangi araçla, neyle yapıldığını göstermek
şeklinde; beraberlik ifadesi ise bir arada olma veya karşı karşıya olma şeklinde ortaya çıkar :
yazı ile (yaz-), araba ile (git-), çatalla (ye-), korku ile (bak-), kardeşiyle (git-), düşmanla
(savaşmak) gibi. ile edatının birliktelik, bir arada oluş, yakınlık ifadesi için “beraber” ve
“birlikte” kelimeleriyle kullanılışı da vardır: annesiyle birlikte (git-), babasıyla beraber (git-)
gibi. Bu söyleyiş, isim fiillerden sonra karşıtlık, zıtlık ( -e rağmen) fonksiyonu ile kullanılır:
Akıllı olmakla birlikte, tembeldi gibi.
6.2.2. Sebep Edatları
Fiilin gösterdiği hareketin sebeplerini açıklamak üzere isimlerden sonra gelen edatlardır
(için, üzre (üzere), dolayı, karşılık, rağmen, ötürü (ötrü), nâşı, diye) : tatil için (hazırlan-),
çalışmak için (git-), okumak üzere (git-), bundan dolayı (geleme-), çalışmasına karşılık
(başarama-), hastalığına rağmen (iyi görün-) gibi.
6.2.3. Benzerlik Edatı
Benzerlik fonksiyonu taşıyan edatlardır: gibi, misali. Fiilin gösterdiği hareketin nasıl, neye
benzer bir şekilde yapıldığını göstermek üzere ismi fiile bağlar: güneş gibi (doğ-), çocuklar
gibi (sevin-), bugünkü gibi (hatırla-), tanıyor gibi (bak-), söylediği gibi (yap-), değirmen
misali (dön-) gibi. “Gibi” edatı bu fonksiyonu yanında taşıdığı benzerlik ifadesi dolayısıyla
ismi isme sıfat fonksiyonu ile bağladığı da görülür: kar gibi (beyaz), su gibi (berrak) gibi.
6.2.4. Başkalık Edatları
Başkalık ifadesi taşıyan edatlar şunlardır: başka, gayrı, maada, özge. ismin uzaklaşma hali
ile birleşir. Söz içinde kendisinden önce gelen ismin kendisinden sonra gelen isme göre
yargının dışında kaldığını, istisna olduğunu belirtir: “Senden başka kimse yoktu.”, “Müzikten
başka bir şey düşünmez” gibi.
“Gayrı” edatı daha çok “artık” ifadesiyle bağlaç olarak kullanılır: Gayrı dayanamam gibi.
6.2.5. Miktar Edatları
Miktar, derece ifadesi taşıyan edatlardır: kadar, aşkın, defa, kere, kez,
ziyade, sabaha kadar, dağ kadar, yüzü aşkın, bin defa, yüz kere, yüz kez, senden ziyade gibi.
6.2.6. Zaman Edatları
Zaman ifadesi taşırlar: ara, beri, beridir, önce, sonra, evvel, doğru, geçe, karşı. isimleri
zaman ifadesiyle fiillere bağlarlar: bir ara (yap-), senelerden beri (görme-), ezelden beridir
(hür yaşa-), sabaha doğru (uyu-), sabaha karşı (uyan-), akşama yakın (git-), okuduktan sonra
(öğren-), benden önce (git-) gibi.
6.2.7.Yer ve Yön Edatları
Yer ve yön belirten edatlardır: kadar, değin, dek, karşı, doğru, içre, içeri, üzere, öte gibi.
Kendilerinden sonra geldikleri isimlere yer ifadesi verirler: eve kadar, eve doğru, okula dek,
denize karşı, halk üzre, senden yana, yoldan öte gibi.
6.2.8. Nispet / Aitlik Edatları
Aitlik, nispet, ölçü, karşılaştırma, uygunluk ifadesi taşırlar. Aitlik edatları şunlardır: dâir,
göre, için, mahsus, nazaran, âit: derse dair, kitaba âit, çocuğa göre, ona göre, buna göre, bize
göre, Ayşe için, bizim için, sana mahsus, buna nazaran gibi.
7.BAÄžLAçLAR
Söz diziminde aynı değerdeki kelimeleri, kelime gruplarını veya cümleleri birbirine
bağlayan kelimelerdir. Bağlaçlar görev ve kullanılışlarına göre üçe ayrılır:
7.1. Kullanılışlarına Göre Bağlaçlar
7.1.1. Sıralama Bağlaçları
Aynı fonksiyonda kullanılan isimler, isim soylu kelime grupları ve bazen de cümleleri
bağlayan bağlaçlardır: ve, ile, ilâ.
