devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

kapak fotoğrafı
profil resmi

@sedamd

128 başlık

219 entri

ulipristal asetat

ertesi gün hapı olan ellanın etkin maddesi. (gorsel:26648)

ertesi gün hapı

(gbkz:ella): (gorsel:26647)

ella

(gbkz:ulipristal asetat) içeren (gbkz:ertesi gün hapı). (gorsel:26646)(gorsel:26657)(gorsel:26658)

microgynon 21 draje

(gbkz:doğum kontrol hapı) yani (gbkz:oral kontraseptif) MICROGYNON® 150 mcg/30 mcg kaplı tablet. Ağız yolu ile alınır. • Etkin maddeler: Her bir kaplı tablet 0,15 mg (gbkz:levonorgestrel) ve 0,03 mg (gbkz:etinilestradiol) içerir. • Yardımcı maddeler: Laktoz monohidrat (sığır), mısır nişastası, povidon 25, talk, magnezyum stearat, sukroz, povidon 90, makragol 6000, kalsiyum karbonat, montanglikol mumu, sarı demir oksit (E172), titanyum dioksit (E171), gliserol %85 (gorsel:26645)

yasmin 21 tablet

an itibariyle bir kutusu 47 liradir.

doğum kontrol hapı

(bkz:yasmin 21 tablet) (bkz:microgynon 21 draje) (bkz:ginera 21 draje)

yasmin

(bkz:yasmin 21 tablet)

endometriozis

uterus boşluğu (rahim boşluğu) dışında, rahim içini döşeyen ve adetle dökülen endometrial dokuların varlığı olarak tanımlanır. Sıklıkla rahim arkası boşluk, rektovaginal aralıkta (vagina ile barsağın son kısmı arası boşluk), barsağın son kısmının üzerinde, tüpler, yumurtalıklar, rahimi tutan arka bağlar, mesane ve karın içi yan duvarlarda bulunur.

