devam etmeniz halinde bu veri kaldırılacak.devam etmek istediğinizden emin misiniz?

  1. Dr. Mehmet Emin Adin

    istanbul tıp fakültesi mezunudur.

    hekimlik tarihi ve hekim haklarını da hatırlatması açısından bir yazısı vardır.

    “Antik Yunanistan’da onlarca yıllık gözlem ve deneylerden sonra söğüt yaprağından aspirini keşfeden ve insanlığın hizmetine sunan Hipokrat’tan…

    Marcus Aurelius’un ordularıyla savaşlarda, aslanlara yem edilen gladiatörlerle Collesium’da, yaralıların kalbine dokunan Galen’den…

    Bir milyondan fazla kelimeyi bir araya getirerek ‘ el kanun fi tibb’ i yazan ibni Sina’dan…

    Milyonlarca fırça darbesinin, on yıllarca gözlemin ürünü olarak insan anatomisini ortaya koyan Leonardo da Vinci’den…

    Kuduz, kolera, kızamık gibi onlarca aşıyı bularak, her yil yüz milyonlarca insanin hayatini kurtaran; antibiyotigi hayatimiza koyarak, savaşlardan daha çok insanın hayatına mal olan vebayı modern insanin hayatından silen bilim insanlarından…

    Yedi hafta boyunca laboratuvarından çıkmayıp sonunda X ışınlarını keşfeden, ağır düzeyde radyasyona maruz kalan, ve ne yazık ki kendisiyle çalışan eşini radyasyon kaynaklı kanserden kaybeden William Conrad Roentgen’den…

    Ve sonrasında yine radyasyondan hayatını kaybeden binlerce radyoloji teknisyeninden..

    Günümüz insanına nadide bir armağan ve emanettir modern tıbbi uygulamalar.

    Peki hekim kimdir?

    Tarih öncesi çağlardan beri milyonlarca kişinin, çoğu zaman hayat yolculuğunun büyük bir kısmını kapsayan, özveri, emek ve fedakarlıkla inşa ettiği bu bilgi birikiminin yegane mümessilidir hekim.

    Gençliğinin en güzel yıllarını kütüphanelerde, soğuk dersliklerde, karanlık nöbet odalarında, mecburi hizmetlerde geçiren kişidir hekim.

    Arkadaşları maça, sinemaya, gezmeye giderken ders çalışan kişidir hekim. Bayram günlerinde nöbet tutandır. Sabahın üçünde panikle sarıldığın telefonuna cevap verendir.

    Bir hastasını kaybettiğinde odasında gizli gizli ağlayan kişidir. Hastasıyla ilgili yanlış bir karar verdiğinde sabahlara kadar uykusuz kalan kişidir.

    Varlık mücadelesi veren bir kurumun aldığı cüzzi muayene farkını temel alarak, meslektaşlarımı şarlatanlıkla itham eden ve yaptığım işin karşılığının kendisinin ödediği sigorta primlerinin olduğunu savunan bir hastamın muayenesini bugün reddettim.

    Reddettim cunku; hekimin yaptigi isin mukafati, durmuş bir kalbin tekrar çalıştığını görmektir, hayatını kaybetmek üzere olan hastanın tedavi sonrası kontrol muayenesine döndüğünde hastanin gözlerindeki gülüştür, erken koyduğu meme kanseri tanısından sonra hastasının kusursuz iyileştiğini görmektir, ‘cocugunuzun tumoru iyi huylu’ dediginde bir babanin gozlerinden dokulen sevinc gozyaslarini gormektir.

    Hekimlik pratiginin cok zor gunlerden gectigi asikardir. Ucuz is gucleri, tetkik yogunluklari, bir gunde bakilan yuzlerce hasta sayisi, hekimlik pratiginde zorluklari ve hasta memnuniyetsiziligini beraberinde suphesiz getirmistir. Ancak bunlarin hicbiri, o beyaz onlugun icinde yer alan, insanligin binlerce yillik bilgi birikimi emanetini tasiyan bir hekime saygisizligi, yapilan isi pervasizca verilen sigorta primlerine veya odenen maaslara indirgemenin mazereti olamaz.

    Hastalarindan ve hasta yakinlarindan asgari duzeyde de olsa anlayis ve sabir gormeyi beklemek her hekimin en dogal hakkidir.

    Ve hekim, acil medikal durumlarin ve zaruri hallerin disinda, bu bilgi birikimini kendisine ve meslektaslarina hakaret eden insanlarla paylasmayi reddetme hakkina sahiptir.

    Zira hekimliğin karşılığı maddi bir degerle olculemez. Hekimlik, en sade deyimle, bir özveri ve tutkudur.

    Dr. Mehmet Emin Adın
    avatar
    25.02.2018 - 02:24