devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

kapak fotoğrafı
profil resmi

@sedamd

113 başlık

190 entri

blephamide oftalmik solüsyon

(gbkz:göz kapağı iltihaplanması)nda ((gbkz:blefarit)) reçete edilen göz damlası.

mizmar aralığı

tus sorusunda hatırlatılmaya çalışılan aralıktır. eylül 2001 tus sorusu: (gbkz:Rima glottis)i ((gbkz:mizmar aralığı)nı) açan tek kas aşağıdakilerden hangisidir? A) (gbkz:musculus cricoarytenoideus posterior) B) (gbkz:musculus cricoarytenoideus lateralis) C) (gbkz:musculus vocalis) D) (gbkz:musculus cricothyroideus) E) (gbkz:musculus aritenoideus lateralis) (spoiler:Cevap A)

başak saraçoğlu

dr. başak saraçoğlu, md istanbul tıp fakültesinden mezun doktor.

gökçe velioğlu

dr. gökçe velioğlu, md istanbul tıp fakültesinden mezun doktor.

flapping teremor

(bkz:flapping tremor)

flepping tremor

(bkz:flapping tremor)

flepping teremor

(bkz:flapping tremor)

ksantelesma

(bkz:ksantelezma)

ksantolesma

(bkz:ksantelezma)

ksantolezma

(bkz:ksantelezma)

sansasyon de flu

batında (gbkz:assit) olup olmadığını öğrenmek için fizik muayenede kullanılan bir fizik muayene tekniğidir. assit aranması için bir elin ayası karnın bir tarafına konulur ve hafifçe basınç uygulanır. diğer el ile karnın karşı tarafına bilek hareketleriyle fiskeler vurularak karna bastırılan ele doğru gelen bir dalgalama olup olmadığına bakılır. varsa (gbkz:sensation de flot) pozitiftir ve karında assit vardır demektir. zaman zaman iki hekim tarafından uyulanır.

mc burney noktası

(bkz:mcburney noktası)

richter monroe noktası

(bkz:richter monro noktası)

fötor hepatikus

(bkz:fetör hepatikus)

fetor hepatikus

(bkz:fetör hepatikus)

rudolf ludwig karl virchow

(bkz:rudolf virchow)

virchow nodülü

Sol supraklaviküler lenf nodülü. Karından gelen lenfatik akımı aldığı için karın içinde ve özellikle de ilerlemiş mide kanserinde metastatik büyüme olur. ilk kez (1821–1902) yılları arasında yaşamış olan Alman patolog doktor (gbkz:rudolf virchow) 1848'de mide kanseri ile bu bağlantıyı tanımlamıştır.

courvoisier law

(bkz:courvoisier's law)

rotavirus

(bkz:rota virüsü)

rotavirüs

(bkz:rotavirus)

batınil virüsü

(bkz:batı nil virüsü)

coxsackie virus

(bkz:coxsackievirus)

coxaki virus

(bkz:coxsackievirus)

plasmodium malaria

(bkz: plasmodium malariae)

p. ovale

(bkz: plasmodium ovale)

p. malariae

(bkz: plasmodium malariae)

p. malaria

(bkz:plasmodium malariae)

p. vivax

(bkz:plasmodium vivax)

p. falciparum

(bkz:plasmodium falciparum)

levokast 5m/10 mg 30 film kaplı tablet

(bkz:levokast 5m/10 mg 30 tablet)

mcburney insizyonu

(gbkz:mcBurney noktası)ndan geçen oblik insizyon. Kesinin 1/3 ü McBurney noktasının üstünde, 2/3’ü ise mcburney noktasının altında kalacak şekilde yapılır.

mcburney noktası

(gbkz:Spina iliaka anterior superior)dan üçte bir uzaklıktaki nokta (göbeğe). Apendiksin çekumdan çıktığı noktadır. Apandisitte bu noktada ağrı, hassasiyet ve defans olur.