rowatinex

KULLANIM KILAVUZU ROWATINEX® KAPSUL BiRiM FORMüLü I yumuşak jelatin kapsül, etken maddeler olarak Pinen (a+j3) 31 mg, Kamfen 15 mg, Sineol 3 mg, Fenkon 4 mg, Borneol I 0 mg, Anetol 4 mg içerir. Yardımcı madde olarak tıbbi düzey zeytinyağı mevcuttur. TIBBi OZELLiKLERi Rowatinex®, renal ve idrar yolları taşlarının ;:iiziinmesine ve allhmma yardımcı bir üründür. üriner sistemde gii;:lii antispazmodik etkiye sahiptir. Rowatinex®'in etken maddeleri olan terpenler vücutta glukronidlere metabolize olduktan sonra idrar ile atılırken üriner sistemde kalsiyum ve tuzlarının ;:iiziiniirliigiinG artmrlar. Rowatinex®, spazmolitik etkiye de sahip olup, taşların idrar yollarından geçmesini kolaylaştırır, ta~m at!lmasma yardımcı olur. Biyoyararlanım ;:ah~malan h!Zl1 absorbsiyon giistermektedir. Absorbsiyon yanlanma ömrü : 0.373 ± 0.08 saat Pik plazma konsantrasyonu : 2.467 ± 0.663 mg/L Eliminasyon yanlanma omril : 0.861± 0.148 saat ONERiLEN KULLANIM YERi Oriner sistem ta~lan ile ilgili ilriner sistem spazmlarmm ve inflamasyonun tedavisine yardımcıdır. KULLANIM şEKLi Oral yolla uygulamr. Yetişkinler için: Hekim tarafından farkh ~ekilde onerilmedi ise klasik doz, gGnde G;: kez, yemeklerden once 1-2 kapsiildGr. ;ocuklar 6-14 ya§: Hekim tarafından farklı şekilde önerilmedi ise klasik doz, günde iki kez, yemeklerden önce bir kapsüldür. KULLANILMAMASI GEREKEN DURUMLAR içeriklerden herhangi birine bilinen hipersensitivite durumunda kullanılmamalıdır. UYARILAR VE ÖNLEMLER üriner sistem enfeksiyonu olan hastalarda, üriner sistem enfeksiyonunun uygun ilaçlarla tedavisi gerekir. Kullanmadan önce Kullanım Kılavuzu'nu dikkatlice okuyunuz. Kullanmakta olduğunuz bir ilaç varsa muhakkak doktorunuza ve eczacınıza bildiriniz. Hamilelik veya hamilelik şüphesi durumlarında kullanılması önerilmemektedir. HAMiLELiK VE EMZiRME DöNEMiNDE KULLANIM Bugüne kadar Rowatinex® kullammma ilişkin teratojenik ve embriyotoksik etki veya belirtiye ait bir bilgi bulunmamasına rağmen hamilelerde ve emziren hammlarda yapi!mt~ kontrollii s:ah~ma sonus:Ian bulunmamaktadir. Bu nedenle biitiin ilas:larda oldugu gibi hamilelerde ve emziren hammlarda kullamm1 onerilmemektedir. istenmeycn bir etki giiriildiigii zaman Saghk Bakanhgi Tiirkiyc Farmakovijilans Merkczi (TUFAM)'ne bildiriniz. iSTENMEYEN ETIGLER Hastalann s:ok az boliimiinde ges:ici ve hafif mide rahatsJzhgJ bildirilmi~tir. Kusma seyrek olarak bildirilmi~tir. Yan etkileri seyrek ve hafiftir. BEKLENMEYEN BiR ETKi GOR0LD000NDE DOKTORA DANIşINIZ. iLAç; ETKiLEşiMLERi Karacigerde metabolize olduğu bilenen anti-koagülanlar veya diğer ilas:Ian kullanan hastalarda, 5zellikle bu ilas:Iar kritik dozda uygulamyorsa, dikkatli olunmalıdır. SAKLAMA KO~ULLARI çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız. 25°C'nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız. TiCARi TAKDiM şEKLi Her biri 10 yumuşakjelatin kapsül is:eren I O'lu blisterler halinde, 50 ve I 00 kapsiilliik kutularda. iziNSAHiBi ASS OS ilas:, Kimya, G1da Ori.inleri Oretim ve Tic. A.$. Aşağı Dudullu Mah. Tosya Cad. UMRANiYE 34773, iSTANBUL üRETiM yERi ROW A Pharmaceuticals, irlanda iziN TARiH VE NO: 09.11.2006, 2006/76 SADECE ECZANELERDE SATILIR.

hh

(bkz:hirschsprung hastalığı)

hirschsprung hastalığı

(gbkz:Doğumsal aganliyonik megakolon) olarak da adlandırılan Hirschsprung hastalığı (HH) 5000 canlı doğumda bir görülen distal barsakta myenterik ve submukozal pleksuslarda gangliyon hücrelerinin bulunmaması ile karakterize, enterik sinir sisteminin gelişimsel bir bozukluğudur.Bu durum etkilenen distal barsak bölümünde ilerleyici kasılma fonksiyonun bulunmamasına ve fonksiyonel bir intestinal tıkanıklık tablosuna neden olur. HH'lığı yenidoğan bebeklerde önde gelen intestinal tıkanıklık nedenleri arasında yer alır. Safralı kusma, distansiyon ve mekonyum çıkışının olmaması yada gecikmesi hastalığın yenidoğan dönemindeki ana bulgularıdır. Hastaların yaklaşık %50-90'ı yenidoğan döneminde bulgu vermektedir. Son yıllarda hastalık ile ilgili bilinçlenmenin artması ile hastaların çoğunluğuna yenidoğan döneminde tanı konulmaya başlanmıştır. Ayrıca moleküler genetik alanındaki ve enterik sinir sistemi patofizyolojisi ile ilgili gelişmeler, hastalığın patogenezinin daha iyi anlaşılmasına neden olmuştur. Günümüzde düzeltici cerrahi yöntemlerdeki yenilikler hastalığın tedavisinde daha az invazif cerrahi tedavi yöntemlerinin kullanılmasına ve düzeltici ameliyatların yenidoğan döneminde yapılabilmesine olanak vermiştir. Bu ilerlemeler hastalığa bağlı mortalite ve morbidite oranlarının belirgin olarak azalması ile sonuçlanmıştır.

