devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

  1. “Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz.” _1_

    Krikor Divarcı, İstanbul Ünviersitesinde bir öğretim görevlisidir, kendisini o dönemde Bandırma (Livatya) İlçesine atan etken ise ilginçtir.

    Şehit Gönenç Lisesinden belirli bir grup arkadaş birleşerek okulun Havacılık Kulübüne dahil olan Füzecilik Kulübünü kurarlar.

    1953 yılında başlayan derneğin kurucu öğrencileri, Artuğ Sayıner, Adnan Zambak, Güngör Gezer, Attila Yedikardeşler, Osman Caran’dır ve bu öğrenciler okul eğitiminden farklı olarak, atom enerjisi, dış dünya, atmosferin özellikleri, uzayın derinlikleri gibi konuları konuşmayı severler.

    Zaman ile ilerleme kaydeden gençler, okuldan ayrılarak, Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma derneğini kurarlar, dünya genelindeki 22 ülkede etkinlik gösteren Chicago Roket Cemiyeti, Güney Afrika Seyyareler Arası Cemiyeti ile Türk Astronomi cemiyetlerine mektuplar göndererek üye olur, bu kuruluşlardan bilgi ve deneyim elde ederler.

    30 Ağustos 1962 günü, tasarladıkları Marmara 1 Füzesi fırlatılır ve başarılı olur. Marmara 2 Füzesi çok geçmeden gelir, öyle hızlı kalkış yapar ki önceden belirtildiği gibi rasat kuleleri füzeyi göremez.

    Marmara 3, Marmara 4 derken Marmara 5 Füzesi tam 5415 metreye yükselir.

    Döneme göre muazzam başarılardır, bu durum daha da dikkat çekmelerine neden olduğunda, Uçan Türk Projesi yani uçabilen askeri zırh projesi, güdümlü füze projeleri, gemi füzeleri projeleri konuşulmaya başlanır. İTÜ’den ARGE desteği alınır, TSK, THK ve NASA da destek verir.

    Marmara 5 Sonrası, Hürriyet 1-2 füzeleri ve ATA Füzeleri gelir ki menzilleri de hızları da daha iyidir. Örneğin ATA-1 Füzesinin menzili, 300 km’dir.

    Bir süre sonra ise Uzay Yarışının en şiddetli olduğu dönemde asıl mücadele başlar. Amaç, Uzaya bir canlı göndererek tarihe geçmektir.

    Aktrüs Projesi kapsamına alınan uzaya canlı gönderme hedefinde, farenin füze içerisinde nereye konacağından, hareketlerinin “Mikrofilm” makinesi tarafından nasıl gözlemleneceğine kadar çeşitli detaylar belirlenmiştir. Füzenin ise 4 Metre uzunluğunda, 500 kiloluk bir yapıda, çeşitli bölmelerde olması hedeflenmiştir.

    Dikkat çeken bir üst düzey projeleri ise VEGA Projesidir, bu proje ise ilk balistik füze denemesini oluşturur, VEGA, 300 kilo ağırlığında ve 3 metre 60 santim olarak tasarlanmıştı.

    150 kg kalsit yakıt kullanması planlanan füze, 90 KM yükseklikten, 320 km’lik balistik bir yol izleyebilecek düzeyde hesaplanmıştır.

    Yaşanan tüm bu gelişmeler, “Fuhuş yuvası” denilerek köylüye okuma yazma, tarım, sanat, dans, enstürman yapımı gibi alanlarda öğretim veren Köy Enstitülerinin kapatılması nedeni ardındaki korkuyu uyandırmıştır.

    Bahsi geçen NSA ve Amerikan Enformasyon Başkanlığı, Köy Enstitüleri gibi “fabrika açmak komünistliktir.” sloganını da yaratarak Türk Sanayisini çökerten oluşumlardır.

    Daha İnönü döneminde, Nuri Demirağ, Şakir Zümre ya da Emrullah Ali Yıldız gibi dahilerin hayatlarını ve Türkiye’nin geleceğini karartanlardır.

    Nuri Killigil‘in silah fabrikalarına ve atölyelerine olan olay çok geçmeden Kirkor Divarcı’ya olacaktır. VEGA, Aktrüs, ardından Uçan Türk projeleri, ilk güdümlü füze denemeleri Türkiye’yi giderek aydınlanan bir yapıya sokmaktaydı, bu durum ise Türkiye’yi kontrol edilemez, bağımsız bir yapıya kavuşturabilirdi.

    Nelson Rockefeller‘ın Adnan Menderes Türkiye’si için söylediği “Oltadaki Balık” benzetmesi ile Türkiye’nin artık bir kukla olduğu ve daha fazla da yeme gerek olmadığı belirtilmişti, aynı oltadaki balık, oltadan kurtulmak için bu şekilde dahilerini öne sürüyordu ancak çok geçmeden Kirkor Divarcı’nın evinde yangın çıktı.

    Bütün füze planları yok edildiği gibi olayın üstü örtüldü, araştırılmadı, ardından NASA, TSK, THK da HUZAD’a yani Bandırma Füze Kulübüne desteğini çekti.

    Neden belirtilmedi, hiç bir başarısızlıkları da yoktu, bu nedenler Nuri Demirağ‘ın NUD 36’larını (İKİ MOTORLU BARIŞTA YOLCU UÇAĞI, SAVAŞTA BOMBARDİMAN UÇAĞI 1936_1944) bitiren nedenlerle aynıydı.

    Kirkor Divarcı, Marmara 1 Füzesini üretebilmek için döneme göre önemli bir para olan 400 Lirasını harcamıştı, bu para onun evlenebilmek için biriktirdiği paraydı.

    Gayrimüslim bir Türk ve Ermeni kökenli olmasına rağmen o Atatürk’e adadığı füzeleri yapmış istisnai bir insandı. Çok geçmeden HUZAD çalışmalarını sonlandırdı, 1959’dan 1962’ye kadar elde edilen bu müthiş ilerlemeler 1974 yılında tamamen bitirildi ve model uçak yapımına geçildi.

    Türkiye’nin füzecilik ile imtihanı bu kadar da değildi, sayısız Kaybolan Dahi gibi, deli sanılan ve gene Adnan Menderes tarafından ABD’ye hediye edilen çeşitli bahanelerle de vatandaşlıktan atılarak iyice ABD güdümüne verilmiş, İrfan Marduk, radarsız füzelerin mucidi vardı.

    Dipçe: Tüm Türkiye gazeteleri dahi Bandırma Füze Kulübü ile dalga geçerken düzgün ilk röportajı yapanlar Amerikanın Sesi Radyosu olmuştu.

    FOTOĞRAFLAR: Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma Derneği Üyeleri ve ürettikleri füzenin deneme anı... 1962

    Derleyen: AkifTanrıkulu
    Araştırmalarım sonucu birden çok kaynaktan alıntılar yaparak, yazıyı mümkün olduğunca kısa tutmaya çalıştım. Ben olayların şahidi değilim. Yanlışlarımı düzeltecek sevgili dostlarımıza şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum. Saygılarımla...
    avatar
    31.07.2018 - 11:33
  2. (gorsel:)
    avatar
    31.07.2018 - 19:29
  3. avatar
    01.08.2018 - 15:33