solunumsal arrest

(bkz:kardiyak arrest)

tryponosoma rongeli

(bkz:trypanosoma rangeli)

tryponosoma brucei

(bkz:trypanosoma brucei)

tryponosoma rhodianse

(bkz:trypanosoma rhodesiense)

tryponosoma gambienze

(bkz:trypanosoma gambiense)

tryponosoma cruzi

(bkz:trypanosoma cruzi)

gangliosidler

(bkz:gangliozidler)

amino sugar

(bkz:aminoşeker)

whipple triadı

amerikalı cerrah (gbkz:allen whipple) tarafından tıbba kazandırılmış üçlü bulgudur. ayrıca; (bkz:whipple prosedürü)

virchow triadı

(bkz:virchow nodülü)

hipoglisemide acil bakım

(bkz:hipoglisemi tedavisi)

charcot triadı

Kolanjit belirtisidir. Sağ üst kadran ağrısı, sarılık ve ateş. İlk kez, Fransız nörolog (gbkz:dr. jean-Martin Charcot) (1825–1893) tanımlamıştır.

virchow üçlüsü

(bkz:virchow triadı)

apendix vermiformis

(bkz:appendix vermiformis)

apendiks vermiformis

(bkz:appendix vermiformis)

appendiks vermiformis

(bkz:appendix vermiformis)

mcburney's point

(bkz:mcburney noktası)

pulsus paradoksus

(bkz:pulsus paradoxus)

murphy point

(bkz:murphy noktası)

murphy's triad

(bkz:murphy triadı)

ürikasit

(bkz:ürik asit)

beklametazon

(bkz:beklaometazon)

metil malonik asit

(bkz:metilmalonik asit)

vit b12 eksikliği

(bkz:vitamin b12 eksikliği)

zerketmek

(bkz:zerk etmek)

zerk etmek

bir sıvıyı vücuda ve benzeri bir yere (gbkz:şırınga)yla vermek. eş anlamlısı: (gbkz:içitmek)

murphy's bulgusu

(bkz:murphy bulgusu)

saatleri ayarlama enstitüsü

(gbkz:okunmaması gereken romanlar)dan biri.

murphy's sign

(bkz:murphy bulgusu)

farnisil pirofosfat

(bkz:farnesil pirofosfat)

mevolenat

(bkz:mevalonat)

apandisit belirtileri

apandisit semtomları (belirtileri): • Sağ alt kadran karın ağrısı (gbkz:klasik visseral ağrı) → somatik ağrı paterni hastaların yaklaşık yarısında görülür. Burada apendiksin gerilmesine bağlı olarak önce göbek çevresinde bir ağrı olur. inflamasyon apendiks duvarını ve parietal peritonu etkilediğinde ise ağrı sağ alt kadrana kayar. Bu süreç ortalama 8 saattir. Tabi ki daha az yada fazla da sürebilir. • (gbkz:iştahsızlık): Neredeyse birçok cerrah tarafından (gbkz:patognomonik) kabul edilir. Yani iştahsızlık yoksa apandisit değildir görüşü vardır. • Bulantı ve kusma olabilir. Kusma barsak obstrüksiyonundaki gibi tekrarlar tarzda değildir. Çoğunlukla 1-2'yi geçmez. • (gbkz:tenezm) ve (gbkz:suprapubik hassasiyet) (gbkz:pelvik apandisit)te görülebilir. • (gbkz:sağ lomber bölgede ağrı), yüksek (gbkz:retroçekal apandisit)lerde görülebilir.

anterior superior iliac spine

(bkz:spina iliaca anterior superior)

sias

(bkz:spina iliaca anterior superior)

