devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

kapak fotoğrafı
profil resmi
Mustafa ARSLAN
@arsln1907

30 başlık

63 entri

kelaynak kuÅŸu

nesli tükenmekte olan bu kuş çok nadir yerlerde bulunur .

glock

Bir silah türüdür

saçma

Silah Türlerinde Kulanılan genelikle pompalı cinsi silahların mermisi olarak bilinen kurşun cinsidir. Saçma normal kurşundan daha çok ve küçük olmasından ötürü daha cok yere dagılarak daha cok hedef vurmaya yarar.

azer bülbül

güzel sesiyle Arabesk müziğin*:arabesk müzik* sayılı kişilerinden.

twitter

Sanal Alemin En zengin Sitelerinden biridir.

halfeti

şanlıurfanın ilçesidir ve karagül ile Tanınır.

kral pop

Ünlü Şarkıcıların Şarkılarının Yayınlandıgı TV Programı.

sanal alem

Sanal alem demek kişilerin bir birlerinle iletişime geçtigi en rahat şeydir.

gökyüzü

Gökyüzünün Maviliği; Gökyüzünün mavi görünmesinin asıl nedeni kırılma olayıdır: Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacıklar tarafından hemen saçılırlar. Fakat kırmızı ışık saçılmak için daha büyük parçacıklara çarpmak zorundadır. Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yağmur bulutlarıyla veya dumanla dolu olduğunda, tüm ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün mavi renkte görünmesine sebep olur.

gökyüzü

Gökyüzü, çeşitli nedenlerden ötürü tanımlaması zor bir kavramdır. Kabaca kişinin açık alanda yukarı baktığında gördüğü, tüm gök cisimlerini çevrelediği gözlemlenen boşluk olarak nitelendirilebilir. Bu tanıma göre kuşların ve uçakların gökyüzünde uçtuğu, yağmur ve gökkuşağı gibi atmosferik olayların yanı sıra güneşin batışının veya yıldız kaymasının da gökyüzünde gerçekleştiği varsayılır.

aÅŸk

Aşk, bir başka varlığa karşı duyulan derin sevgi. Sevgi kuramının kurucusu Psikanalist Erich Fromm, sevgiyi, insanlığın sorunlarına bir yanıt olarak, kişideki aktif ve yaratıcı gücün kaynağı bir enerji olarak ve bu söz konusu yaratıcılıkla sevmeyi de bir sanat olarak tanımlar.[1] Bir sanat olması bakımından da uygulamada olgunluk gerektirir.

igor ivanovich sikorsky, igor

gor Ivanovich Sikorsky, 25 Mayıs 1889’da Kiev’de doğdu. Leonarda da Vinci’nin resimlerinden ve Jules Verne’nin hikayelerinden büyülenerek, henüz 12 yaşındayken lastik bant ile çalışan bir helikopter yaratmayı başardı. Kız kardeşinin maddi desteğiyle aerodinamik üzerine eğitim görmek ve helikopterini oluşturacak aksamları satın almak için Paris’e gitti ve 1909’da üç silindirli 25 beygirlik bir Anzani motosiklet motoruyla Kiev’e geri dönerek ilk helikopterini inşa etti. Fakat, bu girişiminde başarılı olamadı. 1910 yılının Şubat ayında, aynı motorları S-1 adlı küçük bir uçak üzerinde kullandı, fakat S-1 de hiçbir zaman havalanmayı başaramadı. S-2 ve ondan daha büyük olan S-3, sadece kısa bir süre için havalanabilse de, 50 beygirlik motoruyla S-5 1911 yılının Mayıs ayında tam anlamıyla havalanmayı başardı. 100 beygirlik Argus motoruna sahip olan S-6 ise 1911 yılının Kasım ayında uçmaya başladı. 1912’de Igor Sikorsky Petrograd’daki Russia Baltic Railroad Otomobil Fabrikası’nın baş mühendisi oldu. Ürettiği S-6-B için Rusya ordusundan küçük bir sipariş aldı ve dört motorlu büyük bir uçak üzerinde çalışmaya başladı. S-21 13 Mayıs 1913’te havalandığında, Igor Sikorsky dünyanın ilk dört motorlu uçak pilotu statüsüne kavuştu. Daha büyük bir model olan S-22, 1913’ün Aralık ayında yolcu taşımaya başladı. Bombardıman uçağı versiyonu da 1914’te faaliyete geçti ve 1915’te Rusya İmparatorluğu Hava Kuvvetleri ile savaşa katıldı. 1918’deki Bolşevik Devrimi nedeniyle hem pozisyonundan hem de vatanından ayrılmak zorunda kalan Igor Sikorsky, 1919’da New York’a yerleşti. Roosevelt Field, Long Island yakınlarındaki bir çiftlikte kurulan ve hurdalıklara atılmış ordu malzeme ve aksamlarını toplayan Sikorsky, Aero Engineering Corporation’ın Amerika için ürettiği S-29A ilk uçuşunu 1924’te gerçekleştirdi. 1925’te, şirket Sikorsky Manufacturing Corporation adını aldı ve aralarında ileride geliştirilecek amfibi uçak ve deniz uçakları için örnek teşkil eden S-34’ün de bulunduğu pek çok yeni dizaynı hayata geçirdi. Sikorsky’nin helikopter kontrolleri üzerindeki kararlı çalışması, sonunda dünyaya sağlam, kullanışlı, çok yönlü bir uçuş aracı kazandırdı. Igor Sikorsky, mücadeleler ve başarılarla geçen onurlu bir yaşamdan sonra, 1972’de 83 yaşındayken hayata gözlerini yumdu.

johannes kepler

Alman gökbilimci, fizikçi, ve matematikçidir. Newton, "Daha ileriyi görebildiysem, bunu omuzlarından baktığım devlere borçluyum," demişti. Bu devlerden biri Galileo ise diğeri Kepler'dir. Kepler'e gelinceye dek Copernicus sistemine dayanaksız bir hipotez, ya da, işe yarar matematiksel bir araç gözüyle bakılıyordu. Kepler, sistemin kimi düzeltmelerle bilimsel doğruluğunu kanıtlamakla kalmadı, astronomiye mekanik bir kimlik kazandırdı. Gençlik coşkusuyla işe koyulduğunda amacı mistik inancı doğrultusunda, "göksel alemin müzikal uyumunu" geometrik olarak belirlemekti; çalışmasını noktaladığında, astronomi matematiksel düzenlemenin ötesinde fiziksel bir gerçeklik kazanmıştı. Ders kitaplarında daha çok üç yasasıyla bilinen Kepler, uzay fiziğinde sonraki kimi önemli buluşların ipuçlarını da ortaya koymuştu. Bunların başında eylemsizlik ilkesiyle çekim kavramı gösterilebilir. Çağdaş astronominin kurucusu sayılan Kepler 1571 yılında Almanya'nın güneyinde bulunan Weil'da doğdu. Çocukluğunda çok hasta olmasından dolayı ellerinde ve gözlerinde kalıcı bozukluk olmuştu. Buna rağmen Tübingen Üniversitesi'ne girdi ve öğrenim gördü. 1591'de yüksek lisans derecesi aldı. Graz'da matematik profesörlüğü yaptı. Bu dönemde yazdığı Mysterium Cosmographicum (Evrenin Gizleri, 1596) adlı yapıtında açıkladığı gezegen sistemiyle ünlü astronomlar arasına katıldı. 1598'de Graz'daki Protestanların kenti terk etmelerinin istenmesi üzerine Kepler dönemin ünlü astronomu olan ve Prag'da devlet matematikçisi olarak çalışan Danimarkalı astronom Tycho Brahe'nin çağrısıyla Prag'a yerleşti. Tycho'nun ölümü üzerine İmparator II. Rudolf tarafından onun yerine atandı. Tycho Brahe'nin derlediği değerli astronomik gözlemlerden yararlanan Kepler, gezegenlerin hareketleriyle ilgili çalışmaları sırasında Mars'ın yörüngesini incelerken kendi adıyla anılan yasaların ilk ikisini buldu. II. Rudolf'un yerine geçen kardeşi, Kepler'i Yukarı Avusturya devletleri matematikçisi olarak atadı. Linz'de kaldığı 14 yıl içinde iki kitap yazan Kepler, burada üçüncü yasasını keşfetti. 1. yasası: Bütün gezegenler, odaklarından birinde Güneş'in bulunduğu elips biçimli yörüngeler üzerinde hareket eder. 2. yasası: Bir gezegeni Güneş'e bağlayan doğru parçası eşit zaman aralıklarında eşit alanlar tarar. 3. yasası: Gezegenlerin dolanım sürelerinin karesi ile Güneş'e olan uzaklıklarının küpünün oranı tüm gezegenler için aynıdır. 1626'da Avusturya'da Protestanlara karşı başlayan yıldırma ve baskı, Kepler'in önce Ulm, daha sonra Regensburg kentlerinde zor bir hayat sürmesine neden oldu. 1627'de Tabulae Rudophinae (Rudolf Cetvelleri) başlığı altında gezegenlerin temel tablolarını yayınladı. Kepler, astroloji gibi mistik olaylara inanmasına karşın astronomi bilimine olan büyük katkılarıyla bu bilimin çehresini değiştirdi.