“Ve” bağlacı, aynı türden kelimeleri bağlar: iyi ve kötü, Ali ve Ayşe, okumak ve
öğrenmek, işsizlik ve geçim sıkıntısı gibi; cümleleri birbirine bağlar: Geldi ve oturdu.
Okumuş ve öğrenmişti gibi; ikilemelerde pekiştirme fonksiyonu ile tekrarlanan isimleri
birbirine bağlar: günlerce ve günlerce gibi. “ile” bağlacı söz diziminde kullanılışına göre sıralama bağlacı olarak veya çekim edatı
olarak yer alır. Bağlaç olması aynı türden isim veya kelime grupları arasında bağlama ilgisi
kurmasıyla mümkündür. -la/-le şeklinde isme ekleşebilir: Kerem ile Aslı, Benim babamla
onun babası gibi. Sıralama bağlaçlarıyla (ve, ile) bağlanan kelimeler arasında sadece aynı
fonksiyonda olma (özne, nesne, yer tamlayıcısı, zarf, yüklem; tamlayan, tamlanan…) ilgisi
vardır. Sıralanan kelimelerin birbirlerine tesiri yoktur, sadece bir arada bulunmaları söz
konusudur.
“ilâ” bağlacı ise sayı sözleri arasında kullanılan bir bağlaçtır ve söylenen sayılar arasında
bir değere karşılık gelir: üç ilâ beş, bin ilâ iki bin gibi.
7.1.2. Karşılaştırma Bağlaçları
Eşitlik, üstün tutma, kıyaslama, beraberlik veya beraber olmama gibi anlamlarla iki veya
daha çok kelime veya kelime grubunu birbirine bağlarlar. Karşılaştırma bağlaçlarından veya,
veyahut iki unsur arasında yer alır ve bağlanan unsurlardan birine işaret eder. Diğer
karşılaştırma bağlaçlarının bir kısmı bağladıkları unsurların başına, bir kısmı ise sonlarına
gelir: ya…ya, ya…veya, ya…ya da, ne…ne, ne…ne de, da/de…da/de, hem…hem, hem…hem de,
ha…ha, ama…ama, ister…ister, bazen…bazen, kâh…kâh, gerek…gerek, …olsun…olsun,
gerek…gerekse: iyi veya kötü, ya iyi ya kötü, ne güzel ne çirkin, bilen ele bilmeyen ele, hem
sen hem ben, ha bugün ha yarın, ama uzak ama yakın, ister zengin ister fakir; ister gel, ister
gelme; bazen cici bazen keder, kâh öğretmen kâh arkadaş gibi.
7.1.3. Cümle Başı Bağlaçları
Başlarında bulundukları cümleyi kendisinden önce veya kendisinden sonra gelen
cümlelere bağlarlar. iki cümle arasında “fakat”, “eğer”, “gerçi”, “sebep, çünkü”, “madem ki”,
“sonuç, açıklama”, “benzerlik”… gibi ifadeler kurarlar.
“Fakat” ifadesi taşıyan cümle başı bağlaçları: ama, fakat, lakin, ancak, yalnız,.,
“Eğer” ifadesi taşıyan cümle başı bağlaçları: eğer, şayet, gerçi, vakıa…
“çünkü” ifadesi taşıyan cümle başı bağlaçları: çünkü, zirâ.
“Gerçi” ifadesi taşıyan cümle başı bağlaçları: madem, madem ki, çün-kü…
“Sonuç, açıklama” ifadesi taşıyan cümle başı bağlaçları: ki, meğer,.oysa ki, şöyle ki,
nitekim, halbuki, kaldı ki, üstelik, yani, zaten, mamafih, bari, nitekim, binaenaleyh, belki,
keza, ihtimal, ihtimal ki…
“Benzerlik” ifadesi taşıyan cümle başı bağlaçları: sanki, âdeta, nasıl ki, güyâ…
“Aksi halde” ifadesi taşıyan cümle başı bağlaçları: yoksa, aksi halde, aksi takdirde… şarta, dereceye bağlayan cümle başı bağlaçları: yeter ki, illâ, illâ ki, tâ
ki…
Bunlardan başka hele “özellikle” ifadesiyle, hiç olmazsa / hiç değilse, hiç yoksa “en
azından”, heyhat, heyhat ki ” üzüntü, pişmanlık” ifadesiyle bereket versin, iyi ki, Allah'tan
“memnuniyet” ifadesiyle cümle başı bağlaçları olarak kullanılırlar.