psoas belirtisi

• akut apandisitin muayene bulgularından biridir. (gbkz:lokalize hassasiyet), (gbkz:defans) ve (gbkz:rebound). apendiksin yerine göredir. Doğal olarak bulgular en çok sağ alt kadrandadır. • (gbkz:kutanöz hiperestezi). • (gbkz:rektal tuşede sağ pelvik hassasiyet) pelvik yerleşimli apendikslerde görülür. • (gbkz:obturator sign) ((gbkz:obturator belirtisi)) bir diğer apendiks irritasyonu göstergesidir. internal obturator kas sağda apendiksi çaprazlar. Akut apandisitte bu kas gerildiğinde hastanın sağ alt kadran ağrısı artar. Bu testi yapmak için hastanın sağ kalçası fleksiyona getirilir, sonra kalça içe doğru çevrilir ((gbkz:internal rotasyon)). Bu manevra internal kası gerer. • (gbkz:rovsing sign) ((gbkz:rovsing belirtisi)); akut apandisitte saptanan bir bulgudur. Rebound hassasiyetin bir varyasyonudur. Testi uygulamak için nazikçe sol alt kadrana bastırılır sonra el hızlıca geri çekilir. Sağ alt kadranda ani bir ağrı oluşması pozitif Rovsing belirtisidir. sol alt kadran palpe edilir ve el hızlıca geri çekilir. Hastaya nerede ağrı hissettiği sorulur. Hasta sağ alt kadranda ağrı hissettiğini dile getirir. • (gbkz:psoas sign) ((gbkz:psoas belirtisi)) akut apandisitin diğer bir belirtisidir. Apendiks iliopsoas kasına komşudur. Apendiks inflamasyona uğradığında iliopsoas kasının gerilmesi sağ alt kadrandaki ağrının artmasıyla sonuçlanabilir. Bunu test etmenin iki yolu vardır. Birincisinde hastanın sağ bacağı bastırılırken kaldırması istenir, ağrısı sorulur. Hasta sağ alt kadranda ağrısı olduğunu söyler. ikinci yöntemde hasta soluna yatırılır. Bacak geriye doğru çekilir (ekstansiyon yaptırılır), hasta sağ alt kadran ağrısı olduğunu söyler. • (gbkz:maximal point of tendernes); hastaya nerede ağrı olduğu sorulduğunda, parmağıyla (gbkz:mcburney noktası)nı göstermesidir. mcburney noktası sağ superior inferior iliak çıkıntı (sias, (gbkz:spina iliaca anterior superior)) ile göbek arasındaki mesafede, SIASA 1/3 lik uzaklıktadır. Apendiksin çekumdan çıktığı noktadır. (gbkz:mcburney kesisi); bu noktadan geçen insizyondur. Bu insizyon (gbkz:sias) ile göbek arasındaki çizgiye diktir, insizyonun 1/3'ü çizginin üzerinde, 2/3'ü çizginin altındadır. • Öksürünce sağ alt kadranda ağrı olması. • (gbkz:hill drop sign); hasta parmak uçlarına kalkar ve topukları üzerine düşer, sağ alt kadranda ağrı olur. • (gbkz:abdominal kitle); (gbkz:plastron apse) ve (gbkz:periapendiküler apse)de palpe edilir. Komplikasyonsuz apandisitte görülmez. • (gbkz:Ateş); perforasyon belirtisidir. • (gbkz:taşikardi); perforasyon ve peritonit belirtisidir. • (gbkz:tahta karın); jeneralize peritonit belirtisidir.

karbonmonoksit

Karbon monoksit, bir karbon ve bir oksijen atomundan oluşan iki elementli molekülün adı. Molekül formülü: CO. Molekül ağırlığı M: 28,01 g/mol. Renksiz, kokusuz bir gazdır. Bazen görüldüğü gibi, sobalarda mavi bir alevle yanar. toksisitesi oldukça yüksek olan çok güçlü bir zehirdir. Solunan havada konsantrasyonu artarsa, kana geçer ve oksijenin taşındığı hemoglobine oksijenden çok daha kolay bağlanır. Yani bütün karbonmonoksitler bitmeden hemoglobine oksjien bağlanamaz. karbonmonoksitin hemoglobine bağlanma afinitesi(isteği, yatkınlığı) oksijenden 250 kat daha fazladır. Bu bakımdan oksihemoglobin meydana gelemez ve kanda karboksihemoglobin artar, dokulara oksijen taşınamaz ve hücre ölümü meydana gelir. CO, kanın hemoglobininin merkez atomu demire bağlanarak ölüme sebep olur. Zehirlenme tablosunda başağrısı, görme bozuklukları, uyku hali, zihni bulanıklık ve koma vardır. Yargı kabiliyeti bozulur ve sezgi kaybolur. Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir. Ayrıca nevrasteni, depresyon görülebilir. Belirgin iyileşme durumunu oksijensizliğe ikincil gelişen ansefalopati takib edebilir. Organik psikozlar aylarca sürebilir, fakat sonu nispeten iyi biter. Tedavisi basınç altında oksijen solutma olan hiperbarik oksijen tedavisidir. Endüstride jeneratör gazı, su gazı, kuvvet gazı ve hava gazı içinde kullanılır. Yakıt olarak da kullanılmaktadır. Ayrıca sigaranın içinde de bulunur.