katip çelebi

Şubat 1609'da İstanbul'da doğdu. Asıl adı Mustafa'dır. Doğu'da Hacı Halife, Batı'da ise Hacı Kalfa adıyla da tanınır. Babası Abdullah Enderun'da yetişmiş, silahdarlık göreviyle saraydan ayrılmıştı. 14 yaşına kadar özel eğitim gören Kâtib Çelebi, 1623'te Anadolu Muhasebesi Kalemi'ne girdi. IV. Murad Dönemi'nde (1624-1640) girişilen Doğu Seferlerine kâtib olarak katıldı. 1635'te İstanbul'a dönerek kendisini tümüyle okuyup yazmaya verdi. Dönemin ünlü bilginlerinin derslerine katılarak medrese öğrenimindeki eksikliklerini giderdi. Tarihten tıpa, coğrafyadan astronomiye kadar geniş bir ilgi alanı olan Kâtib Çelebi'nin aynı zamanda zengin bir kitaplığı da vardı. 1645'te sırası geldiği halde yükselemediği için kalemdeki görevinden ayrıldı. Ancak 1648'de Takvimü't-Tevarih adlı yapıtı dolayısıyla Şeyhülislam Abdürrahim Efendi aracılığıyla kalemde ikinci halifeliğe getirildi. Bundan sonra da öğrenme ve öğretme yolundaki çabalarını sürdüren Katip Çelebi peş peşe yapıtlar vermeye başladı. Telif ve çeviri olarak yirmiyi aşkın kitap yazdı. En önemlileri tarih, coğrafya ve bibliyografya alanındadır.

louis pasteur

Bilim tarihinde pek az bilim adamı Louis Pasteur ölçüsünde insan yaşamım doğrudan etkileyen buluşlar ortaya koymuştur. Günlük dilimize bile geçen "pastörizasyon" terimi onun buluşlarından yalnızca birini dile getirmektedir. Kristaller üzerindeki kuramsal çalışmalarının yanı sıra kimi hastalıklara bağışıklık sağlama yolundaki çalışmaları, bu arada özellikle "şarbon" (ya da antraks) denilen koyun ve sığırlarda görülen bulaşıcı hastalıkla kuduza karşı geliştirdiği aşı yöntemi ona dünya çapında ün kazandırmıştır. Bugün Fransa'da pek çok bulvar ve alan onun adını taşımaktadır. Kendi kurduğu "Pasteur Enstitüsü" dünyanın önde gelen araştırma merkezlerinden biridir. Fransızların gözünde Pasteur ulusal bir kahramansa, bunun nedeni onun yalnızca büyük bir bilim adamı olması değil, aynı zamanda, yaşamı boyunca ortaya koyduğu özveri ve insanlığa hizmet tutkusuydu. Louis, Fransız Devrimiyle özgürlüğüne kavuşan bir kölenin torunuydu. Babası, Napolyon ordusunda üstün atılım gücüyle "Legion de Honour" alan bir ast-subaydı. Baba Pasteur'ün, Napolyon'un düşmesiyle ordudan ayrılmasına karşın İmparator'un anısına beslediği derin bağlılık duygusu, ilerde oğlu Louis'in olağan üstü direnç ve yeteneklerim de yönlendiren katıksız yurtseverliğe dönüşmüştü. Geçimini dericilikle sağlayan Pasteur ailesi yoksuldu, ama çocuklarının eğitimi için her türlü sıkıntıyı göze almıştı. Louis daha küçük yaşlarında güçlükleri göğüslemede sergilediği direnç ve istenç gücüyle dikkatleri çekiyor, coşkuyla başladığı okul öğreniminde kendisiyle birlikte kardeşlerinin de başarılı olması için uğraş veriyordu. Gerçi okulda pek parlak bir öğrenci değildi; dahası, ilk gençlik yıllarında ilerde büyük bilim adamı olacağını gösteren bir belirti de yoktu ortada. Tam tersine, Louis'in belirgin merakı portre çizmekti. Üstün bir yeteneği yansıtan tabloları, bugün de, Pasteur Enstitüsünde asılı durmaktadır. Louis 19 yaşma geldiğinde sanatı bırakır, bilime yönelir. Başlangıçta öğretmenlerinin yönlendirmesiyle öğretmen olmaya karar verir, ünlü eğitim enstitüsü Ecole Normale Superieure'e başvurur. Giriş sınavını kazanmasına karşın, matematik, fizik ve kimyada derslere daha hazırlıklı başlamak için öğrenimine bir yıl sonra başlar. Amacı iyi bir öğretmen olarak yetişmekti. Ne var ki, öğrenimini tamamladığında tüm ilgi ve coşkusunun bilimsel araştırmaya yönelik olduğunu fark eder. Kristaller üzerindeki ilk çalışmaları onu bir tür büyülemişti. Öğrencisinin özgün düşünme ve kavrayış gücünü sezen kimya profesörü onu, basit araçlarla yeni kurduğu laboratuarına araştırma asistanı olarak alır. Bu genç bilim adamının hayal bile edemediği bir fırsattı. Pasteur hemen çalışmaya koyulur, ilk aşamada tartarik asit kristalleri üzerindeki optik deneylerini yoğunlaştırır. Çok geçmeden bilim çevrelerinin dikkatim çeken buluşları, kimi tanınmış bilim adamlarının teşvikiyle Fransız Bilimler Akademisine sunulur. Pasteur bilim dünyasınca tanınma yolundadır, ama Eğitim Bakanlığı onu bir ortaokula öğretmen olarak atamakta ısrarlıdır. Akademinin ve kimi bilim adamlarının giderek artan baskısına daha fazla karşı koyamayan Bakanlık bir yıl sonra Pasteur'ün Strasburg Üniversitesi'ne yardımcı profesör olarak dönmesine izin verir. Pasteur'ün bir özelliği de kararlı olması, duraksamalarla vakit öldürmemesiydi. Üniversiteye gelişinin daha ilk haftasında Rektöre kızıyla evlenmek istediğini bildirir. Başvuru mektubu ilginçtir: Saklamama gerek yok, tümüyle yoksul bir kimseyim. Tek varlığım sağlığım, yürekliliğim ve üniversitedeki isimdir. ... Geleceğim, şimdiki eğilimim değişmezse, kimyasal araştırmalara adanmış olacaktır. Çalışmalarımdan beklediğim sonucu alırsam, ilerde Paris'e yerleşmeyi düşünüyorum. İsteğimi olumlu bulursanız, resmi evlenme önerisi için babam hemen Strasburg'a gelecektir. İstek olumlu karşılandı. Pasteur yaşamı boyunca tüm bilimsel çalışmalarında kendisine destek veren, tutku ve sorunlarını paylaşan Marie Laurent'le 1849'da yaşamını birleştirir. Bayan Pasteur gerçekten özveri ve sevgi bağlılığıyla olağan üstü bir eşti. Mutlu evlilik ne yazık ki, yıllar sonra trajik bir dönemden geçer: Pasteurler dört çocuklarından üçünü küçük yaşlarında tifo ve benzer hastalıklar nedeniyle yitirirler. Geriye kalan oğulları yirmi yaşında iken 1871 savaşında Almanlara esir düşer. Pasteur bilimsel çalışmalarını bir yana iterek eşiyle birlikte oğlunun dönüşünü bekler; Fransa'nın yenilgisiyle birlikte cepheden kaçan binlerce genç arasında oğlunu aramaya koyulur. Sonunda bulunduğunda oğlan bitkin ve ağır yaralıydı. Pasteur Almanları hiç bir zaman bağışlamadı; öyle ki, yıllar sonra bilimsel başarıları için Alman hükümetinin önerdiği madalyayı kabul etmedi. Şimdi Paseur'ü bilimin öncüleri arasına yükselten bilimsel çalışmalarına değinelim. Pasteur'ün yaşamımızı bugün de etkileyen buluşlarından biri fermantasyon (mayalanma) olgusuna ilişkindir. "Fermantasyon" terimi bilindiği gibi kimi maddelerde oluşan bir değişiklik sürecini dile getirmektedir. Örneğin şarap üzümden bu işlemle elde edilir; istenirse gene bu işlemle sirkeye dönüştürülebilir. Aynı şekilde, sütün şekeri laktik aside dönüştüğünde süt ekşir. Yumurta ve et türünden maddeler de fermantasyonla bozularak yenmez hale gelebilir. Üretimi fermantasyona dayanan şarap Fransa'da çok önemli bir konuydu. Ne var ki, bu işlemin güvenilir teknolojisi henüz yeterince bilinmiyordu. Göreneklere bağlı yöntemler her zaman istenen sonucu vermiyor, kimi zaman şarap yerine sirke ya da kullanıma elvermeyen bozuk bir sıvı elde ediliyordu. Sorunu ilk kez Pasteur bilimsel olarak incelemeye koyulur: sonunda ulaştığı açıklama (fermentasyonun mikrop teorisi) geçerliğini bugün de korumaktadır. Buna göre, doğada organik maddelerdeki hemen tüm değişiklikler gözle görülemeyen birtakım küçük canlılar tarafından oluşturulmaktadır. Pasteur bu mikroorganizmaların ısıyla kontrol altına alınabileceğini göstererek şarap üretimim sağlam bir yöntemle güvenilir kılmakla kalmaz, "pastörizasyon" dediğimiz işlemle modern süt endüstrisine de yol açar. Pasteur'ün önemli bir başka çalışması da ipekçiliği büyük bir sıkıntıdan kurtarmasıdır. Hastalıklı ipek böcekleri, üreticileri sık sık büyük kayıplara uğratıyordu. Soruna çözüm bulması mikrop teorisiyle ünlenen Pasteur'den istenir. Bilim adamı her zamanki yoğun ve dikkatli yaklaşımıyla sorunu değişik boyutlarıyla inceler; sağlıklı ipek böceği yumurtalarını seçmede "pratik" diyebileceğimiz bir yöntem oluşturarak ipekçiliği güvenilir bir üretim teknolojisine kavuşturur. Pasteur'ün başarıları bir tür zincirleme tepki içinde birbirine yol açmaktaydı. Kristaller üzerindeki çalışmaları onu canlı yaşamın gizemi sorununa götürmüştü. Canlılar üzerindeki incelemeleri ise onu fermantasyonu açıklayan mikrop teorisine ulaştırmıştı. Doğruluğundan artık kimsenin kuşku duymadığı bu teori başlangıçta tepkiyle karşılanmıştı: pek çok kimse için öyle bir düşünce uydurma bir açıklama olmaktan ileri geçemezdi. "Spontane üreme" diye bilinen yerleşik görüşe göre kurtçuk, tırtıl, tenya, sinek, fare vb. yaratıklar elverişli koşullarda kendiliğinden oluşmaktaydı. Oysa Pasteur "kendiliğinden oluşumu" mikroskopik organizmalar için bile olanaksız görüyordu. Mikrop teorisinin özellikle bulaşıcı hastalıkların denetim altına alınması yolunda yeni araştırmalara yol açması kaçınılmazdı. Pasteur çok geçmeden şarbonun yanı sıra kangren, kan zehirlemesi, loğusa humması vb. hastalıklar üzerinde de araştırmaların yoğunlaştırır. Onun çarpıcı bir başarısı da kuduza karşı oluşturduğu aşıdır. Kuduz özellikle köpeklerin taşıdığı ölümcül bir hastalıktır. Pasteur'e gelinceye dek kuduza karşı bilinen tek çare ışınları yerin kızgın bir demirle derinlemesine dağlanmasıydı. Kaldı ki, gecikme halinde bu yöntemin, hastanın canını yakma dışında bir etkisi olmadığı da biliniyordu. Pasteur hayvanlar üzerinde denediği ama insanlara henüz uygulamadığı aşısıyla dokuz yaşındaki bir çocuğun yaşamım kurtarır. Azgın bir köpeğin on dört yerinden ısırdığı çocuğa kızgın demir uygulaması yapılamazdı. Umutsuz annenin çırpınışına dayanamayan Pasteur aşısını ilk kez bu çocukta denemekten kendini alamaz. Sonuç çocuk için kurtuluş, gelecek kuşaklar için bir müjde olur. Büyük bilim adamı ölümünden önce yaşam felsefesini şöyle özetlemişti: Hiç kuşkum yok ki, Bilim ve Barış cehalet ve savaşı yok edecektir. Ulusların yıkmak, yok etmek için değil, yaşamı yüceltmek için birleşeceğine, geleceğimizi bu yolda, uğraş verenlere borçlu olacağımıza inanıyorum. Pasteur'ün öyküsünde, anlamlı bir yaşam arayışındaki her genç için, çarpıcı ve güzel bir örnek vardır.

