devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

mutlu olma alışkanlığı

  1. Hayata dair farkındalıklar, serzenişler, inişler ve çıkışlar…

    Mutlu Olma Alışkanlığı

    Mutlu olmak bir alışkanlıktır. Tıpkı mutsuz olmak gibi. İkisi de, aklının ve düşüncelerinin birer alışkanlığıdır. İyi haber ise: Alışkanlıklar baştan yaratılabilir.

    Mutsuzluk varolmanın, hayatta olmanın değişmez gerçeklerinden biri değildir. Mutsuzluk, aslında varolmanın, hayatta olmanın tam tersidir. Bir anlığına, mutsuzluğun tırnak yemek gibi bir alışkanlık olduğunu farzet. Tırnak yemekten vazgeçebilirsin. Aynı şekilde, kendi kendine mutsuz olduğunu söylemekten de vazgeçebilirsin. Mutsuzluk hissi bir nevi yoldan sapmadır. Aslında ona ihtiyacın yok.

    Burada kendini mutlu olduğuna dair telkin etmenden bahsetmiyorum. Çünkü mutsuz olmaktan vazgeçmeyi seçtiğinde, mutluluk zaten zahmetsizce kendini gösterecektir. Terazinin üzerindekileri kaldırdığında iğnenin ortaya gelmesi gibi, mutluluk da bir orta noktadaki bir eşitliktir aslında. Artık mutsuluğunun yanında sönük veya üstü örtülü kalmayacaktır.

    Tatsız bir durum gerçekleştiğinde, bu seni mutsuz, endişeli ve sıkıntılı yapabilir. O anda sanki hissedilmesi gereken şeyler bunlardır değil mi? Ama bunun böyle olması gerektiğini kim söyledi? Başına gelen herhangi bir olayın illa ki seni mutluluk halinden çıkarması gerektiğini kim söyledi? Belki de sen mutlu olmanın bir aşırı keyif durumu olduğunu düşünüyorsun. Ama mutlu olmak için havalarda uçuyor olmana gerek yok. Eskiden kalma ve aşina olduğumuz “basit mutluluk” gayet yeterlidir. Aslında çok da iyidir.

    Kendi neşenin farkına var. Mutsuzluğun üzerine harcadığın dikkati birazcık da neşene göster. Mutsuz olduğunda zaten bu hissi yeteri kadar evirip çevirmedin mi elinde? Kendini mutsuz hissetmen gerektiğine dair tüm sebepleri incelemedin mi nasıl olsa? Ama yine de, kendini mutsuz hissettiğin anların sonrasında bile mutluluk bir şekilde tekrar geliyordu değil mi hayatına?

    Artık mutlu olmaya alış. Zahmetsiz, keyifli ve sürekli senin yanında olan bir mutluluktan bahsediyorum. Hani başın derde girdiğinde bile yanına kalan sadık dostların vardır ya… Paran bittiğinde onlar yanındadır. Git gel yapmazlar. Onlar senin dostluğunu ilan etmişlerdir ve daha fazla söze gerek yoktur. Her ne olursa olsun, onlar seninle birlikte kalacaklardır.

    Mutluluk sence böyle bir dost olamaz mı?

    Ben sana mutluluğun işte böyle sadık bir dost olabileceğini söylüyorum. Adı “Mutluluk” olan bu dostunu unutan sensin. Onu hiç bir zaman elde edemeyeceğini düşünüyor olmalısın. Oysa ki bu mutluluk denen dost kayet keyifli bir şekilde senin yanında kalıyor.

    Kendi kendine şunu diyor olabilirsin: “İşimi, evimi kaybettiğim zaman nasıl mutlu olabilirim?”

    Ben sana işini veya evini kaybettiğinde de mutlu olabileceğini söylüyorum. Bu aslında kolay. Tek yapman gereken şey ise elinde ne kaldığını, ne yapabileceğini ve ne bulacağını düşünmek.

    Aslında mutsuzluk gerçekten, ama gerçekten başına gelenlerden kaynaklanmıyor. Mutsuzluk, başına gelenlere senin yüklediğin anlamlardan kaynaklanıyor. Başına gelenleri sen öyle bir şekilde yorumluyorsun ki, bunun sonucunda mutsuzluğu en ön sıraya oturtuyorsun.

    Tamam, işini kaybetmek önemli bir durum. Ama belki de en başından zaten o işte çalışmak istemiyordun. Her halukarda, işini kaybetmiş olman gerçeği, senin zannettiğin anlamlara gelmiyor. Bir daha başka bir işe giremeyeceğin anlamına gelmiyor. Senin başarısız bir insan olduğun anlamına gelmiyor. Eğer işinden kovulduysan bile, bu seni başarısız bir insan yapmıyor. Neyi başaramadığını düşünüyorsun? Hayatın kendisini başaramamazlık edemezsin. Mutlaka ve her zaman muvaffak olacağını söylemiyorum. Ama bil ki yaşamın kendisinde başarısız olman diye bir şey söz konusu değil.

    Bazen, yaşadığın olaylarla ilgili sadece kelimelere odaklan. Dikkatini sadece olan olay üzerine yoğunlaştır: Diyelim ki işini kaybettin. Yani sadece artık bir işin yok. Yalnız bunu biliyorsun. Zaten işini kaybetmen de sadece bu anlama geliyor, başka bir anlama değil. Eğer evine haciz geldiyse, sadece evine haciz geldi. Şimdi artık kafanı başka bir yerde yastığa koyma zamanı.

    Bir çok sıkıntı aslında ego kaynaklıdır, biliyor musun? Statü meseleleri…

    Peki ya bu dünyada evini kaybetmek veya işini kaybetmek arzu edilen şeyler olsalardı, o zaman kendini nasıl hissederdin? Eğer öyle olsaydı, herkes senin yerinde olmak isteyecekti. Ya böyle bir kayıp seni ileride bir yıldıza dönüştürecek olsa, o zaman da mutsuz hisseder miydin kendini?

    Yazının orijinali: HeavenLetters.org – Get Used to Happiness
    avatar
    17.10.2018 - 12:04