karbon monoksit

(bkz:karbonmonoksit)

s-adenozil metionin

(bkz:s-adenozil metiyonin)

g

(bkz:glisin)

gly

(bkz:glycine)

glycine

nonesansiyel (esansiyel olmayan), insan vücudunun üretebildiği basit yapılı bir aminoasit. insan yapısında bulunan 20 aminoasitten biridir. (gbkz:glisin) (kısaltılmışı (gbkz:gly) ya da g) formülü (gbkz:NH2CH2COOH) olan apolar bir aminoasittir. Glisin kodonları GGU, GGC, GGA, GGG cf. genetik kodtur. Yapısal olarak proteinlerde bulunan 20 aminoasit arasında en basit yapıda olanıdır. Yan zinciri sadece bir hidrojen atomundan ibarettir. Glisindeki α-karbon atomu da bir hidrojene bağlı olduğu için, glisin optik olarak aktif değildir, diğer bir deyişle optik izomeri bulunmamaktadır. moleküler formülü şöyledir: (gorsel:25849)

glisin

esansiyel olmayan, insan vücudunun üretebildiği basit yapılı bir aminoasit. insan yapısında bulunan 20 aminoasitten biridir. (gbkz:glycine) (kısaltılmışı (gbkz:gly) ya da g) formülü (gbkz:NH2CH2COOH) olan apolar bir aminoasittir. Glisin kodonları GGU, GGC, GGA, GGG cf. genetik kodtur. Yapısal olarak proteinlerde bulunan 20 aminoasit arasında en basit yapıda olanıdır. Yan zinciri sadece bir hidrojen atomundan ibarettir. Glisindeki α-karbon atomu da bir hidrojene bağlı olduğu için, glisin optik olarak aktif değildir, diğer bir deyişle optik izomeri bulunmamaktadır. moleküler yapısı: (gorsel:25848) (gorsel:25850)(gorsel:25851)

metil malonil koa‘dan süksinil koa oluşumu

(bkz:metil malonil coa'dan süksinil coa oluşumu)

metionin sentezi

(bkz:metiyonin sentezi)

glukojen sentaz

(bkz:glikojen sentaz)

piruvat kinaz

(bkz:pirüvat kinaz)

prüvat kinaz

(bkz:pirüvat kinaz)

glukokinaz

(bkz:glikokinaz)

fruktoz 2-6 difosfataz

(bkz:fruktoz 2-6 bifosfataz)

fosfofruktokinaz 2

(bkz:fosfofruktokinaz-2)

farmakoloji

ilaçların bazı sistemik uygulama yolları ve bu yollara özgü farmasötik şekiller: • oral yol: - Katı şekiller: Tablet, kapsül, (gbkz:film kaplı tablet), bağırsakta açılan tablet, (gbkz:çiğneme tableti), paket, efervesan tb., kaşe granül ve draje. - Sıvı şekiller: Solüsyon, şurup, eliksir, süspansiyon, damla, posyon, emülsiyon, ekstre • Parenteral (S.C.,İ.M., İ.V.) Yol: Enjeksiyonluk solüsyon veya süspansiyon, emülsiyon (Ampul, flakon, sulandırılacak toz) • inhalasyon Yolu: Gaz, buhar,toz,aerosol, disk, nebül vb. • Transdermal Yol: Flaster (TTS), merhem