hirschsprung's disease

(bkz:hirschsprung hastalığı)

hirschsprung disease

(bkz:hirschsprung hastalığı)

hscr

(bkz:hirschsprung disease)

kontrendikasyon

Zıt etki. ingilizcedeki (gbkz:contraindication) kelimesinden türkçeye geçmiştir.

kontraendikasyon

(bkz:kontrendikasyon)

gül güzelant

(bkz:gül güzelant özköse)

piyoderma gangrenozum

(gbkz:pyoderma gangrenosum) (PG), sıklıkla erişkin yaşlarda görülen destrüktif, nekrotizan ve enfeksiyöz olmayan, ülserasyonlarla seyreden bir deri hastalığıdır. Vücudun bütün bölgelerinde görülebilmekle birlikte özellikle üst ekstremite ve yüzü tutar. Lezyonlar (gbkz:paterji), enfeksiyonlar, böcek ısırıkları, biyopsi, ameliyat gibi travmalara sekonder olarak veya normal deri üzerinde oluşabilir. Lezyonlar, ağrılı ülser, bül, püstül veya vejetasyonlar şeklindedir ve histolojik olarak nötrofil birikimiyle karakterizedir. Olgu Sunumu Elli beş yaşındaki erkek hasta, saçlı derisinde 6 aydır mevcut olan, iyileşmeyen, ağrılı yaralar nedeniyle beyin cerrahi doktoru tarafından polikliniğimize yönlendirildi. Dermatolojik muayenesinde; skalpte verteks üzerinde çapı yaklaşık 10 cm olan, üzeri kahverengi ve krem rengi kurutlu, tabanı beyaz, kenarları deriden kabarık ülsere lezyon gözlendi. Hastanın saçlı deri dışında başka bir yerinde lezyonu yoktu. Özgeçmişinden 1 yıl önce, beyin cerrahi tarafından supratentoryal glioma nedeniyle opere edildiği öğrenildi. Başka bir hastalığı yoktu. Hastanın yapılan laboratuvar tetkiklerinde tam kan sayımında beyaz kan hücreleri 5100/mm3, hemoglobin 14,2 g/dl, trombositleri 150000/mm3 olarak tespit edildi. Karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri normal olan hastanın, eritrosit sedimentasyon hızı 40 mm/saat ve C-reaktif protein düzeyi 10 mg/dl olarak saptandı. Anti-HCV, anti-HIV, VDRL testleri negatifti. Etyolojiyi araştırmaya yönelik CA125, CA19,9, CEA, AFP, CA15-3 ve PSA tümör belirteçleri normal değerlerde bulunurken, RF, ANA, anti-DNA negatifti. Abdominal ultrasonunda ve toraks bilgisayarlı tomografisinde anormallik görülmedi. Beyin cerrahı tarafından daha önce hastaya antibiyotik tedavisi başlandığı ama bu tedaviye yanıt alınamadığı öğrenildi. Hastanın yara yerinden kültür ve deri biyopsisi alındı. Yara kültüründe üreme olmadı. Deri biyopsisinin histopatolojik incelemesinde, yüzeyde ülsere nekroz, tüm dermis boyunca nötrofil ve lenfositlerden oluşan mikst tipte hücre infiltrasyonu görüldü. Hastaya PG tanısı konarak, 0,5 mg/kg/gün dozunda metil prednizolon tedavisi başlandı. Hastanın bir ay sonraki kontrolünde lezyonlarında gerileme olduğu görüldü. Tartışma Yetişkin kadınlarda, 20-50 yaş arasında sık görülmektedir. Erişkinlerde alt ekstremite ve gövde yerleşimi daha sık gözlenirken, çocuklarda kalçalar, perineal bölge ve baş-boyun bölgesine sık yerleşir Köbnerizasyon gözlenir (4). PG, ağrılı ve hızlı gelişen nekrotik ülserlerle karakterizedir (5). Dört tane alt tipi vardır, bunlar ülseratif, püstüler, büllöz ve vejetatif pyoderma gangrenozumdur (6). Püstüler pyoderma gangrenozum, enflamatuvar barsak hastalıklarıyla birlikte görülürken, büllöz PG sıklıkla hematolojik hastalıklara eşlik ederek üst ekstremiteler ve yüze yerleşir (4). Bunların dışında malign piyoderma, vezikülopüstüler, peristomal ve ekstrakutanöz varyantları da tanımlanmıştır (4,7). Hastamızdaki lezyonlar görüntüsü nedeniyle ülseratif tipteki pyoderma gangrenozum olarak yorumlandı. PG olgularının yaklaşık %50’sine sistemik bir hastalık eşlik etmektedir (7). Bu hastalıklardan en sık rastlananlar enflamatuvar barsak hastalıkları, hematolojik maligniteler, romatolojik hastalıklar, internal maligniteler ve monoklonal gammopatidir (7-9). Olgumuzda