devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

son24 - [1-1]
  1. Paris sendromu ilk kez 1986 yılında Japon profesör Hiroaki Ota tarafından tanımlanmıştır. çok nadir olarak görülen bu sendroma yakalanan bireylerin hemen hemen hepsi Japondur. Hatta Paris'teki Japon büyük elçiliğinde bu rahatsızlığa yakalanan kişilere yardım etmek için 24 saat hizmet veren bir telefon hattı bile vardır.

    Paris, Japonya'da ideal bir şehir olarak tanıtılır. Burada yaşayan herkesin belirli bir kültür seviyesinin üzerinde olduğu ve çok kibar oldukları, sokakların ise her daim tertemiz ve ışıl ışıl olduğu, bu sokaklarda müziklerin çaldığı ve güzel koktuğu algısı oluşturulmuştur. Bu algı ile Paris'i görmek için gelen Japon turistler gerçeğin hiçte öyle olmadığını görürler ve büyük bir hayal kırıklığı içerisinde kültürel bir şok yaşarlar. Sakin ve ciddi bir kişilik yapısına sahip olan Japonlar, rahat ve ruh hali hızlıca değişebilen Fransızlar ile özellikle dil konusunda bazı problemler yaşamaya başlarlar. Başta taksi şoförleri ve garsonlar ile yaşanan bu sorunlar, Japonların hayallerindeki rüya şehir kavramı yıkılmasına ve tam bir kabusa dönüşmesine neden olur.

    Uykusuzluk, mide bulantısı, baş dönmeleri, kalp çarpıntıları, aşırı terleme hatta bazı durumlarda ise halüsinasyon görme boyutunda semptomlar ortaya çıkar.

    Genellikle 30 yaşlarındaki Japon bayanlarda görülen bu durumdan yılda ortalama 10 ile 15 arasında kişi etkilenmektedir. Hastalığın tedavisi ise gayet basittir. Japonya'ya geri dönmek ve bir daha Paris'e geri gelmemektedir.

    kaynak
    avatar
    01.01.2017 - 00:28