farmakoloji

inhalasyon Yolu: Gaz veya buhar halindeki (gbkz:lipofilik ilaçlar) ((gbkz:yağda çözünen ilaçlar)), solunum yoluyla (gbkz:alveol membranı)nı aşıp genel (gbkz:kan dolaşımı)na geçer. İnhalasyon yoluyla (gbkz:aerosoller) ve (gbkz:genel anestezik ilaçlar) ((gbkz:azot protoksit), (gbkz:haloton) vb.) kullanılır. Transdermal Yol: ilacın, özel bir farmasötik şekil içinde ciltten absorbe edilerek dolaşıma girmesini sağlamak amacıyla cilt üzerine uygulanmasıdır. Örneğin (gbkz:nitrogliserin), (gbkz:testosteron), (gbkz:estradiol) gibi ilaçlar bu yolla kullanılır.

farmakoloji

(gbkz:kas içi enjeksiyon) (i.m. = (gbkz:intramusküler enjeksiyon)): Genellikle gluteal kaslar veya deltoid kaslar içine uygulanır. Etki 10 – 30 dakika içinde başlar. (gbkz:kemik iliği içine enjeksiyon): Bebeklerde venlerin küçük olması; yetişkinlerde venlerin büzülmesi veya kalın bir yağ dokusu içinde gömülmüş olması durumlarında kullanılır.

farmakoloji

(gbkz:cilt altına enjeksiyon) ((gbkz:s.c.) = (gbkz:subkutan)): genellikle humerus veya femur bölgesinin dış yüzüne (2ml'den az) ilaç uygulanır. Uygulanan solüsyonlar bu bölgelerde gevşek yağ dokusu içine yayılıp (gbkz:absorbe) ((gbkz:emilim)) olur. Bazı ilaçlar (gbkz:sıkıştırılmış tablet) ((gbkz:pelet)) şeklinde cilde ufak bir insizyon yapmak suretiyle cilt altına yerleştirilir, buna (gbkz:pelet implantasyonu) denir.

articular kıkırdak

(bkz:artiküler kıkırdak)

aqueus humor

(bkz:aqueous humor)

organik anyonlar

karbon ve hidrojen taşıyan negatif yüklü müleküllerdir.

k+

artı 1 yüklü potasyum iyonu.

ca++

artı 2 yüklü kalsiyum iyonu.

na+

artı bir yüklü sodyum iyonu.

mg++

artı 2 yüklü magnezyum iyonu.

farmakoloji

Parenteral yolla ilaç uygulama çeşitleri: Damar içi enjeksiyon: Ven ve arter içine enjeksiyon olarak ikiye ayrılır. intravenöz enjeksiyon (İ.V.= Ven içi): Bu yolla yalnız suda eriyen veya su ile karışabilen ilaçlar verilebilir. intraarteriyel enjeksiyon: İlacın belirli bir organı etkilemesi istenilen durumlarda kullanılır. Örneğin radyolojik tetkikler için radyoopak maddeler bu yolla verilir (anjiografi).

