devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

  1. Uçsuz bucaksız hayal gücünün muvaffakiyetidir kendisi.

    (...)Geçiş deneyimi ne büsbütün hayal ne de tamamen nesnel gerçekliktir. İkisinin bireşim alanıdır, ki kendini en çok çocuk oyunlarında ortaya çıkarır. Oyun alanı diyebileceğimiz bu bölge, çocuğun dış dünyaya adaptasyonunu sağlayan yarı kurmaca bir alandır. Çocuk oyun kurarken gerçek olmadığını bildiği şeyin gerçekliğine inanır. Hayali arkadaşlara, hayali olaylara "deli olmama hakkını kullanarak" inanma olanağı yaratan bir ara bölgedir burası. Hayal gücüyle zenginleştirilen nesnel dünyadır, başka bir deyişle. Ancak çocuk olma sayesinde hak edilen, yetişkin olunca yasaklanan oyun bahçesidir.

    'Bir yetişkin kendi öznel olgularının nesnel olduğunu kabul etmeniz gerektiğini iddia ettiğinde ona deli diye bakarız. Oysa aynı yetişkin kişisel ara bölgenin keyfini herhangi bir iddiada bulunmadan çıkarabiliyorsa, o zaman biz de ona tekabül eden kendi ara bölgelerimiz olduğunu kabul edebilir, sanat, din ya da felsefe alanındaki bir grubun üyeleri arasında bir örtüşme, yani ortak bir deneyim alanı olduğunu görmekten memnun oluruz' Winnicott

    Yetişkinlik döneminde bu ara bölgeye izin verilen tek yer vardır; gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği sanat. Gerçek olmadığını bildiğimiz bir şeyin gerçekliğine inanma hakkıdır sanat. Hiç yaşamadığını bildiğimiz Anna Karenina'nın ölümüne üzülebilme, onun varlığına inanma hakkı mesela. Ya da Hamlet tarafından sevgi görmeyen ve deliren Ophelia'ya...Dış dünyanın sert yüzüne dayanabilmek adına kendi hayal dünyasına gizlenen Ofelya'ya...Belki Pan ve perilere inanma hakkı olduğunu söylemeye bile cesaret edebiliriz hatta.

    İşte del Toro bu filmde izleyiciye böyle bir geçiş alanı kurgular. Filmi seyrederken fantastik ve masalsı anlatıların birer düş ürünü olduğunu net ve keskin bir şekilde söyleyemeyiz. Bunun iki nedeni vardır. Savaşa ait görüntüler o kadar acı ve inanılmazdır ki, gerçek dünyanın gerçekliği bozulmuştur adeta. İkinci neden ise yönetmenin fantastik anlatıları nesnel dünyaya ait metafor, simge ve mitlerle tarif etmesidir. Masalsı yan hep gerçek dünyadan referanslara götürür bizi. Bu nedenle film boyunca gerçekliğin büküldüğü bir labirentte hissederiz kendimizi: Pan'ın labirentinde. (...)"

    (Psikeart Ocak - Şubat 2018)
    avatar
    05.03.2018 - 02:52