altta yatan sistemik hastalık, malignite, ilaç kullanımı araştırılmıştır ama eşlik eden bir hastalık bulunmamıştır. PG, tipik olarak gövde ve ekstremite yerleşimlidir (1). Literatürde saçlı deri yerleşimli pyoderma gangrenozum olguları sınırlıdır (10). Bu hastalar çoğunlukla 48-72 yaş aralığındadır, steroid, siklosporin ve diğer immünsupresan tedavilere olumlu yanıt vermiştir. Bu hastaların hemen hepsinde altta yatan sistemik bir hastalık, malnütrisyon veya anemi vardı. PG’de, paterji fenomeni hastaların en az %20’sinde bulunmaktadır (11). Genellikle nekrotik bir püstül veya fronkül olarak başlar ve büyük, derin bir nekrotik ülsere dönüşür. Düzensiz sınırı genellikle lezyona göre yüksektir. Hastalık fronkül veya nekrotik bir püstül olarak başladıktan sonra hızlı bir şekilde büyük ve derin bir ülser gelişebilir hatta bazen vücudun geniş kısımlarını birkaç gün içinde kaplayabilir. Ülserin etrafı genellikle eritemi çevreleyen morumsu sınırla çevrilidir (12). Akut başlangıca ateş de eşlik edebilir. Daha önce ülkemizden Sinci ve ark., (13) koroner bypass cerrahisi sonrası sternum ve safen ven insizyonlarının olduğu yerlerde gelişen pyoderma gangrenozum olgusunu bildirmiştir. Bizim olgumuz beyin cerrahinin yaptığı operasyon sonrası gelişen ilk pyoderma gangrenozum olgusudur. Hastalığın tanısı için belirli bir tanı testi yoktur. Ayırıcı tanıda, vaskülitler, sfiliz, bakteriyel, mikobakteriyel enfeksiyonlar, arteryel ve venöz yetmezlikler, Sweet sendromu yer alır. Bizim hastamızın klinik görüntüsünden dolayı ayırıcı tanıda skalpte yerleşen, Antifosfolipid antikor sendromunu, şarbonu, arteryel yetmezliği, faktisyel dermatiti, tüberküloz gomunu, skuamöz hücreli karsinomu, verrukoz karsinomu, Wegener granülomatozunu, herpes zosteri, irritan kontakt dermatiti, atipik mikobakteriyel enfeksiyonları düşündük. Hastadan alınan deri biyopsisinde, yüzeyde ülsere nekroz, tüm dermis boyunca nötrofil ve lenfositlerden oluşan mikst tipte hücre infiltrasyonu görülmesi üzerine ve hastanın laboratuvar değerlerinin ve görüntüleme yöntemlerinin normal olması üzerine pyoderma gangrenozum tanısı konmuştur. PG tedavisinde öncelikli olarak steroidler ve siklosporin düşünülmelidir (14,15). Yanıt alınamadığında dapson, mikofenolat mofetil, azatioprin, takrolimus, siklofosfamid denenebilir (4,12,15). Bizim olgumuzda, beyin cerrahi tarafından hasta supratentoryal glioma nedeniyle opere edildikten altı ay sonra, saçlı derinin verteks bölümünde önce fronkül şeklinde tanımladığı, daha sonra gittikçe büyüyen ülseri gelişmiş. Beyin cerrahi doktoru tarafından ara ara hastaya antibiyotik tedavileri verildikten ve yanıt alınamadıktan sonra hasta bölümümüze konsülte edildi. Hastadan alınan deri biyopsisinin histopatolojik incelemesinden sonra hastaya PG tanısı konarak, oral metil prednizolon tedavisi başlandı. Hasta sistemik hastalık yönünden araştırıldı ancak hastada sistemik bir hastalığa rastlanmadı. Bir ay sonraki kontrolünde hastanın lezyonlarında gerileme olduğu fark edildi. Hastanın metil prednizolon dozu azaltılarak halen takibi yapılmaktadır. Hasta Onayı: Çalışmamıza dahil edilen tüm hastalardan bilgilendirilmiş onam formu alınmıştır. Konsept: Fatma Pelin Cengiz, Dizayn: Fatma Pelin Cengiz, Veri Toplama veya İşleme: Nazan Emiroğlu, Analiz veya Yorumlama: Nesrin Gürçay, Literatür Arama: Nazan Emiroğlu, Yazan: Fatma Pelin Cengiz, Hakem Değerlendirmesi: Editörler kurulu ve Editörler kurulu dışında olan kişiler tarafından değerlendirilmiştir. Çıkar Çatışması: Yazarlar bu makale ile ilgili olarak herhangi bir çıkar çatışması bildirmemiştir, Finansal Destek: Çalışmamız için hiçbir kurum ya da kişiden finansal destek alınmamıştır.