albert abraham michelson

19 Aralık 1852’de doğdu. Orta öğrenimini San Francisco’da yaptı1896’da, Başkan Grant’ın özel adayı olarak Deniz Akademisi’ne girdi. 1873’te, oraya fizik-kimya öğretmeni oldu. Bilimsel araştırmaya yöneldi. Duragan esirin, maddi bir şey olması ve yeri okyanus gibi kuşatması durumunda, ışığın aktarılmasına engel biçimleyeceğini düşündü. Eğer esir yoksa, her iki yöndeki hız arasında bir aryam olmayacaktı. Enterferometre denen bir aygıtla, ışık ışınını ikiye ayırdı Michelson. Yar saydam bir aynaya uzanan ışından bir bölüğü, onun ardında bulunan ve saydam olmayan bir başka aynaya gidiyordu. Bir bölüğü de, yine saydam olmayan başka bir aynaya uzanıyordu. Birbirine dikti, saydam olmayan aynalar. Ana ışının bu iki bölüğü, gözlemcinin gözünde birleşiyordu. Michelsen Amerika’da Claveland’da (Ohio) fizik profesörü oldu. Ve deneylerini Profesör Morley’le yaptı. Bu deneyler, bilim tarihinde “Michelson-Morley Esir Saptama Deneyleri” adıyla anılırlar. -1887’de Belmour dizisi tayfında ışınların çok sık, adeta “çeft katlı” olduğunu gördü. Sapma, H alfa için, yaklaşık olarak 0.12 Avogadroydu. -1887’de ışık dalgasının, uzunluk ölçüsü olarak ileri sürdü. 1893’te ayar metresinin uzunluğunun, Cadmium tayfındaki çeşitli dalga uzunluklarını fonksiyonu olduğunu, Paris ‘teki Uluslar arası Ağırlıklar ve ölçüler Bürosu’na kabul ettirdi. -1889-91 arasında Jüpiter uydularının çapını ölçtü. Sonra Mont Wilson Gözlemevi’nin 2 metre 54 santimlik teleskopunda dev kırmızı yıldızların çapını ölçme denemelerini yaptı. Bunlar gibi çok önemli çalışmalara imza atan Michelson, Amerikan Fizik Derneği Başkanlığı’na seçilir ve 1907 yılında Nobel ödülü alır.

battani

Battani (859-929) Devrinin en önemli astronomlarından ve matematikçilerinden olan Battâni (858-929), Sâbit ibn Kurrâ gibi, Urfa'nın Harran Bölgesi'ndendir. Rakka'da özel bir gözlemevi kurmuş ve burada 887-918 tarihleri arasında son derece önemli gözlemler yapmıştır. Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini gözlemlemiş, yörüngelerini doğru bir biçimde belirlemeye çalışmıştır. Güneş ve Ay tutulmaları ile ilgilenmiş, mevsimlerin süresini büyük bir doğrulukla hesaplamıştır. Ayrıca, ekliptiğin eğimini de dakik olarak belirlemeyi başarmıştır. Aynı zamanda matematikçi de olan Battâni, bu alanda da son derece önemli çalışmalar yapmıştır. Sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı gerçek anlamda ilk defa kullanan bilim adamının Battâni olduğu söylenmektedir. Battâni, çalışmaları sırasında bazı temel trigonometrik bağıntılara ulaşmış ve bunları astronomik hesaplamalarda kullanmıştır

arÅŸimet

Eski Yunan matematikçi ve fizikçisidir. (Syrakusai M.Ö. 287-ay.y. 212) Genç yaşta öğrenimini tamamlamak ve ünlü bilim adamı Eukleides’ in derslerini izlemek üzere Antik çağın kültür merkezi olan İskenderi‘ ye gitti. Yer kürenin çevresini zamanına göre çok iyi bir yaklaşımla veren Eratusthenes ile tanıştı. Yurduna döndükten sonra kendini tamamıyla ilmi çalışmalara adadı. Matematik, fizik ve astronomi üzerinde çalıştı. İlk olarak Arşimet daire çevresinin çapına oran olan pi sayısını,daire içine ve dışına çizilmiş düzgün çokgenler yardımıyla yaklaşıklıkla veren bir metot ortaya koydu. Çok büyük sayıları kolaylıkla belirtmeye yarayan bir yöntem bularak Yunan sayı sistemini geliştirdi. Yayların toplama ve çıkarma formüllerini buldu. Koniklerin (elips, parobol,hiperbol) kendi çevresinde dönmesiyle oluşan geometrik şekilleri inceledi. Arşimet ‘in mekanik alanda da başarıları vardır. Sonsuz vidanın hareketli makaranın, palanganın ve dişli çarkın bulucusu olarak tanınır. “Bana bir dayanak noktası gösterin dünyayı yerinden oynatayım” sözü Arşimet’e aittir.

aristo

Antik Yunan filozofu. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir. MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir. MÖ 367 veya 366 'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur. Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu" lâkabını takar) Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles'in diyalog yazarlığı dönemine aittir. Platon MÖ 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşamöyküsü yazarları -herhalde kötücüllüklerinden- Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aristoteles'in en azından Spevsippos'a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikiyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345-344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella'da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos'un ölümüyle MÖ 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina'ya dönüp Akademeia'ya rakip olarak Lykeion'u ya da diğer adıyla Peripatos 'u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar. Lykeion'lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. MÖ 323'te Büyük İskender'in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri" fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke'ye Khalkis sığınır. Ertesi yıl MÖ 322'de, altmış üç yaşında hayatını kaybeder. Yunan dünyasının Platon’dan sonraki en önemli düşünürü olan Aristoteles, döneminin bütün bilim alanlarıyla ilgilenmiş olan büyük bir bilginidir (Gökberk, 1980: 76). Mantık, fizik, metafizik, ahlak ve siyaset gibi çeşitli bilgi alanları üzerinde araştırma ve çalışmalarını sürdürmüş ve bunları sınıflandırarak bir sistem içerisine oturtmuştur. İ.Ö. 384 yılında Makedonya’da, Stagira’da dünyaya gelmiş, 17-18 yaşlarındayken Atina’ya gelerek Akademi’de öğrenci olmuştur. Platon’un ölümüne değin yaklaşık 20 yıl Atina’da kalmış, sonradan onun öğretilerine büyük oranda ters düşecek görüşler savunmuşsa da Platon ile kurduğu bağ kendisinde önemli bir etki bırakmıştır. Platon’dan ayrıldığı noktalar özellikle bilgi felsefesinde ve siyaset felsefesinde kendisini göstermektedir. Bilgi felsefesi alanında Platon bilginin nesnelerinin bu dünyada yer almadığı görüşünü savunurken, Aristoteles duyu organlarımızla algıladığımız nesnelerle, bilginin gerçek nesnelerin bir ve aynı olduğunu düşünmüştür. Siyaset felsefesi alanında Platon ebedi ve kusursuz bir devlet teorisi geliştirmeye uğraşırken Aristoteles mevcut devlet biçimlerini inceleyerek işe başlamış, var olanlar arasından mümkün olan en iyisini bulmaya çalışmıştır. Bir süre Büyük İskender’e hocalık da yapan Aristoteles İskender’in iktidarı ele geçirmesinin ardından Atina’ya geri dönerek kendi okulu Lyceum’u İ.Ö. 335 yılında kurmuştur. Okulu 860 yıldan fazla bir süre ayakta kalacaksa da İskender’in 323’teki ölümünün ardından Atinalıların kendisine karşı tavır alması karşısında, Atina’yı terk etmek zorunda kalmış ve çok değil bir yıl sonra, 322 yılında ölmüştür (Skirbekk ve Gilje, 2001: 94-95). Aristoteles her ele aldığı soruyu sistematik olarak inceler; bunun için, ilkin, ele alınan konu ile ilgili olguları ve bu konu üzerinde daha önce söylenmiş olanları bir araya toplar; bundan sonra, bu olgulara dayanarak kendi anlayışını temellendirmeye ve kendisinden önce ileri sürülmüş olan teorileri eleştirmeye çalışır. Onun asıl büyüklüğü de bu sistemli çalışmasındadır.