farmakoloji

sistemik Uygulama: ilaç herhangi bir yolla vücuda alındıktan sonra kana geçerek etki edeceği yere gider. Sistemik etkide birçok organ etkilenir, üstelik bir organa olan etkisi diğer organa göre daha fazla olabilir. Sistemik etki oluşturmak için ilaçların verildiği başlıca 4 yol vardır. Bu yollar; enteral, parenteral, inhalasyon ve transdermaldir. Enteral (Sindirim Kanalından) Yol Ağız yoluyla (oral) ilaç verilmesi: İlacın ağızdan içilerek, yutularak veya emilerek alınmasıdır. Oral yol ilaç alımının en çok uygulandığı yoldur. Dilaltı (sublingual) yolla ilaç verilmesi: İlacın dilaltına konulup yutulmadan ağız mukozasından emilerek alınmasıdır. Örnek: (gbkz:isoprenal)in astmadaki bronkospazmı kaldırmak için kullanılır. Rektal yolla ilaç verilmesi: Sık kullanılan bir yol değildir. Ağızdan ilaç alamayanlarda, damar yolunun kullanılamadığı durumlarda ve çocuklarda tercih edilen bir yoldur. Parenteral (Enjeksiyon Yolu) Yol: İlaçların enteral yolla verilmesinin uygun olmadığı veya çabuk etki etmesinin istendiği durumlarda, ilacın damar ya da doku içine enjeksiyon yolu ile uygulanması tercih edilir. Parenteral uygulanan ilaçların biyoyararlanımları genellikle tamdır (%100‟dür). Parenteral ilaç preparatlarının steril, vücut ph'sine eşit (7.4) veya buna yakın, tercihen izotonik ve apirojen olmaları gerekir. Parenteral uygulama nedenleri; Sindirim sisteminden emilimi olmayan ilaçlar, Sindirim sisteminde parçalanan ilaçlar, İlacın çabuk tesir etmesi gereken durumlar, Hastanın bilinçsiz olması, Hastanın ilaç yutamaması, Bulantı, kusma, ishal gibi durumlarda tercih edilir.

farmakoloji

Lokal Uygulama Topikal (cilt üzerine, epidermal) yolla: Cilt hastalıklarında pomad, krem, pudra, solüsyon gibi farmasötik şekillerdeki ilaçların cilt yüzeyine sürülerek uygulanmasıdır. Cilt içine (intrakutan): Deri testleri için 0,1 ml. den fazla olmayan sıvı ilacın cilt içine enjekte edilmesidir. Ağız içine (bukal) verilmesi: Ağız boşluğundaki yangı, iltihaplanma durumlarında ilacın ağız mukozasından emilmesidir. Gargara, pastil bu yolla kullanılır. İlacın bu yolla emilimi ağızdan yutularak alınan ilaçlara göre daha hızlıdır. İntranazal (burun boşluğu içine) yol: Toz, solüsyon (burun damlası) veya sprey şeklindeki preparatların burun boşluğuna uygulanmasıdır. Halusinojenler ve vazopressin bu yolla kullanılır. Konjonktiva üzerine verilmesi: Solüsyon, pomad veya süspansiyon şeklindeki preparatlar göz ve göz kapaklarına ait enfeksiyon tedavisinde veya midriazis (pupilla genişlemesi) ve miyozis (pupilla daralması) yapmak için kullanılır. Dış kulağa verilmesi: Kulak damlası ve pomat şeklindeki preparatlar kulak mukozasının yüzeysel hastalıklarının tedavisinde uygulanır. İntravajinal (vajina içine) yol: Jel, ovul, köpük ve vajinal tablet şeklindeki ilaçların vajina içine uygulanmasıdır. İntrauterin (uterus içine) yol: Sezeryandan sonra uterusun büzülerek toplanması ve kanamayı azaltmak için yapılan uygulamadır. Örneğin oksitosin hormonu enjekte edilebilir. İntraartiküler (eklem içine) yol: Eklem hastalıklarında ilacın enjeksiyon yolu ile eklem içine verilmesidir. İntraplevral (plevra zarları içine=torasentez) yol: Plevra zarları arasına ilaç verilmesidir. İntraperitoneal (periton içine) yol: Periton içine ilacın enjekte edilmesidir. İntratekal (omurilik sıvısı içine) yol: Bu uygulama 3.-4. lomber vertebralar arasındaki subaraknoid aralığa kalın ve uzun bir iğne ile girilerek yapılır. Enjekte edilecek ilaç solüsyonu kadar serebrospinal sıvı dışarıya alınır sonra enjeksiyon yapılır. Bu yol bazı hastalıkların teşhisinde, tedavisinde ve lokal anestezi oluşturmak amacıyla kullanılır. intrakardiyak (kalp içine) yol: Acil durumlarda myokard veya kalp ameliyatlarında kalp boşluklarından birisi içine ilacın enjekte edilmesidir. Rektum ve kolon içine verilmesi: Hemoroidde lokal etki; bebeklerin bazı hastalıklarında ağızdan ilaç verilemediğinde sistemik etki elde etmek için bu yol kullanılır.