instagram bağımlılığı

(bkz:kadınların artık instagram için yaşaması)

cemre yaşöz

(gbkz:instagram bağımlısı) olduğunu düşündüğüm sosyal medya kullanıcısı. (bkz:instagram bağımlılığı)

neslihan melik

dr. neslihan melik, md istanbul tıp fakültesinden mezun doktor.

birkan ilhan

sözlüğe beklenen yazarlardandır.

kapergolin

(bkz:kabergolin)

özgün başaran kaya

sözlüğe beklenen yazarlardandır, sözlüğe ve tıbbi literatüre katacağı çok şey var.

fibromiyalji tedavisi

fibromiyalji ağrıları için ilaçlar, kuru iğne uygulamaları ve özel serumlarla yapılan tedavi. (gorsel:26463)

fibromiyalji

(bkz:fibromiyalji tedavisi)

ferriman gallwey skoru

(bkz:modifiye ferriman gallwey skorlama)

kalp damar cerrahı

(bkz:ali tabakan) (bkz:kürşat öz)

kalp ve damar cerrahı

(bkz:kalp damar cerrahı)

blephamide oftalmik solüsyon

(gbkz:göz kapağı iltihaplanması)nda ((gbkz:blefarit)) reçete edilen göz damlası.

mizmar aralığı

tus sorusunda hatırlatılmaya çalışılan aralıktır. eylül 2001 tus sorusu: (gbkz:Rima glottis)i ((gbkz:mizmar aralığı)nı) açan tek kas aşağıdakilerden hangisidir? A) (gbkz:musculus cricoarytenoideus posterior) B) (gbkz:musculus cricoarytenoideus lateralis) C) (gbkz:musculus vocalis) D) (gbkz:musculus cricothyroideus) E) (gbkz:musculus aritenoideus lateralis) (spoiler:Cevap A)

başak saraçoğlu

dr. başak saraçoğlu, md istanbul tıp fakültesinden mezun doktor.