aristo

Antik Yunan filozofu. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir. MÖ 384 veya 385'te, günümüzde Athos tepesi olarak adlandırılan tepenin yakınlarında ufak bir Makedonya kenti olan Stageira'da, Makedonya kralı II. Amyntas'ın (Philippos'un babası) hekimi olan Nikomakhos'un oğlu olarak dünyaya gelir. MÖ 367 veya 366 'da 17 yaşında Platon'un Atina'daki akademisine (Akademeia) girmesiyle Platon'un en parlak çömezlerinden biri olur. Tütör yahut yardımcı hoca olarak çalıştığı dönemde, okuma tutkusuyla tanınır; (Platon, belki de bir tür tenezzülle, ona "okuyucu" lâkabını takar) Daha sonraları Akademia'daki öğretime kendisi de katkıda bulunur: kimi zaman Platoncu savları rakip Isokratos okuluna karşı savunmak için geliştiren, hatta zaman zaman da Evdamos ya da Can üzerine (Peri tes Psykhes) yazılarında olduğu gibi, bu tezleri büyükseyen diyaloglar yazar. Gryllos yahut Retorik üzerine Aristoteles'in diyalog yazarlığı dönemine aittir. Platon MÖ 347'de öldüğünde, Akademeia'nın başına ardılı olarak Spevsippos'u atamıştır. Antik Çağ'dan itibaren yaşamöyküsü yazarları -herhalde kötücüllüklerinden- Platon'un bu seçiminde Aristoteles'in Akademeia'yı terk etmesinin asıl nedenini görüyorlar. Aristoteles'in en azından Spevsippos'a karşı kalıcı bir garez duyduğunu biliyoruz. Aynı yıl, belki de ustasının teşvikiyle, Ksenokratos ve Theophrastos ile bugün Biga Yarımadası olarak anılan Troas bölgesindeki Assos kentine gönderilir. Orada Tiran Atarnevs'li Hermias'ın siyasî danışmanı ve dostu olur. Aynı esnada, özgünlüğünü daha o zamandan belli eden bir okul kurar. Bu okuldaki girişimleri arasında yaşambilim üzerine çalışmaları yer alır. 345-344 yıllarında, belki de Theophrastos'un daveti üzerine, komşu Lesbos (Midilli) adasının Doğu kıyısındaki Mytilene (Midilli) kentine varır. 343'te Pella'daki (Bugün Ayii Apostili) Kral Makedonyalı Philippos'un sarayına, oğlu İskender'in eğitimini üstlenmek üzere çağırılır. 341 yılında Perslerin eline düşen Hermias'ın feci sonunu Pella'da öğrenir, anısına bir ağıt düzer. Gerek Pella'da ikamet ettiği sekiz senelik dönem, gerek eğitmenlik vazifesinin içeriği hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Philippos'un ölümüyle MÖ 335 İskender tahta oturur. Aristoteles Atina'ya dönüp Akademeia'ya rakip olarak Lykeion'u ya da diğer adıyla Peripatos 'u (öğrencileriyle içinde dolaşarak tartıştıkları bir tür çevresi sütunlarla çevrili avlu ya da galeri) kurar. Lykeion'lulara verilen Peripatetikoi adı buradan geliyor. Burada on iki sene ders verir. MÖ 323'te Büyük İskender'in bir Asya seferi esnasında ölmesi üzerine Atina'da Makedon karşıtı bir tepki dalgası peydah olduğu vakit, aslında Makedonculuk zannı taşıyan Aristoteles'e karşı, dine saygısızlık davası açılması söz konusu olur. Bir ölümlüyü -Hermias'ı- anısına bir ilâhi yazarak ölümsüzleştirmekle itham edilir. Bunun üzerine Aristoteles, Sokrates'in yazgısını paylaşmak yerine Atina'yı terk etmeyi seçer: kendi deyişiyle, Atinalılar'a "felsefeye karşı ikinci bir suç işlemeleri" fırsatını tanımak istemez. Annesinin memleketi olan Eğriboz (Evboia) adasındaki Helke'ye Khalkis sığınır. Ertesi yıl MÖ 322'de, altmış üç yaşında hayatını kaybeder. Yunan dünyasının Platon’dan sonraki en önemli düşünürü olan Aristoteles, döneminin bütün bilim alanlarıyla ilgilenmiş olan büyük bir bilginidir (Gökberk, 1980: 76). Mantık, fizik, metafizik, ahlak ve siyaset gibi çeşitli bilgi alanları üzerinde araştırma ve çalışmalarını sürdürmüş ve bunları sınıflandırarak bir sistem içerisine oturtmuştur. İ.Ö. 384 yılında Makedonya’da, Stagira’da dünyaya gelmiş, 17-18 yaşlarındayken Atina’ya gelerek Akademi’de öğrenci olmuştur. Platon’un ölümüne değin yaklaşık 20 yıl Atina’da kalmış, sonradan onun öğretilerine büyük oranda ters düşecek görüşler savunmuşsa da Platon ile kurduğu bağ kendisinde önemli bir etki bırakmıştır. Platon’dan ayrıldığı noktalar özellikle bilgi felsefesinde ve siyaset felsefesinde kendisini göstermektedir. Bilgi felsefesi alanında Platon bilginin nesnelerinin bu dünyada yer almadığı görüşünü savunurken, Aristoteles duyu organlarımızla algıladığımız nesnelerle, bilginin gerçek nesnelerin bir ve aynı olduğunu düşünmüştür. Siyaset felsefesi alanında Platon ebedi ve kusursuz bir devlet teorisi geliştirmeye uğraşırken Aristoteles mevcut devlet biçimlerini inceleyerek işe başlamış, var olanlar arasından mümkün olan en iyisini bulmaya çalışmıştır. Bir süre Büyük İskender’e hocalık da yapan Aristoteles İskender’in iktidarı ele geçirmesinin ardından Atina’ya geri dönerek kendi okulu Lyceum’u İ.Ö. 335 yılında kurmuştur. Okulu 860 yıldan fazla bir süre ayakta kalacaksa da İskender’in 323’teki ölümünün ardından Atinalıların kendisine karşı tavır alması karşısında, Atina’yı terk etmek zorunda kalmış ve çok değil bir yıl sonra, 322 yılında ölmüştür (Skirbekk ve Gilje, 2001: 94-95). Aristoteles her ele aldığı soruyu sistematik olarak inceler; bunun için, ilkin, ele alınan konu ile ilgili olguları ve bu konu üzerinde daha önce söylenmiş olanları bir araya toplar; bundan sonra, bu olgulara dayanarak kendi anlayışını temellendirmeye ve kendisinden önce ileri sürülmüş olan teorileri eleştirmeye çalışır. Onun asıl büyüklüğü de bu sistemli çalışmasındadır.

nazım birimi

Bütün sanat ürünlerinde olduğu gibi, şiirde de iki temel unsur vardır. Bunlar “biçimsel (dış)” ve “içeriksel (iç)” olarak sınıflanabilir. Biçimsel unsurların başında nazım birimi gelir. Şiiri oluşturan dize kümelerine “nazım birimi” denir. Nazım birimi, nazım şekillerini belirlemede ölçü olarak kullanılır. Şiirde en küçük nazım birimine “mısra (dize)” adı verilir. “Dize”nin yanında “beyit, dörtlük, bent” gibi nazım birimleri vardır. İslâmiyet’ten önceki Türk şiirinde ve halk şiirinde “dörtlük ‘, klasik Türk şiirinde (divan şiiri) “beyit”, çağdaş Türk şiirinde ise “dize” nazım birimi olarak kullanılmıştır.

divan edebiyatı

Divan Edebiyatı, Türklerin İslam dinini benimsemesinden sonra ortaya çıkan yazılı edebiyattır. İslâm uygarlığının edebiyat geleneğini şekillendiren Arap ve Fars ile beraber üç büyük ekolden birisidir. Klasik Türkçe denilen ve aynı uygarlık dünyasının merkezi olan Kur'an dili Arapça ve edebi dil Farsçadan alınan sözcükler ile zenginleşen bir dil ile üretilmiş bir edebiyattır. Bu edebiyata "divan edebiyatı" denmesi İkinci Meşrutiyet (1908-1923) zamanına dayanır. Şairlerin, şiirlerini divan denen el yazması kitaplarda toplamış olması nedeniyle böyle bir terim geliştirilmiştir[kaynak belirtilmeli]. Fakat eksik bir tanımlama olduğu açıktır. Çünkü divan sadece şiire has bir tabirdir, oysa edebiyatın içinde mesnevî,hikâye, nesir gibi başka unsurlar da zirveye ulaşmıştır. Kur'an’ın Arapça olmasından dolayı pek çok toplumun (kültürü ve) dili değişime uğramıştır. Fars Edebiyatı'nın ürünlerinden Türk Edebiyatı büyük ölçüde etkilenmiştir.