farmakoloji

ilaçların Veriliş Yolları: İlacın istenen etkilerini gösterebilmesi için öncelikle canlıya uygulanması, uygulandığı yerden emilmesi ve etkileyeceği yerde yeterli yoğunlukta bulunması gerekir. İlaç uygulama yolu; ilacın özellikleri, kullanım amacı ve hastanın durumuna göre değişir. İlaç uygulamalarında en çok enteral ve parenteral yollar tercih edilir. İlaçların uygulanması, elde edilecek etkiye göre lokal ve sistemik uygulama yolları olarak gruplandırılır. Lokal Uygulama Lokal uygulama ilacın belli bir bölgeye etki etmesi amacıyla kullanılır. Doğrudan doğruya ağız mukozasına, deriye, mukozaya ya da enjektörle eklem, periton gibi bölgelere uygulanır. Örneğin antialerjik losyonlar kaşıntıyı gidermek üzere deriye uygulanır. İlaçların bazı lokal uygulama yolları ve bu yollara özgü farmasötik şekilleri: Epidermal (cilt üzeri): Merhem, pomad, krem, losyon, pudra, sabun, solüsyon vb. Konjonktiva kesesi: Kolir (oftalmik damla) ve oftalmik merhem İntranazal: Nazal (burun) damla ve nazal sprey İntravajinal: Vajinal ovül (süpozituvar), vajinal tablet, merhem, jel, köpük Bukal: (ağız içine) Pastil, solüsyon, gargara vb. Rektal: Merhem, süpozituvar, enema Kolon: Lavman, Dış kulak yolu: Otik (kulak) damlası (solüsyon, süspansiyon)

international society of surgery

(gbkz:uluslararası cerrahlar birliği).

iss

(bkz:international society of surgery)