Cümle başı bağlaçları, bağlı cümle yapılarını kurarlar: Koştu, çünkü vapuru
kaçırmamalıydı. Gelmiş, ama görmedim. Hiç dinlemiyor, sanki uyuyordu. Duydu, yani
biliyordu. Gitti, illâ görmek istiyor. çok çalıştı, ancak başaramadı. Hiçbir şey söylemedi,
yalnız yüzünde hafif bir gülümseme belirmişti. Dersleri kötü, üstelik çalışmıyor. Susuzluk
çekmeyiz, yeter ki yağmur yağsın gibi.
7.1.4. Kuvvetlendirme Bağlaçları
Kendilerinden sonra geldikleri kelime, kelime grubu veya cümleleri, kendilerinden önce
veya sonra gelen başka bir kelime, kelime grubu veya cümleye bağlayan ve sonlarına
geldikleri söze dikkati çekerek, bu sözü belirten, vurgulayan, kuvvetlendiren bağlaçlardır:
da/de, bile, ise, ki, değil, ya:
Sen de gel.
Sabrın da bir sınırı var.
Taş olsa bile dayanmaz.
Bu yaşta bile çalışıyor.
Doğru mu ki?
Yağmur yağmadı ki.
Biz ise uzaktaydık.
Uzak değil yakındı.
Otobüsle değil uçakla gitti.
Yanında ya niye arıyorsun ?
Masal bu ya, gibi.
7.2. Yapılarına Göre Bağlaçlar
Bağlaçların pek çoğu Farsça ve Arapçadan dilimize geçmiştir. Türkçe bağlaçlar pek azdır.
Yapılarına göre bağlaçlar:
7.2.1. Basit Bağlaçlar: Tek kelime halinde olan bağlaçlardır: şayet, lâkin, ama, bile, eğer,
ile, da/de, yani gibi. 7.2.2.Birleşik Bağlaçlar: iki bağlacın, bir zarf ile bir bağlacın veya kısa cümlelerin; anlam
kayması, ses kayması yoluyla kalıplaşmasından meydana gelen bağlaçlar: meğerki, mademki,
veya, veyahut, sanki, oysa, neyse, yoksa, kimbilir gibi.
7.2.3. Birlik Hâlinde Kullanılan Bağlaçlar: iki veya daha çok kelimeden kurulan kimi
kalıplaşmış birlikler halinde kullanılan bağlaçlardır: ya da, hem de, yahut da; öyle ki, şöyle ki,
tut ki, kaldı ki; ne var ki, demek oluyor ki; aksi takdirde, o halde, görünüşe göre, her ne kadar,
bununla birlikte gibi.
Uygulama:
Aşağıdaki metinlerde geçen edat ve bağlaçları gösterin.
“Görüyorum ki, fikir ve tahayyül âleminden henüz yere inmiş değilim. Halbuki, ben
istanbul'dan çıkarken bütün ıstıraplarımın kaynağı kafamda olduğuna karar vermiştim. Ve
onu orada bırakmak istemiştim. Burada hiçbir şey düşünmeyecek, metafiziğe tamamen veda
edecek ve bir köylü nasıl yaşarsa öyle yaşayacaktım. Tamamen onlara karışacaktım. Lâkin
işte görüyorum ki, bir çanak suda bir damla zeytinyağı gibiyim. Ne karışıyorum, ne de dibe
çökebiliyorum. Bize, bunun için cemiyetin kaymağı diyorlar galiba.”
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban)
“Sanki vurmuş da onun kara sevda başına
Kahramanlar gibi yalnız çıkıyor dağ başına
Ne uzun yol yürümüş hâli, ne yorgunluk izi…
Saçının rengi bakırdandı, bakırdan derisi.”
(Faruk Nafiz çamlıbel, Kızıl Saçlar)
8. üNLEMLER
ünlemler tek başlarına anlamları olmayan her türlü duygu ve heyecanları, tabiat seslerini,
seslenmeleri; kabul, ret, gösterme, sorma gibi ifadeleri karşılayan kelimelerdir. Doğrudan
doğruya ünlem olarak kullanılan kelimelerin yanında, ünlem gibi kullanılan bazı yansımalar,
dilek, emir, dua kavramı taşıyan bazı kelimeler ve hatta cümleler bile vardır.