sigara

Sigara ; HALK BİLİMİ Bu programın amacı; toplulukların geleneklerini, inançlarını, törenlerini, müziğini, oyunlarını, anonim veya bireysel sözlük geleneklerden kaynaklanan edebi ürünlerini, el sanatlarını, halk hekimliğini ve mimarisini inceleyen elemanları yetiştirmektir. Bu alanda öğrenim görmek isteyenlerin, tarih, coğrafya, sosyoloji alanlarına, eski kültür ve uygarlıklara, dil ve edebiyata ilgi duymaları gerekir.  İLAHİYAT İlahiyat programı İslam dinini bilimsel yöntemlerle inceleyerek bilimsel tutumu benimsemiş olan aydın din adamı yetiştirmek amacıyla eğitim ve araştırma yapar. İlahiyat alanında öğrenim görmek isteyenlerin, felsefe, sosyoloji, sosyal psikoloji ve tarih alanlarına ilgi duyan, düşüncelerini başkalarına aktarma gücüne ve güven verici bir kişiliğe sahip olmaları gerekir.  İLETİŞİM Gazetecilik, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Radyo Televizyon ve Sinema programlarına ait derslerin birlikte verildiği bir lisans programıdır. Bazı üniversitelerde, 1. ve 2. yılda bölümlerle ilgili, ortak dersler verilip, 3. ve 4. sınıflarda öğrenciler ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bu üç bölümden birini seçmektedir. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri fakültesindeki İletişim programı disiplinlerarası bir yaklaşımla eğitim vermekte iletişimin psikolojik yönünü de öğrencilere aktarmaktadır. Aldıkları eğitimden dolayı bölüm mezunları diğer iletişimcilerin çalıştıkları yerlerde iş bulabildikleri gibi devlet ve özel sektör kuruluşlarının eğitim ve insan kaynakları bölümünde de iş bulabilirler.  SİNEMA VE TELEVİZYON Bu programın amacı; son yıllarda hızla gelişen sinema ve televizyon alanında çalışacak kişilere bu alanla ilgili sanat ve kullanılan tekniklerle ilgili bilgi ve beceri kazandırmaktır. Sinema-Televizyon alanında çalışacak kişiler, güçlü bir gözlem, algılama ve değerlendirmeyle, şekiluzay yeteneği ve yaratıcı güce sahip olmalıdırlar. Bu bölüm, okuma alışkanlığı kazanmış, okumayı ve araştırmayı seven, dünyada ve Türkiye’deki toplumsal, kültürel ve sanatsal olayları, sinema, televizyon, basın ve reklam dünyasındaki gelişmeleri takip eden kişilerin öğrenim görebilecekleri ve çalışabilecekleri alandır.  GASTRONOMİ Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde yer alan Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nün temel amacı; gerekli bilgi ve becerilerle donatılmış, uluslar arası alanda rekabet edebilecek genç yönetici şefler yetiştirmektir. Bölümün bir diğer amacı da; zengin mutfak kültürünün akademik bir ortamda korunmasını sağlamak ve bu kültürü uluslararası alanda tanıtmaktır. Lisans programı süresince öğrencilere, restoran, yiyecek-içecek yönetimi, yemek pişirme teknikleri ve kültür-sanat konularında eğitim verilmektedir.

sözel bölümler

 HALK BİLİMİ Bu programın amacı; toplulukların geleneklerini, inançlarını, törenlerini, müziğini, oyunlarını, anonim veya bireysel sözlük geleneklerden kaynaklanan edebi ürünlerini, el sanatlarını, halk hekimliğini ve mimarisini inceleyen elemanları yetiştirmektir. Bu alanda öğrenim görmek isteyenlerin, tarih, coğrafya, sosyoloji alanlarına, eski kültür ve uygarlıklara, dil ve edebiyata ilgi duymaları gerekir.  İLAHİYAT İlahiyat programı İslam dinini bilimsel yöntemlerle inceleyerek bilimsel tutumu benimsemiş olan aydın din adamı yetiştirmek amacıyla eğitim ve araştırma yapar. İlahiyat alanında öğrenim görmek isteyenlerin, felsefe, sosyoloji, sosyal psikoloji ve tarih alanlarına ilgi duyan, düşüncelerini başkalarına aktarma gücüne ve güven verici bir kişiliğe sahip olmaları gerekir.  İLETİŞİM Gazetecilik, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Radyo Televizyon ve Sinema programlarına ait derslerin birlikte verildiği bir lisans programıdır. Bazı üniversitelerde, 1. ve 2. yılda bölümlerle ilgili, ortak dersler verilip, 3. ve 4. sınıflarda öğrenciler ilgi ve yetenekleri doğrultusunda bu üç bölümden birini seçmektedir. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri fakültesindeki İletişim programı disiplinlerarası bir yaklaşımla eğitim vermekte iletişimin psikolojik yönünü de öğrencilere aktarmaktadır. Aldıkları eğitimden dolayı bölüm mezunları diğer iletişimcilerin çalıştıkları yerlerde iş bulabildikleri gibi devlet ve özel sektör kuruluşlarının eğitim ve insan kaynakları bölümünde de iş bulabilirler.  SİNEMA VE TELEVİZYON Bu programın amacı; son yıllarda hızla gelişen sinema ve televizyon alanında çalışacak kişilere bu alanla ilgili sanat ve kullanılan tekniklerle ilgili bilgi ve beceri kazandırmaktır. Sinema-Televizyon alanında çalışacak kişiler, güçlü bir gözlem, algılama ve değerlendirmeyle, şekiluzay yeteneği ve yaratıcı güce sahip olmalıdırlar. Bu bölüm, okuma alışkanlığı kazanmış, okumayı ve araştırmayı seven, dünyada ve Türkiye’deki toplumsal, kültürel ve sanatsal olayları, sinema, televizyon, basın ve reklam dünyasındaki gelişmeleri takip eden kişilerin öğrenim görebilecekleri ve çalışabilecekleri alandır.  GASTRONOMİ Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde yer alan Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü’nün temel amacı; gerekli bilgi ve becerilerle donatılmış, uluslar arası alanda rekabet edebilecek genç yönetici şefler yetiştirmektir. Bölümün bir diğer amacı da; zengin mutfak kültürünün akademik bir ortamda korunmasını sağlamak ve bu kültürü uluslararası alanda tanıtmaktır. Lisans programı süresince öğrencilere, restoran, yiyecek-içecek yönetimi, yemek pişirme teknikleri ve kültür-sanat konularında eğitim verilmektedir.

sözel bölümler

 REKLAM TASARIMI VE İLETİŞİMİ Reklam tasarımı ve iletişimi bölümünün amacı; sanat ve bilimin kesişme noktası olan reklamcılık alanına yönetici ve uzmanlar yetiştirmektir. Bu alanda öğrenim görmek ve çalışmak isteyenlerin, sosyal bilimlere ilgi duyan, reklamcılığın hem kuramsal yanını bilen hem de reklam tasarımları yapabilmek için yaratıcı yönü güçlü olan kişiler olmaları gerekir.  TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Bu bölümün amacı; Türk Dilinin yapısı, tarihsel gelişme, diğer dillerle olan bağlantısı, gramer ilkeleri, Türk Edebiyatının tarihini ve bugünkü durumunu inceleyen ve araştıran bir bölümdür. Bu bölümde okumak isteyenlerin, dil, edebiyat ve tarihe ilgi duymaları, bilimsel meraka ve sözlü ifade yeteneğine, güçlü bir bellek ve dikkate sahip olmaları gerekir.  TÜRKÇE ÖĞRETMENLİĞİ Eğitim Fakültelerinin bir bölümü olan Türkçe Öğretmenliği programının amacı; ilköğretim kurumlarının ikinci kademesine Türkçe Öğretmeni yetiştirmektir. Türkçe Öğretmeni olmak isteyenlerin, üstün bir sözel ifade gücüne sahip, çocukları seven ve onlara bir şeyler öğretmekten zevk alan, sabırlı ve yaratıcı kişiler olmaları gerekir.  TARİH Tarih; insanların hareket ve düşüncelerinin gelişimini, olayların maddi ve manevi nedenlerini ve bu nedenlerin birbirleriyle ilişkilerini açıklayan bilim dalıdır. Tarih bölümünde, geçmişte olan ve halen gelişmekte olan toplumsal, özellikle siyasal olaylar incelenerek, oluş nedenleri ve ilişkileri üzerinde durulur. Tarih alanında çalışmak isteyenlerin, sosyal bilimlere ve edebiyata ilgi duymaları, geniş bir genel kültüre, bilimsel merak ve tutkuya, yazma yeteneğine, sahip olmaları gerekir.  ARKEOLOJİ Arkeoloji bölümünün amacı; kazı ve yüzey araştırmalarıyla insanlık tarihinin başlangıcından itibaren insan ve yaşadığı ortama ilişkin olarak ele geçen her çeşit maddi ve manevi buluntu, bulgu ve kalıntıyı bilimsel yöntemlerle inceleyerek bugün yok olmuş topluluk ve toplumların kültür ve uygarlıkları hakkında bilgi vermektir. Bu alanda öğrenim görmek ve çalışmak isteyenlerin, eski uygarlıklara ilgi duyan, araştırmayı seven, açık havada ve grupla çalışabilen, titiz ve ayrıntılarla uğraşmayı seven kişiler olmaları gerekir.  SANAT TARİHİ Sanat tarihi programı, Türk-İslam sanatı başta olmak üzere Avrupa’da ve dünyanın diğer ülkelerindeki çeşitli dönemlere ait sanat eserlerini inceler ve bu alanda eğitim yapar. Sanat Tarihi bölümünde okumak ve bu alanda çalışmak isteyenlerin, sanata ve eski uygarlıklara ilgi duymaları, bilimsel meraka ve analitik düşünme gücüne sahip kişiler olmaları gerekir.  HİTİTOLOJİ Anadolu’da yaşamış olan Hitit Kavminin kültür, tarih, edebiyat, sanat, hukuk ve din alanlarında ortaya koydukları ürünlerin araştırılmasının yapıldığı bir programdır. Bu alanda öğrenim görmek isteyenlerin, eski uygarlıklara ilgi duymaları, bilimsel meraka ve analitik düşünme gücüne sahip olmaları gerekir.  SÜMEROLOJİ Sümeroloji M.Ö. 3300-0 tarihleri arasında Anadolu ve Mezopotamya kültürlerini çivi yazılı belgeler ışığında araştırmaya yönelik çalışmalar yapan bir bölümdür. Bu alanda öğrenim görmek isteyenler Sümerce’yi öğrenmek zorunda olduklarından, eski dilleri öğrenmeye istekli ve bu konuda yetenekli olmalıdırlar. Ayrıca, bilimsel meraka, güçlü bir dikkat ve belleğe sahip olmak gerekir.

