devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

  1. "(...) Bazen de fazla duyulmamış bir şiirin sön dörtlüğünde sayfanın sonunda bir baskı hatasıyla çıkmamış olan dördüncü mısrayı kendi el yazısıyla ve kendisince olması gerektiğini düşündüğü şekliyle tamamlıyor ve bu tamamlama hem kafiye, hem vezin ve hem de anlam bakımlarından şiirin bütünlüğüne son derece uygun düşüyordu. Yusuf Ziya Ortaç'ın Halk Edebiyatı Antolojisi'nde olduğu gibi... Söz konusu antolojinin 25. sayfasında Ümmi Sinan adlı çok bilinmeyen bir şairin, fazlaca bilinmeyen bir şiiri yer alıyor ve bu şiirin son dörtlüğünün son mısrası baskı hatası ile basılmamış. Ama Atatürk o noksanlığa dikkat etmeksizin geçip gitmiyor, o noksanlığa teslim olmuyor. O son mısrayı kendi el yazısıyla olması gerektiğini düşündüğü gibi tamamlıyor.

    Şiirin son kıtası kitapta noksan basılmış haliyle aynen şöyle;

    Bir pınarın başına
    Bir destiyi koysalar
    Kırk yıl anda durursa

    Şiirin son mısrası yok... Atatürk eline kalemini alıyor ve baskıda çıkmamış olan son mısrayı kendince olması gerektiğini düşündüğü gibi ve kendi el yazısıyla tamamlıyor;

    'Suyla dolası değil'

    Hece, vezin, kafiye ve anlam bakımlarından her şey tamam ve şiirin daha önceki bütünlüğü ile tamamen uygun...

    Bu kitabı hazırlarken baskıda noksan çıkan mısranın aslını merak ederek şiiri buldum ve Atatürk'ün 'Suyla dolası değil' diye tamamladığı mısranın orijinal metinde 'Kendi dolası değil' şeklinde olduğunu gördüm (...)"

    (Atatürk Gücünü Nereden Alıyordu - Feyzullah Budak - Sayfa: 44,45)
    avatar
    02.11.2020 - 05:06