ünlemlerin geniş bir anlatım kabiliyeti vardır. Bir kısım ünlemler, bu anlatım
kabiliyetlerini taşıdıkları ses unsurlarından, ses yapılarından almakta, bir kısmı ise birlikte
kullanıldıkları cümlelerden almaktadırlar. Anlatım gücünü kendi ses yapısından alan ünlemler
tek başlarına da kullanılabilirler. Ancak anlatım gücünü birlikte kullanıldıkları cümlelerden alanlar ise tek başlarına kullanılmazlar. ünlemler isim soylu kelimeler olduklarından, diğer
isimler gibi, isim çekim eklerini alabilirler: ahi, vahi, ahlar, vahlar gibi.
8.1. ünlemler işlevlerine göre beşe ayrılır:
8.1.1. ünlemler
Anlatım gücünü kendi ses yapısından alan, daha çok ses taklidi kelimeler hâlinde çeşitli
duygu ve heyecanları ifade ederler. Kullanılışları sırasında bir kısmı başta, bir kısmı ise sonda
olabilir. Tek başlarına kullanıldıklarında sonlarına ünlem işareti konur: a / aa, ah, vah, aman,
ay, ayol, bravo, e, eee, eh, hay, ha, hah, eyvah, hadi / haydi, heyhat, keşki, oh, of, öf, püf, tu /
tü, ya, ulan, tüh, yuh / yuha, yazık, vallahi: Aaa, çocuklar bakın! Kızmaz a! Eee, ne demiş? Ha
şunu hileydin! Ah, öyle yorgunum ki! Eh, hayırlısı neyse o olsun! Ya sabır! Ooo, bu ne
güzellik! Vah zavallı vah! Hay Allah! gibi.
8.1.2. Seslenme ünlemleri
Bir isim veya isim unsurunun önüne gelerek, bunların işaret ettiği şahıs, varlık veya
kavrama yönelik seslenmeyi kuvvetlendiren ünlemlerdir: ey, hey, yâ, yâhu, be, a, bre. Yazı
dilinde “ey” ve “hey” kullanılır: Ey Türk gençliği!, Hey arkadaş! Yâ Muhammed!… Türkçede
seslenme ifadesi için ve şart çekiminden sonra kullanılan -a /- e sesleri de hitap unsuru olarak
karşımıza çıkar: Baksana! Gelsene! Dursanıza! gibi.
8.1.3.Sorma ünlemleri
Soru ifadesiyle kullanılan ünlemlerdir: hani, acep, acaba, niçin. Hani gelecektin? Acaba ne
yapıyor? Niçin baktın? gibi. Soru eki de aslında bir soru edatı olan “mu” kelimesinin
ekleşmesiyle ortaya çıkmıştır.
8.1.4. Gösterme ünlemleri
Bir nesneyi göstermek üzere kullanılan ünlemdir: işte, aha, deha, te, tâ. Yazı dilinde “işte”
kullanılır. Diğerleri konuşma dilinde veya argoda kullanılır: işte geldim. Okudum işte. Aha,
şurada. Tâ uzaklarda gibi.
8.1.5. Cevap ünlemleri
Bir soruya onay, tasdik, kabul, ret, inkâr gibi bir ifadeyle verilen cevap sözleridir. Tek
başlarına eksiltili cümle şeklinde kullanılırlar: evet, peki, pekâlâ, ya ya, hay hay, tamam,
elbette, tabiî, olur; hayır, yok, değil, asla, hâşÃ¢â€¦:
— Yardım eder misiniz?
— Evet. / Tabiî. / Hay hay. / Peki. / Olur / Tamam. (Evet, yardım ederim.).
— Gelir misin?
— Hayır. / Asla. /Katiyen. / Yok. ( Hayır, gelmem.).
— Senin araban mı?
— Hayır. / Yok. /Değil gibi.
8.2. Yapılarına Göre ünlemler
8.2.1. Gerçek ünlemler: Doğrudan doğruya ünlem olarak kullanılan ünlemler: A, e, ha,
ah, hah, eh, ay, ey, ya, o, vah, oh, hey, vah, of, peh, tu, tuh, aman, eyvah, haydi, bravo, hişt,
yahu, hu, hay hay, be, sakın ,yaşa, bre, tee, deha, nah. Oo! Bugün çok farklısınız. Ha, şunu
hileydiniz! Eh, bu da fena sayılmaz! gibi.
8.2.2. ünlem Olarak Kullanılan Kelimeler: ünlem olmadıkları halde, söz diziminde ünlem
fonksiyonunda kullanılan kelimelerdir. Allah, Tanrım, Ya rabbî, yoo, hop, hoppala, ayol,
ulan, yuh, yuha. Allah'ım, bu ne gürültü! Hoppala, nereden çıktınız! gibi.
turkcedersleriburda.wordpress.com/edat-baglac-unlem/
tümünü gör