sözel bölümler

RADYO TELEVİZYON VE SİNEMA Radyo, televizyon ve sinema alanında nitelikli elaman yetiştirmeyi amaçlayarak, toplumsal, siyasal ve ekonomik olayları kavramaya yarayacak kültür, teknik ve uzmanlık bilgileri veren, iletişim konularında araştırma ve eğitim yapan bir bölümdür. Bu alanda başarılı olabilmek için, toplumsal, siyasal ve ekonomik olaylarla ilgilenme, yaratıcı olma, insanlarla iyi ilişkiler kurabilme, iyi bir gözlemci olma, duygu ve düşüncelerini sözle ve yazıyla en iyi şekilde ifade edebilme gibi nitelikler gereklidir.  İLETİŞİM TASARIMI İletişim tasarımı programı, iletişim ortamlarında kurum ve kuruluşların politikaları ve stratejileri doğrultusunda teknoloji kullanımını tasarım becerisiyle birleştirerek, etkili mesaj hazırlama, tasarlama ve sunma yetkinliklerine sahip öğrenciler yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Bu alanda öğrenim görmek ve çalışmak isteyenlerin, sosyal bilimlere ilgili, sanata eğilimli ve yaratıcı, teknolojiyi kullanabilen ve bu alandaki gelişmeleri takip edebilen kişiler olmaları gerekir.  MEDYA VE İLETİŞİM SİSTEMLERİ Bu programın amacı; gazetecilik ve televizyonculuk alanında her türlü mesajın üretilmesi, iletilmesi aşamalarını gerçekleştirecek bunu yaparken de bu alanda kullanılan teknolojileri bilen elemanlar yetiştirmektir. Bu alanda öğrenim görmek ve çalışmak isteyenlerin, elektroniğe ilgisi olan, araç-gereç kullanmaya meraklı, yaratıcı, üst düzeyde okuma alışkanlığı olan ve düşüncelerini başkalarına aktarma yeteneğine sahip kimseler olmaları gerekir.  REKLAMCILIK İşletmelerin ürettikleri mal ve hizmetleri en iyi şekilde tanıtarak pazarlama iletişimi yapacak, tüketicide üretilen mal ve hizmete ilgi uyandırarak satışını arttıracak ve sürekliliğini sağlayacak elemanlar yetiştirmektir. eklamcılık bölümünde okumak ve bu alanda çalışmak isteyenlerin, sosyoloji, psikoloji, ekonomi, teknoloji ve sanata ilgi duyan, ikna yeteneği yüksek kişiler olmaları gerekir. İnsanlarla işbirliği halinde çalışmak, yaratıcı, yeniliğe açık ve kendini sürekli geliştirmek reklamcıda aranan diğer özelliklerdir.

sözel bölümler

GÖRME ENGELLİLER ÖĞRETMENLİĞİ Görme engelliler öğretmenliği programının amacı; görme engeli olan kişileri eğitmek ve onlara tek başına hayatlarını devam ettirebilecek beceriler kazandırmaktır. Bu alanda çalışmak isteyen kişilerin sabırlı, insanlara yardım etmeyi seven ve onlara bir şeyler öğretmekten mutlu olan kişiler olmaları gerekir.  GAZETECİLİK Gazetecilik programı, yazılı basında haberin kaynağından baskı evresine kadar olan işlemleri ile, baskı evresinde süreli yayınların baskısına ilişkin temel bilgi ve becerileri kazandırmak amacıyla eğitim ve araştırma yapar. Gazeteci olmak isteyenlerin, sosyal bilimlere ilgili, düşüncelerini sözle ve yazıyla ifade edebilme yeteneğine ve geniş bir genel kültüre sahip, olaylara karşı ilgi ve merakla yaklaşmaları, insanlarla iyi ilişkiler kurabilmeleri gerekir.  BASIN VE YAYIN Basın ve yayın programının amacı; haber ajanslarının, ulusal ve yerel gazetelerin, kamu-özel radyo ve televizyon kuruluşlarının ihtiyacı olan muhabir, haber fotoğrafçısı, editör, radyo yayıncısı, TV haber programcısı ve görsel yönetmen yetiştirmektir. Bu alanda çalışacakların, basım, gazetecilik ve televizyonculuğa ilgi duymaları, yaratıcı, haberciliğin ve gazeteciliğin heyecanlı ve stresli ortamında çalışabilecek dirençte kişiler olmaları beklenir.  HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM Halkla ilişkiler ve tanıtım programının amacı; gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşlarında kurumu halka tanıtacak, kurumun çalışmalarına karşı halka ilgi uyandıracak, kurum hakkında çevrede olumlu izlenimler yaratacak ilişkileri kurabilen elemanlar yetiştirmektir. Bu alanda öğrenim görmek ve çalışmak isteyenlerin, sosyoloji, psikoloji ve ekonomiye ilgi duyan, insanlarla iyi ilişkiler kurabilen, üstün bir sözel ifade gücüne sahip, sabırlı, yaratıcı ve sürekli kendini geliştiren kişiler olmaları gerekir.  İLETİŞİM SANATLARI İletişim sanatları bölümü, kurumların ihtiyaç duyduğu teknolojiyi bilen, en az bir yabancı dili iyi konuşabilen halkla ilişkiler uzamanı yetiştirmektedir. İletişim sanatları bölümündeki eğitimin, halkla ilişkiler programından farkı; bu alanda teknolojiyi sanatla birleştirip, öğrencilerin yaratıcılıklarını geliştirerek ve bunları uygulamalarla pekiştiren bir eğitim vermesidir. İletişim sanatlarında çalışacak kişilerin, sosyal bilimlere ilgili, sanata eğilimli, insanlarla iyi ilişkiler kurabilecek, duygularını, düşüncelerini yazılı ve sözlü olarak ifade edebilme gücüne sahip ve yaratıcı kişiler olmaları gerekir.

sözel bölümler

SÖZEL MESLEKLER  COĞRAFYA Coğrafya bölümünde, yeryüzündeki doğal çevrenin özellikleri, çevre- ilişkileri, çevrede meydana gelen fiziki ve beşeri olayların dağılışı konularında inceleme, araştırma ve eğitim yapar. Coğrafya alanında çalışmak isteyenlerin, coğrafya, biyoloji, astronomi, sosyoloji, tarih ve jeoloji konularına karşı ilgi duymaları ve doğayı incelemeye istekli olmaları gerekir.  SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENLİĞİ Sosyal bilgiler öğretmenliği programının amacı; İlköğretim kurumlarının ikinci kademesindeki öğrencilere Milli Tarih, Milli Coğrafya ve Vatandaşlık Bilgisi derslerini öğretecek olan öğretmenleri yetiştirmektir. Bu alanda öğrenim görmek isteyenlerin, tarih, toplumbilim ve coğrafya konularına ilgili, sözel ifade yeteneğine sahip, başkalarına bir şeyler öğretmekten mutlu olan, sabırlı ve yaratıcı kişiler olmaları gerekir.  İŞİTME ENGELLİLER ÖĞRETMENLİĞİ İşitme engelliler öğretmenliği bölümünde, işitme kaybı 25-75 desibel arasında olan, çeşitli yardım ve araçlarla eğitim ve öğretimden yararlanabilecek ağır işiten çocukların eğitimini gerçekleştirebilecek öğretmenler yetiştirmek amacıyla eğitim ve araştırma yapar. Bu alanda çalışmak isteyenlerin, sabırlı, anlayışlı, çocuklara ve insanlara yardım etmeyi seven özverili kimseler olmaları gerekir.  ZİHİNSEL ENGELLİLER ÖĞRETMENLİĞİ Bu bölümün amacı; normal eğitim olanaklarından yararlanamayacak kadar zeka geriliği olan çocukların eğitimini gerçekleştirebilecek öğretmenleri yetiştirmek ve bu konuda araştırma yapmaktır. Bu alanda çalışacak kişilerin, zeka geriliği olan çocukların eğitimini gerçekleştirebilecek ölçüde sabırlı, anlayışlı, çocukları seven, onlara bir şeyler öğretmekten mutlu olan kişiler olmaları gerekir.