gökçe velioğlu

dr. gökçe velioğlu, md istanbul tıp fakültesinden mezun doktor.

flapping teremor

(bkz:flapping tremor)

flepping tremor

(bkz:flapping tremor)

flepping teremor

(bkz:flapping tremor)

ksantelesma

(bkz:ksantelezma)

ksantolesma

(bkz:ksantelezma)

ksantolezma

(bkz:ksantelezma)

sansasyon de flu

batında (gbkz:assit) olup olmadığını öğrenmek için fizik muayenede kullanılan bir fizik muayene tekniğidir. assit aranması için bir elin ayası karnın bir tarafına konulur ve hafifçe basınç uygulanır. diğer el ile karnın karşı tarafına bilek hareketleriyle fiskeler vurularak karna bastırılan ele doğru gelen bir dalgalama olup olmadığına bakılır. varsa (gbkz:sensation de flot) pozitiftir ve karında assit vardır demektir. zaman zaman iki hekim tarafından uyulanır.

mc burney noktası

(bkz:mcburney noktası)

richter monroe noktası

(bkz:richter monro noktası)

fötor hepatikus

(bkz:fetör hepatikus)

fetor hepatikus

(bkz:fetör hepatikus)

rudolf ludwig karl virchow

(bkz:rudolf virchow)

virchow nodülü

Sol supraklaviküler lenf nodülü. Karından gelen lenfatik akımı aldığı için karın içinde ve özellikle de ilerlemiş mide kanserinde metastatik büyüme olur. ilk kez (1821–1902) yılları arasında yaşamış olan Alman patolog doktor (gbkz:rudolf virchow) 1848'de mide kanseri ile bu bağlantıyı tanımlamıştır.

courvoisier law

(bkz:courvoisier's law)

rotavirus

(bkz:rota virüsü)

rotavirüs

(bkz:rotavirus)

batınil virüsü

(bkz:batı nil virüsü)

coxsackie virus

(bkz:coxsackievirus)

coxaki virus

(bkz:coxsackievirus)

plasmodium malaria

(bkz: plasmodium malariae)

p. ovale

(bkz: plasmodium ovale)

p. malariae

(bkz: plasmodium malariae)

p. malaria

(bkz:plasmodium malariae)

p. vivax

(bkz:plasmodium vivax)

p. falciparum

(bkz:plasmodium falciparum)

levokast 5m/10 mg 30 film kaplı tablet

(bkz:levokast 5m/10 mg 30 tablet)

mcburney insizyonu

(gbkz:mcBurney noktası)ndan geçen oblik insizyon. Kesinin 1/3 ü McBurney noktasının üstünde, 2/3’ü ise mcburney noktasının altında kalacak şekilde yapılır.

mcburney noktası

(gbkz:Spina iliaka anterior superior)dan üçte bir uzaklıktaki nokta (göbeğe). Apendiksin çekumdan çıktığı noktadır. Apandisitte bu noktada ağrı, hassasiyet ve defans olur.

solunumsal arrest

(bkz:kardiyak arrest)

tryponosoma rongeli

(bkz:trypanosoma rangeli)

tryponosoma brucei

(bkz:trypanosoma brucei)

tryponosoma rhodianse

(bkz:trypanosoma rhodesiense)

tryponosoma gambienze

(bkz:trypanosoma gambiense)

tryponosoma cruzi

(bkz:trypanosoma cruzi)

gangliosidler

(bkz:gangliozidler)

amino sugar

(bkz:aminoşeker)

whipple triadı

amerikalı cerrah (gbkz:allen whipple) tarafından tıbba kazandırılmış üçlü bulgudur. ayrıca; (bkz:whipple prosedürü)

virchow triadı

(bkz:virchow nodülü)

hipoglisemide acil bakım

(bkz:hipoglisemi tedavisi)

charcot triadı

Kolanjit belirtisidir. Sağ üst kadran ağrısı, sarılık ve ateş. İlk kez, Fransız nörolog (gbkz:dr. jean-Martin Charcot) (1825–1893) tanımlamıştır.