farmakoloji

ilaçların farmasötik şekilleri: iilaçların hastaya verilebilecek şekilde özel kalıplara sokulmuş hallerine ilaçların farmasötik şekli denir. iilaçlar fiziksel özelliklerine ve veriliş yollarına göre sınıflandırılır. katı farmasötik şekiller: katı farmasötik şekiller ağızdan ve diğer yollardan kullanılan ilaçlar olarak ikiye ayrılır. ağızdan (oral=peros) kullanılanlar: -tablet (komprime): toz halindeki ilaçların bağlayıcı maddelerle karıştırıp makinelerde sıkıştırılmasıyla elde edilir. tabletler yarım silindir, yuvarlak vb. şekillerde olabilir. suda parçalanır. çiğneme tableti, köpüren (efervans) tablet ve dilaltı tableti gibi farklı şekilleri vardır. -draje: tabletlerin alınmasını kolaylaştırmak amacıyla üzerleri şeker gibi tatlandırıcı maddelerle kaplanmış ilaç biçimidir. -pilül: toz halindeki ilacın bal gibi yapıştırıcı maddelerle yoğrulduktan sonra yassı ya da yuvarlak şekle getirilmiş biçimine denir. -kapsül: tadı ve kokusu hoş olmayan toz veya sıvı ilaçların kolay alınabilmesi için silindirik, yassı ve zeytin şeklinde iç içe geçen jelatin koruyucular içinde hazırlanmış ilaç biçimidir. -kaşe: oval ya da silindirik biçimde nişastadan yapılmış iç içe geçen iki kapak içinde toz ilaç bulunduracak şekilde hazırlanmış farmasötik biçimdir. -toz (pudra): ilacın toz haline getirilmiş biçimidir. -paket: toz halindeki ilacın bir kullanımlık dozunun özel kâğıt paketlere konmuş şekline denir. -pastil: ağız içinde bekletilerek eritilen, genellikle ağız boşluğundaki hastalıkların tedavisinde kullanılan bir ilaç şeklidir. diğer yollardan kullanılanlar: -supozituvar (fitil): ana maddesi kakao yağı ve gliserinli jelatin olan supozituvar, vücut boşluklarına veya girişlerine rahatça girebilecek, silindirik şekilde yapılmış ilaçtır. oda ısısında katı olan; fakat vücut ısısında kolay eriyen ilaç biçimidir. rektal yoldan uygulanır. -ovul: oval veya silindirik şekilde vücut ısısında çabuk eriyen ilaç biçimidir. vaginal yolla kullanılır. -transdermal terapotik sistem (tts): ufak miktarda kullanılan güçlü ilaçların cilt üzerinden çabuk absorbe (emilmesi) edilmesi için uygulanır. özel flaster üzerine etken ilaç maddesinin uygulanmasıyla hazırlanan ve deri üzerine uygulanan farmasötik şekildir. fentanil gibi ilaçlar bu yoldan verilebilir. yarı katı ve sıvı farmasötik şekiller merhem (pomad): deri ve mukoza hastalıklarının tedavisinde sürülerek kullanılır. etken ilaç maddesinin lanolin veya vazelin gibi ana maddeler içinde eritilmiş yarı katı ilaç şeklidir. daha koyu kıvamlı merheme pat denir. merheme göre içindeki su oranı fazla ve daha yumuşak ilaç şekline krem denir. deri ve mukozaya dıştan uygulanır. sıvı farmasötik şekiller: solüsyon: etken ilaç maddelerinin su veya başka çözücüde eritilmesiyle kodekse uygun olarak hazırlanan ilaç biçimidir. ağız içine uygulanan şekline gargara denir. damla olarak göze, burna, kulağa uygulanan ve ampul şeklinde parenteral yol ile uygulanan biçimleri vardır. tentür: etken ilaç maddesinin özel eritici (alkol gibi) içinde karıştırılarak hazırlanan farmasötik ilaç şeklidir. dışardan sürülerek (haricen) ya da oral yolla kullanılır. (tentürdiyot buna örnektir) eliksir: etken ilaç maddesinin su, alkol, şeker ve tatlandırıcılarla hazırlanmış solüsyon şeklidir. oral yoldan kullanılır. şurup: etken ilaç maddesinin su ve %60 oranında şeker veya tatlandırıcı maddelerle karıştırılarak elde edilen preparatlardır. oral yolla kullanılır. damla: küçük miktarlarda olan ve damla sayısı sayılarak kulağa, göze, burna ve ağza uygulanan solüsyon şeklindeki farmasötik ilaç biçimidir. süspansiyon: katı ilaç maddesinin bir sıvı içerisinde ufak partiküller halinde dağılmasıyla elde edilir. bekleyince katı madde dibe çöker, kullanmadan önce çalkalanmalıdır. oral yoldan ve parenteral yoldan kullanılan biçimleri vardır. emülsiyon: etken sıvı ilaç maddesinin eritici sıvı içinde karıştırılması ile elde edilen ilaç biçimidir. oral ve parenteral yolla kullanılır. lavman: rektal yoldan kullanılmak için hazırlanmış solüsyon veya süspansiyon biçimindeki farmasötik ilaç biçimidir. örneğin enema. aerosol: etken maddeyi çözebilen özel sıvı içinde hazırlanmış farmasötik ilaç biçimidir. solunum yoluyla uygulanır. losyon: solüsyon veya süspansiyon şeklindeki preperatlardır. kullanılmadan önce çalkalanmalıdır. cilt üzerine sürülerek kullanılır. ampul, flakon, viyal: içerisinde, toz ya da sıvı etken madde bulunan steril şartlarda hazırlanmış cam muhafazalı farmasötik ilaç biçimidir. parenteral yolla uygulanır. ampul ve flakonda sıvı ya da toz ilaç bulunur. toz ilaç varsa ayrı ampulde bulunan sıvı ilaçla karıştırılarak kullanılmak üzere ambalajlanır. viyal; içinde birden fazla doz bulunan biçimidir. parenteral yolla kullanılır.