sayısal bölümler

MF4 Puan Türü İle Alan Bölümler * Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği * Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği * Bilgisayar Mühendisliği * Bilgisayar ve Enformasyon Sistemleri * Bilgisayar-Enformatik * Bilişim Sistemleri Mühendisliği * Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri * Biyomedikal Mühendisliği * Biyomühendislik * Biyosistem Mühendisliği * Cevher Hazırlama Mühendisliği * Çevre Mühendisliği * Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği * Deri Mühendisliği * Elektrik Mühendisliği * Elektrik-Elektronik Mühendisliği * Elektronik Mühendisliği * Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği * Endüstri Mühendisliği * Endüstri Sistemleri Mühendisliği * Endüstri Ürünleri Tasarımı * Endüstriyel Tasarım * Enerji Sistemleri Mühendisliği * Fizik Mühendisliği * Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği * Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği * Gemi ve Deniz Teknolojisi Mühendisliği * Gemi ve Yat Tasarımı * Geomatik Mühendisliği * Gıda Mühendisliği * Güverte * Harita Mühendisliği * Havacılık ve Uzay Mühendisliği * Hidrojeoloji Mühendisliği * İç Mimarlık * İmalat Mühendisliği * İnşaat Mühendisliği * İşletme Mühendisliği * Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği * Jeofizik Mühendisliği * Jeoloji Mühendisliği * Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarisi * Kimya Mühendisliği * Kimya ve Süreç Mühendisliği * Kontrol Mühendisliği * Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği * Maden Mühendisliği * Makine Mühendisliği * Makine ve İmalat Mühendisliği * Malzeme Bilimi ve Mühendisliği * Malzeme Mühendisliği * Mekatronik Mühendisliği * Metalurji ve Malzeme Mühendisliği * Mimarlık * Mühendislik ve Doğa Bilimleri Programları * Nükleer Enerji Mühendisliği * Orman Endüstrisi Mühendisliği * Orman Mühendisliği * Otomotiv Mühendisliği * Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği * Peyzaj Mimarlığı * Pilotaj * Polimer Mühendisliği * Raylı Sistemler Mühendisliği * Seramik Mühendisliği * Sistem Mühendisliği * Şehir ve Bölge Planlama * Tarım Makineleri * Tarımsal Yapılar ve Sulama * Tekstil Mühendisliği * Uçak Mühendisliği * Yazılım Mühendisliği

sayısal bölümler

MF3 Puan Türü İle Alan Bölümler * Beslenme ve Diyetetik * Biyokimya * Diş Hekimliği * Ebelik * Eczacılık * Ergoterapi * Fizik Tıp ve Rehabilitasyon * Fizyoterapi ve Rehabilitasyon * Genetik ve Biyomühendislik * Gerontoloji * Hemşirelik * Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri * Moleküler Biyoloji ve Genetik * Odyoloji * Tarımsal Biyoteknoloji * Tarla Bitkileri * Tıp * Veteriner Fakültesi

sayısal bölümler

MF2 Puan Türü İle Alan Bölümler * Bahçe Bitkileri * Bahçe Bitkileri Üretimi ve Pazarlaması * Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği * Bitki Koruma * Bitkisel Üretim ve Teknolojileri * Biyoloji * Biyoloji Öğretmenliği * Ekoloji * Fen Bilgisi Öğretmenliği * Fizik * Fizik Öğretmenliği * Kimya * Kimya Teknolojisi * Su Ürünleri Mühendisliği * Süt Teknolojisi * Tarım İşletmeciliği * Toprak Bilimi ve Bitki Besleme * Zootekni

sayısal bölümler

MF1 Puan Türü İle Alan Bölümler * Aktüerya Bilimleri * Astronomi ve Uzay Bilimleri * Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi * Finans Matematiği * İlköğretim Matematik Öğretmenliği * İstatistik * İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri * Matematik * Matematik Mühendisliği * Matematik Öğretmenliği * Matematik ve Bilgisayar Bilimleri * Matematik-Bilgisayar * Uygulamalı Matematik

sayısal bölümler

MF1 Puan Türü İle Alan Bölümler * Aktüerya Bilimleri * Astronomi ve Uzay Bilimleri * Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi * Finans Matematiği * İlköğretim Matematik Öğretmenliği * İstatistik * İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri * Matematik * Matematik Mühendisliği * Matematik Öğretmenliği * Matematik ve Bilgisayar Bilimleri * Matematik-Bilgisayar * Uygulamalı Matematik

bob marley

Stüdyo albümleri Yıl Albüm detayları Grup Peak chart positions Satış Certifications (sales thresholds) US US R&B AUT [5] NOR [6] NZ [7] SWE [8] 1965 The Wailing Wailers Released: 1965 Label: Studio One Format: The Wailers — 168 — — 143 — 1970 Soul Rebels Released: December 1970 Label: Upsetter/Trojan Format: The Wailers 182 177 — — — 131 1971 Soul Revolution Released: 1971 Label: Upsetter/Trojan Format: The Wailers 146 — — — 102 117 Soul Revolution Part II Released: 1971 Label: Upsetter/Trojan Format: The Wailers — — — — — — The Best of The Wailers Released: August 1971 Label: Beverley's Format: The Wailers 194 — — — — — 1973 Catch a Fire Released: April 13, 1973 Label: Island/Tuff Gong Format: The Wailers 101 51 113 — 108 95 Burnin' Released: October 19, 1973 Label: Island/Tuff Gong Format: The Wailers 67 40 79 102 56 44 1974 Rasta Revolution Released: 1974 Label: Upsetter/Trojan Format: Bob Marley & The Wailers 100 58 — — 83 — Natty Dread Released: October 25, 1974 Label: Island/Tuff Gong Format: Bob Marley & The Wailers 52 33 61 67 40 44 1976 Rastaman Vibration Released: April 30, 1976 Label: Island/Tuff Gong Format: Bob Marley & The Wailers 8 11 7 14 14 2 1977 Exodus Released: June 3, 1977 Label: Island/Tuff Gong Format: Bob Marley & The Wailers 1 1 2 1 1 1 US: 13× Platinum[9] 1978 Kaya Released: March 23, 1978 Label: Island/Tuff Gong Format: Bob Marley & The Wailers 1 2 6 2 5 1 1979 Survival Released: October 2, 1979 Label: Island/Tuff Gong Format: Bob Marley & The Wailers 3 3 8 17 10 4 1980 Uprising Released: June 10, 1980 Label: Island/Tuff Gong Format: Bob Marley & The Wailers 1 1 4 3 1 2 1983 Confrontation Released: May 23, 1983 (posthumous) Label: Island/Tuff Gong Format: Bob Marley & The Wailers 5 2 2 1 6 2 "—" denotes releases that did not chart.

bob marley

Turları ; Nisan–Temmuz 1973: Catch a Fire Tour (İngiltere, ABD) Ekim–Kasım 1973: Burnin' Tour (ABD, İngiltere) Haziran–Temmuz 1975: Natty Dread Tour (ABD, Kanada, İngiltere) Nisan–Temmuz 1976: Rastaman Vibration Tour (ABD, Kanada, Almanya, İsveç, Hollanda, Fransa, İngiltere, Galler) Mayıs–Temmuz 1977: Exodus Tour (Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, İsveç, Danimarka, İngiltere) Mayıs–Ağustos 1978: Kaya Tour (ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, İspanya, İsveç, Danimarka, Norveç, Hollanda, Belçika) Nisan–Mayıs 1979: Babylon by Bus Tour (Japonya, Yeni Zelanda, Avustralya, Hawaii) Ekim 1979–Ocak 1980: Survival Tour (ABD, Kanada, Trinidad-Tobago, Bahamalar, Gabon) Mayıs–Eylül 1980: Uprising Tour (İsviçre, Almanya, Fransa, Norveç, İsveç, Danimarka, Belçika, Hollanda, İtalya, İspanya, İrlanda, İngiltere, İskoçya, Galler, ABD)

bob marley

Dini ; Bob Marley reggae tarzının kilit noktası olan Rastafari hareketindendi. Marley Rastafari'nin lideri haline geldi ve Reggae'yi Jamaica'dan çıkartıp uluslararası üne sahip bir müzik haline getirdi. Biyografilerine göre, Twelve Tribes Mansion'na bağlıydı. O "Tribe of Joseph" diye bilinen Rastafari mezhebindendi, çünkü şubatta doğmuştu. (rastafarinin 12 mezhebi 12 ayrı ayda doğanlar tarafından oluşur).Gerçek Rastalar (Rasta = Rasta dinine inanan insan) Ital adını verdikleri inanç ile et yemezler. Yani Bob Marley vejetaryen idi.[2] Marley bunu kendi notlarında belirtmiştir. Marley Etiyopya Ortodoks Hıristiyan Kilisesi tarafından 4 Kasım 1980'de Kingston, Jamaika'da vaftiz edildi.