virchow üçlüsü

(bkz:virchow triadı)

apendix vermiformis

(bkz:appendix vermiformis)

apendiks vermiformis

(bkz:appendix vermiformis)

appendiks vermiformis

(bkz:appendix vermiformis)

mcburney's point

(bkz:mcburney noktası)

pulsus paradoksus

(bkz:pulsus paradoxus)

murphy point

(bkz:murphy noktası)

murphy's triad

(bkz:murphy triadı)

ürikasit

(bkz:ürik asit)

beklametazon

(bkz:beklaometazon)

metil malonik asit

(bkz:metilmalonik asit)

vit b12 eksikliği

(bkz:vitamin b12 eksikliği)

zerketmek

(bkz:zerk etmek)

zerk etmek

bir sıvıyı vücuda ve benzeri bir yere (gbkz:şırınga)yla vermek. eş anlamlısı: (gbkz:içitmek)

murphy's bulgusu

(bkz:murphy bulgusu)

saatleri ayarlama enstitüsü

(gbkz:okunmaması gereken romanlar)dan biri.

murphy's sign

(bkz:murphy bulgusu)

farnisil pirofosfat

(bkz:farnesil pirofosfat)

mevolenat

(bkz:mevalonat)

apandisit belirtileri

apandisit semtomları (belirtileri): • Sağ alt kadran karın ağrısı (gbkz:klasik visseral ağrı) → somatik ağrı paterni hastaların yaklaşık yarısında görülür. Burada apendiksin gerilmesine bağlı olarak önce göbek çevresinde bir ağrı olur. inflamasyon apendiks duvarını ve parietal peritonu etkilediğinde ise ağrı sağ alt kadrana kayar. Bu süreç ortalama 8 saattir. Tabi ki daha az yada fazla da sürebilir. • (gbkz:iştahsızlık): Neredeyse birçok cerrah tarafından (gbkz:patognomonik) kabul edilir. Yani iştahsızlık yoksa apandisit değildir görüşü vardır. • Bulantı ve kusma olabilir. Kusma barsak obstrüksiyonundaki gibi tekrarlar tarzda değildir. Çoğunlukla 1-2'yi geçmez. • (gbkz:tenezm) ve (gbkz:suprapubik hassasiyet) (gbkz:pelvik apandisit)te görülebilir. • (gbkz:sağ lomber bölgede ağrı), yüksek (gbkz:retroçekal apandisit)lerde görülebilir.

anterior superior iliac spine

(bkz:spina iliaca anterior superior)

sias

(bkz:spina iliaca anterior superior)

