kızıl goncalar
-
Cüneyd'in babası Tolga Tekin'i yıllar evvel Timuçin'in oyununun arasında görmüştüm. Henüz prime time kuşağına transfer olmadığı zamanlardı. Bizim Evin Halleri'ni arada bir izlediğimden hemen tanımıştım. Paramparça'da kerimanyak demesiyle (Ablası manyak Keriman'la diyalogları acayip komikti) tutundu piyasada ve düzenli rol teklifi alan oyuncu haline geldi ( o kadar çok oyuncu alternatifi var ki düzenli rol teklifi almak da bir başarı) Hayatın içinden sıradan insanları çok doğal canlandırmada oldukça başarılı bir oyuncu.
-
O neydi gız! Vahit'in sağlam ayakkabı olmayacağını tahmin etmiştim de bu kadar kötü olabileceğini bilememiştim. Sadi Hüdayi ağlarken, öz oğlu Cüneyd için o gün köprüden atmama izin verseydin böyle olmazdı demesi komikti :) Tolga Tekin'in, Taçsız Prenses'te dilendirdiği ve elinden parasını zorla aldığı küçük kızına söylediği laflar da komikti çünkü kötü ve kalpsiz olması çok olağan ve normal bir şeymiş gibi bir umursamazlıkla konuşuyordu, komiğime gidiyordu :)
-
Senarist nasıl olsa herkes izliyor, ne yazsam izleyecekler düşüncesiyle mantıktan öyle bir şaşmış ki! Zeynep'in kucağındaki bebeğin kimin olduğunu anladım senarist. Meryem kader, kader diye sayıklayıp bıçaklanacağını bildiği halde koğuşa geri dönmeseydi, Zeynep'i Vahit'ten koruyan bebek olmayacaktı ortada. Meryem'i bıçaklayan tetikçi kadın hapse girince, bebek ortada kalınca bir şekilde bebek Meryemlerin himayesine girdi. Bebeği de Zeynep'in bebeği gibi gösterdiler dergahta... Sen bunları yazarken bu yazdıklarıma vay be diyecekler diye düşünedur sevinedur senarist, ben neye bağlayacağını çözüp vay be demedim maalesef, yok artık ebesinin örekesi dedim :)