bob marley

Robert Nesta "Bob" Marley (6 Şubat 1945 - 11 Mayıs 1981), Jamaikalı (gbkz:reggae) sanatçısı. Bob Marley, 130'un üzerinde plağı, her biri dillere destan olmuş yüzlerce şarkısı bulunan bir reggae efsanesi olarak kabul edilir. 5 yaşındayken, annesi Kingston'a taşınmaya karar vermiş ve orada Bob ve ailesi, yaşamı boyunca Bob'un en iyi arkadaşlarından biri olan Bunny Livingston ve ailesi ile birlikte yaşamışlar. Bob ve Bunny, o yıllardan beri müzik ile uğraşmışlar. Bob Marley, reggae müziğinin sadece Jamaika sınırlarında kalmamasını sağlayıp, onu bütün dünyaya duyuran en önemli isimlerden biridir. Büyük bir kesim tarafından bu tür müziğin kralı olarak ifade edilen Bob Marley, söz yazarı, şarkıcı ve gitaristtir. Profesyonel anlamda müziğe The Wailers grubu ile başlamıştır. The Wailers, Peter Tosh ve Bunny Livingston'dan oluşuyordu ki, bu isimlerde daha sonradan Bob Marley gibi solo kariyer çalışmalarına devam ettiler. İlk hitleri "Simmer Down" olmuştu. Bob, The Wailers'dan ayrıldıktan sonra, üç kadın reggae sanatçısının oluşturduğu The I-Threes adlı gruba müzikal alanda yardım etti. Topluluğun elemanlarından Juddy Mowatt, tecrübeli sanatçı için şu ifadeyi kullanmıştı; "Bob Marley’in şarkı sözü ve müzik altyapısı öylesine gelişmiş ki, kendisi bir müzik ansiklopedisi gibi" Bu ünlü Jameikalı söz yazarı, sadece kendisi ile değil bu grubu ile de, "ada müziğinin" evrensel bir boyut kazanmasını sağladı. Şarkılarında politik ancak basit bir içerik vardı. "Catch A Fire"ı 1972 yılında yayımladı. Bu çalışmayı; 1973 çıkışlı "Burnin’", 1975'te kaydedilen "Natty Dread" ve 1975 tarihli "Live" albümleri izledi. İngiltere, Almanya gibi önemli Avrupa ülkelerinde de hatrı sayılır bir dinleyici kitlesine sahip oldu. Bu sayede Avrupa'da özellikle o yıllar için büyük önem taşıyan konserler verdi. En popüler şarkılarından biri olan "Get Up, Stand Up", sosyal karmaşayı konu edinir. " No , Woman No Cry" gibi politik olmayan içerikte parçaları da vardır. Birleşmiş Milletler "Barış Madalyası", 1978'de Afrika insanına yapılan insancıl yardımlara şarkılarıyla destek olduğu için, Bob Marley'e verilmiştir. Ve bu ödülü aldığı sene insancıl yardım amacıyla Jamaika'da konsere çıkmıştır. Müzisyenliğiyle uluslararası alanda kabul gören Marley, insani yönüyle de büyük takdir kazanmıştır. Yaptığı "I Shot The Sheriff" ve "Get Up, Stand Up" gibi şarkılar ünlü sanatçı Eric Clapton tarafından yıllar sonra yeniden düzenlenmiştir. Bob Marley çok az kişinin inandığı Rastafarianizm dinine mensuptur. Bu din eski Etiyopya topraklarından çıkmıştır ki saçını "Rasta" yapmasının nedeni de dini inancıdır. "Rasta" saç stili bu gün moda olarak kullanılsa da Bob Marley buna karşıdır .Bu saç stilinin gerçek adı Dreadlock olmasına rağmen Rasta olarak bilinmektedir. 1977 yılında futbol oynarken ayak başparmağında açılan bir yaradan dolayı deri kanseri (melanoma) olduğu ortaya çıktı. Parmağının kesilmesini istemedi. Çünkü Rastafarianizm inancında mezara tek parça halinde girilmek istenir. 1981 yılında ağırlaşan Marley, son günlerini yaşamak için Almanya'dan ülkesi Jamaika'ya uçakla dönerken durumu kritikleşti. Uçağı acil tıbbi yardım için Miami'ye iniş yaptı. Miami, Florida'daki Cedars of Lebanon Hastanesinde, 11 Mayıs 1981 sabahı 36 yaşında hayatını kaybetti. Son sözleri oğlu Ziggy'ye "Para hayatı satın alamaz" oldu. [1] Ölmeden önceki ay kendisine ülke kültürüne katkılarından dolayı Jamaika'nın en büyük ödülü Merit verilmişti ama almaya ömrü yetmedi.

arslan

Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir.

tarihi çağlar

Tarihler ve Çağlar Arkeologların yapması gereken en önemli işlerden biri, ulaştıkları buluntuların hangi dönemden kaldığını saptamaktır. Bu buluntular arasında ele geçen yazılı belgeler, bu iş kolaylaştırır; ama yazılı bir belge yoksa, örneğin binlerce yıl öncesinden kaldığı tahmin edilen bir eşyanın kesin yapım tarihini bulmak çok zordur. Arkeolojinin eski yerleşmeleri ve buluntuları tarihlendirmede yararlandığı yazılı tarih öncesi dönemleri, ilk kez Danimarkalı bir arkeolog sınıflandırmıştır. Bu yazılı tarih öncesi dönem, Prehistorya ya da Tarihöncesi olarak adlandırılır. İnsanların çok sert bir taş olan çakmak taşından alet ve silah yaptıkları ilk dönem Taş Devri'dir. Alet ve silahların tunçtan yapıldığı bir sonraki döneme Tunç Çağı denmiştir. Demirin kullanılmaya başlandığı son dönemse Demir Çağı olarak adlandırılır. Çağdaş arkeologlar bu üç çağı da kendi içinde daha kısa süreli dönemlere ayırırlar. Bir arkeolog, ortaya çıkardığı aygıtların hangi çağdan kaldığını saptasa bile bu aygıtların yapıldıkları tarihe ilişkin bilgi edinmesi her zaman kolay olmaz; çünkü bir bölgede yaşayan insanlar taştan aygıtlar kullanırken aynı dönemde başka bir bölgede insanların tunçtan aygıtlar kullandığı bilinmektedir.

arkeoloji

Arkeoloji, kazı bilimi veya kazıbilim kazı vb. yöntemlerle ortaya çıkarılan tarihî yapıtları kültürel, sanatsal ve tarihsel yönden inceleyen bir bilimdir. Türkçeye yanlış bir şekilde "kazıbilim" olarak çevrilmiş olsa da kazı, arkeolojik araştırma yöntemlerinden sadece bir tanesidir. Arkeoloji asıl olarak insanlığın kültürel geçmişini, kültürlerin değişimini ve birbirleriyle ilişkilerini inceler. Arkeoloji, Yunancadaki ἀρχé ar(ch)ke: eski, eskiden kalma ve ό λόγος logos: bilgi, bilim, öğreti, öğretme, tanımlama, ortaya koyma kelimelerinden türemiştir. Kelime anlamı olarak da "Eskinin -Bilgisi, -Bilmi, -Öğretisi, -Tanımlanması ve -Ortaya Çıkarılması" anlamlarına gelebilmektedir. Arkeoloji, kendi içinde birçok farklı bilim dalını barındırmaktadır. Bunlar arasında tarihöncesi (prehistorya) arkeolojisi, klasik arkeoloji, protohistorya ve önasya arkeolojisi, mısır arkeolojisi, tevrat arkeolojisi, ortaçağ arkeolojisi sayılabilir. Arkeoloji, yazılı tarihten önce ve sonra yaşamış insanlara ilişkin bilgi edinme olanağı sağlaması açısından özellikle önemlidir. Bu bilim dalının uzmanları olan arkeologlar, araç, eşya ve yapı kalıntılarını inceleyerek, eski insanların nasıl yaşadıklarını anlayabilirler. Arkeologlar çalışmalarını çoğunlukla eskiden insanların yaşadığı varsayılan yerleşimleri gün yüzüne çıkararak yürütürler. Yıkılan bir kentin üstüne yenisi yapıldığından eski kentler genellikle toprağın altında kalır ve üst üste kurulan yerleşmelerin mimari (özellikle kerpiç) yıkıntıları zamanla bir tepe oluşturur. Bu tür tepeler Türkiye'de höyük, Yunanistan'da "Magula", Yakındoğu'da "Tell", İran'da "Teppe" olarak adlandırılır. Ülkemizdeki Alacahöyük,Yalıhüyük ve Çatalhöyük gibi eski yerleşmeler birer höyüktür. Ancak her arkeolojik buluntu yeri bir höyük değildir. İnler, düz yerleşme yerleri, antik kentler de arkeolojinin araştırma alanları arasında yer alır. Tarihöncesi arkeolojisi yazının ortaya çıkmasından önceki dönemleri inceler. Bu incelemede kazılar çok büyük bir dikkatle yürütülür. Tarihöncesi dönemden günümüze kalan çanak çömlek parçaları, taş araçlar, mimari kalıntılar ya da organik kalıntılar çok önem taşımaktadır.

ÅŸair

Şâir, şiir yazan demektir. Şâir kelimesi Arapça'dan gelir; doğaüstü güçlere sahip, meczûp, kâhin gibi anlamlar da yüklenmiştir. Günümüzde sadece kitaplar ile değil, internet ile de geçmişin usta şâirleri ve günümüzün şâirleri okuyucularına ulaşmaktadırlar. Edebiyat akımlarından en sonuncusu serbest şiir akımı iyiden iyiye özgürlükçü şiir ve şâir kavramına kavuşmuştur. Şâir, gerek insana, gerek doğaya, gerek olgu ve olaylara daha farklı ve duyarlı, sezgisel ve derinlikli bir perspektiften bakan; bunu, bu ayrıcalıklı statüsünün bir sonucu olarak, en etkili ve dolaysız ifade biçimi olarak, ahenkli ve yüklü mısralarla dile getiren kişi diye nitelenmiştir. Şâirler şiir yazdıklarında genelde duygu ve düşüncelerini o şiire katmak isterler.

alkol

Alkol, karbon atomuna doğrudan bir -OH grubunun bağlı olduğu organik bileşiklere verilen genel ad. Genel formülü CnH2n+1OH olan mono alkoller, alkollerin önemli bir sınıfıdır. Bunlardan etanol (C2H5OH), alkollü içeceklerde bulunan türüdür. Genellikle alkol kelimesi ile etanol kastedilir ki yeni fermente olmuş birada etanol oranı %3 - %5 arasında iken şarapta %12 - %15 arasındadır.

ibrahim halil arslan

Rışvan Derneği Başkanı ve Şuski Genel Müdürlüğü Tesisler Dernek Başkanı.

muratti

Piyasada Değeri 8 TL Olan İçimi Keyifli Sigara.