psoas belirtisi

• akut apandisitin muayene bulgularından biridir. (gbkz:lokalize hassasiyet), (gbkz:defans) ve (gbkz:rebound). apendiksin yerine göredir. Doğal olarak bulgular en çok sağ alt kadrandadır. • (gbkz:kutanöz hiperestezi). • (gbkz:rektal tuşede sağ pelvik hassasiyet) pelvik yerleşimli apendikslerde görülür. • (gbkz:obturator sign) ((gbkz:obturator belirtisi)) bir diğer apendiks irritasyonu göstergesidir. internal obturator kas sağda apendiksi çaprazlar. Akut apandisitte bu kas gerildiğinde hastanın sağ alt kadran ağrısı artar. Bu testi yapmak için hastanın sağ kalçası fleksiyona getirilir, sonra kalça içe doğru çevrilir ((gbkz:internal rotasyon)). Bu manevra internal kası gerer. • (gbkz:rovsing sign) ((gbkz:rovsing belirtisi)); akut apandisitte saptanan bir bulgudur. Rebound hassasiyetin bir varyasyonudur. Testi uygulamak için nazikçe sol alt kadrana bastırılır sonra el hızlıca geri çekilir. Sağ alt kadranda ani bir ağrı oluşması pozitif Rovsing belirtisidir. sol alt kadran palpe edilir ve el hızlıca geri çekilir. Hastaya nerede ağrı hissettiği sorulur. Hasta sağ alt kadranda ağrı hissettiğini dile getirir. • (gbkz:psoas sign) ((gbkz:psoas belirtisi)) akut apandisitin diğer bir belirtisidir. Apendiks iliopsoas kasına komşudur. Apendiks inflamasyona uğradığında iliopsoas kasının gerilmesi sağ alt kadrandaki ağrının artmasıyla sonuçlanabilir. Bunu test etmenin iki yolu vardır. Birincisinde hastanın sağ bacağı bastırılırken kaldırması istenir, ağrısı sorulur. Hasta sağ alt kadranda ağrısı olduğunu söyler. ikinci yöntemde hasta soluna yatırılır. Bacak geriye doğru çekilir (ekstansiyon yaptırılır), hasta sağ alt kadran ağrısı olduğunu söyler. • (gbkz:maximal point of tendernes); hastaya nerede ağrı olduğu sorulduğunda, parmağıyla (gbkz:mcburney noktası)nı göstermesidir. mcburney noktası sağ superior inferior iliak çıkıntı (sias, (gbkz:spina iliaca anterior superior)) ile göbek arasındaki mesafede, SIASA 1/3 lik uzaklıktadır. Apendiksin çekumdan çıktığı noktadır. (gbkz:mcburney kesisi); bu noktadan geçen insizyondur. Bu insizyon (gbkz:sias) ile göbek arasındaki çizgiye diktir, insizyonun 1/3'ü çizginin üzerinde, 2/3'ü çizginin altındadır. • Öksürünce sağ alt kadranda ağrı olması. • (gbkz:hill drop sign); hasta parmak uçlarına kalkar ve topukları üzerine düşer, sağ alt kadranda ağrı olur. • (gbkz:abdominal kitle); (gbkz:plastron apse) ve (gbkz:periapendiküler apse)de palpe edilir. Komplikasyonsuz apandisitte görülmez. • (gbkz:Ateş); perforasyon belirtisidir. • (gbkz:taşikardi); perforasyon ve peritonit belirtisidir. • (gbkz:tahta karın); jeneralize peritonit belirtisidir.

karbonmonoksit

Karbon monoksit, bir karbon ve bir oksijen atomundan oluşan iki elementli molekülün adı. Molekül formülü: CO. Molekül ağırlığı M: 28,01 g/mol. Renksiz, kokusuz bir gazdır. Bazen görüldüğü gibi, sobalarda mavi bir alevle yanar. toksisitesi oldukça yüksek olan çok güçlü bir zehirdir. Solunan havada konsantrasyonu artarsa, kana geçer ve oksijenin taşındığı hemoglobine oksijenden çok daha kolay bağlanır. Yani bütün karbonmonoksitler bitmeden hemoglobine oksjien bağlanamaz. karbonmonoksitin hemoglobine bağlanma afinitesi(isteği, yatkınlığı) oksijenden 250 kat daha fazladır. Bu bakımdan oksihemoglobin meydana gelemez ve kanda karboksihemoglobin artar, dokulara oksijen taşınamaz ve hücre ölümü meydana gelir. CO, kanın hemoglobininin merkez atomu demire bağlanarak ölüme sebep olur. Zehirlenme tablosunda başağrısı, görme bozuklukları, uyku hali, zihni bulanıklık ve koma vardır. Yargı kabiliyeti bozulur ve sezgi kaybolur. Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir. Ayrıca nevrasteni, depresyon görülebilir. Belirgin iyileşme durumunu oksijensizliğe ikincil gelişen ansefalopati takib edebilir. Organik psikozlar aylarca sürebilir, fakat sonu nispeten iyi biter. Tedavisi basınç altında oksijen solutma olan hiperbarik oksijen tedavisidir. Endüstride jeneratör gazı, su gazı, kuvvet gazı ve hava gazı içinde kullanılır. Yakıt olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca sigaranın içinde de bulunur.

karbon monoksit

(bkz:karbonmonoksit)

s-adenozil metionin

(bkz:s-adenozil metiyonin)

g

(bkz:glisin)